HUZÛRÎ, Gelibolulu

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

16. yüzyıl şairlerindendir. Huzûrî-yi Mevlevî olarak da anılan ve hakkında yalnızca Latifi ve Âşık Çelebi tezkirelerinde kısa bir bilgi mevcut olan şairin doğum yeri Gelibolu’dur. Doğum tarihi bilinmemekte, ölüm tarihiyle ilgili olarak Yavuz Sultan Selîm’in padişahlığının son dönemlerinde vefat ettiği bilgisi bulunmaktadır. Huzûrî, mutasavvıf şairlerdendir. Latifi onun Mevlevî olduğu bilgisini vermektedir. Buna göre, fakirlik ve fena yolunu tutmuş, Hakk’a yönelip tevekkül etmiş dünyanın sıkıntılarına sabredip dayanmış, gönlünde Allah sevgisine yer vermiş, ondan gayrısını düşman bilmiştir.

Şairin bilinen tek eseri Esrâr-nâme’dir. Feriduddin Attar’dan tercüme ettiğini söylediği eserde Mevlâna, Hâfız, Şeyhî gibi büyük şair ve mutasavvıflardan etkilendiği görülmektedir. Edebiyatımız üzerinde büyük etkilere sahip olan Feridüddin Attar’ın eserleri birçok şair tarafından tercüme edilmiştir. Tercüme edilen bu eserlerden biri de Esrâr-Nâme’dir. Bu tercümelerin en çok bilinenleri; Tebrizli Ahmedî, Molla Abdullah Simâvî (İlâhî), Huzûrî-i Mevlevî ve Şeyh Latîfî ile Lâmekânî’ye ait olanlardır.

Esrâr-nâme, peygamber kıssaları, evliya menkıbleri ve kısa hikâyelerden meydana getirilmiş bir nasihat kitabıdır. Mesnevi türünde yazılmış olan eserin nüshaları 3000-3500 beyit arasında değişmektedir.

Esrâr-nâme’nin bölümleri klasik bir mesnevi tertibi şeklindedir, “Besmele” ile başlayıp, “Tevhid”, “Na't”, “Çar-yar-ı Güzin” vb. dinî bölümlerle devam etmektedir. Hikâye ve nasihatlerin bulunduğu asıl metin bölümü ise bu kısımlardan sonra gelmektedir. Bu bölümlerdeki hikayelerin büyük bir kısmı, sûfî vaizlerin anlattıkları dokunaklı hikâyelerin nazmedilmiş şeklinden ibarettir. Nitekim eserlerinde Ahmed el-Gazzâlî’nin vaazlarında anlattığı hikâyelerin hepsine rastlandığı gibi İbn Sînâ, Ebû Said-i Ebü’l-Hayr, Sühreverdî el-Maktûl, Muhammed El-Gazzâlî gibi menkıbevî hikâyelerden faydalanmıştır.

Hikâyelerin bazıları içerikleri itibariyle peş peşe gelmekte, bazılarının ise arkasından müstakil bölümler halinde nasihatler bulunmaktadır. Eserin düzenlenmesinde çerçeve hikâye mevcut değildir, ancak hikâyelerde işlenen konular takip eden hikâye ile bir bütünlük oluşturmakta, verilmek istenen nasihat pekiştirilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca her hikâyenin arkasından konuyla bağlantılı ahlaki veya dinî bir öğüt yer almaktadır.

Türkiye’deki farklı kütüphanelerde çokça nüshaları bulunan eser, Ayşe Çelebioğlu tarafından doktora tezi olarak hazırlanmıştır. 

Kaynakça

Ayan, Gönül (hzl.) (1996). Tebrizli AhmedîEsrâr-nâme, (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ. Ankara: AKM Yay.

Çelebioğlu, Ayşe (2011). Huzûrî ve Manzum Esrâr-nâme Tercümesi. DoktoraTezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Şahinoğlu, M. Nazif (1991). İslâm Ansiklopedisi. C.IV. İstanbul: TDV Yay.

Şentürk, Ahmet Atillâ ve Ahmet Kartal (2004). Üniversiteler İçin Eski Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Dergâh Yay.

Tuğluk, Halil İbrahim (2008). “Lâmekânî Hüseyin’in Esrâr-nâme Tercümesi”. Turkish Studies ¾.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AYŞE ÇELEBİOĞLU
Yayın Tarihi: 27.07.2013

Eserlerinden Örnekler

Güncelleme Tarihi:

Eserlerinden Örnekler

Esrâr-nâme’den

Gel iy sâzende-i kânûn-ı esrâr

Cemâlü’l-Hak ya’nî Hâce ‘Attâr

 Müsellemdür saña gevher-feşânlık

Ki sende hatmdür esrâr-dânlık

Bu bâguñ bülbül-i gûyâsı sensin

Vücûduñ Kâf’ınuñ ‘ankâsı sensin

 Bu mûsîkâra gel mûsîca yâr ol

Gam-ı ışkıyla söz ü sâza yâr ol

Demüñ bir dem bu sâza hem-dem eyle

Demüñden cân dimâguñ hurrem eyle

Dem urmak çün senüñdür bu hevâdan

Muhayyer eyle uşşâkı nevâdan

 Ser âgâz eyle sözi sâza başla

Hicâzî perdeden şeh-nâza başla

Huzurî olmak isterseñ halefden

Kıl istimdâd ervâh-ı selefden

 Kemer baglan bu yolda merd-vâr ol

Çü girdüñ işbu meydâna süvâr ol

Sühan sahnında çün çevgân senüñdür

Fesâhat topın ur meydân senüñdür

Bu baguñ şimdi sensin andelîbi

Cihân bostânınuñ murg-ı garîbi

 Velîkin gırra olma dîve zinhâr

Hazer kıl virme tahtuñ dîve zinhâr


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Hakîkî, Ağazade Mehmed Deded. m. ? - ö. m. 1652Doğum YeriGörüntüle
2MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Doğum YeriGörüntüle
3NÜVÎDÎ, Mehmed Nüvîdî Efendid. ? - ö. 1674-75Doğum YeriGörüntüle
4Hakîkî, Ağazade Mehmed Deded. m. ? - ö. m. 1652Doğum YılıGörüntüle
5MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Doğum YılıGörüntüle
6NÜVÎDÎ, Mehmed Nüvîdî Efendid. ? - ö. 1674-75Doğum YılıGörüntüle
7Hakîkî, Ağazade Mehmed Deded. m. ? - ö. m. 1652Ölüm YılıGörüntüle
8MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Ölüm YılıGörüntüle
9NÜVÎDÎ, Mehmed Nüvîdî Efendid. ? - ö. 1674-75Ölüm YılıGörüntüle
10Hakîkî, Ağazade Mehmed Deded. m. ? - ö. m. 1652Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12NÜVÎDÎ, Mehmed Nüvîdî Efendid. ? - ö. 1674-75Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Hakîkî, Ağazade Mehmed Deded. m. ? - ö. m. 1652Madde AdıGörüntüle
14MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Madde AdıGörüntüle
15NÜVÎDÎ, Mehmed Nüvîdî Efendid. ? - ö. 1674-75Madde AdıGörüntüle