ANDELÎBÎ, Bülbül Hasan

(d. -/16.yy - ö. -/16.yy)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Kastamonu'da doğdu. Dönemin kaynaklarında hayatı hakkında sınırlı bilgiler bulunmaktadır. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemekle birlikte 16. yüzyılda yaşadığı anlaşılmaktadır. Asıl adı Hasan’dır. Hayatının önemli bölümünü İstanbul’da geçirdi. Sultan II. Mehmed tarafından himaye gördüğü kaynaklarda belirtilmektedir. Gelibolulu Âlî, Şehzade Mahmud (1475-1506)’un mâdihlerinden olduğunu söyler. Âşık Çelebi’nin Andelîbî’nin şair Sebzî ile Kanûnî Sultan Süleyman (1494-1566)’ın Beykoz’da avlanması sırasında başlarından geçen bir olayı anlatması şairin Kanûnî döneminde de yaşadığını göstermektedir. Bütün bu bilgilerden hareketle Andelîbî’nin oldukça uzun yaşadığı söylenebilir.

           Zayıf, hafif sakallı biri idi. Islıkla bülbülü taklit edebildiği ve güzel sesi sebebiyle “Bülbül Hasan” diye anılmış yine bu mahareti sebebiyle Andelîbî mahlasını almıştır. Sesinin Davut kadar güzel olduğu konusunda bütün kaynaklar hem fikirdir. İstanbul’da din görevlisi olarak çalışmış, meslektaşları arasında güzel sesle Kur’an okuyuşuyla şöhrete kavuşmuştur. Ses ve ıslıkla bülbülü taklit etmeyi alışkanlık hâline getirdiğinden kendisine çevresi tarafından “Bülbül Hasan” lakabı takılmıştır. Divan şiiriyle de ilgilenmiş olup şiirlerinde “bülbül” anlamına gelen “Andelîbî” mahlasını kullanmıştır. Güzel sesiyle okuduğu şiirler dinleyicilerin kalplerine huzur verirken aynı zamanda bulunduğu meclisleri de coşturmuştur. Andelîbî’nin ormanlık, koruluk ve bahçelik olan Beşiktaş sırtlarında Dâvûdî sesiyle söylediği şarkıları dinleyenlerin mest olduğu, bülbüllerin seslerini kestiği, güllerin yanık sesle dinledikleri nağmelerle hayat bulduğu kaynaklarda abartılarak anlatılmaktadır. Şairin şiirleri teknik olarak çok başarılı bulunmamaktadır. Yaşadığı dönemde bir divan tertip etmemiştir. Şiirlerinden örnekler başta Pervane Bey Mecmuası olmak üzere dönemin şiir mecmualarında yer almaktadır. Şiirlerinin konularını gündelik yaşamdan alan şair, aynı zamanda iyi bir gözlemcidir. Yaşadığı topluma eleştirel bakış açısıyla ayna tutmaya çalışmış, görebildiği sorunları, düzensizlikleri şiirlerinde ironik bir üslupla ele almıştır. Bir iş için evkafa başvurusunun rüşvet vermediği gerekçesiyle sonuçsuz kalması üzerine Latîfî’nin naklettiği aşağıdaki beyit, şairin sosyal sorunlara yaklaşımını ortaya koymaktadır:

Eline zer alıp varsan efendi gel buyur derler

Eger dest-i tehî varsan efendiyi uyur derler

 

Kaynakça

“Andelîbî”. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C.1. İstanbul: Dergâh Yay. 138.

“Andelîbî”. Türk Dünyası Edebiyatçıları Ansiklopedisi. C.1. Ankara: AKM Yay. 398.

Ergun, Sadettin Nüzhet (yty). Türk Şairleri. C.2. İstanbul.

Gelibolulu Mustafa Âli (1861). Künhü’l-Ahbâr. C.5. İstanbul: yy.

İsen, Mustafa (hzl.) (1990). Latifi Tezkiresi. Ankara: KB Yay. 

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatcı (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i NâilîDîvân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C.II. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutlu, Şemsettin (1958). Eski Türk Hayatı. Ankara: Varlık Yay. 

Kutluk, İbrahim (hzl) (1989). Kınalızade Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şuara. C.2. Ankara: TTK Yay.

Latîfî. (1314). Tezkire-i Latifi. İstanbul: İkdam Matbaası. 

Mehmed Süreyya (1311). Sicill-i Osmanî. C.3. İstanbul: Matbaa-i Amire.

Yazar, İlyas (2005). “Kastamonulu Divan Edebiyatı Şairleri”. II. Kastamonu Kültür Sempozyumu Bildirileri. Ankara: Kastamonu Valiliği Yay. 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ İLYAS YAZAR
Yayın Tarihi: 02.10.2014
Güncelleme Tarihi: 05.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Kıt'a

Halka gibi iki gözü kapıda

Her gelenden begim âmed umar

 Etegi altına bakar gelenin

Her kişiyi sanır ki vasla sunar

 Tuhfesiyle gelen olur manzûr

Tuhfesizden veli gözünü yumar

 Lânet etti resûl mürteşiye

Lânet ana ki anı kabûl eyler

(İsen, Mustafa (hzl.) (1990). Latifi Tezkiresi. Ankara: KB Yay. 114.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888Doğum YeriGörüntüle
2SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10Doğum YeriGörüntüle
3Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987Doğum YeriGörüntüle
4SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888Doğum YılıGörüntüle
5SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10Doğum YılıGörüntüle
6Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987Doğum YılıGörüntüle
7SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888Ölüm YılıGörüntüle
8SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10Ölüm YılıGörüntüle
9Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987Ölüm YılıGörüntüle
10SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888MeslekGörüntüle
11SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10MeslekGörüntüle
12Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987MeslekGörüntüle
13SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16SEYYİD, Şeyh Seyyid Ahmed Hicâbîd. 1826 - ö. 1888Madde AdıGörüntüle
17SUN’Î, Mevlânâ Sun’î Çelebid. ? - ö. 1509-10Madde AdıGörüntüle
18Ali Fuat Gedikd. 1 Temmuz 1913 - ö. 8 Ocak 1987Madde AdıGörüntüle