GÜLŞENÎ (Saruhanî)

(d. ?/? - ö. 888’den sonra ?/1483-84’ten sonra ?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Biyografik kaynaklarda Gülşenî’nin asıl ismi, ailesi, ne zaman ve nerede doğduğu hakkında bir bilgi yoktur. Latîfî ve ondan istifade eden biyografik eserlerde Fâtih devri şairi olarak geçmektedir. Fakat Farsça Dîvân’ında (Ferzan 1980:72) II. Bâyezîd (886/1481–918/1512) için kasidelerinin bulunması onun Bâyezîd devrinde de hayatta olduğunu göstermektedir. Latîfî Tezkiresi’nde, Fâtih devrinde Anadolu'ya geldiği belirtilmiş, fakat nereden geldiğine değinilmemiştir. Şairin Farsça Dîvân’ında yer alan Şirvan ve Ebhaz bölgelerinde yaşamış önemli kişilere yazdığı hiciv ve övgüler geldiği yer hakkında bir fikir vermektedir. Dolayısıyla bu bilgilerden hareketle onun, Fâtih Sultân Mehmed’in Manisa (Saruhan)’da şehzadelik yaptığı dönemde âlim ve sanatkârlara verdiği değeri işitip adı geçen bölgeden gelerek şehzadeye intisap ettiği, burada şöhrete kavuştuğu ve bu nedenle de Saruhanî nisbesini aldığı söylenebilir. Râz-nâme isimli mesnevîsini Fâtih’e takdim etmesi, gerek Fâtih’e gerekse II. Bâyezîd’e çeşitli vesilelerle kasideler sunması, sultanın bayram ve av merasimlerini anlatması, yapılan hisar için tarih düşürmesine bakarak da onun saraya yakın bir şair olduğunu belirtmek mümkündür. Gülşenî’nin ölüm tarihi bilinmemekteyse de II. Bâyezîd’in 888/1483'te vefat eden oğlu Şehzâde Abdullah için yazdığı kaside (Yıldırımer 2004: 6) bu tarihten sonra öldüğünü göstermektedir.

Gülşenî’nin tespit edilen eserleri şunlardır:

1. Râz-nâme: Şairin Pend-nâme veya Makâlât adlarıyla da bilinen mesnevî nazım şekliyle kaleme aldığı bu eseri dînî, ahlâkî ve tasavvufî nasihatlerden meydana gelmektedir. 864/1460’ta tamamlanarak Fâtih Sultân Mehmed’e sunulmuştur. Başındaki kasidelerde değişik aruz kalıpları kullanılmışsa da bunların dışındaki kısımlar fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün kalıbıyla yazılmıştır. Râz-nâme, mesnevî tertibine uygun olarak münacat, na’t, dört halife methi ve sultana övgü ile başlamaktadır. Sebeb-i telif bölümü olmayan mesnevîde, daha sonra eserin esasını oluşturan dinî didaktik hikâyelere geçilmektedir. Burada 31 küçük hikâye ve bu hikâyelere bağlı olan 15 makale vardır. Hikâyelerden yedisi Attâr’ın Mantıku’t-Tayr’ından, yedisi Sâdî’nin Bostân’ından alınmıştır. Eser üzerine bir doktora (Ferzan 1980) bir de yüksek lisans tezi yapılmıştır (Yıldırımer 2004).

2. Farsça Dîvân: Çoğu Fâtih Sultân Mehmed ve II. Bâyezîd övgüsünde yazılmış 25 kasîde, Fâtih’in vefatının işlendiği terkîb-bend şeklinde bir mersiye, gazeller, övgü ve yergi konulu hezeliyât tarzında kıt’alar ve rubâ’îlerden meydana gelmektedir. Ferzan (1980) tarafından yapılan doktora tezinde şairin Râz-nâme isimli mesnevîsinin yanı sıra bu eser de yer almaktadır.

3. Türkçe Dîvân: Mürettep olmayan Dîvân’ın sonu eksik mevcut nüshasının mecmualardaki şiirlerle karşılaştırılmasıyla hazırlanarak yayımlanan metninde 19 kasîde, 4 terkîb-bend, 1 terci’-bend ve 188 gazel vardır (Turan 2011). Özlem Kulat (2010), Dîvân’ın tahlili konulu bir yüksek lisans tezi yapmıştır.

Bu eserlerin yanında Osmânlı Müellifleri’nde (Bursalı Mehmet Tahir 2000: 388) ve bundan istifade eden kaynaklarda Gülşenî’ye ait bir de Mevlid’in olduğu söylenmektedir. Fakat böyle bir esere henüz rastlanmamıştır. Şairin Pervâne Bey Mecmû’ası, Metâli’ü’n-Nezâ’ir ve başka nazîre mecmualarında da şiirleri mevcuttur (Turan 2011: 20-25).

