HACI BAYRAM-I VELÎ

(d. 753/1352-1353 - ö. 833/1429)
tekke şairi
(Tekke / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’nın Solfasol köyünde doğmuştur. Babasının adı Koyunluca Ahmed, dedesininki ise Mahmud’dur. (Aynî 1986:65; Cebecioğlu 1991: 21; Turan 2004: 3). Hacı Bayram, Koyunluca Ahmed’in üç oğlunun en büyüğüdür. Koyunluca Ahmed’in ortanca oğlu Seyfiyüddin, küçük oğlu ise Abdal Murad’dır (Aynî 1986:65; Bursavî 1874: 73). Hacı Bayram’ın doğum tarihi hakkında bilgiler kesin değildir. Mehmet Ali Aynî, Bursalı Mehmet Tahir’in risalesini ve Şakayık-ı Numaniyye Tercümesini kaynak göstererek doğum tarihini 1352-53 / 753 olarak vermektedir (Aynî 1986: 65). Daha sonra yapılan çalışmalar da bu tarihi kesin doğum yılı olarak kaydetmektedir (Gölpınarlı 1931:33; Cebecioğlu 1991:27; Günay 1990: 72). Hacı Bayram’ın asıl adı Numan’dır. Bayram adının tasavvufa intisabı sırasında şeyhi Hâmid-i Velî ile bir kurban bayramında rastlaşmalarından dolayı verildiği yaygın görüşlerdendir (Cebecioğlu 1991:34; Bayramoğlu 1983: 11). Hacı Bayram, adının yanı sıra Hacı Paşa, Ahi Sultan, Kapıcıbaşı, Ahi Sultan ve Velî lakapları ile de tanınmıştır (Turan 2004:27; Turan 2011:141-144). Hacı Bayram’ın annesi hakkında mezarının yeri hariç bilgi sahibi değiliz. Çubuk çayının Solfasol’a göre öbür yakasında bulunan dört duvarla çevrilmiş olan mezarın kitabesinde “Ümm-i Hacı Bayram-ı Velî” yazmaktadır (Bayramoğlu 1983: 14; Cebecioğlu 1991: 27). Hacı Bayram-ı Velî’nin annesiyle ilgili tarihî kayıtların elde olmamasına rağmen onun hakkında anlatılan menkıbeler vasıtasıyla muhtelif bilgilere ulaşmaktayız. Bayrami ve Halveti şeyhlerinden Bolulu Himmet Efendi Tarikat-nâme'sinde "Der Beyân-ı Silsile-i Bayramiyye" bölümünde; Hacı Bayram'ın annesinin hamile olduğu süre içerisinde karnındaki bebeğin zaman zaman "Allah" dediğini işittiğinden ve karnında bir kâmil pirin bulunduğunu gördüğünden bahsetmiştir (Bayramoğlu 1983: 13; Turan 2004: 19).

Hacı Bayram- ı Velî, tahsil hayatına ilk önce köyü Solfasol’da başlamıştır. Hocası Şeyh İzzeddîn’den (ö.750/1349/50) Arapçayı öğrenmiştir (Bayramoğlu 1983:13). Hacı Bayram’ın bir başka hocasının da Hallaç Mahmud Efendi olduğu söylenmektedir (Şahin 1990:121; Turan 2004: 20).

Kaynaklar onun tasavvufa intisabına kadar müderrislik yaptığını kaydeder (Cebecioğlu 1991: 30; Tahir 1925:3). Hacı Bayram-ı Velî önce Ankara’da Melike Hatun’un yaptırdığı Kara Medrese’de sonra Bursa’da Çelebi Sultan Mehmed Medresesinde müderrislik yapmıştır. Hacı Bayram’ın ne kadar müderrislik yaptığı ve ne için müderrislikten ayrıldığı hususunda malumatımız bulunmamaktadır (Aynî 1986: 67).

