MÜNİF, Antâkî/Antakyalı Münif Mustafa Efendi

(d. ?/? - ö. 1743-44/1156)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 18. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Antakya’da doğdu. Doğum tarihi bilinmemektedir. Asıl adı Mustafa’dır. Antâkî/Antakyalı Münif Mustafa Efendi olarak tanındı. Babası Antakya’da yetişmiş âlimlerden Mehmed Efendi’dir. Hüsn-i hatt meşk etti. Öğrenimini tamamladıktan sonra 1130/1717-18 yılında Antakya’dan ayrılarak İstanbul’a geldi. Müverrih Râşid Efendi’nin Üsküdar’daki Sahilhanesi’ne misafir oldu. Râşid Efendi’nin ilgisini ve dostluğunu kazandı. Elçi olarak görevlendirilen Râşid Efendi ile birlikte 1141/1728-29 yılında İsfahan’a gitti. Bir süre sonra İstanbul’a döndü. Kaptan Mehmed Paşa’nın vasfında söylediği bir kaside ile kendisine mülâzemet verildi. Sadrazam İbrahim Paşa’ya sunduğu kaside ve Nedim’in telkiniyle Hısn-ı Mansur kazası kadılığına getirildi (1141/1729). Fakat kadılığının iptali üzerine (1142/1730) kısa bir süre inzivaya çekildi. Hısn-ı Mansur kadılığının verilmesi için İshak Efendi’ye kaside sundu. Ancak bu isteği yerine getirilmedi. Eli boş dönmemesi için bu isteğine dayanılarak kendisine “mektûbiyân-ı sadr-ı a‘zâmî” mülâzemeti verildi. Kısa bir süre sonra da intisap ettiği Defterdar-ı Evvel Atıf Efendi’nin yardımlarıyla “daire-i mektûbiyân-ı dafterdârî”ye devam etti. Arkasından Defterdar Boz İbrahim Paşa’nın kîsedârlığına getirildi. Hâcegânlık rütbesiyle kethudâ-yı sadr-ı âlî kâtipliği, divan-ı sultanî yazıcılığı, ruznamçecilik, iki kez de maliye tezkireciliği yaptı. Ayrıca önce Lehistan tarafına ve sonra da Tahmasp Kulu Nadir Han tarafına “sefaret-i name-berî” gibi önemli bir görevle gönderildi.

Münif, İran sefâretiyle görevlendirilen Kara Mustafa Paşa ile birlikte İsakçı seferine katıldı. Birkaç menzil sonra hastalanarak yola devam edemedi. Birkaç gün dinlendikten sonra yeni bir fermanla, İsakçı seferine katılmak için istifa ettiği orduya döndü. Burada Kethüda Osman Efendi’nin kâtipliğine getirilerek ordu ile İstanbul’a döndü. Bir süre sonra görevinden azledildi. Daha sonra Vezir-i az‘am Yeğen Ahmed Paşa’nın kaymakamlığı sırasında kaymakam mektupçusu oldu. Bu görev ruznamçe-i sânî kâtipliği ile değiştirildi (1152/1739-40) ve bir süre sonra da azledildi. Molla Gürânî Câmiine bitişik Ballı Saray adlı konağı satın aldı. 1153/1740 yılında kitâbet-i mâliye görevini üstlense de fazla bir süre geçmeden azledildi. 1155/1742-43 yılında Yeğen Ahmed Paşa ile Bâbü’l-Ebvâb (Derbend)’a gitti ve görevi tamamlanınca İstanbul’a döndü. Hekimbaşızâde Ali Paşa’nın ikinci kez vezarete getirilmesi üzerine maliye kâtipliğine getirildi. Hamisi Âtıf Efendi’nin 1156/1743-44 yılında vefat etmesi üzerine çok üzüldü. Bunun üzerine Dîvân’ındaki “sensüz” redifli gazelini (Küçük 1999: 4) kaleme aldı. İnzivaya çekilerek suskunluk dönemine girdi. Artık nazım ve nesir alanlarında eser veremez hâle geldi. Bu derin üzüntüye daha fazla dayanamayarak 1156/1743-44 yılında, İstanbul’da, genç yaşta vefat etti. Müstakimzâde (1928: 542), vefat tarihini 1155/1742-43 olarak göstermiş ve “te‘âkub-ı intikâl 1155” terkibi ile de tarih düşürmüştür. Üsküdar kabristanında Haydarpaşa’ya giden deniz tarafındaki cadde üzerinde defnedilmiştir.

