ALİ TAŞ

?
(d. 02.02.1943 / ö. 03.02.1991)
âşık, müzisyen, işçi
(Âşık ve Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Ali Taş olan âşık, şiirlerinde de mahlas olarak adını ve soyadını birlikte kullanmıştır. 2 Şubat 1943 tarihinde Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesinin Bademli köyünde dünyaya gelmiştir. Bu köy, Osmanlı’nın 17. yüzyılın sonunda zorunlu olarak iskân ettiği Yörüklerden oluşmaktadır. Ali Taş’ın babası Afşar Yörüklerinden Mehmet Ağa, annesi ise Sarıkeçili Yörüklerinden Zeynep Hanım’dır. On beş yaşına kadar köyünde yaşayan Ali Taş, ilköğretim eğitimini de burada tamamlamış ve bu süre boyunca çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan ailesine yardımcı olmuştur. İlkokul yıllarında doğaçlama olarak türküler söylediği, konuşmalarında cinaslı sözler kullandığı ve tekerleme söyleme konusundaki becerileri ile akranlarından ayrılmıştır (Öztürk 2010:15). On beş yaşında, bir kan davası meselesinden dolayı köyü terk etmek zorunda kalan Ali Taş; Nazilli, Muğla, Denizli, İzmir, Uşak gibi yerleri dolaşarak buralarda bir taraftan işçi olarak çalışmış diğer taraftan da sazıyla şiirler söylemiştir. Daha sonra İstanbul’a giden Taş, burada Türk halk müziği sanatçısı Mihrican Bahar ile karşılaşmıştır. İkilinin dostluğu Ali Taş’ın müzisyenlik kariyerinde önemli bir yere sahiptir. Burada bir süre yaşayan Taş, sırasıyla önce Hatay İskenderun, sonrasında ise İstanbul Heybeliada’da askerlik görevini yerine getirmiştir. Bu dönemde asker arkadaşı olan Mehmet Arslan’ın yardımları ile saz çalma becerisini daha da geliştirmiştir. Askerlik görevi bittikten sonra yaşamına İstanbul’da devam etmiş ve burada ilk plaklarını çıkartmıştır. Zaman zaman köyüne giden Ali Taş, bu seyahatlerinden birinde Yörük Mehmet’in kızı Ulviye’ye âşık olmuş ve kaçarak evlenmişlerdir. Bu evliliklerinden Zeynep (1972) ve Özgür (1975) adlarında iki çocuğu olmuştur. Ali Taş, İstanbul’da yaşadığı dönemde Anadolu’ya düzenlenen pek çok turneye katılıp sazı ile çoğu yerde performanslar sergilemiştir. Bu turnelerle popülerlik yakalayan âşık; turnelerine Almanya, Hollanda, İsviçre, Belçika ve Avusturya gibi ülkelerde devam etmiştir. 1980 yılında Denizli’ye yerleşen Taş, ömrünün sonuna kadar Sevindik semti, Aktepe mahallesindeki mütevazı evinde yaşamıştır. Denizli’ye yerleştikten sonra düğünlerde çalgıcılık yaparak geçimini sağlayan Taş, 3 Şubat 1991 yılında hayatını kaybetmiştir. Mezarı, Denizli Asrî Mezarlığı’ndadır. 10 Mayıs 1991 tarihinde Ali Taş için düzenlenen anma törenine Murat Çobanoğlu, Şeref Taşlıova, Mihrican Bahar, Şinasi Uslu gibi ünlü isimler katılmıştır.

Ali Taş’ın şiire olan ilgisi, Taş ailesinin komşularından olan ve Deli İbrahim lakabıyla bilinen İbrahim Öz sayesinde gelişmiştir. Kendi şiirlerini sazı ile söyleyen Deli İbrahim’in performanslarını daha çok küçük yaşlardan itibaren ilgi ile dinleyen Ali Taş, bu sayede âşıklık geleneğine merak duymaya başlamış ve bir bağlama alarak Deli İbrahim ustalığında saz öğrenmeye başlamıştır. Aynı dönemde âşıklığa davet edilmesine dair bir rüya gören âşık, bu yönü ile bâdeli âşıklardan kabul edilebilir (Öztürk 2010:17). Âşığın yetişmesinde etkin olan Dinar Yöresi’ne ait Kerem türküleri ve Teke yöresine ait yerel müzikal gelenek, onun eserlerinde ezgi boyutunda kendini göstermektedir.

Âşığın şiirlerinin önemli bir kısmı dokuz plak ve beş kasetçalar bandı şeklinde, bir kısmı da kendisi üzerine yapılan bir monografi aracılığı ile tüketicilere sunulmuştur (Öztürk 2010). Âşık üzerine yapılmış olan çalışmaların başında Raif Öztürk’ün Bu Toprağın Sesi: Dinarlı Âşık Ali Taş adlı eseri yer almaktadır (2010). Âşığın hayatı ile ilgili kapsamlı bir araştırma yapan Öztürk, onun yakınları ile görüşmeler yaparak hayatı ve âşıklığı hakkında bilgi vermektedir. Bunun yanında âşığın notlarından ve defterlerinden bulduğu şiirleri aynı esere ekleyerek bunların kalıcılaşmasını sağlamıştır. Âşıktan bahseden ikinci eser ise Yaşar Sağlam ve Raif Öztürk’ün birlikte hazırladıkları Dinarlı Şairler adlı eserdir (2011). Bu eserin içinde pek çok âşıkla birlikte Ali Taş hakkında da bilgiler ve şiirlerinden örnekler yer almaktadır (Öztürk 2011: 362-382). Ali Taş’tan kısaca da olsa bahseden bir başka eser ise İrfan Ünver Nasrattınoğlu’na ait olan Afyonkarahisarlı Halk Ozanları adlı eserdir (2006: 149-160). Bunların dışında Şükrü Tekin Kaptan tarafından Ali Taş’ın hayatını anlatan bir kitap hazırlanır ve basılmak üzere Denizli Valiliği’ne teslim edilir ancak basım işlemi bir türlü gerçekleşmez (Öztürk 2010:38).

Yukarıda yayımlanmış olan şiirlerden yola çıkarak söylemek gerekirse şiirler şekil açısından âşıklık geleneğinin niteliklerini fazlasıyla barındırmaktadır. Ölçü olarak tüm şiirlerinde hece ölçüsü kullanılmıştır. Âşığın ölçü konusunda gösterdiği hassasiyetin nedeni, eserlerinin en önemli parçası kabul edilebilecek olan müzikal boyuttur. Bu ölçünün en çok kendini gösteren kalıbı ise on birli kalıptır. Şiirlerde kullanılan dil açık bir Türkçedir ve bu dilde yer yer Ege Bölgesi’nin Teke Yöresi olarak adlandırılan bölgeye ait yerel ifadeler görülebilmektedir. Ürettiği şiirlerin çoğunluğu koşma formundadır. Bunun dışında semai ve âşık tarzı şiir geleneğindeki destan türüne dair örnekler de yer almaktadır. Şiirlerinde ele aldığı konuların başında memleket ve ülke sevgisi gelmektedir. Özellikle genç yaşta gurbete çıkması, bu temaların gelişmesinde etkindir. 1970 – 1980 yılları arasında çeşitli Avrupa kentlerinde verdiği konserlerinde memleket ve ülke sevgisini içeren bu şiirlerin büyük bir ilgi gördüğü bilinmektedir (Öztürk 2010:26-27). 1974 yılında gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı’na istinaden ürettiği “Haddini Bil Yunanlı” başlıklı şiiri (Öztürk 2010:126-129) âşığın milliyetçi duygularının sanatsal bir dışavurumu olarak okunabilir. Millî duygular dışında sosyal problemlerin, kişisel ıstırapların, aşkın, doğanın işlendiği pek çok şiiri bulunmaktadır.

Yaşadığı dönem içerisinde pek çok âşıkla karşılaşan ve onlarla birlikte pek çok performansa imza atan Ali Taş, yaşadığı bölgede âşıklık geleneğinin güçsüz olmasından yakınmaktadır (Öztürk 2010:29-30). Bu sınırlayıcılığa karşın âşıklık geleneğinin tüm niteliklerini yerine getiren Ali Taş, eserleri ile özellikle Dinar bölgesinde âşıklık geleneğine dair bir farkındalığın oluşmasına katkıda bulunmuştur.

Kaynakça

Nasrattınoğlu, İrfan Ünver (2006). Afyonarahisarlı Halk Ozanları. Ankara: Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu Yay.

Öztürk, Raif (2010). Bu Toprağın Sesi: Dinarlı Âşık Ali Taş. İzmir: Birleşik Matbaa.

Sağlam, Yaşar, R. Öztürk (2011). Dinarlı Şairler. İzmir: Dinar Belediyesi Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ADİL ÇELİK
Yayın Tarihi: 06.01.2019

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33Doğum YeriGörüntüle
2GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33Doğum YılıGörüntüle
5GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33Ölüm YılıGörüntüle
8GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33MeslekGörüntüle
11GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?MeslekGörüntüle
12HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?MeslekGörüntüle
13SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16SÜLEYMAN DEDEd. 1860 - ö. 1932-33Madde AdıGörüntüle
17GÜLAB/DAVUDî, Gülab Ali Davudîd. 1940 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18HATUNİ, Hatun Özberkd. 1966 - ö. ?Madde AdıGörüntüle