Hacı Bayram’ın müderrislikten ayrılışı ve tasavvufa geçiş sebebinin Şeyh Hâmid-i Velî’ye intisabı olduğu söylenmektedir. Ancak Hacı Bayram ile Hâmid-i Velî’nin nerede karşılaştığı ihtilaflı bir konudur. Karşılaşma mekânı olarak Kayseri ve Bursa gösterilmektedir (Sami 1306 :1429; Taşköprülüzade 1852: 77). Hacı Bayram’ın şeyhi Hâmid-i Velî, aslen Kayserilidir. Kayseri’de doğduğu için Şeyh Hâmidüddîn-i Kayserî, Aksaray’da medfun olduğu için de Hâmidüddîn-i Aksarayî olarak tanınmıştır (İvgin 1989: 13-14). Bursa’da da fırıncılık yaparak geçimini sağladığı için Somuncu Baba, Ekmekçi Koca diye de anılmıştır (Turan 2004: 25).

Hacı Bayram-ı Velî, hocası ile hacca gitmiş. Hac vazifelerini yaptıktan sonra Aksaray'a gelmiş. Orada hocasının 1412 (H. 815) senesinde; "Halîfem, vekîlim sensin" emri üzerine, bu ağır vazifeyi üzerine almıştır (Evliyalar Ansiklopedisi, 1992: 323,324). Hacı Bayram pirinin yanında ahiret alemine göçmesine kadar ayrılmamış ve hizmetinde bulunmuştur. Somuncu Baba’nın Yûsuf Hakîkî adında bir oğlu olmasına rağmen “Hakikat-ı Muhammediyye nurundan ve sırr-ı velâyetten müteşekkil büyük emaneti oğluna değil, Hacı Bayram’a devretmiştir. Hacı Bayram’ın Şeyhi Hâmidüddîn-i Aksarayî ile birlikte geçen uzun hizmet, sohbet, murakabe ve taat yılları şeyhinin ölümüyle sona ermiştir (Bayramoğlu 1983: 20, 22). Hocası vefat ettikten sonra Ankara'ya dönmüştür (Evliyalar Ansiklopedisi, 1992: 323, 324). Ankara’ya dönen Hacı Bayram’ın talebeleri gün geçtikçe çoğalmaya başlamış, kısa zamanda ismi her tarafta duyulmuştur. Ankara, adeta bir cezbe merkezi hâline gelmiştir.

Bayramiliğin kuruluşu, Hacı Bayram’ın şeyhi Hâmid-i Velî’nin ölümünden sonra Ankara’ya dönüşüyle başlamış olarak kabul edilir. Hâmid-i Velî’nin Anadolu’ya getirdiği manevi emaneti onun tarafından özel bir öğreti olarak düzenlenip adlandırılmamış; büyük bir mürşit olan Hâmid, bu görevi en seçkin ve büyük müridi Hacı Bayram’a bırakmıştır (Bayramoğlu 1983:59; Turan 2011: 158). Çok geniş bir ilgi çemberinin merkezinde yer alan Hacı Bayram, Bayrami tarikatını yaymaya başlamıştır. Hacı Bayram-ı Velî, bu dönem zarfında hem talebelerini yetiştirmiş, hem de belli saatlerde camide insanlara vaaz ve nasihat etmiştir. Halk, Hacı Bayram-ı Velî'nin vaazlarına büyük bir istekle katılmış, bazı kerametlerini görünce de ona daha çok bağlanmışlardı (Turan ve Cunbur 1999:75). Hacı Bayram’a olan bu iltifat ve hakkındaki söylentiler sebebiyle II. Murâd Han, Hacı Bayram-ı Velî’yi Edirne’ye davet etmiştir. Hacı Bayram, davete icabet edip Akşemseddîn ve bir kaç müridi ile birlikte Edirne'ye gitmiştir (Bayramoğlu 1983: 25). Hacı Bayram, Sultan Murâd ile uzun sohbetlerde bulunmuş bunun neticesinde de pek çok ihsana mazhar olmuştur. Hacı Bayram-ı Velî, Edirne'de bulunduğu müddet içinde, camilerde vaaz vermiştir. II. Murâd Han’ın Edirne’de kalması için ısrarına rağmen bir müddet sonra Gelibolu'ya gitmiş. Orada da Yazıcızâde Ahmed Bîcân ve Muhammed Bîcân kardeşlerle görüşmüş, onların da Bayramiyye yoluna girerek, tasavvufta ilerlemelerine sebep olmuştur (Evliyalar Ansiklopedisi 1992: 332-333; Aynî 1986: 103). 

