UBEYDÎ, Ubeydullah Han

(d. ?/? - ö. ?/1539)
divan şairi, han
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Çağatay)

Maveraünnehr Özbeklerinin bağımsız, güçlü siyasî bir birlik hâlinde ortaya çıkmasını sağlayan Ebu'l-Hayr Han'ın (1411-1468) oğlu Şahbudak Sultan'ın ikinci çocuğu Bahadır lâkaplı Mahmud Sultan'ın (d. 1454) oğlu, Şiban Han’ın (1451-1510) yeğenidir. Hanedan mensuplarına uygulanan sıkı ve iyi bir eğitim görerek yetişti. Bu eğitim, bir takım dini bilgiler yanında Arapça, Farsça gibi dilleri ve güçlü bir sanat eğitimini de kapsıyordu. Şiir, musiki ve hat bunların başlıcaları idi. Şeybânî'nin 1510 yılında öldürülmesinden sonra tahta, kısa bir süre için amcası Süyünç Hoca Han getirildi. Süyünç Han tahta geçer geçmez bazı bölgeleri nüfuzlu kimselerin idaresine bırakmış ve bu arada Buhara'yı da Ubeydullah Sultan'a bırakmıştı. Aynı yıl (1510), Süyünç Han'ın yerine Köçküncü Han tahta getirildi. Ubeydullah Han, Köçküncü zamanında çok önemli faaliyetlerde bulundu. Bir taraftan Buhara'yı idare ederken diğer taraftan da Köçküncü'nün askerî işlerini yürüttü. 1530 yılında Köçküncü Han'ın vefatından sonra tahta Ebu Said, onun 1532 yılında ölümünden sonra da 1533 yılında Ubeydullah Han, Maveraünnehr Şibânîlerinin başına geçti. 1533 ile 1539 yılları arasında yaklaşık 6 yıl tahtta kalan Ubeydullah Han, Timurlularla yaptığı savaşlarda başarılı olmuşsa da, Safevîlere yenilmekten kurtulamadı. Bu yenilgilerinden dolayı büyük üzüntü duyan Ubeydullah Han, hastalanıp 1539’da vefat etti.

Şibânî sülâlesi içinde kültürel meselelere alaka gösteren bir sultan olarak göze çarpan Ubeydullah Han,  ülkesinin imarına da çaba gösterdi, Mâverâünnehr’de su tesisleri yaptırdı, Savran’da yaptırdığı büyük medrese ile bilimin gelişmesine katkıda bulundu. Buhara sarayını bir ilim ve kültür merkezi hâline getirip âlim ve sanatkârları himâye etti. Kendisi de tefsir, hadis, kıraat, fıkıh gibi dini konularda bilgi sahibiydi ve Nakşibendi tarikatine mensuptu.

Ayrıca çeşitli ilim kollarında kitaplar yazdı. Arapça ve Farsçayı bu dillerde şiir yazacak kadar iyi biliyordu. Güzel sanatlara karşı da büyük bir alâka gösterdi. Hat, nakış ve musiki ile ilgilendi. Ama bunların içinde en çok şiirle meşgul oldu. Ubeydî, Ubeydullah ya da Kul Ubeydî mahlaslarını kullandı. Bu alanda Ahmed Yesevî, Bâkırganî, Lutfî ve Ali Şîr Nevâî’den etkilendiği anlaşılmaktadır. Şiirleri daha çok din ve tasavvuf konularında kaleme alınmıştır. Eckmann, en önemli özelliğinin Çağatay edebiyatında hikmet tarzını canlandırması olduğunu ifade etmiştir. Bu hikmetleri hece vezniyle ve dörtlükler halinde kaleme aldı. Klasik tarzda yazdığı şiirlerinde konu olarak aşk, şarap ve dünyanın faniliğini işledi. Ubeydî'nin bütün eserlerini içine alan bir külliyat, bugün Özbekistan Fenler Akademisi Şark-şinaslık Enstitüsü kütüphanesi el yazmaları bölümünde korunmaktadır. Külliyatın 1-97. sayfalarında şairin Farsça, 98-102 sayfalarında Arapça ve 103-346. sayfalarında Türkçe şiirleri yer alır.