İlk şiirlerinde Hezârî, İstanbul’a gelince de Râşid’in tesiriyle Münîf mahlasını aldı. Derviş yaradılışlı, hoş sohbet, zarif, hazır cevap, samimi, dürüst ve halis bir kimseydi. Şiirin yanında musiki ile de uğraştı. Türk, Acem, Irak ve Arap makamlarına vakıf iyi bir icracı oldu. Ney çalmada da maharet sahibiydi (Küçük 1999: 4; Kurnaz 1995: 111; Horata 2006: 470).

Eserleri şunlardır:

1. Dîvân: Sultan I. Mahmud’a sunulan eser, kaside ile başlar. Eserde 23 kaside, 22 tarih, 5 tahmis, 1'i Farsça 73 gazel, 4'ü Arapça ve Farsça olan 22 kıt‘a ve rubai, 65 müfret ve 2 lügaz bulunmaktadır. Dîvân’ın İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde 12, Süleymaniye Kütüphanesi’nde 9, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde 5 ve Millet Kütüphanesi Ali Emiri Efendi Manzum Eserler, Manisa İl Halk Kütüphanesi, Kayseri Raşid Efendi Kütüphanesi ile Bayezıt Devlet Kitaplığı’nda 1'er nüshası bulunmaktadır (Küçük 1999: 10-12). Divan, diğer eserleriyle birlikte İstanbul’da (yty.) basıldı (Horata 2006: 470). Dîvân üzerine iki yüksek lisans çalışması (Kılıç 1995; Özgen 2000) yapıldı. Dîvân, Küçük (1999) tarafından yayımlandı.

2. Hadîs-i Erba‘în Tercümesi: Abdurrahman Câmî’den Türkçeye nazmen çevirdiği kırk hadis, yazma divanların büyük bir kısmında bulunmaktadır. Bir nüshası da Süleymaniye Kütüphanesi Mihrişâh Sultan 368/1’dedir (Küçük 1999: 13). Şair, eserini kendisinden öncekilere uyarak kıt‘alar hâlinde kaleme almıştır. Şair, nazım tekniğine olan hâkimiyetini bu tercümelerde de göstermiştir. Sanat gösterme endişesi taşımayan bu tercümelerde, öğreticilik ön plandadır. Tercümelerin dili, zamanına göre külfetsiz olmakla birlikte, Arapça ve Farsça kelimelerle yüklü olup sadelikten uzaktır. Münif’in tercüme ettiği hadislerde, ferdin bir Müslüman olarak taşıması gereken vasıfları ile toplumun hayat düzeni karşısında üzerine düşen görev ve sorumluluklar işlenmiştir. (Küçük 1997: 92-93). Eser, Küçük (1997) tarafından yayımlandı.

Zafer-nâme-i Mansûre ve Fetih-nâme-i Belgrad adlı iki manzum zafernamesi ve Münşeât’ı bulunmaktadır (Horata 2006: 470). Zafer-nâmelerde Osmanlı-Avusturya (1736-1739) savaşları sonunda Belgrad kalesinin kurtarılışı anlatılmaktadır. Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi 3655/3, Pertev Paşa 437/3, Raşid Efendi 992/7’de kayıtlı nüshaları bulunmaktadır (Küçük 1999: 13).

Muallim Naci (Kurnaz 1995: 111)’ye göre sahip olduğu kabiliyete nazaran, birinci derecede şairlerimizden sayılmazsa da, ortadakilerden üstün görünmektedir. Kocatürk (1970: 520)’e göre Nedim’in koruyucularına kasideler yazmıştır. Fakat Nedim’in temsil ettiği zarif ve yeni tarza kendini uyduramamış, Nef’î, Nâbî ve Sâbit tesirinde klasik, asil edalı şiirler meydana getirmiştir. Dili düzgün ve sağlamdır. Kasidelerinde vakur bir eda vardır. Müptezel ifadelerden kaçınmıştır. Taklit ettiği söylenen Nâbî’nin kasideleriyle kıyaslandığında onlardan üstün sayılmaz. Gazellerinde geleneğe bağlı olmakla birlikte Nâbî tarzında gazeller de söylemiştir. Gazelleri kasidelerinden üstün değildir. Küçük (1999: 6)’e göre hikemî tarzda şiirler söylemiştir. Fakat bu tarzın kurucusu Nâbî kadar başarılı olamamıştır. Horata (2006: 470)’ya göre Türkçenin yanında Arapça ve Farsça şiirleri de olan Münif, hamileri Atıf ve Râşid gibi Nâbî tarzında hikemî şiirler söyleyen ve devrinde özellikle de kasideleriyle kendinden söz ettiren bir şairdir.