Hacı Bayram-ı Velî, Ankara’ya döndükten sonra ömrünün sonuna kadar İslâmiyeti yaymak için uğraştı. Talebelerine ve sohbete gelen herkese, Allah ü Teâlâ’nın emirlerini bildirip, yasaklarından kaçınmanın şart olduğunu anlattı (Evliyalar Ansiklopedisi,1992: 332-333).

Hacı Bayram-ı Velî’nin evlenip çocuk sahibi olduğunu çeşitli kaynaklardan öğrenmekteyiz. Hayrünnisa adında bir kızı ve ayrıca ismi belli olmayan iki kızı daha vardır. Hacı Bayram’ın kızı Hayrünnisa, Eşrefoğlu Rumî ile evlenmiştir. Hacı Bayram-ı Velî’nin oğulları da sırayla şunlardır. Şeyh Ahmet Baba, Ethem Baba, Baba Sultan, İbrahim Ali. Abdüllatîf Râzî'nin belirttiğine göre Hacı Bayram'in nesli, Ahmedî mahlaslı Baba Sultan, Baba Edhem ve Baba Haydar’dan devam etmiştir ( Hüseyin Vassaf 1990: 98; Cebecioğlu 1991: 114).

Hacı Bayram-ı Velî’nin ihlas ve sıdk ile süren hizmet hayatı M. 1429 (H. 833) yılında Ankara’da son bulmuştur. Vasiyeti üzerine Hacı Bayram Velî’yi Akşemseddin yıkamış ve cenaze namazını kıldırmıştır. Doğum yılı gibi ölüm yılı da ihtilaflıdır. Mezarı kendi inşa ettirdiği Hacı Bayram Camisi’nin kıble tarafındadır (Turan 2004: 46).

Dinî, tasavvufi duyuş ve düşünüşün önemli bir temsilcisi olan Hacı Bayram-ı Velî, XV. yy’da Anadolu’da siyasi, sosyal ve dinî çalkantıların yaşandığı bir dönemde hakikatleri söyleyen, insanları; iyiye, güzele ve doğru olana çekip edebe, ahlaka ve sevgiye yönlendiren büyük bir mutasavvıf, hikmet ehli önemli bir şahsiyettir (Araz 2007:70; Bayramoğlu 1983:21; Turan 2011:271). Derin bir İslami kültüre sahip bu büyük mütefekkirin, hayata bakışı ve dünya görüşü, aldığı derin medrese eğitimi ile bilahare Bayramiyye tarikati adıyla tesmiye edilen tasavvufi duyuş ve düşünüş sistemine dayanır (Araz 2007: 70; Kılıç 2006: 41). 

Bayramiyye tarikatı, Nakşibendiyye tarikatı ile Halvetiliğin karışıp birleşmesinden doğmuş bir sistem olup, Bayezid-i Bistâmî ve Cüneyd Bağdâdî ruhaniyetlerinden el almıştır (Turan ve Cunbur 1999: 73). Bayramilik ehl-i sünnet itikadına tamamen uygun ve yerli bir tarikattır (Bolay 1987: 183). Hacı Bayram-ı Velî’nin bir tarikat kurmuş olmasına rağmen öğretilerini içeren kendi yazdığı bir eseri elimizde yoktur. Ancak Fuat Bayramoğlu, bu tarikatın amaç ve ilkelerini sünnilik, yerlilik, devletin sürekliliği olarak sıralamaktadır (Bayramoğlu 1983:59). Hacı Bayram Velî, bu ilkeler ışığında Bayramilik tarikatını bir sisteme oturtmuştur. Aynî, Hacı Bayram’ın bu güne kadar devam eden tarikatının Hâmidüddîn-i Aksarayî nezdinde hizmet, sohbet, murakabe ve taatle geçen mücahedesinin kıymetli bir sonucudur demektedir (Ayni 1986: 71).