Eserleri: (1) Farsça Divan, (2) Metâliü'l-Enfâsü Hâirihi adlı Farsça bir manzume, (3) Makâlât (Arapça şiirler). 8 gazel, 14 rubai ve 4 beyit, (4) Çağatayca Manzûme fî Hakkı Mesâili’l-Vuzû’ Ve’s-Salât. 158 beyitlik bir mesnevi olup Talip Yıldırım tarafından dil incelemesiyle birlikte yayımlanmıştır. (5) Hikmetler, (6) Salavat-nâme,(7) Çağatayca Divan: gazeller, rubailer, muhammesler, müseddesler, sakiname, (8) Dine alt başlıksız bir manzume, (9) Şevk-name, (10) Sabır-name. (11) Gayret-name. (12) mesnevi, (l3) muammalar, (l4) Terci-Bend, (15) 3 manzume. (16) Tercüme-i Kavâidü’l-Kur’ân ve Fevâidü’l-Furkân; Ubeydullah Han, hocası Kemâleddîn Yâr Muhammed b. Mevlânâ es-Semerkandî’nin kıraat ilmine dair Farsça eserini Türk halkının faydalanması için Türkçe’ye çevirdiğini söyler. Ahmet Ateş özel kütüphanesinde mevcut bir nüshasına dayanarak eseri geniş bir şekilde tanıtmıştır. Hikemiyyât. Ubeydullah Han’ın Ahmed Yesevî tarzındaki bu tür şiirleri çeşitli yazmalarda dağınık halde yer almakta, Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde Risâle fi’n-nesâyih ve’l-hikem adlı nüshada (nr. 4436) 196 adet hikmet bulunmaktadır. Aynı kütüphanede kayıtlı Câmiu’l-Meânî de (nr. 4904) Ubeydullah Han’a ait hikmetleri içerir. Bâkırgân Kitabı’nda ve Ahmed Yesevî’nin Dîvân-ı Hikmet nüshalarında da Ubeydullah’a ait hikmetlerin bulunduğu tesbit edilmiştir. Yirmi beş beyitlik Sabr-nâme, yirmi dört beyitlik Şevk-nâme adlı mesnevilerini Talip Yıldırım ve Ahmet Büyükakkaş dil incelemesiyle birlikte neşretmiştir

 

Kaynakça

Alışık, Gülşen Seyhan (2009). “Yesevî Takipçisi Olarak Ubeydullah Han”. Türkbilig  18: 13-33.

Alpargu, Mehmet (1992). “Bir Özbek Hanı Ubeydullah Han”. Türk Kültürü 346: 109-115.

Ahmed Ateş (1964). “Ubeydullah Han’ın Bilinmeyen Mensur Bir Eseri: Tarcama-i Kavâ’id al-Kur’ân ve favâ’id al-furķân”. TDAY Belleten: 127-147.

Eraslan, Kemal (1986). “XVI. Yüzyıl Çağatay Edebiyatı: Ubeydullah Han”. Büyük Türk Klasikleri. C. IV. İstanbul: Ötüken Yay. 348-351.

Hofman, H. F. (1969). Turkish Literature A Bio-bibliographical Survey. Part I. V. 3. Utrecht: The Library of the University of Utrecht.

İsen, Mustafa, Ali Fuat Bilkan, Tuba Işınsu Durmuş (2012). Sultanların Şiirleri Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yay. 

Karaağaç, Günay (hzl.) (2003). Janos Eckmann, Çağatayca El Kitabı. Ankara: Akçağ Yay.

Karasoy, Yakup (1998). Şiban Han Dîvânı (İnceleme-Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Ankara: TDK Yay.

Köprülü, M. Fuad. “Çağatay Edebiyatı”. İslam Ansiklopedisi. C. III. İstanbul: MEB Yay. 312.

Ölmez, Zuhal (2007). “Çağatay Edebiyatı ve Çağatay Edebiyatı Üzerine Araştırmalar”. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi  5 (9): 173-219.

Önal, Kaya (2003). Doğu Türk Yazı Dili Araştırmaları I, Kul Ubeydì (XVI. yüzyıl) ve Kul Şerìf (XVII. yüzyıl). Bişkek : Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Yay.

Önal, Kaya (2001). “Doğu Türk Yazı Dili Araştırmaları III, ‘Ubeydu’llah Han: Arapça ve Türkçe Hikmetler”. Türkoloji Dergisi XIV (1): 27-60.

Özönder, F. Sema Barutçu (2000). “Doğu Türk Yazı Dili Edebî Çevresi ve Timür”. JOTS 24/III: 289-294.

Sertkaya, Osman Fikri (hzl.) (1996). Janos Eckmann, Harezm, Kıpçak ve Çağatay Türkçesi Üzerine Araştırmalar. Ankara: TDK Yay.

