CEMÂLÎ BABA

(d. 1836/7/1252 - ö. 1915/1342)
tekke şairi
(Tekke / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Hasan Cemâlî Baba son dönem Bektaşi şairlerinden biridir. Mahlas olarak genellikle Cemâlî ve Cemâlî Baba mahlaslarını kullanmıştır. Hayatı hakkındaki ilk bilgiler Ahmet Bâdî Efendi’nin Riyâz-ı Belde-i Edirne adlı eserinde verilmektedir. Eserde Hasan Cemâlî Baba’nın Tekfur Tağlı (Tekirdağ) olduğu ve 1252 (m.1836) yılında doğduğu bilgisi verilir (Ahmet Bâdî Efendi C. III: 50). Ahmet Hilmi Yücebaş, Tekirdağlı Şairler adlı eserinde Hasan Cemâlî Baba’nın 1247 (m. 1830) yılında Tekirdağ’ın Hacı Mehmet mahallesinde doğduğunu bildirmektedir (Yücebaş 1939: 47). S. Nüzhet Ergun, Bektaşî Kızılbaş Alevî Şairleri ve Nefesleri adlı eserinde, A. Hilmi Yücebaş΄ın vermiş olduğu Hasan Cemâlî Baba’nın 1247 yılında doğduğu bilgisinin doğru olmadığını söyler ( Ergun 1956: 238). Kaynaklarda Hasan Cemâlî Baba’nın ailesiyle ilgili bilgi verilmemektedir. Eğitimiyle ilgili bilgi sahibi olunmamasına rağmen bazı kaynaklarda Arapça ve Farsça’ya vâkıf olduğu bilgisi verilmektedir (Yücebaş 1939: 47). Hasan Cemâlî Baba’nın meslek hayatıyla ilgili bilgi bulunmamakla beraber onun bir müddet Tekirdağ belediye başkanlığı yaptığı bilgisi verilmektedir (Ahmet Bâdî Efendi C. III: 50; Yücebaş 1939: 47). Bektaşiliğe intisap ederek Mahmut Babazâde Nafî Baba’dan icazet alan Hasan Cemâlî Baba, “Babalık” mertebesine de nail olmuş, herkesin hürmet ve muhabbetini kazanmış bir kişidir. Hasan Cemâlî Baba Tekirdağ’da resmî merasimlerinde kendi yazdığı şiirleri okumakta, iyi saz çalıp, iyi şiir söylemekte ve bu şekilde umumun takdirini kazanmaktadır (Ahmet Bâdî Efendi C. III: 50; Yücebaş 1939: 47; Ergun 1930: 43-45). Kaynaklarda Hasan Cemâlî Baba’nın ölümü hakkında farklı bilgiler bulunmaktadır. A. Hilmi Yücebaş, onun 1312 (m.1894) yılında 75 yaşında Tekirdağ’da öldüğünü söyler (Yücebaş 1939: 47). Sadettin Nüzhet Ergun ise Bektaşî Şâirleri adlı eserinde Hasan Cemâlî Baba’nın tahminen 1320 (m.1902) tarihinde Tekirdağ’da vefat ettiğini ifade eder (Ergun 1930: 43-45). Ergun daha sonraki yıllarda yayımlanan Bektaşî Kızılbaş Alevî Şairleri ve Nefesleri adlı eserinde daha önce onun 1902 olarak verdiği vefat tarihinin doğru olmadığını belirtir. Hasan Cemâlî Baba’nın, Hayrullah Yalım’ın kızının doğumu için düştüğü tarihten yola çıkarak onun 1339 (m. 1914)’dan sonra vefat ettiğini belirtir (Ergun C. III, 1956: 238). Hasan Cemâlî Baba’nın vefatı konusunda en son ve kesin bilgiyi Turgut Koca verir. Koca, kendilerinin Tekirdağ yöresinde yaptıkları araştırmalarda Hasan Cemâlî Baba’nın cenaze töreninde bulunan yaşlıların onun Cumhuriyetin ilanından sonra vefat ettiğini ve bu tarihinde 1924 olduğu bilgisini verdiklerini belirtir (Koca 1990: 647). Verilen bu bilgilere göre Hasan Cemâlî Baba’nın 1836 ve 1924 yılları arasında yaşadığını söyleyebiliriz.

