EŞREF, Şair Eşref, Mehmed Eşref Efendi

(d. 1846-47/1263 - ö. 1912/1330)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

1263/1846-47’de Kırkağaç kazası dâhilinde Gelenbe’de doğdu. Gelenbeli Usûlîzâde Hafız Mustafa Efendi’nin oğludur. Resmî tercüme-i hâlinde Gelenbevî sülalesinden olduğu yazılıdır. Manisa Hatuniye Medresesi’nde Arapça ve Farsça okudu. Manisa’da Sultaniye Müdeerrisi Rıza Efendi’den medrese usulünce Fenarîye kadar okuduğu ve bütün tahsilinin bundan ibaret olduğu söylenir. 1287/1870-71’de Manisa Tahrirat Kalemi’ne mülazemetle devam etti. Turgutlu, Akçahisar, Alaşehir kazaları mal müdürlüklerinde bulundu. Muharrem 1295/Ocak-Şubat 1878’de istifa ederek İstanbul’a geldi. Sınavla Fatsa Kazası kaymakamlığına tayin edildi. Kendini içki ve eğlenceye vererek görevini yerine getirmemesi, hoş olmayan hâlleri ve yolsuzlukta bulunması nedeniyle azledildi. Şûrâ-yı Devletçe yapılan incelemelerde beraat etmesine rağmen yine de mazul kaldı. Sonra Çapakçur, Hizan, Ünye, Tirebolu, Akçadağ, Garzan, Garbî Ağaç, Buldan, Kula, Kırkağaç, Daday kazaları kaymakamlıklarında bulundu. Daday kaymakamlığından istifa etti. Gördes kaymakamlığına tayin edildi. Gördes kaymakamlığı görevindeyken İzmir’de ikâmet ettiği eve 2 Ramazan 1320/3 Aralık 1902’de polis memurları gelerek evrakını toplayıp hükümet dairesine götürdüler. On gün sonra İzmirli Hafız İsmail Efendi ve Tevfik Nevzat Bey’le beraber İstanbul’a getirilerek tutuklandılar. Eşref yedi ay hapiste aldıktan sonra zararlı evraklar bulundurduğu için mahkemede bir sene daha hapis yatmasına karar verildi. Zararlı evrak olarak görülen şeyler ise vekil ve yakınlarından bazılarına yazdığı hiciv manzumeleri ve Damad Mahmûd Paşa’nın Avrupa’ya gitmeden önce yazdığı mektuplardır. Mahkûmiyeti olan bir sene on gün bittikten sonra hem kendinin ve hapis arkadaşı polisin hem de İzmir’e gidecek birkaç sürgünün harcırahlarını cebinden vermek şartıyla İzmir’e gönderildi. 17 Ağustos 1903’te İzmir’den hareketle Mısır’a, bir süre sonra Paris’e ve İsviçre’ye gitti. Bir müddet de Kıbrıs’ta bulundu. Mısır’dayken Deccâl’i neşrettiğinden dolayı mallarının hacziyle gıyaben mahkum edileceği İstanbul gazetelerinde görüldüğünden ahlaki olmayan bir kıt’a yazıp cinayet reisine göndermiştir. Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a geldi. Bir süre sonra Adana Vali muavinliğine tayin edildi. Sonra emekli edilerek memleketine çekildi. 5 Cumadelahire 1330/22 Mayıs 1912’de Kırkağaç’ta Bahçıvan Pazarı’ndaki evinde vefat etti. Annesi Ârife Hanım’ın yanına defnedildi.

Eşref Efendi, nev’i şahsına münhasır biriydi. Kimseden korkmaz, bir şeyden yılmaz, ateş içinde kalsa yanıyorum, denize düşse boğuluyorum demez; garip, acayip, görünüşte ise korkunç bir adamdı. Hoş-meşrep, şakacı, iffetli insanlara karşı hürmetkâr, aksi insanlara ise düşmandı. Hazineden hiç para talep etmeden Denizli’de bir hükümet dairesi yaptırdı ve kapısına “Burası Bâb-ı emîndir, herkes emniyetiyle gelebilir.” şeklinde bir tarih manzumesi söylediyse de tepki çekmemek adına bu yazılmadı.