Gülşenî’nin etkilendiği şairler hakkında tezkirelerde herhangi bir isim zikredilmemiştir. Fakat Râz-nâme’sinde yer alan hikâyelerden yedisini Attâr’ın Mantıku’t-Tayr’ından yedisini Sadî’nin Bostân’ından alması onun üzerinde bu şairlerin etkisini göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca Farsça Dîvân’ındaki Fâtih Sultân Mehmed’e sunduğu kasidede, Fars edebiyatının önemli şairlerinden "Rûdegî, Hâkânî, Enverî, Reşîdî, Mu’izzî, Ascedî-i Mervezî, Ferîd-i Ahvel, Seyfî-i İsferengî, Kemâl-i İsfehânî, Zahîr, İmâm, Selmân, Husrev, Hasan, Sa’dî, Hâcû, İmâd, Hâfız, Kemâl, Hayâlî, Kâtibî, Fettâî, Bedr-i Hilâlî, Şâhî, Tâli’î ve Tûsî" gibi isimlerle kendisini kıyaslayarak hem bir öz eleştiri yapmış, hem de bu şairleri çok iyi bildiğini, şiirde kimlerin hangi yönleriyle örnek alınması gerektiğini de ifade etmiştir. Nazire yazdığı şairler arasında Saffî, Adnî, Atâyî, Şâmî ve Aşkî gibi Fatih dönemi şairleri bulunmaktadır. Kaynaklarda mesnevî şairi olarak tanıtılan Gülşenî, çeşitli nazım şekillerinde hem Türkçe hem de Farsça güzel şiirler yazmıştır. Onun şiir dili 15. yüzyıl şairlerinden pek farklı değildir. Türkçe şiirlerinde çokça Arapça, Farsça kelime ve terkipler kullanmıştır.

Kaynakça

Aksoy, Hasan (1996). “Gülşenî-i Saruhânî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 14. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 256.

Aksoy, Hasan (2004). “Mevlid”. İslâm Ansiklopedisi. C. 29. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yay. 482–484.

Bursalı Mehmed Tâhir (2000). Osmânlı Müellifleri. C. 2. Ankara: Bizim Büro Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.

Coşkun, Menderes (hzl.) (2002).  Manzum Bir Şairler Tezkiresi: Hasîb’in Silkü’l-Le’âl-i Âl-i Osmân’ındaki Şair Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay.

Ferzan, Ebrahim (1980). Gülşenî-i Saruhânî: Hayatı, Farsça Dîvânı ve Râznâmesi. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Gülşenî. Farsça Dîvân. Bayezid Devlet Kütüphanesi Yazma Eserler Bölümü. No. 5820.

Gülşenî. Râz-nâme. Millet Kütüphanesi. Ali Emîrî Efendi Manzum Eserler. No. 932.

Gülşenî. Râz-nâme. Millet Kütüphanesi Ali Emîrî Efendi Manzum Eserler. No. 859.

Gülşenî. Râz-nâme. Yapı Kredi Sermet Çifter Arastırma Kütüphanesi Yazma Eserler. No. 570.

Gülşenî. Türkçe Dîvân. Millî Kütüphane. Fahri Bilge Yazmalar Koleksiyonu. No. 206/2.

Hisâlî. Metâli’ü’n-Nezâ’ir. Nuruosmaniye Kütüphanesi. No. 4253. vr. 179a.

Hurûf-ı Hicâ Üzerine Mürettep Mecmû’a-i Eş’âr. Millet Kütüphanesi. Ali Emîrî Manzum Eserler. No. 674. vr. 172a.

İpekten Haluk, M. İsen, R. Toparlı, N. Okçu, T. Karabey (1988). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay.

İsen, Mustafa (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

Köksal, M. Fatih (2010). Mevlid-nâme –Türk Edebiyatında Mevlid Türü ve Yeni Mevlid Metinleri. Kırşehir: Türkiye Diyanet Vakfı Yay.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay.

Mecmû’a. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. Nadir Eserler. No. 4025. vr. 154a.

Mecmû’a. Süleymaniye Kütüphanesi. Hasan Hüsnü Paşa. No. 1031. vr. 303b

Mecmû’a., İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. Nadir Eserler. No. 2955. vr. 35b.

Mecmû’atü’n-Nezâir, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi. Nadir Eserler. No. 1547. vr. 116b,166a-b, 185a, 416a, 494b, 495a.

Özlem Kulat (2010). Gülşeni Saruhani Divanı ve Tahlili. Yüksek Lisans Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

Pervane Beg. Mecmû’a. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi. Bağdat Kitaplığı. No. 406. vr. 105b.