V. Lütfi Salcı, Hasan Cemâlî Baba’nın sadece Tekirdağ’da değil Edirne, Kırklareli, Gelibolu ve Bandırma’da da uzun müddet bulunduğunu ve İstanbul’da da tanındığını söyler. Ayrıca onun, her yıl muharrem ayında mutlaka İstanbul’a gittiğini ve Rumeli Hisarında Şehitlik Bektaşi tekkesinin şeyhi olan mürşidi Nâfî Baba’yı ziyaret ederek aşure törenine katıldığını söyler. Salcı’ya göre Hasan Cemâlî Baba’yı Bektaşi babalarının birçoğu sevmez, beğenmez ve onu yolsuz çıkarırlardı. Çünkü o Bektaşilikte şiddetle yasak olan iki kadın almayı bizzat kendisi yapmıştı. Hatta, kendisine intisap eden bir kadını yine Bektaşilik anane ve usulünce kendi öz evladı olup nikâh düşmeyeceği hâlde nikâhı altına almıştır. Hasan Cemâli Baba bu hususta, ‘her şeyin önü şeriattır, tarikat şeriatı bozmaz’ diye teviller yapmıştır. Ayrıca Hristiyanların Müslüman olmadan Bektaşi olamayacağı kaidesine isyan ederek Kırklareli’de papaz Yorgi Saliki’yi, Edirne’de şair Andon Kevkebi’yi Bandırma’da şair ve papaz Papayero Ra’if’i ve İstanbul’da Zincirli Han Odabaşısı olup halen sağ olan Mondiros Feyzi’yi Müslüman olmadan önce Bektaşi yaptığını söyler (Salcı 1948: 70-71).

V. Lütfi Salcı, Hasan Cemâlî Baba’nın milletler arası farmason locasına da mensup olduğunu ve Bektaşiliği de Türk Farmasonluğu sayarak Hristiyanların Bektaşi olurken Müslüman olmaları lüzumuna gerek görmediğini söyler. Hatta, yalnız Hristiyan değil, Yahudilerden Selanik Mebusu Emanuel Karasu’yu da Bektaşi yapmıştır. O, daha doğrusu Müslüman, Hristiyan, Musevi, isterse Mecusi olsun bütün farmasonları Bektaşi yapmaya uğraşmakta ve bunda da muvaffak olmaktadır. İstanbul’da mutlakıyet devrinin birçok vezirini, paşasını hatta edip, şair ve muharrirlerini bile gizlice Bektaşi yapmış, Bektaşiliğin bazı ananelerine isyan etmekle beraber Bektaşi olmayanlara da pek vurucu tehditler savurmuştur (Salcı 1948: 71).

Hasan Cemâlî Baba’nın eserleri konusunda kaynaklarda farklı bilgiler bulunmakta, eserlerinin ismi ve sayısı konusunda bir uzlaşma sağlanamamaktadır. Yapılan araştırmalarda Hasan Cemâli Baba’ya ait olan beş esere ulaşıldı. Eserlerinde genel olarak din, tasavvuf ve Bektaşilik konularını işlemiştir.

1. Risâle-i Âgâh-ı Dil: Kütahya Mustafa Yeşil Kütüphanesi’nde 24479 numaradadır. Eserde dinî ve tasavvufi kavramların anlatıldığı 29 adet mesnevi nazım şekliyle yazılmış manzume bulunmaktadır.

2. Rehnümâ-yi Sâlikîn: Millî Kütüphanede Y.Z. F.B 169/2 numaradadır. İstinsah Tarihi 1293 (m.1876), müstensihi Hüseyin Hâkî’dir. Mensur olan eser isminden de anlaşılacağı üzere tasavvuf yoluna giren sâliklere bu yolla ilgili bilgiler vermektedir.

