DÂNİŞÎ, Ahmed Dânişî Efendi

(d. ?/? - ö. 1650/1060)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 17. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

 Asıl adı Ahmet'tir. İstanbulî Ahmed Efendi olarak tanınmasından İstanbul'da doğduğu anlaşılmaktadır. Öğrenim görüp Hocazâde'den mülâzım ve kadı oldu. Rumeli kadıları arasına katıldı. Daha sonra Yümnî'nin ifadesiyle bir çengî dilberine meyledip mesleğini bıraktı. Falcılık yaparak geçimini sağladı.1060/1650 yılında vefat etti.

Safayî, Danişî'nin zamanının meşhur şairlerinden olup Dîvân tertip ettiğini ifade eder. Nat-ı şerifi ile tanındı. Devrinin kaynakları, güzel şiirleri olduğunda hemfikirdir. 


 

Kaynakça

Abdulkadiroğlu, Abdulkerim (1988). Beliğ İsmail Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân (Tıpkıbasım) Ankara: Anıl Matbaacılık.

Abdülkadiroğlu, Abdülkerim ((hzl.)1999). İsmail Belîğ Nuhbetü'l-Âsâr li-Zeyl-i Zübdeti'l-Eş'âr. Ankara: AKM Yay. 78

Çapan, Pervin (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş’âr İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yay.183.

Erdem, Sadık (hzl.) (2013). Mehmed Sâlih Yümnî, Tezkire-i Şu'arâ-i Yümnî. Ankara: TTK Yay.6

Kurnaz, Cemal ve M. Tatçı (hzl.)(2001). Mehmed Nâil Tuman Tuhfe-i Nâilî-Divan Şairlerinin Muhtasar Biyografileri. Ankara: Bizim Büro Yay. 273.

Mehmed Süreyya (1308-15/ 1890-97). Sicill-i Osmânî. C.2. İstanbul: Matbaa-i Âmire. 322.

Müstakimzade Süleyman Sadeddin (2000). Mecelletü’n-Nisâb fi’n-Nisbi ve’l-Künâ ve’l-Elkâb(Tıpkı Basım) Ankara: KB Yay.209.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. İSMAİL HAKKI AKSOYAK
Yayın Tarihi: 08.09.2014