Hacı Bayram, son derece önemsediği tasavvuf ve felsefe ağırlıklı eğitimin yanında Hadis, Tefsir, Kelam, Fıkıh gibi İslami ilimlere dayalı derslere de yine aynı hassasiyetle eğilmiş, özellikle Anadolu Türk muhitinde bu derslerin öğretimine önem vermiş, bu vesileyle de “bilim ve tasavvufu birleştirme başarısını göstermiş büyük bir mütefekkirdir (Araz 2007: 70; Kılıç 2006: 41). Hacı Bayram-ı Velî; bilgi, sabır, beceri, tefekkür ve hoşgörü ile tasavvufi olgunluğa ulaşarak “İlim-Tasavvuf sentezi”ni yapmıştır (Güzel 2002: 295). Hacı Bayram Velî çok iyi derecede Arapça ve Farsça bilmesine rağmen, Türkçeye rağbet etmesi ve şiirini Türkçe yazması, Anadolu insanı ile sıcak bir bağ kurmasına ve millî birliğin oluşmasına zemin hazırlamıştır (Kılıç 2006: 43).

Hacı Bayram-ı Velî hayatının sonuna kadar müridlerini terbiye etmiş, onların geçimlerini sağlamaları için yeteneklerine göre sanata ve ziraate yöneltmiştir. Kendisi de bizzat müridleri ile çalışmış ve helal rızık kazanmanın önemini her fırsatta vurgulamış, uygulamayla göstermiştir. Hayatı boyunca dünya ile ahiret ahengine verdiği önemi yaşama stili ile göstermeye çalışmıştır. Cezbe merkezi haline gelen büyük Velî, çevresine toplanan müridleriyle Türk sosyal ve kültürel hayatında çok önemli bir mevkiye sahip olmuştur (Turan 2004: 45). Anadolu insanını, yetiştirdiği önemli şahsiyetlerle dinî, ahlaki, iktisadi ve hatta siyasi açıdan geniş ölçüde etkilemiştir. Bunların arasında Akşemseddin, Eşrefoğlu Rumî, Molla Zeyrek, Yazıcıoğlu Ahmet ve Mehmet Bican kardeşler gibi şahsiyetler bulunmaktadır (Kılıç 2006: 43).

Bir veli, içinde bulunduğu toplum için artık sadece bir insan değil, inandığı değerler bütününün kendisidir (Ocak 1992:7). Hacı Bayram-ı Velî de Anadolu insanının topyekûnunun değerlerini temsil etmiştir. Ankara’nın kültür tarihi açısından mimari olan Hacı Bayram-ı Velî, Anadolu’daki millî edebiyatın ve tasavvufi hayatın gelişip yayılmasında büyük rol oynamıştır (İsen 1994:56-72).

Hacı Bayram-ı Velî, büyük cihan imparatorluğunun mayalanmasında da büyük rol oynamış, kuvvetli bir iman, birlik, bütünlük istiklal ve parlak bir istikbalin temsilcisi olmuştur (Turan ve Cunbur 1999: 89).

Kaynakça

Altınok, Baki Yaşar (1995). Hacı Bayram Velî, Bayramîlik Melâmîler ve Melâmîlik. Ankara: Oba Yay.

Ayvazoğlu, Beşir (1991). Halk Şiirinden Tarihe. İstanbul: Ötüken Yay.

Araz, Rıfat (2007). “Çalab’ın Tahtından Gönül Şehrine”, Bizim Külliye. Haziran, Temmuz, Ağustos. 39: 69-74.

Bayram, Sadi (1990). “Hacı Bayram Velî ve Tarihe Bağlılık”, I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara.  32-36.

Bayramoğlu, Fuat (1980). “Hacı Bayram-ı Velî Düşüncelerinin Günümüze Kadar Süren Etkileri”, IV. Vakıf Haftası, Ankara.

Bayramoğlu, Fuat ( 1983). Hacı Bayram Velî, Yaşamı Soyu Vakfı C.I. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yay.

Bayramoğlu, Fuat (1990). “Hacı Bayram Velî Hakkında Yeni Bilgiler Bulunan İki El Yazması Eser”, I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 37-54.

Benekay, Yahya (1966). Hacı Bayram Velî. İstanbul: Kitapçılık Limited Ortaklığı Yay.

Bolay, Süleyman Hayri (1987). “Hacı Bayram Velî’nin Dünya Görüşü”, IV. Vakıf Haftası. Ankara. 181-184.