Eşref Efendi, şiirlerinin bazılarını İbnü’l-Emin Mahmud Kemal’in babasına; Mısır’da bastırdığı eserlerinin bir nüshasını da İbnü’l-Emin Mahmud Kemal’e hediye etmiştir. Bilinen ilk şiiri, İzmir gazetesinde çıkan bir kıt’asıdır (nr.3, 3 Haziran 1312). Bu tarihten ölümüne kadar İzmir, Âhenk, Yeni Gazete, Hizmet gibi gazetelerde ve Şu’le-i Edebi Muktebes, Edeb Yâhû, Eşref (Musavver Eşref) dergilerinde gazel, kıt’a, tarih ve diğer şiirleri neşredilen şairin eserlerinin büyük bir kısmı hiciv alanına girer. Nef’î ve Sürûrî gibi şairlerin şahsında şöhret bulan hiciv tarzının XIX. yüzyılda yetiştirdiği en önemli temsilcilerinden biridir. Nitekim Eşref Efendi, Sihâm-ı Kaza yazarı Nef’î’yi her zaman yüceltirdi. Eşref, kelimenin kuvvetine değil, kelimelerle en ince ve en akıl yoran nükteleri söylemeye vakıftı. Sözlerine vezinden, kafiyeden sihirli sözler ödünç veriyordu ki bu yetenek şaşkınlıkla karşılanıyordu. İnsanların bu manzum ve nükteli sözlerinden dolayı hayret etmesi yanında, bu sözlerin zulme, zorlamaya karşı söylenen ifadeler olduğundan dolayı ve Eşref adını samimi bir şekilde anmaları da bekleniyordu. Eşref Efendi, İbnü’l-Emin Mahmud Kemal’in babası Mehmed Emîn Paşa’nın vefatı için de bir tarih yazdı. Eşref , dönemin meseleleriyle yakından ilgilidir. Devletin işleyişi ve toplumdaki aksaklıklardan çok defa Sultan Abdülhamîd'i ve çevresini sorumlu tutar, eserlerinde onları hakarete ve müstehcenliğe varan bir dille eleştirir. Devlet ve toplum hayatında görülen zulüm, suistimal, rüşvet. iltimas, cehalet ve miskinlik gibi bozukluklara vatan, millet, meşrutiyet, hürriyet. adalet ve liyakat gibi fıkirlerle karşı koymaya çalışır. Muhteva açısından yeni olan şiiri, şekil ve üslup bakımından büyük ölçüde eskiye bağlıdır ve bu açıdan Namık Kemal ile Ziya Paşa'nın şiirleriyle aynı çizgidedir. Şerife Baş, Şair Eşref'le ilgili bir yüksek lisans çalışması yapmıştır (bk. Baş 1999).

Kaynakça

Baş, Şerife (1999). Şair Eşref’in Hayatı ve Eserleri Üzerine Bir İnceleme. Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Ege Üniversitesi.

Cunbur, Müjgan (hzl.) (1999). İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şâirleri. C.I. Ankara: AKM Yay. 

Göçgün, Önder (1989). Şair Eşref. Türk Büyükleri Dizisi 107. Ankara: KTB Yay.

Huyugüzel, Ömer Faruk (2010). “Şair Eşref”. İslam Ansiklopedisi. C. 38. İstanbul: TDV Yay. 304-05.

Kurnaz, Cemal-Tatcı, Mustafa (2001). Mehmet Nail Tuman Tuhfe-i Nâilî Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. I. Ankara: Bizim Büro Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. İSMAİL HAKKI AKSOYAK
Yayın Tarihi: 20.01.2015

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Ben ol sayyâd-ı cellâdım ki meydân-ı hamiyyette

Kemend-i himmeti terk eylemem bir lâhza yanımdan

Denîler bâl-i ikbâlin açup da yıldıza çıksa

Yine âzâde olmaz dâm-ı “şemşîr-i zebân” ımdan

Neler çekdim neler ben anların islâh-ı emrinde

Semânın kubbesi gümbürdedi aks-i figânımdan

Kabûl-i Hakk’a dâir görmedim anlarda tesîrât

Ne âh-ı âteşînimden ne kilk-i hoş-beyânımdan

Kolaydır mahvı ıslâhından ol hâinlerin ammâ

Değil it uğruna olmakta lâyık kendi cânımdan

Ölürsem anlar ıslâh olmadan ben yıldırım âsâ

Çıkar envâr-ı fosforiyye her şeb üstühânımdan

Nice fir’avne Mûsâ kesildim Tûr-i ma’nâda

Akar nûr-i hamiyyet Eşrefâ her gülistânımdan

Gazel

Bir günüm âsûde geçmez âh u figân etmeden

Bir gecem bulmaz sabâhı gamla idmân etmeden

Her felâket baş urur bir kerre bâb-ı lûtfuma

Boş bırakmam kudretimce ben de ihsân etmeden

Pek düşünmem bir belânın zeyli melhûz olsa da

Bir belâdan önce tahlîs-i girîbân etmeden

Olduğıyçün bir misâfirden ziyâde hürmetim

Git demem hangi musîbet gelse mihmân etmeden

Bir felâket sergisi oldum ki Eşref seyrime

Geldi bin gam bin keder bir kerre ilân etmeden

Cunbur, Müjgan (hzl.) (1999). İbnü’l-Emin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şâirleri. C.I. Ankara: AKM Yay. 517-18.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912Doğum YeriGörüntüle
2Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912Doğum YılıGörüntüle
5Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912Ölüm YılıGörüntüle
8Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912MeslekGörüntüle
11Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?MeslekGörüntüle
12YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Eşrefd. 1847 - ö. 22 Mayıs 1912Madde AdıGörüntüle
17Şeker, Hüsnand. 23 Temmuz 1954 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18YÜSRÎ/Yüsri Hızır Efendi, Satranççı Hızır Efendid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle