REFÎ’ (?), REFÎ’Â, Nazmî-zâde Şeyh Abdurrahmân Efendi

(d. ?/? - ö. 1720/1132)
divan şairi, şeyh
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Nâil Tuman, Nazmî-zâde Şeyh Abdurrahmân Refî’ Efendi hakkındaki yegâne bilginin Nuhbetü’l-Âsâr’da geçtiğini belirtmektedir (Abdulkadiroğlu 1999: 134; Tuman 2001: 369). Ancak aynı eserde Refî’â’ya ait bilgilere ve klâsik biyografi kaynaklarındaki Refî’â maddelerine bakıldığında Refî’ ile Refî’â’nın aynı kişiler olduğu fark edilmektedir (Akbayar vd. 1996: 1372; Çapan 2005: 249-250; İnce 2005: 371-372; Özcan 1989: 53; Tuman 2001: 366). Zira her ikisinin de adı Şeyh Abdurrahmân ve babalarının adı Nazmî Efendi’dir. Tuman’ın bahsettiği gibi Refî’in sadece Nuhbetü’l-Âsâr’da geçmesi de iki şairin aynı kişi olduğu savını kuvvetlendirmektedir. Çünkü Refî’â’nın vefat tarihi 1132/1720’dir (Özcan 1989: 53). Refî’in bulunduğu Nuhbetü’l-Âsâr’ın da 1030-1139/1620-1726 arası şairleri ele almasından hareketle her iki ismin aynı dönemde yaşadığı görülmektedir. İsmâîl Belîğ’in Refî’â’yı Refî’ olarak göstermesi, öyle görünüyor ki Tuman’ı yanıltmış ve eserine iki farklı şair varmış gibi almasına yol açmıştır. 

Refî’ (Refî’â) Abdurrahman Efendi, küçük yaştan itibaren iyi bir eğitim almıştır. İlimle beraber tasavvufî terbiyeden de geçmiştir. Babası Şeyh Mehmed Nazmî Efendi’nin vefatından sonra onun yerine Yavaşça Mehmed Ağa Tekkesi’nde irşada başlamış, bunun yanı sıra Sultân Bâyezid Câmii’nde vâizlik yapmıştır. 1132/1720 yılında serseriler tarafından öldürülmüş ve şeyhi olduğu tekkenin haziresinde babasının yanına defnedilmiştir. Kaynaklarda Şeyh Abdurrahman Refî’ (Refî’â) Efendi’nin iyi bir vaiz olduğu ve daha ziyade ilahî tarzında şiirler söylediği nakledilmektedir (Aksoyak: TEİS; Çapan 2005: 249-250; Ekinci 2013: 113; İnce 2005: 371-372; Özcan 1989: 53).

Kaynakça

Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (hzl.) (1999). İsmâîl Belîğ, Nuhbetü’l-Âsâr li-Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: AKM Yay.

Akbayar, Nuri, S. A. Kahraman (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî. C. 4. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Aksoyak, İsmail Hakkı. “Refiâ, Abdurrahmân”. TEİS. http://www.turkedebiyatiisimlersozlugu.com/index.php?sayfa=detay&detay=2134 [erişim tarihi: 24.10.2014].

Çapan, Pervin (hzl.)(2005). Tezkire-i Safâyî. Ankara: AKM Yay

Ekinci, Ramazan (hzl.) (2013). Vefeyât-ı Ayvansarâyî. İstanbul: Buhara Yay.

İnce, Adnan (hzl.) (2005). Sâlim, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: AKM Yay.

Mehmed Süreyyâ (1311). Sicill-i Osmânî. C. 3. İstanbul.

Özcan, Abdulkadir (hzl.) (1989). Şeyhî Mehmed Efendi, Şakâ’ik-i Nu’mâniyye ve Zeyilleri - Vakâyi’ü’l-Fuzalâ. C. 5. İstanbul: Çağrı Yay.

Tuman, Mehmet Nâil (2001). Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. I. hzl. C. Kurnaz, M. Tatcı. Ankara: Bizim Büro Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. AHMET TANYILDIZ
Yayın Tarihi: 28.10.2014

Eserlerinden Örnekler

Beyt

Zebâne-i ceres-âsâ derûnî dostun olan

Sadâ-yı ta’n ile bir gün seni mükedder ider

Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (hzl.) (1999). İsmâîl Belîğ, Nuhbetü’l-Âsâr li-Zübdeti’l-Eş’âr. Ankara: AKM Yay. 134.

Gazel

Işk-ı Hakdan zerre denlü kime kim itse eser

Eyler anı cümleden bîdâr ol bilmez haber

Terk idüp nâmûs u ârı kayd-ı tenden geçüben

Sag u sola bakmayup matlûba eyler ol sefer

Rütbe câh u mâl u mansıb cümlesin terk eyleyüp

Dünye vü ukbâda izzet sana ışk-ı Hak yiter

Zâhidâ vuslat dilersen gel karış âşıklara

Pîr-i ışka kul olup sultân olup sultâna er

Enbiyâ vü evliyâ ışk ile buldılar Hakı

Mürşid it ışkı Refî’â tâ olasın kâmil er

Çapan, Pervin (hzl.)(2005). Tezkire-i Safâyî. Ankara: AKM Yay. 249-250.