Turan, Selami (hzl.) (2011). Saruhanlı Gülşenî Dîvânı. Isparta: Fakülte Kitabevi.

Yazıcı, Tahsin (1954). “Gülşenî, Eserleri ve Fâtih Hakkındaki Kasideleri”. Fâtih ve İstanbul II (7/12): 82-137.

Yıldırımer, Mestan (2004). 15. Yüzyıl Şairlerinden Gülşenî-i Sarûhânî'nin Râz-nâme (Makâlât-ı Gülşenî) Adlı Eserinin Tenkitli Metni. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. SELAMİ TURAN
Yayın Tarihi: 27.09.2013
Güncelleme Tarihi: 06.11.2020

Eserlerinden Örnekler

Râz-nâme’den

Hamd-i pâk ol pâke cân-ı pâkden

K’âdem eyler kudretiyle hâkden

Âfitâb-ı rûha andandur ziyâ

Şem‘-i akl andan bulur nûr-ı safâ

Hikmetiyle nutfede ol cân ider

Âfitâbı zerrede pinhân ider

Bahr-i feyzinden dü âlem kasredür

Mihr-i cûdından dil ü cân zerredür

Bânî’-i bünyâd-ı sakf-ı bî-sütûn

Nakş-bend-i tâk-ı çarh-ı nîl-gûn

 Çarha seyr ü kutba andandur sebât

Akl u nefs ü rûha ol virür hayât

Aklun ol aklı vü cânun cânıdur

Cüz’ ü küllî zâtınun bürhânıdur

Hikmeti mecmû‘-ı fi‘lün fâ‘ili

Kudreti mecmû‘-ı şey’ün şâmili

Hîç akl-ı hurde-bîn ü nüktedân

Kendü zâtından anun virmez nişân

Âfitâb-ı zât-ı pâkinden yakîn

Dîde-i akl olmamışdur zerre-bîn

Dâl durur hikmetine kâf u nûn

K’andan oldı nakş-ı bîrûn u derûn

İrdi her mevcûda cûdından vücûd

Zü’l-minen bî-minnet eyler feyz-i cûd

Evveli her evvelün bî-ibtidâ

Âhiri her âhirün bî-intihâ

 Pâdişâh oldur ki bâkî izzeti

Hem mucizz ü hem müzil yoh zilleti

Hâk-i dergâhı selâsîn-i cihân

Halkasıdur bâbınun heft âsumân

Gâh virür tâc u taht u mâl ü câh

Gâh eyler mâlı mâr u câhı çâh

Hâkim ol durur ki hükmidür revân

Mâni‘ olmaz emrine kevn ü mekân

Oldı vasfında zebân-ı akl lâl

Kimsene andan nişân virmek muhâl

(Yıldırımer, Mestan (2004). 15. Yüzyıl Şairlerinden Gülşenî-i Sarûhânî'nin Râz-nâme (Makâlât-ı Gülşenî) Adlı Eserinin Tenkitli Metni. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi. 42.)

Türkçe Dîvân’ından

Muvaşşah Gazel

“Hızr Bâlî”

Hayâl-i serv-i dil-cûyı gül-endâm u semen-sîmâ

Gözümün cûy-bârınun kenârın eyledi me’vâ

Za‘îf ü nâ-tüvân oldukca ışkında ten-i bîmâr

Dil ü cânda olur şevk-i mahabbet ezyed ü ekvâ

Ruh u zülf-i hevâ-dârınun eşki kanda kim varsa

Biter sünbül kenârında açılur lâle-i hamrâ

Bahâr-ı ‘âlem-i cândur meger ol ârız-ı gül-gûn

Nihâl-i bâg-ı cennetdür meger bu kâmet-i bâlâ

Ol âhû-çeşm-i şîr-efgen gamından bu dil-i miskîn

Girîbân çâk idüp tan mı tutarsa dâmen-i sahrâ

Leb ü dendânınun lutfın görelden merdüm-i çeşmüm

Gehî yâkût-ı nâb eyler yaşın geh lü’lü-yi lâlâ

Yolında pây-mâl ol Gülşenî ol serv-i bâlânun

Dilersen kim ola seyrân-geh-i cân âlem-i bâlâ

(Turan, Selami (hzl.) (2011). Saruhanlı Gülşenî Dîvânı. Isparta: Fakülte Kitabevi. 121.)

