MAHREMÎ, Ahmed

(d. ?/? - ö. 942/1535)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adının Ahmed, mahlasının Mahremî olduğu Şeh-nâme ve Mecma‘ü'l-letâyif adlı eserlerinde verdiği bilgilerden anlaşılmaktadır. Doğum tarihi hakkında bilgi bulunmayan Mahremî o zaman Galata'nın köylerinden olan Tatavla'da (günümüzde Kurtuluş) doğmuştur (‘Âşık Çelebi 2010, II: 784, İsen 1994: 271, Latîfî 2000: 493, Hasan Çelebi II: 856-57). Babasının II. Bâyezîd'in musahiblerinden Tatavlalı Mehmed Alî Bey olduğu Şeh-nâme'sindeki bilgilerden ve Mecma‘ü'l-letâyif'de yazar adı olarak Ahmed b. Mehmed b. Tatavul ‘Alî yazılmasından anlaşılmaktadır. Esrâr Dede’nin tezkiresinde sözünü ettiği ve 950 (1543-44) civarında Konya’da ölen Mahremî Dede, Tatavlı Mahremî olmamakla birlikte Esrâr Dede'nin gazellerine örnek olarak verdiği gazel Mahremî'nindir.

Medrese eğitiminden sonra 20 yıl kadar Galata'da katip ve naip olarak çalışan Mahremî, Pîrî Paşazâde Mehmed Çelebi; ve Aşçızâde Hasan Çelebi'nin paskalya törenini izlemek için kıyafet değiştirip Galata'da kiliseye gitmeleri üzerine, “Galata'ya sanem seyrine gelmiş/Sitanbul'dan bir iki dîn ulusu” şiirini söylemesi yüzünden görevinden alınmışsa da, adı geçenlerden özür dilemesi üzerine görevine iade edilir. Galata kadısı Beyşehirli Hasan Çelebi Selanik kadılığına tayin edilince, naibi olarak onunla gider. İstanbul’a dönüşü sırasında bindiği gemi düşmanın eline geçer, eşi ve çocuklarıyla birlikte esir düşer. Âşık Çelebi’nin anlattıklarından bu olayın 940’de (1533) meydana geldiği anlaşılmaktadır.

Mahremî, fidye için gerekli parayı bulmak üzere eşini ve çocuklarını rehin bırakıp İstanbul’a gelir ve dostlarının yardımıyla gerekli parayı topladığı sırada 942 Muharrem’inde (Temmuz 1535) yılında vefat eder. Arkadaşı Nakkâş Haydar toplanan 1700 filoriyi ailesini kurtarmak için gönderir. Fakat Mahremî'nin oğullarından biri ölmüştür; eşi, iki kızı ve bir oğlu İstanbul'a döner. Hammer ve Babinger’e göre fidye parasını Barbaros Hayreddîn Paşa vermiştir (Hammer 1838, II: 521, Babinger 1987:72). Türkçe kaynaklarda bu bilgi teyit edilmemektedir.

Mahremî’nin ilk tanınmasını sağlayan Fuad Köprülü’dür. O’nun Milli Edebiyatın İlk Mübeşşirleri ana başlığı altında 1920’li yıllardan itibaren yayımladığı kitap ve makalelerinde Türk-i Basit akımının öncüsü ve temsilcisi olarak söz ettiği iki şairden biri Mahremî’dir. Köprülü’nün ifadesiyle, XVI. yüzyılda Türk şiiri üzerinde İran şiirinin etkisi gittikçe artmış, Türkçe kelimelerin yerini Arapça ve Farsça kelimeler almış ve bu kelimelerle yapılan terkipler -özellikle kasîde ve mesnevîlerde kullanılarak- Türk şiirini kaplamıştı. Bu sırada, aniden ortaya çıkan Tatavlalı Mahremî ve Edirneli Nazmî “aruz vezni ile, fakat sade, terkipsiz Türkçe ile ve yabancı kelimelerden imkân nisbetinde uzak durarak” şiir yazmaya başlamışlar ve buna da Türkî-i Basît adını vermişlerdir. Fuad Köprülü'nün bu görüşü uzun yıllar kabul görmüşse de son yıllarda gerek Mahremî gerekse Edirneli Nazmî üzerine yapılan çalışmalar bunun geçerliliğini tartışmaya açmıştır. (Avşar 2001, Aynur 2002, Köksal 2002)