Bursalı Mehmet Tahir (1925). Hacı Bayram Velî. 2. tab Dersaadet.

Cebecioğlu, Ethem (1991). Hacı Bayram Velî. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Danişmend, İsmail Hakkı (1971). İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi. C. I. İstanbul: Türkiye Yay.

Evliya Çelebi (1970). Evliya Çelebi Seyahatmânesi. Türkçeleştiren: Zuhûrî Danışman, İstanbul. Kardeş Matbaası.

Gölpınarlı, Abdülbaki (1931). Melamîlik ve Melamîler. İstanbul: Devlet Matbaası.

Gölpınarlı, Abdülbaki (1969). Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatler. İstanbul: Gerçek Yay.

Günay, Umay (1990). “Hacı Bayram Velî’nin Hayatı Eserleri”, I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 72-75.

Güzel, Abdurrahman (1992). Tekke ve Zaviyelerin İslâm Düşüncesindeki Yeri ve İlgası. Ankara: Kemalist Atılım Birliği.

Güzel, Abdurrahman (2002). Dinî Tasavvufî Türk Edebiyatı. Ankara: Akçağ Yay.

İsen Mustafa, (1994). “Ankaralı Şairler”, Yedi İklim. 56: 56-62.

İvgin, Hayrettin (1989). “Somuncu Baba Gerçeği ve Hacı Bayram-ı Velî ile İlişkisi”, Millî Folklor. Haziran. 2: 13-14.

Kılıç, Cevdet (2006). “Hacı Bayram-ı Velî’de İnsanın Ontolojik Varlığı ve Olgunlaşma Süreci”, Tasavvuf, İlmi ve Akademik Araştırma Dergisi. Yıl 7. 16:  43-63.

Mazıoğlu, Hasibe (1990). “Hacı Bayram Velî’nin Şiirleri Mektupları” I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 102-113.

Mehmet Ali Aynî (1986). Hacı Bayram Velî. İstanbul: Akabe Yay.

Mert, Hamdi (1987).Yolumuzu Aydınlatanlar. Ankara: Merve Yay.

Mert, Hamdi (1990). “Hacı Bayram-ı Velî’nin İnanç Sistemi”, I. Hacı Bayram-ı Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 114-117.

Okur, Atike (1994). Razi (Abdüllatif) Hayatı Eserleri, Edebi Kişiliği ve Divanının Tertibi. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya.

Osmân-zâde Hüseyin Vassâf (1925). Sefine-i Evliyâ. İstanbul.

Osmânzâde Hüseyin Vassâf (2006). Sefîne-i Evliyâ. Hzl. Mehmet Akkuş-Ali Yılmaz, İstanbul: Kitabevi Yay.

Sarı Abdullah Efendi (1288). Semerâtü’l Fuad fi’l Mebdei Ve’l-Mead. İstanbul.

Şahin, Kamil (1990). “Hacı Bayram Velî’nin Müderrisliği ve Melike Hatun Medresesi”, I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 121-125.

Taşköprülü-zāde Ahmed (1852). Tercüme-i Şakayık-ı Numaniye. çev: Edirneli Mecdî, İstanbul.

Tapsız, Meliha (1995). Bolulu Himmet Divan, Manzum Tarikatname, Âdâb-i Hurde-i Tarikat. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Gazi Üniversitesi.

Turan, Refik; A. Turan ve M. Cunbur (1999). Altındağ’ın Manevi Coğrafyası. Ankara: Altındağ Belediyesi Yay.

Turan, F. Ahsen (2004). Ankara ile Bütünleşen Bir Mana Önderi Hacı Bayram-ı Velî. Ankara: Akçağ Yay.

Turan, F. Ahsen ve O. Aydın (2011). Günümüz halk Şairlerinin Dilinden Ankara’nın Manevî Mimarı Hacı Bayram-ı Velî. Ankara: Semih Ofset, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yay.

Turan, Refik; F. A. Turan ve A. Erdoğan (2011). Horasan’ı Anadolu’ya Anadolu’yu Balkanlara bağlayan Mana Önderi Hacı Bayram-ı Velî. Ankara: Semih Ofset, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yay.

