HİSÂM KÂTİB, Hüssâm Kâtib, Hüsâm Kâtib, Kâtib

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Harezm-Kıpçak)

Kaynaklarda Hisâm Kâtib’in hayatına dair yok denecek kadar az bilgi vardır. Eserinin yazma nüshalarında müellifin adı “Hisâm Kâtib, Hüssâm Kâtib ve Kâtib” şeklinde geçmekteyse de Köprülü (1981: 307) ve Banarlı (1971: 359), şairden Hüsâm Kâtib olarak söz etmişlerdir. Adındaki ikinci kelime “Kâtib” ise onun kâtiplik yaptığını düşündürmektedir. Hisâm Kâtib, Dâstân-ı Cümcüme Sultân adlı mesnevîsi ile tanınmıştır. Hikâyet-i Cümcüme Sultân Fî Nübüvvet-i İlyâs Aleyhi’s-Selâm adıyla yayımlanan (Hisâm Kâtib 1872 ) manzumenin “Leningrad Asya Müzesi Kütüphanesi”ndeki nüshasında telif tarihinin 770/1368 olduğu kaydı mevcuttur (Köprülü 1981: 307). Eser 1548 yılında Kırım hanı Sâhib Giray bin Hacı Giray’ın emri ile Anadolu Türkçesine çevrilmiştir (Türk vd. 2013: 13). Bu mesnevî, Altınordu sahasında, Kıpçak Türkçesi ile halkın okuması için kaleme alınmış dinî-popüler nitelikli eserlerdendir. Hisâm Kâtib, manzumeyi halk arasında yaşayan “Kesikbaş” efsanelerinden ve bir bakıma İran şairi Feridüddîn Attâr’ın Cümcüme-nâme’sinden aldığı bilgi ve ilhamla nazmetmiştir. Aruz vezninin “fâ’ilâtün fâi’lâtün fâ’ilün” kalıbıyla yazdığı eser, hem şekil hususiyetleri hem de hikâyenin genel tertibi bakımından Attâr’ın eserine çok yakındır. Ancak Köprülü’ye göre (1981: 308) Attâr’ın kısa manzumesi İslâm dinine ait birçok hususiyetten uzak olduğu halde Hisâm Kâtib, şüphesiz muhitinin tesiriyle muhtelif cehennemlerden, ahiret ahvalinden, her cehennemde ne çeşit asilerin bulunduğundan, onların çarpıldığı türlü cezalardan uzun uzun bahsetmiş, dolayısıyla eserine dinî-talimî bir mahiyet vermiştir. Şair, hikâyede İlyâs Peygamber zamanında yaşamış bir sultanın macerasını anlatmıştır. Cümcüme Sultân halkına adalet gösterdiği, fakirlere iyilik ettiği halde İlyâs Peygamber’e inanmadığı için Allah tarafından cezalandırılmış, asırlarca bir kurukafa (cümcüme) hâlinde süründükten sonra gün gelmiş Hazret-i Îsâ’nın şefaatine uğramış, dirilip ona iman etmiştir. Ömrünü Allah’a ibadetle geçirdiği için de cennete girmeye hak kazanmıştır (Banarlı: 1971: 359). Hisâm Kâtib, Cümcüme Sultân'ın eski debdebesini, azametini anlatırken adeta o devir Altınordu hakanlarının hayatına tercüman olmuştur. Bu gibi bazı mahallî hususiyetler bir yana bırakılırsa eser baştan başa dünya, ahiret ve cehennem ahvali gibi dinî meseleler hakkındaki avamî İslâm ideolojisinin bir ifadesi sayılabilir. Farsça aslındaki bediiliğini kaybeden hikâye konusu itibariyle halk arasında yaşamış, sevilmiş, okunmuştur (Köprülü 1981:308). Cümcüme-nâme adıyla da anılan Dâstân-ı Cümcüme Sultân, Hisâm Kâtib’in halka öğüt vermek ve yol göstermek amacıyla yazmayı tercih eden şairlerden olduğunu göstermektedir.

Kaynakça

Banarlı, Nihat Sami (1971). Resimli Türk Edebiyatı Tarihi. C. 1. İstanbul: MEB Yay. 359.

Hisâm Kâtib (1872). Hikâyet-i Cümcüme Sultân Fî Nübüvvet-i İlyâs Aleyhi's-Selâm. Kazan: Kazan Dârülfünûnu Matbaası.

Köprülü, M. Fuad (1981). Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Ötüken Yay. 

Özkan, Fatma (çev.). http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/12188,husamkatippdf.pdf?0 [erişim tarihi:20.10.2014].

Türk, Vahit, H. A. Erol, G. Gülsevin, H. Durgut, M. Ceritoğlu (2013). XIV-XV. Yüzyıllar Türk Dili. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ GÜLÇİÇEK AKÇAY
Yayın Tarihi: 03.11.2014

Eserlerinden Örnekler

Dâstân-ı Cümcüme Sultân’dan

İy cehân bâkîdir tigenler kanı
İşitin dünyâ işin, bilin anı


Çün bu galem âkibet yuk buliser
Mundagılar hîç bâkî kalmayiser


Bu işâretler ki hud bizge yiter
Ne kim bardır mehlüket mundin kiter


Kürgil anlamı, kim evvel kiçtiler 
Hem yaman hem yahşi barca küçtiler


Kani munça mîri nebîler ve şâhlar 
Ul binâ kılıngan ulug dergâhlar.

Kani ul âdem kani Nûh ve Helîl 
Bâki kalmas âkibet illâ Celîl


Kani ul Dekyanus, Şiddâd le’în
Kani ul Nemrüd ve Feridûn güzîn


Kani kim ul Rüstem ve Esfendiyâr 
Yahud kani ul Nevşirvân şehriyâr


Kani ul Mehmüd dîn şâhı Geznevî 
Kim turır sûretde dürist megnevî


Kani İbrâhim Edhem, ul kebîr
Kim üzin sultân iken kıldı fekîr


Kani Çingiz, kani Hülâgü, kamug
Ye melik Buhtmasır mekkâre mug


Her birisi bu cehânnı tutular 
İlle işit kim surunda nittiler


Kittiler bir pâre bezge çulganıb 
Tenneri üz kannarıga bulganıb


Munça türlük malu nigmetin kuyıb 
Milketi hem tehti, hem behtin kuyıb


Çünki kildin dünyâya kitmek kirek
Bar küçin nitkençe heyr itmek kirek


Bu kara yir kim kürerseft tubtulug 
âdem uglannarıdır kiçik ulug


Hem kedem kim yir yüzine basarsen
Her kedemde âdem yir yüzine basarsen


Bag içinde tikme bir nerkis çıgar
İztünleri (?) zülfdir kuzin bagar


Kayu sünbil kim biter bustân ara 
Zülfi irir şâhlarnın tün tik kara


Bu kara tuprak içinde niceler 
Yatırlar uşbu tün kündiz kiçeler


Kimi sultân kimi kul kimi emîr

Kimi huca kimi bay kimi fekîr


Kimi uglan kimi şeyh kimi fetâ
Ta iy men İlâhî beglem ümettâ


Kiminin tuprakın yiller süvirib

Kiminin süngekleri künge kurıb


Ulug kiçik bay u yuksıl bilgüsiz 
Emîr miskîn kul u sultân bilgisiz


Tınla imdi bu süzimge bir mesel
Bu mesel kim bagdagı biten gesel

Özkan, Fatma (çev.). http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/12188,husamkatippdf.pdf?0 [erişim tarihi:20.10.2014].