Toparlı, Recep (1986). Ubeydullah Han'ın Şiirleri üzerinde Bir Gramer Denemesi ve Şiirlerinden Örnekler. Erzurum: Atatürk üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Yay.

Uydu, Muallâ Yücel. “Ubeydullah Han”. İslam Ansiklopedisi. C. 42. İstanbul: TDV Yay. 22-23.

Yıldırım, Talip (2003). “Ubeydullah Han: Risâle fi Hakkı Mesâili Vuzû”. TÜBAR XIV (Güz): 127-164.

Yıldırım, Talip (2006). “Ubeydu'llah Han'ın İki Eseri: Salavat-name Mesnevisi ve Gayret-name”.  Journal of Modern Turkish Studies 3 (1): 89-102.
 

Yıldırım, Talip ve Ahmet Büyükakkaş (2007). “Ubeydu’llâh Han’ın İki Eseri: Sabrnâme ve Şevkname”. Modern Türklük Araştırmaları Dergisi IV (1): 87-101.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MUSTAFA İSEN
Yayın Tarihi: 14.02.2014
Güncelleme Tarihi: 28.10.2020

Eserlerinden Örnekler

GAZEL

  ‘Âşık imestür ol kişi dîvâne bolmasa

 Gam deşti içre sâkin-i vîrâne bolmasa

 Ni ‘âşık olgay ol kişi kim cân u könglini

 Öz dilberiga sarf itib efsâne bolmasa

 Kilmes özige ‘âşık-ı bîçâre sâkiyâ

 Âh u figân u nâle-i mestâne bolmasa

 Ni hâsıl iy köngül sanga şimşâd u servdin

 Gül mevsiminde bâde vü peymâne bolmasa

 İrdürmeseng ‘Ubeydîni bezm-i visâlinge

 Kûyung itige kıl anı hemhâne bolmasa 

(İsen, Mustafa, Ali Fuat Bilkan, Tuba Işınsu Durmuş (2012). Sultanların Şiirleri Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yay. 365)

 GAZEL

 Ey cân-ı cihân cism-ara cân bir niçe kündür

 Meşgûl-i cihân bolma cihân bir niçe kündür

 Kalmagusıdur nâm u nişândın eser âhir

 Tiriglik ile nâm u nişân bir niçe kündür

 Zinhâr köngül kevn ü mekândın üze kör kim

 ‘Âlem-ara bu kevn ü mekân bir niçe kündür

 Gülşen güli dik bolma yana hüsnünge mağrûr

 Hüsni anıng iy serv-i revân bir niçe kündür

 Sözüngni ‘ayân eyleme her kimge ‘Ubeydî

 ‘Âşık kişige söz-i nihân bir niçe kündür 

(İsen, Mustafa, Ali Fuat Bilkan, Tuba Işınsu Durmuş (2012). Sultanların Şiirleri Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yay. 366)

 GAZEL

 Ol sitemger manga cefâ kıladur

 Hıdmetidin meni cüdâ kıladur

 İkki kaşınıng ittifâkı bile

 İkki câdû közi belâ kıladur

 Bî-vefâlık kılıb manga ol şûh

 Özgelerge nidin vefâ kıladur

 Hîç kimge cefâsı tigmeydür

 Ni cefâ kim kılur manga kıladur

 Ey ‘Ubeydî kilür sanga yârıng

 Hâcetingni Hudâ revâ kıladur 

(İsen, Mustafa, Ali Fuat Bilkan, Tuba Işınsu Durmuş (2012). Sultanların Şiirleri Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yay. 366)

 GAZEL

 İy köngül câm-ı muhabbet yâr ile nûş eylegil

 Andın özge her ni kim bardur ferâmûş eylegil

 Niçe yalguz mey içersin iy nigâr-ı nûş-leb

 ‘Âşık-ı bîçâre birlen bir kadeh nûş eylegil

 ‘Âlem-i hüşyârlıgdın könglümiz boldı melûl

 Bir sunub la’ling meyidin bizni medhûş eylegil

 İy sanem baksa yüzünge közlerimning merdümi

 Başıng üçün kim anı hâl-i benâgûş eylegil

 İy ‘Ubeydî sözlemeklik ‘ayb irür yâr ilide

 Yahşılarnıng kasıda sözleme hâmûş eylegil 

(İsen, Mustafa, Ali Fuat Bilkan, Tuba Işınsu Durmuş (2012). Sultanların Şiirleri Şiirlerin Sultanları, İstanbul: Kapı Yay. 368)