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ Sicill-i Osmanî. C. 4. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay. 1216.

Bursalı Mehmed Tâhir (2000). Osmânlı Müellifleri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay. 418-419.

Büyük Türk Klasikleri (1987). “Münîf”. C. 6. İstanbul: Ötüken-Söğüt Yay. 339-340.

Çifçi, Ömer (hzl.) (yty). Fatîn Davud Hâtimetü’l- Eş‘âr (Fatîn Tezkiresi). http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/Eklenti/10736,metinpdf.pdf?0 [erişim tarihi: 30.05.2014]. 383-384.

Horata, Osman (2006). “Münif”. Türk Dünyası Ortak Edebiyatı, Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C. 6. Ankara: AKM Yay. 469-470.

İpekten, Halûk, M. İsen, R. Toparlı, N. Okçu, T. Karabey (1988). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay. 308.

Karatay, Halit (2008). Hattat Divân Şairleri. Ankara: Akçağ Yayınları. 278-279.

Kılıç, Muharrem (1995). Münif Antakî Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri, Divanının Tenkitli Metni ve İncelenmesi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Kocatürk, Vasfi Mahir (1970). Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara: Edebiyat Yayınevi Yay. 520.

Kurnaz, Cemal (hzl.) (1995). Osmanlı Şairleri-Muallim Naci. İstanbul: MEB Yay.110-113.

Kurnaz, Cemâl, M. Tatçı (hzl.) (2001). Mehmed Nâil Tuman, Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. C. I-II. Ankara: Bizim Büro Yay. 985-986.

Küçük, Sabahattin (1997). "Münif'in Kırk Hadis Tercümesi". A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türkoloji Dergisi. XII: 89-105.

Küçük, Sabahattin (1999). Antakyalı Münif Divanı. Ankara: KB Yay.

Müstakimzâde Süleyman Sa’deddin (1928). Tuhfe-i Hattâtîn. İstanbul: Devlet Matbaası. 541-542.

Özgen, Felek (2000). (Antakyalı) Münif Divanı Tahlili. Yüksek Lisans Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

Şemsettin Sami (1996). Kâmûsu’l-‘Alâm. Tıpkıbasım. C. 6. Ankara: Kaşgar Neşriyat Yay. 4458.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1986). “Münif Mustafa Efendi”. C. 6. İstanbul: Dergâh Yay. 472. 

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. BEYHAN KESİK
Yayın Tarihi: 04.06.2014

Eserlerinden Örnekler

  Tahmîs-i Gazel-i Nâbî 

 I

Sırr-ı sürûr kâlbüd-i peykerümdedür

Bûy-ı ferah hamîr-i mizâc-ı terümdedür

Reng-i tarab safâ-yı dil-i enverümdedür 

Mevc-i murâd bâde-i cân-perverümdedür

Harf-i neşât zîr-i leb-i sâgarumdadur

 II 

Gîrende şâh-bâz-ı sebük-bâl-i izzetüm

Gurrende şerze şîr-i neyistân-ı fıtratum

Derrende nerre bebr-i künâm-ı tabî‘atum

Bâz-ı şikâr-gîr-i çerâgâh-ı himmetüm

Kâm-ı dü-kevn cünbiş-i bâl ü perümdedür

  III 

Açdum sürâdık-ı harem-i sırr-ı a‘zamı

Gördüm besâ’it-i eser-i nûr-ı akdemi

Buldum hulâsa cevher-i terkîb-i âdemi

Benden sorun hakâyık-ı esrâr-ı âlemi

Te’lîf-i râz-nâme-i dehr ez-berümdedür

 IV  

Metnümdedür sevâd-ı tefâsîl-i sad şürûh

Harfümdedür me’âd-ı mebâdî-i ömr-i Nûh

Destümdedür vedî‘a-i ıklîd-i her fütûh

Âhumdadur kilîd-i tılısmât-ı genc-i rûh

Âb-ı hayât lücce-i çeşm-i terümdedür

 V 

Faslında yok bahâr-ı nev-â-nevden infikâk

Peyveste anda Sidreye her bir kemend-i tâk

Hâk-i Münîf müşk ile hem-kadr-i iştirâk

Nâbî ider şükûfeleri dehr-i ıtrnâk

Bâg-ı bihişt hâtır-ı nâzükterümdedür 

Küçük, Sabahattin (1999). Antakyalı Münif Divanı. Ankara: KB Yay. 154-155.