Mahremî’nin Eserleri

1. Şeh-nâme: 12.280 beyitten oluşan eser üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm (beyit 1-2263) ayrı bir cilt olup II. Bâyezîd'in sefer ve zaferlerinden söz eder. Şimdilik bilinen tek nüshası Ankara, Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nde bulunan yazmanın (nr. Y-I/1) başı ve sonu eksiktir. İkinci bölüm (beyit 2264-8944) Yavuz Sultan Selîm dönemi ve özellikle İran ve Mısır seferleri üzerinedir. Üçüncü bölüm Kânûnî'nin saltanatının ilk iki yılındaki olayları ile Belgrad ve Rodos’un fethini anlatır. İkinci ve üçüncü bölümü içeren yazmanın şimdilik bilinen tek nüshası Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndedir (Revan Köşkü 1287). Şeh-nâme’nin ikinci bölümü üzerine Doktora çalışması yapılmış (Aynur 1993) olup, aynı yazar üç bölümü birlikte yayına hazırlamaktadır. Eserin başta İstanbul olmak üzere Edirne, Amasya, İskenderiye şehirlerini ele aldığı bölümler dikkate değer bilgiler içermektedir.  (Aynur 2015, 2018, 2020).

2. Şütür-nâme: Kaynaklarda adı geçmeyen eser, Hatice Aynur tarafından tespit edilmiş olup tek nüshası Berlin Devlet Kütüphanesi'nde bir Mecmûa içindedir (no: 282, vr. 367a-374a). Mensur-manzum karışık bir ahlâk kitabı mahiyetindeki eserde bir devenin başından geçenleri latifeler halinde anlatır. Şener Demirel tarafından yayımlanmıştır (2005).

3. Mecma‘ü'l-letâyif: Yine kaynaklarda adı geçmeyen bu eserin bilinen tek nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Esad Efendi, nr. 1755/11, vr. 85a-101a). Mensur-manzum karışık olan eserde, Mahremî, dost meclislerinde okunsun diye Acem büyüklerinin latifelerini topladığını yazar (y. 85b). İkisi Türkçe, diğerleri Farsça olan seksen dokuz latife başta Sultan Yakûb,, Hâfız, Mevlânâ Selmân, Sultân Hüseyin Baykara, Mevlânâ Kâtibî, Mevlânâ Câmî, Mevlânâ Tûsî, Şâh Mahmûd olmak üzere çeşitli kişiler hakkındadır.

4. Tarabü'l-mecâlis: Kaynaklarda adı geçmeyen eserin İran’daki bir kütüphanede bulunan yazma nüshasının fotokopisi Süleymaniye Kütüphanesi’ndedir (Fotokopi, no. 357). Mensur-manzum karışık olan eser, Hüseyin b. Hasan İbn Seyyid el-Hüseyin'in (ö. 818/1415-16) 5 bölüm olan Tarabü'l-mecalis adlı öğüt kitabının çevirisidir.

5. [Dîvânçe-i Mahremî]: Zagreb Bilimler Akademisi Franz Babinger kitapları arasında OZJA No: 411'de bulunan bu yazmanın varlığından ilk kez Mustafa İsen söz eder (1984:128-36). Baş kısmının eksik olması dolayısıyla içeriğini tespit etmek imkânı 2013’de İsen’e yazmanın bir kopyasının ulaşmasıyla mümkün olur. Yazmanın içeriğinin tespit edilmesinden önce Mahremî’nin Mecmû’a-i Kasâid-i Türkiyye’de (Karavelioğlu 2011) 37 kasîdesi (tevhid, na‘t, münacât, mersiye, muhammes dahil) ile çeşitli mecmû‘alarda 13 gazeli (Aynur 1993) tespit edilmiştir. Mecmû’a-i Kasâid-i Türkiyye’de yer alan kasîdelerin 14’ü bu yazmada yer almaktadır.

6. Basît-nâme: Henüz ele geçmeyen bu eser hakkında Âşık Çelebi ve Gelibolulu Âlî’nin tezkirelerinde yer alan bilgilerden yola çıkan M. Fuad Köprülü, Mahremî’yi Türkî-i Basit Akımı’nın temsilcilerinden biri olarak görmüşdür. Eserin konusu ve nazım şekli bilinmemekte, ancak Âşık Çelebi ve Âlî’nin yazdıklarından mesnevî tarzında olduğu tahmin edilmektedir.