3. Rumûz-ı ‘Âyîn-i Cem ve Künûz-ı Keşifül’l-Hikem: Millî Kütüphane Yz. F.B. 626 numaradadır. İstinsah Tarihi 1310 (m. 1892)’dur. Bektaşilik geleneğine göre bir cem ayinin nasıl yapıldığının anlatıldığı eserin büyük bir kısmı mensurdur.

4. Menâkıb-ı ‘Âl-i ‘Abâ ve Mesâ’ib-i Deşt-i Kerbelâ: Millî Kütüphanede A. 3045 numarada bulunmaktadır. Mensur olan bu eserin ilk sayfası eksiktir. Eserde Hz. Peygamber, on iki imam, on dört masum-ı pâk, on yedi kemer-best, Kerbelâ’da şehit düşen yetmiş iki kişi ve Hacı Bektâş Velî’nin hayatından bahsedilmektedir.

5. Nutk-ı Cemâlî Baba: Millî Kütüphanede Yz. A. 918 numarada bulunmaktadır. Eserde on beş Nâ’t, iki Nutuk ve bir nefes bulunmaktadır.

6. Şiirler: Şiirlerin bir kısmı araştırmacı-yazar Refik Engin tarafından Tekirdağ yöresinden derlenmiştir. Bir kısmı da Hasan Cemâlî Baba’nın eserlerinde rastlanılmayıp farklı kaynaklarda yer alan şiirlerdir. Bunlar Seyfullah Yıldırım tarafından hazırlanan yüksek lisans çalışmasında bir araya getirilmişlerdir (Yıldırım 2005: 376-412).

Hasan Cemâlî Baba, eserlerinde hem aruzu hem de heceyi kullanmış ve her iki ölçüyü de başarılı bir şekilde uygulamıştır. Heceyle yazmış olduğu şiirlerde sade, yalın ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Aruzla yazmış olduğu şiirlerde, özellikle tasavvufî manzumelerde, Arapça ve Farsça kelime ve tamlamaları çokça kullanmıştır (Yıldırım, 2005: 17). İster halk edebiyatı isterse Klasik edebiyat nazım şekilleri ve türlerini kullanmış olsun eserlerindeki ana tema Bektaşiliktir. Bundan dolayı da eserlerinde Hz. Ali, On iki imam, Hacı Bektaş-ı Veli ve diğer Bektaşi büyükleri üzerinde durarak onların bu düşünce sistemi içerisindeki yeri ve önemini vurgulamıştır. Hasan Cemâlî Baba bir Bektaşi babası olduğu için eserlerini belirli bir estetik kaygıyla yazmamış bundan dolayı da eserlerinde içerik ön plana çıkmış, şekil ise ikinci planda kalmıştır.

Kaynakça

Ahmet Bâdî Efendi. Riyâz-ı Belde-i Edirne. C.3.

Ergun, Saadettin Nüzhet (1930). Bektaşî Şairleri. İstanbul.

Ergun, Saadettin Nüzhet (1956). Bektaşî Kızılbaş ve Alevî Şairleri ve Nefesleri. C. 3. İstanbul.

Koca, Turgut (1990). Bektaşî Nefesleri ve Şairleri, 12. Yüzyıldan 20.Yüzyıla Kadar. İstanbul: Maarif Kitaphanesi.

Salcı, Vahit Lütfi (1948). “Edirne Şairleri, Hasan Cemâlî Baba. Damla Dergisi. Yeni Seri. 5(46): 70-71,79.

Yıldırım, Seyfullah (2005), Hasan Cemâlî Baba: Hayatı Sanatı ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi.

Yücebaş, A.Hilmi (1939). Tekirdağlı Şairler. İstanbul: Cumhuriyet Matbaası.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. SEYFULLAH YILDIRIM
Yayın Tarihi: 13.09.2013

Eserlerinden Örnekler

  Nefes-i Cemâlî Baba 

 Zâhid bizim tarîkatımız sorarsan

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin

 Zâhir bâtın hakîkatiñ ararsan

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin

 Şerî’at ‘ilmini tefhîm eyledik

 Tarîkat şartını ta’lîm eyledik

 Ma’rifet-i İlâhî taksîm eyledik

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin

 Çok şükür biz olduk gürûh-ı nâcî

 Fehm itdük külli sırr-ı mi’racı

 Ka’be-i ‘ışkda olmuşuz hâcı

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin

 Lâ-mekân mülkünde cevelân eyleriz

 ‘Alem-i lâ-hûti seyrân eyleriz

 Her kelâmı ‘ârifâna söyleriz

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin

 Sâkî-i meh-likâ elde piyale

 Sundukça neş`eler gelir kemâle

 Mahabbet ederüz Cemâl-i cemâle

 Nâzenîñiz nâzenîniñ nâzenin.

Yıldırım, Seyfullah (2005). Hasan Cemâlî Baba: Hayatı Sanatı ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi, 349-350.

 Nefes-i Cemâlî Baba

 ‘İlmiyle zâtıyla kevn ü mekânı

 İhâta eyleyen Allahımız var

 On sekiz biñ ‘âlemleriñ sultânı

 Hükm-i fermâ olan bir şâhımız var

 Şerî’at tarîkat toğru râhımız

 Ma`rifet hakîkat şems-i mâhımız

 Muhammed Muâtâfâ kıble-gâhımız

 İsnâ ‘aşere İmamu`llahımız var

 İkmâdımız vardır inkârımız yok

 Esrârımız vardır ezhârımız yok 

 Dil-dârımız vardır ağyârımız yok

 Nâzenîñiz özge bir râhımız var

 Hu şüphe-i Hak ile nazâr eylemez

 Her kelâmı ‘ârifâna söylemez

 Yâr ile yâr olduk ğayrı neyleriz

 Hikmet-şinâs-ı dil-i âgâhımız var

 Vakt eyle mürşidleriñ sözüne

 Zerresin götürme göñül yüzüne

 Görüneñ Hak görenler gözüne

 Cemâlî Baba Cemâlu`llahımız var.

Yıldırım, Seyfullah (2005). Hasan Cemâlî Baba: Hayatı Sanatı ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi, 371-372.

Gazel

Ey dil yürü var Hazret-i settâre budur yol

Mahbûb-ı Hudâ Ahmed-i Muhtâra budur yol

Gel dest-i ‘Alîden içegör kevser-i ‘ışkı

Mestâne sıfat Haydar-ı Kerrâre budur yol

Sıdk-ıla yapış dâmenine Hazret-i Pîriñ

Ger tâlib isen Hazret-i Hünkâra budur yol

Bu safha-i dilden silegör nakş-i sivâyı

‘Aşıksañ eger şîve-i Dildâre budur yol

Görmekse murâd Dildârı Cemâlî

Mir`at-ı dile eyle nazar yâre budur yol.

Yıldırım, Seyfullah (2005). Hasan Cemâlî Baba: Hayatı Sanatı ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. Kütahya: Dumlupınar Üniversitesi, 305-306.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ATÂd. ? - ö. 19. yy.Doğum YeriGörüntüle
2Kardaş, Ümitd. 18 Mart 1950 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3EFLÂKÎ, Tekirdağlıd. 1808 - ö. 1876Doğum YeriGörüntüle
4ATÂd. ? - ö. 19. yy.Doğum YılıGörüntüle
5Kardaş, Ümitd. 18 Mart 1950 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6EFLÂKÎ, Tekirdağlıd. 1808 - ö. 1876Doğum YılıGörüntüle
7ATÂd. ? - ö. 19. yy.Ölüm YılıGörüntüle
8Kardaş, Ümitd. 18 Mart 1950 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9EFLÂKÎ, Tekirdağlıd. 1808 - ö. 1876Ölüm YılıGörüntüle
10ATÂd. ? - ö. 19. yy.Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Kardaş, Ümitd. 18 Mart 1950 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12EFLÂKÎ, Tekirdağlıd. 1808 - ö. 1876Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13ATÂd. ? - ö. 19. yy.Madde AdıGörüntüle
14Kardaş, Ümitd. 18 Mart 1950 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15EFLÂKÎ, Tekirdağlıd. 1808 - ö. 1876Madde AdıGörüntüle