Der-Muvaşşah Gûyed

Elif ol kâmet-i dil-cûy bigi ehl-i cinân

Görmedi ravza-i Firdevsde bir serv-i revân

benüm bigi saçı çîni hevâ-dârı olan

Nefes urdukca olur bâd-ı sabâ müşg-fişân

temâşâ-yı cemâline ki cân gülşenidür

 Ârzû-mend olalı nâle ider bülbül-i cân

serâdan iledür nâle Süreyyâya degin

Ol mehün gün yüzi şevkiyle dil itdükce figân

Cîm cürmise anun ışkı benüm bigi henûz

Görmedi kimse güneh-kâr olalı kevn ü mekân

hayât-ı ebedî buluram ol dem ki beni

Öldüre gamze-i fettânile ol şûh-ı cihân

hayâl-i leb ü dendânı gözümde olalı

La‘l ü dürrine anun reşk ider bahr ile kân

Dâl dikkatde ne denlü kim ola hurde-şinâs

İdemez mûy-ı miyân-ı sıfatın şerh ü beyân

Zâl zevk-i leb-i mey-gûnı safâsıyla müdâm

Câm-ı cân-pervere sarf olsa revâ nakd-i revân

rakîbine ki seg-tab‘ u dil-âzâr durur

Görinürven ser-i kûyında anun şîr-i jeyân

zenahdâniyile hâlini dil gördi didi

Çâh-ı Bâbildür ü Hârût giriftâr derân

Sîn seyl-âb-ı müje ârız-ı şevkinde anun

Kanda kim varsa açılur gül olur lâle-sitân

Şîn şimşâd-ı bülend ol kad-i dil-cûy bigi

Görmedi kimse k’ola lâle-ruh u gonca-dehân

Sâd sad zahm urur cânuma her lahza gözi

Olalı gamzesi ebrûsıyıla tîr ü kemân

Zâd za‘f-ı dili bîmâr gözindendür anun

Hande-i la‘l-i şeker-bârı virür tâb u tüvân

tulû‘ eylese mihr-i ruhı hurşîd-misâl

Olur eczâ-yı cihân zerre bigi raks-künân

zalâm-ı ser-i zülfile ruh-ı tâbişini

Akl gördükce okur Sûre-i Nûrıla Duhân

Ayn aynum n’ola yüz sürdügiçün makdemine

Gerçi bu sûd ider irmez ana hîç ziyân

Gayn gonca-lebi vasfını sabâdan işidüp 

Kaldı reşkinden anun püste bigi beste-zübân

fürûg-ı ruh-ı rahşânı öninde hurşîd

Zerre kem görinür kim ola ne k’ola ayân

Kâf kurtula mı cân gamzesi zahmından anun

Şahsa her kanda ki varursa ecel virmez emân

Kâf ger görmesem ol yâr-ı sebük-rûh yüzin

Hak bilür kim tenüme cânum olur bâr-ı girân

Lâm lâle ruhınun olsa hevâ-dârı bahâr

Halel itmezdi dahı gülşenine bâd-ı hazân

Mîm mestâne gözi şîvesini zâhid-i şehr

Görse rindâne ola mu‘tekif-i deyr-i mugân

Nûn nergis göreli ârız-ı gül-rengin anun

Olmadı lâle vü nesrîne çemende nigerân

Vâv vaslından ırah cennet ü dîdâr hakı

Ayn-ı dûzah görinür gözlerüme bâg-ı cinân

hevâ-dârıyam ol gül-ruh u gonca-dehenün

Olsa sînemde ne tan lâle bigi dâg-ı nişân

Lâm elif lâf-ı sühan itse sezâdur ana kim

Gülşenî bigi vücûda getüre sihr-i beyân

yevâkît u dürerden göher-i nazmın anun

Ter ü rengîn didi her vechile sarrâf-ı cihân

(Turan, Selami (hzl.) (2011). Saruhanlı Gülşenî Dîvânı. Isparta: Fakülte Kitabevi. 181-183.)

Farsça Dîvânı’ndan

Gazel

Ger hayâl-i o nebâşed şâm-ı gam hemdem merâ

Mî keşed sad-reh füzûn çün şem‘ sûz-ı gam merâ

Râz-ı hod gayr-ı seg-i kûyeş ne-gûyem bâ-kesî

Nîst çün gayr-ı seg-i kûyeş kesî mahrem merâ

Sâht hayrân hüsn-i ruhsâreş perî vü hûr râ

În gümân hergiz nemi bûd ez benî âdem merâ

Gerd-i derhâ-yı sirişk hunbâr dîde pîş-i o

Âb u rûy-ı gerd âhir dîde-i pür-nem merâ

Gülşenî mâhîst tâ zi ân meh cüdâ üftâdeem

În çünîn hergiz neyüftâdest der âlem merâ

(Ferzan, Ebrahim (1980). Gülşenî-i Saruhânî: Hayatı, Farsça Dîvânı ve Râznâmesi. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi. 65.)