Latîfî, Mahremî’nin mesnevîsini diğer şiirlerinden çok üstünde; Âşık Çelebi ise şiir yazmada edasının hoş ve anlaşılır bulur; Kınalızâde ise şiirlerinin çok beğenilerek meclislerde okunduğunu belirtir ki bu görüşü Beyânî de tekrarlar. Mahremî, Şeh-nâmesi’nde kendini Nizamî, Husrev, Camî ve Şeyhî ile karşılaştırdığı gibi, eserini Firdevsî'ninkinden üstün görmektedir. Şehnâme’si üzerine yapılan çalışmada (Aynur 1993) Mahremî’nin hem mesnevîsinde hem de kasîde ve gazellerinde dönemin şiir anlayışını yansıttığı, Türkî-i Basit Akımı’nı çağrıştıracak şiirlerine rastlanmadığını ortaya konulmuştur. Çağdaşı şairler gibi eserinde bol bol deyim ve atasözlerine yer vermiş; hatta Farsçadan deyim bile çevirmiştir. Tabiat taklidi kelimeler ile devri için normal görülen günümüzde kullanımdan kalkmış arkaik Türkçe kelimeler de kullanmıştır. Mahremî'nin Âşık Çelebi ve Âlî'nin tarafından sözü edilen ve Fuad Köprülü'nün üzerinde ayrıntılı olarak durduğu Basît-nâme'si ele geçmediği sürece, akımın varlığı ve Mahremî'nin bu akıma katkısı konusunda yeni şeyler söylemek mümkün değildir.

Kaynakça

Atsız, [Nihal] (1934). XVinci Asır Şairlerinden Edirneli Nazmî'nin Eseri ve Bu Eserin Türk Dili ve Kültürü Bakımından Önemi. İstanbul: Arkadaş Matbaası.

Avşar, Ziya (2001). “Türkî-i Basîti Yeniden Tartışmak”. Bilig 18 (Yaz): 127-43.

Aynur, Hatice (1993). Mahremî ve Şeh-nâmesi I. Kısım Yavuz Sultan Selim Dönemi: İnceleme-Metin-Sözlük-Dizin. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Aynur, Hatice (2002). “Was the Türkî-i Basît Really a Movement?”. International Committee of Pre-Ottoman and Ottoman Studies, 15th CIEPO Symposium, July 8-12.

Aynur, Hatice (2003). “Mahremî.” İslâm Ansiklopedisi. C. 27. İstanbul: TDV Yay. 390-391.

Aynur, Hatice (2003). “Mahremî.” www.ottomanhistorians.com/database/html/Mahremî.htlm

Aynur, Hatice (2009). “Türkî-i Basît Hareketini Yeniden Düşünmek”. Turkish Studies: Edebiyatımızda Mahallîleşme ve Türkî-i Basît-Prof. Dr. Mustafa İsen'e Armağan 4 (5): 34-59.

Aynur, Hatice (2015). “Tatavlalı Mahremî’nin Şeh-nâme’sinde Şehirler.” M. Ali Tanyeri’nin Anısına Makaleler. Hzl. Hatice Aynur, Hanife Koncu, Fatma M. Şen. İstanbul: Ülke Yay. 201-214.

Aynur, Hatice (2018). “Tatavlalı Mahremî’nin (ö. 1535) Şehnâme’sinde Sur Dışı İstanbul’u.” Osmanlı İstanbulu V: V. uluslararası Osmanlı İstanbulu Sempozyumu Bildirileri, 19-21 Mayıs 2017, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi. Ed. Feridun M. Emecen, Ali Akyıldız, Emrah Safa Gürkan. İstanbul: İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi: 43-68.

Aynur, Hatice (2020). “Tatavlalı Mahremî’nin (ö. 1535) Şehnâme’sinde Suriçi İstanbul’u.” YILLIK: Annual of İstanbul Studies 2: 175-181.

Babinger, Franz (1987). Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri. çev. Çoşkun Üçok. Ankara: KTB Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şuarâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ: İnceleme-Metin. Ankara: AKM Yay.