Yediyıldız, Bahaeddin (1990). “Hacı Bayram Velî’nin Döneminden Günümüze Kadar Gelen Vakıf Kültür Eserleri”, I. Hacı Bayram Velî Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 133- 143.

Yıldırım, Ayşe (2008). Hacı Bayram-ı Velî ve Tasavvufi Görüşleri. Basılmamış Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı.

“Hacı Bayram Velî” (1992). Evliyalar Ansiklopedisi. İstanbul: yyy.


 

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. FATMA AHSEN TURAN
Yayın Tarihi: 27.11.2014
Güncelleme Tarihi: 07.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Nutuk

Bilmek istersen seni cân içre ara cânı

Geç cânından bul anı sen seni bil sen seni

 

 Kim bildi ef‘ âlini ol bildi sıfâtını

 Anda gördi zâtını sen seni bil sen seni

 

Görinen sıfâtundur anı gören zâtundur

Gayrı ne hâcetündür sen seni bil sen seni

 

Kim ki hayrete vardı nûra müstagrak oldı

Tevhîd-i Zâtı buldı sen seni bil sen seni

 

Bayrâm özini bildi bileni anda buldı

Bulan ol kendü oldı sen seni bil sen seni

 Mazıoğlu, Hasibe (1990). "Hacı Bayram Veli'nin Şiirleri Mektupları", I. Hacı Bayram-ı Veli Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 105.

 

Şathiye

Çalabum bir şar yaratmış iki cihân arasında

Bakıcak dîdar görinür ol şarun kenâresinde

 

Nâgehân ol şâra vardum ol şârı yapılur gördüm

Ben dahı bile yapıldum taş u toprak arasında

 

Şâgirdleri taş yonarlar yonup üstâda sunarlar

Çalabun ismin anarlar ol taşun her pâresinde

 

Ol şardan oklar atılur gelür cigere batılur

‘Ârifler sözi satılur ol şarun bâzâresinde

 

Ol şar didügüm gönüldür ne ‘âlimdür ne câhildür

‘Âşıklar kanı sebîldür ol şarun kenaresinde

 

Bu sözi ‘ârifler anlar câhiller bilmeyüp tanlar

Hacı Bayram kendü banlar ol şarun menâresinde

Mazıoğlu, Hasibe (1990). "Hacı Bayram Veli'nin Şiirleri Mektupları", I. Hacı Bayram Veli Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 106.

 

İlahi

N’ oldı bu gönlüm n’oldı bu gönlüm 

Derd ü gam ile doldı bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmada dermân buldı bu gönlüm

 

Yan iy gönül yan yan iy gönül yan

Yanmadan oldı derdüne dermân

Pervâne gibi pervâne gibi

Şem‘ine ‘işkun yandı bu gönlüm

 

Gerçi ki yandı gerçege yandı

Rengine ‘ışkun cümle boyandı

Kendüde buldı kendüde buldı

 Matlabını hoş buldı bu gönlüm

 

Sevâd-ı a‘zam sevâd-ı a‘zam

Belki olupdur arş-ı mu’azzam

Mesken-i cânân mesken-i cânân

 Olsa aceb mi şimdi bu gönlüm

 

Seyr bi’llâhdur seyr bi’llâhdur

Lî ma‘a’llahdur lî ma‘a’llahdur

Âyînesinde âyînesinde

Gerd-i sivâyı buldı bu gönlüm

 

El- fakru fahrî el- fakru fahrî

Dimedi mi ol‘âlemün fahri 

 Fahrini zikr it fahrini zikr it

Fahri fenâda buldı bu gönlüm

 

Bayrâmî imdi Bayrâmî imdi

Bayrâm idersin yâr ile

Hamd ü senâlar hamd ü senâlar

Yâr ile Bayrâm kıldı bu gönlüm

Mazıoğlu, Hasibe (1990). "Hacı Bayram Veli'nin Şiirleri Mektupları", I. Hacı Bayram Veli Sempozyumu Bildirileri. Ankara. 107.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Metin Kayahan Özgüld. 30 Nisan 1961 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17Mert Karabeyd. 03 Nisan 1976 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Erdal Erkutd. 10 Mayıs 1935 - ö. ?Madde AdıGörüntüle