Eserlerinden Örnekler

Der Na’t-ı Resûl-i Kibriyâ

Sâyesi düşmez zemîne sen o nahl-i Tûr’sun

Sâyesiz hûrşîdsin başdan ayaga nûrsun

Kaldı ardınca gözü halkın değil zuhründe mihr

Bende-i âsîye Hak’dan 'avf içün menşûrsun

Şeş-cihetden dîdesin dîdâr-ı Hakk’ı görmeğe

'Ayn-ı 'âlem sendedir âyîne-i manzûrsun

Hak bu yüzden perde-i râz-ı dili keşf eyledün

Ârife zâhir velîkin câhile mestûrsun

Dosta firdevsden kopmış gül-i bî-hârsın

Düşmen-i nâ-puhteye bir âteşîn tennûrsun

Mukîm-i cennet ü cehennem vâzı-ı tig ü kalem

Münkirine mâtem ammâ mü’mînine sûrsun

Sensin ol şeh kim Süleymanlar kapında mûrde

On sekiz bin 'âleme hükm itmeğe me’mûrsun

Sensin ol şeh kim perîler emrine mahkûmdur

Dâver-i fermân-ı revâ-yı leşker-i zînnûrsun

Ka’be’ye bünyâd uran gerçi Halîlu’llâh’dır

Sen de virân gönüller yapmaga muzdûrsun

Gördügün mi’râcda âşıklara bahş eyledin

Lutf-ı Hak’dır ücretin dîdâr ile me’mûrsun

Mest olup tel kırmasınlar deyü erbâb-ı hıred

Nâhî-i mey-i mâni’-i gûş-ı ney ü tanbûrsun

Nâme-i Hakk-ı senge her satrın dil-i a’daya tîg

Dört kitâb içre nebîyü’s-seyf ile mestûrsun

Bir avuç hâkile saldın hâke cünd-i düşmânı

Hak elinde ceyş-i a’dâ üstüne Mansûr’un

Cevheridir feth eden gencîne-i esrârını

Tâ ezelden gevher-i tevhîde sen gencûrsun

Çeşm-i halkı dûş etdin şeb-çerâg-ı şermile

Efser-i fark-ı şahâna gevher-i menşûrsun

Hak bilen zât-ı şerîfin Hakk’a olmuşdur yakîn

Kim ki Hak’dan dûrdur sen dâhi andan dûrsun

Bir mu’azzam şerhsin kim bâb-ı ânın Murtazâ

İlm ile ma’mûrsun tevhîd ile mahsûrsun

Haşr olunca sırr-ı ilm sensin minâr vahdete

Penç vakt içre lisân-ı halkda mezkûrsun

Aşk-ı hüsnündür sebeb dünyâ vü mâ-fihâya hep

Revnak-efzâ-yı cinân-ı nüzhet-nümâ-yı hûrsun

Bahr u bedre Hızr u İlyâs oldu meddâhın senin

Hâmid ü Mahmûd’sun hem hâzır-ı mahzûrsun

Pâdişâh-ı evvelîn ü kıblegâh-ı âhirîn

Evvel ü âhir binâ-yı aşk il ma’mûrsun

Hüsn ü hulkile bir içim susun ammâ kim yine

Hançerinle dâfi’-i nâr-ı dil-i pür-şûrsun

Tîg-i engüştünle etdin cûş-ı mâhı dü nîm

Âlemin sâhib-kırânı merd-i sâhib-zîversün

Gözün açdın zâl-i dehrin tîre-i ikdâm ile

Haşre dek tâb-efgen-i rûy-ı şeb-i deycûrsun

Sana bagışlandı cümle ihsân-ı âcizân

Fazl-ı Hakk ile ezelden tâ ebed magfûrsun

Hâşâlillah kim sana ümmet olan kurtulmaya

Sen şefî’-i cürm-i vahş-ı tayr-ı mâr-ı mûrsun

El benim dâmen senin Yâ Rahmetenli’l-âlemîn

Şöhretim isyân benim sen avf ile meşhûrsun

Her ne denlü çarh-ı pervâz isen sî murg-ı dil

Şâhbâz-ı kudrete bir kemterîn usfûrsun

Dâniş olma sakın lutf-u Hudâ’dan nâ-ümîd

Akl ile yokdur alâkan mestsin ma’zûrsun

Gözün aç kim câm-ı cehl etmiş seni mest ü harâb

Hak-i zilletde uyursun dahi sen mahmûrsun

Sâyesinde tutalım oldun Süleymân-ı zamân

Dergehinde hakdan ednâ yine bir mûrsun

Zerresi mazhar düşersin âfitâb-ı lutfına

Müjde kim iki cihânda şâdsın mesrûrsun

Rûhuna olsun selâm ol pâdişâh-ı hâs u âm

Nefs elinde çekdigin derdi bilir ma’zûrsun

(Çapan, Pervin (hzl.) (2005). Mustafa Safâyî Efendi Tezkire-i Safâyî: Nuhbetü’l-Âsâr Min Fevâ’idi’l-Eş’âr İnceleme-Metin-İndeks. Ankara: AKM Yay. 183).


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91Doğum YeriGörüntüle
2EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887Doğum YeriGörüntüle
3Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91Doğum YılıGörüntüle
5EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887Doğum YılıGörüntüle
6Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91Ölüm YılıGörüntüle
8EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887Ölüm YılıGörüntüle
9Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91MeslekGörüntüle
11EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887MeslekGörüntüle
12Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?MeslekGörüntüle
13EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16EMÂNÎd. ? - ö. 1590/91Madde AdıGörüntüle
17EMÎN/VAHÎD, Solaklar Kethudâsı-zâde Mehmed Emîn Vahîd Efendid. 1824 - ö. 1887Madde AdıGörüntüle
18Yalçınlar, Adnand. 12 Ağustos 1955 - ö. ?Madde AdıGörüntüle