Demirel, Şener (2005). “16. yüzyıl divan şairlerinden Tatavlalı Mahremî ve Şütür-nâmesi.” Milli Folklor 65: 49-66.

Genç, İlhan (2000). Esrar Dede, Tezkire-i Şu’arâ-yı Mevleviyye. Ankara: AKM Yay.

Hammer-Purgstall, Joseph V. (1838). Geschichte der Osmanischen Dichkunst. C. 2. Pesth: Conrad Adolp Hartleben's Verlag.

İsen, Mustafa (1984). “Zagreb Bilimler Akademisinde Bulunan Elyazmaları”. Türk Dünyası Araştırmaları 29 (Nisan): 128-136.

İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

Karavelioğlu, Murat (2011). Mecmûa-i Kasâid-i Türkiyye. İstanbul: Titiz Yay.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köksal, Fatih (2002). “Orjinal Bir Şair: Edirneli Nazmî ve Dîvân’ına Yeni Bakışlar”. Bilig 20 (Kış): 101-23.

Köprülü, Fuad (1924). "Milli Edebiyatın İlk Mübeşşirleri". Bugünkü Edebiyat. İstanbul: İkbal Kütüphanesi: 77-81.

Köprülü, Fuad (1928). "Millî Lisan ve Edebiyat Ceryanının ilk Mübeşşirlerinden Şair Mahremi". Hayat 5: 2-3.

Köprülü, Fuad (1928). Millî Edebiyat Cereyânının İlk Mübeşşirleri ve Divan-ı Türki-i Basit; XVI. Asır Şairlerinden Edirneli Nazmi'nin Eseri. İstanbul: Devlet Matbaası.

Sohrweide, Hanna (1981). Turkische Handschriften. Wiesbaden: Franz Steiner Verlag.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2009). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83504/kinalizade-hasan-celebi---tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Ünver, A. Süheyl (1946). Ressam Nigârî Hayatı ve Eserleri. Ankara: MEB Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. HATİCE AYNUR
Yayın Tarihi: 28.10.2013
Güncelleme Tarihi: 25.02.2021

Eserlerinden Örnekler

Şeh-nâme

....

....

6671 Recâdur iy sühan-sâz-ı hüner-ver

Dil-i şaha eser idüp bu sözler

 

6672 Sebeb ola eser komaga sana

Ola reh-ber o müşkil tağa sana

 

6673 Ne tağ ol kim hezerân Kâf-ı a‘zam

‘Urûcına anun sad pâye süllem

 

6674 Felek seyrinde ser-gerdânı anun

Melek her gûşeden hayrânı anun

 

6675 Degül tağ-ı zemîn söz tağıdur ol

Mehâbet birle ‘aklı tağıdur ol

....

....

(Aynur, Hatice (1993). Mahremî ve Şeh-nâmesi I. Kısım Yavuz Sultan Selim Dönemi: İnceleme-Metin-Sözlük-Dizin. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi. 763.)

 

Mersiye

III

Kanı Şemsü’d-dîn Ahmed Beg ki bir hoş zât idi

Zâyir-i Beytü’l-haram u sâhibü’l-hayrât idi

 

Suffe-i sahn-ı şiyemde sâhibü’l-sadr idi ol

Kulle-i Kâf-ı keremde nâsıbü’r-râyât idi

 

Görinürdi ‘âlem-i cûd u kerem çün câm-ı Cem

Kalbinün âyînesinde gey ‘aceb mir’ât idi

 

İki ‘âlem ‘izzetin bulmak dilerdi buldı hem

Anun-içün gice gündüz ‘âdeti tâ‘at idi

 

Mâl u mülki Hak yolında su gibi mebzûl idi

Rûy-ı pâki hâk-i râh-ı Seyyid-i sâdât idi

 

Gice gündüz sa‘y idüben itdügi hayrât anun

Kasr-ı Firdevs berîne nûrdan mirkât idi

 

Kanı ol fahr-ı kirâm u şems-i çerh-i ihtirâm

Kim der-i ‘izzet-me’âbı matla‘-ı hâcât idi

 

Gitdi dünyâdan dirîgâ ol se‘âdet menba‘ı

Târ-mâr oldı tagıldı ‘izz u devlet mecma‘ı

(Karavelioğlu, Murat (2011). Mecmûa-i Kasâid-i Türkiyye. İstanbul: Titiz Yay. 298.)