 Gazel

Fürûg-ı mihr mir’ât-ı dile jengârdur sensüz

Harîr-i pertev-i meh dûş-ı câna bârdur sensüz 

N’ola halhâl-i sâk-ı arş olursa halka-i mevci

Felek eşk-i firâvânumla tûfânzârdur sensüz

Degül hâmûş olursa cây-ı hayret her gören nâmem

Elümde hâme mîl-i sürme-i güftârdur sensüz

Medâr-ı halka-i merdümden olmaz pâ-birûn hergiz

Nigeh çeşmümde hem çün gerdiş-i pergârdur sensüz 

Eger âyîne-i şevk olsa her bir zerre-i âlem

Bana aksüm dahı hem-sûret-i agyârdur sensüz

Kemend-i vahdet ile şu‘le cevvâle-i şem‘i

İbâdet-hâne-i endîşeme zünnârdur sensüz

Geçer hûrşîd geçse şem‘ ile fikr-i Münîfâdan

Güzergâh-ı hayâli şöyle teng ü târdur sensüz 

 Küçük, Sabahattin (1999). Antakyalı Münif Divanı. Ankara: KB Yay. 183.

Hadîs-i Erba‘în Tercümesi

I

Ey olan kârgâh-ı âlemde

Tâlib-i dest-mâye-i a‘mâl

İster isen fevâ’id-i dâreyn

İt nükûd-ı semâhati i‘mâl

II

Kiştzâr-ı fenâda hemvâre

Ol ki tohm-efken-i mekârimdür

Berk-i minnetden anı hıfz itsün

K’âfet-i hırmen-i mekârimdür

III

Hastgârân-ı fark-ı rütbe-i halk

Eylesün bu ibâreti ez-ber

Hayr-ı nâs ol ki cümle-i halka

Gayrdan ola nef‘i efzûnter

IV

Dü güvâh-ı rüsûh-i îmândur

Mü’mine hüsn-i hulk u bezl-i kerem

Anun içün derûn-ı mü’minde

Buhl u bed-hûyî olamaz bâ-hem 

 V 

Müktezâ-yı cezâsı ihsânun

İltizâm-ı şürût-ı ihsândur

Bilmemek şükr-i ni‘met-i halkı

Mutlakâ terk-i şükr-i Yezdândur 

VI

Hıfz-ı eczâ-yı meyl-i hubba sebeb

Rabt-ı şîrâze-i tehâdîdür

Kıl te‘âtî hediye ile müdâm

Ki zimâm-ı dil-i e‘âdîdür

VII

Bu hadîs-i şerîf ile amel it

Sa‘ir emrün buna kıyâs eyle

Behre-i hayr ü bülga-i keremi

Hûb-rûyândan iltimâs eyle

VIII

Lütf-ı âlem-şümûl-i Mevlâdan

Behrever gerçi ser-te-ser âlem

Dûrdur lîk rahmet-i Hakdan 

Abd-i dînâr u bende-i dirhem

IX

Hakka hâhişger-i takarrüb isen

Yek-dil ü yek-zebân u yek-rû ol

Eyleme halka cebheni pür-çîn 

Nerm-hûy u güşâde-ebrû ol

 X

Ol ki Hak ola mutlakâ kasdı 

Hûbb u bugz ile men men‘ u i‘tâda

Nakd-i îmânını bulur kâmil

O mehekk-i kabûl-i Mevlâda

XI

Mü’min olmaz o kimse her ne kadar

Bulsa hüsn-i amelde ömr-i fenâ 

Her ne isterse nefsine tâ kim

Anı ihvâna dahı göre sezâ

XII

Her ne kim ola zîver-i nutkun

Anı icrâya ol nesak-perdâz

Farzdur zimmet-i kirâmda va‘d

Anı deyn oldı eylemek incâz

XIII

Şekve-senc olma fâkadan mâdâm 

Ola dâmân-ı câmen âlûde 

 Ol tâhâretle dâ’imâ k’olasın 

Sâ‘at-i rûze ile âsûde

......

Küçük, Sabahattin (1997). "Münif'in Kırk Hadis Tercümesi". A.Ü. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Türkoloji Dergisi XII: 95-97.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?MeslekGörüntüle
11RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?MeslekGörüntüle
12DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
13Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Nebih Nafiled. 01.03.1969 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17RÜŞDÎ, Antakyalıd. 1846-47 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18DÂVÛD, Dâvûd Deded. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle