DİLŞAD HANIM

(d. 1901 / ö. 16.12.1985)
âşık, şair
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Saraylı Küçük Bey’in ortanca kızı olan Dilşad Hanım, 1901 yılında Elazığ'a bağlı Saray köyünde dünyaya gelmiştir. Adını babaannesinden alan Dilşad Hanım’ın karakteri de ona benzemektedir. Dilşad Hanım, babaannesi gibi dikbaşlı, otoriter, idare etmeyi ve yönetmeyi seven bir Anadolu kadınıdır. Annesi Sıdıka Hanım, yedi köyün güzeli olarak tanınan, Perçenç (Akçakiraz) köyünde Hacı Hafız Ağa’nın kardeşi Ahmet Ağa’nın kızıdır. Dilşad Hanım’ın Atiye ve Firdevs adlı iki kız kardeşi ve Muhammed Ziver adında bir erkek kardeşi vardır.

Saraylı Küçük Bey’in dedesi, padişahın yapılarında mimar olarak çalışır ve Elazığ’a büyük bir servetle döner. On yedi köyün sahibi, varlıklı bir kişidir. Dilşad Hanım ve ablası evde özel ders alan, dadıyla büyüyen, o devre göre çağdaş ve eğitimli genç kızlar olarak yetiştirilirler. Dilşad Hanım, el işleri ve yemekleri konusunda da oldukça beceriklidir. Hatta TRT’den gelen bir ekip, oldukça kabiliyetli olan Dilşad Hanım’la bu konuda görüşmeler de yapmıştır (Çetindağ Süme 2018).

Dilşad Hanım'ın babası maddi servetinin kıymetini bilmeden harcamalar yapınca aile bir müddet sonra geçim sıkıntısına düşer. Dilşad Hanım’ın annesi ve kardeşleri kaliteli yaşamlarını kaybederek 13-14 yaşlarından itibaren Perçenç’e gelip burada yaşamlarına zor şartlarda devam ederler. Rahat yaşamlarından sonra geçim sıkıntısına düşen ailenin kızları, sıkıntılarından kurtulmak için çeşitli el işleri yaparlar ve annelerine yardımcı olurlar. Üç genç kız ve genç anne, hayatın zorlukları ile baş başa kalırlar. Tek ve son ümitleri erkek kardeşleri Muhammed Ziver’dir. Muhammed Ziver askerî liseye gider, okulu bitirip zabit olur ve Şam’a tayin edilir. Ancak ne yazık ki bir kavgayı ayırırken kaza kurşunu ile hayatını kaybeder. Ailenin son ümidi de acı bir sonla yitip gider.

Dilşad Hanım, yirmili yaşlarda iken amca torunu Hacı Hafız Ağa’nın torunu Remzi Bey’le evlenir. İki kızı ve bir oğlu olur. En büyük kızı Semahat Hanım, ortanca kızı Naşide (Yalçıntürk) Gökbudak ve oğlu Hıfzı Yalçıntürk’tür. Kızı Naşide Gökbudak, yeteneğini annesinden almış, önemli bir yazar ve şairdir (Çetindağ Süme 2018).

Her yönüyle iyi yetişmiş biri olan Dilşad Hanım, pek çok yeteneği ile küçük yaşlardan itibaren dikkatleri üzerine çekmeyi bilmiş, sanatçı yönü ağır basan bir şahsiyettir. Her ortamda her duruma uygun şiir söyleyebilme yeteneği ile âşıklık özelliği kazanmıştır. Şair hanımlarla karşılıklı deyişleri oldukça güçlüdür. Doğaçlama olarak her konuya uygun mani söyleyebilme özelliği, onun, dikkatleri üzerine toplamasına sebep olmuştur. Doğaçlama şiir söyleme kabiliyeti, hazır cevaplılığı ve nüktedanlığı, onun sanatçı tarafını ortaya koyar. Bu özellikleriyle iyi bir fıkra tipi ve kaynak kişidir. Aynı zamanda iyi bir fıkra anlatıcısı olarak da tanınan Dilşad Hanım, bütün meclislerde sözüne itibar edilen bir şahsiyet olmuştur.

Dilşad Hanım, konuşkan, nüktedan, zarif bir hanımdır (Memişoğlu 1995: 234). Hoş sohbet yönü, neşesi, görgüsü, bilgisi ile çevresi tarafından çok sevilen ve dinlenilen birisi olmayı başarabilmiştir. Yeteneğini, aldığı eğitimle birleştirmiş, edebiyatla daima iç içe olmuştur. Sade ve anlaşılır dili ile herkesin gönlünü kazanmıştır. Özellikle ironik söylemleri, birçok kişinin söylemek isteyip de söyleyemediklerini dile getirebilmesi çevresi tarafından cesur ve sevilen bir kişi olmasını sağlamıştır.

Hemen her konuda dizdiği mani ve şiirlerden bir kısmı da eşine söylediklerini içerir. Bazı baskılar yüzünden yedi yıla yakın bir süre eşinden ayrı kalan Dilşad Hanım, sıkıntılarını dizelere dökmüş; eşinin, evladının varlığını yıllar sonra öğrenmesine serzenişte bulunmuştur: “Düze gel, düze gel/ Arada bir bize gel/ Hep yalana inanma/ Biraz doğru söze gel." (Çetindağ Süme 2018). Dilşad Hanım eşinden ayrı kalışını, tek başına çektiği sıkıntılarını daima manilerle dile getirmiştir. Eşinin hayatta olmasına rağmen tüm zorlukları tek başına üstlenmenin sıkıntısını bir manide şöyle ifade etmektedir: "Aç gezerim tok gibi/ Varsın ama yok gibi/ Ölüm Allah’ın emri/ Bu ayrılık ok gibi." (Çetindağ Süme 2018), yine bir başka manide; "İçimde bir yaram var/ Erkeğim yok yuvam var/ Her akşam baba bekler/ Kucağımda çağam var." (Çetindağ Süme 2018), diyerek eşi olduğu halde onun desteğini görmediğini, yuvasında yalnız olduğunu, evladını tek başına büyüttüğünü söylemektedir. "Yedi yıl yol bekledim/ Derdime dert ekledim/ Bele yapma Remzi Beg/ Ben de az dert çekmedim.” (Çetindağ Süme 2018) dizelerinde de haklı bir serzenişin duygusu hissedilmekte, manilerinin tamamında hayatın zorluklarıyla tek başına nasıl mücadele ettiği görülmektedir.

Dilşad Hanım yaşadığı pek çok sıkıntı içerisinde hayatın güzel ve mizahî yanlarını da görmesini bilmiştir. Mizahî yanı oldukça güçlüdür ve nükteli sözleri, manileri dilden dile dolaşmaktadır. Bir başka nüktedan ve fıkra tipi olan Perçençli Hayriye Hanım’la aralarında geçen bir atışma oldukça meşhurdur: Perçençli Hayriye Hanım’ın “Evim yapılıp bitince inşallah dutla mevlid okutacağım.” vaadine Dilşad Hanım kızar ve “Sakın öyle bir şey yapma sana maniler dizer, seni herkesin içinde rezil ederim.” der. Vakti gelince, Perçençli Hayriye Hanım iki oda dolusu misafirine tepsi içinde dut ikramına başlayınca, Dilşad Hanım da şu manileri dizer: “Köyde sattın göllü bağı/ Şehirde yaptın konağı/ Dutla mevlid mi olur?/ Hey âlemin kaltağı." manisinden sonra "Kaşı saçı kayıptır/ Dutla mevlid ayıptır/ Burdaki hanımlara/ Hacıbekir layıktır.” (Çetindağ Süme 2018), manisini de irticali olarak söyleyerek Perçençli Hayriye Hanım'ı kendince eleştirir.

Dilşad Hanım, ömrünün son zamanlarını Ankara’da geçirir. Elazığ’da çok sevilen ve tanınan birisi olduğu için gurbetteki yalnızlık ona çok ağır gelir ve “Hangi yol savurdu beni bu ele/ Ne tanıyan, ne de selam veren var/ Götürün beni doğduğum yere/ Ne soranım, ne de kimim bilen var” şiirini söyler. Memleketine olan hasretini ve yalnızlığını ise şu dörtlük ile dile getirir: “Eğridir Ağalık bağının pişot ağacı/ Gözümde tüter bastığı, bulamacı/ Düşününce nah şurada başlar sancı/ Bir ölümün bir hasretin yokmuş ilacı.” (Çetindağ Süme 2018).

Dilşad Hanım’ın çocukluğunda, genç kızlık yıllarında, evliliğinde ve daha sonraki zamanlarda sıkıntılı günleri olsa da hayatın güzelliklerini, eğlenceli taraflarını görebilmiş olması her ortamda samimi, sade, içten tavırları, deyişleri, şiirleri, fıkraları, türküleri ile herkesin gönlüne taht kurmasını bilen sanatçı kimliği onu önemli bir yere taşımıştır. Dilşad Hanım bütün bu güzel vasıflarıyla Harput kültüründe kadın sanatçıların önemini gözler önüne sermektedir.

Kaynakça

Memişoğlu, Fikret (1995). Harput Halk Bilgileri. Elazığ: Elazığ Kültür Derneği Yay.

Naşide Gökbudak, 1937, Elazığ/Perçenç, Lise, Yazar/Şair, [Gülda Çetindağ Süme tarafından 15.04.2018 tarihinde yapılan görüşme].

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜLDA ÇETİNDAĞ SÜME
Yayın Tarihi: 02.07.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1MERÂMÎ, Seyfi Yıldızd. 15.02.1965 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
2ŞEYHÎ/ŞEVKÎ, Mehmet Şeyhîd. 1815 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3HÜSEYİN, Hüseyin Alizâded. 1958 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Rıfkı Melûl Meriçd. 1901 - ö. 22 Ocak 1964Doğum YılıGörüntüle
5Hilmi Ziya Ülkend. 3 Ekim 1901 - ö. 5 Haziran 1974Doğum YılıGörüntüle
6Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlud. 1901 - ö. 25 Mayıs 1970Doğum YılıGörüntüle
7Rıfkı Melûl Meriçd. 1901 - ö. 22 Ocak 1964Ölüm YılıGörüntüle
8Hilmi Ziya Ülkend. 3 Ekim 1901 - ö. 5 Haziran 1974Ölüm YılıGörüntüle
9Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlud. 1901 - ö. 25 Mayıs 1970Ölüm YılıGörüntüle
10Rıfkı Melûl Meriçd. 1901 - ö. 22 Ocak 1964MeslekGörüntüle
11Hilmi Ziya Ülkend. 3 Ekim 1901 - ö. 5 Haziran 1974MeslekGörüntüle
12Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlud. 1901 - ö. 25 Mayıs 1970MeslekGörüntüle
13Rıfkı Melûl Meriçd. 1901 - ö. 22 Ocak 1964Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Hilmi Ziya Ülkend. 3 Ekim 1901 - ö. 5 Haziran 1974Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlud. 1901 - ö. 25 Mayıs 1970Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Rıfkı Melûl Meriçd. 1901 - ö. 22 Ocak 1964Madde AdıGörüntüle
17Hilmi Ziya Ülkend. 3 Ekim 1901 - ö. 5 Haziran 1974Madde AdıGörüntüle
18Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlud. 1901 - ö. 25 Mayıs 1970Madde AdıGörüntüle