HACI HABİB KARAASLAN

(d. 1921 / ö. 1973)
ambar memuru
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Nüfus kayıtlarındaki asıl adıyla Hacı Habib Karaaslan (Yılmaz 2011: 10), 1921 yılında Kayseri’nin eskiden Bünyan, bugün ise Akkışla ilçesine bağlı Gömürgen köyünde doğmuştur (Üçok 1953: 127; Başgöz 1986a: 192; Kalkan 1988: 131; Kalkan 1991: 299; Akbaş 1994: 42; FB 426: 130'dan akt. Çapraz 2014: 95, 184; Yılmaz 2011: 10). Mehmet Oğulları’ndan 1880 doğumlu Hafız Ali Hoca’nın oğludur (FB 426: 130'den akt. Çapraz 2014: 95, 184). Annesinin adı ise Keziban’dır (Yılmaz 2011: 10). Babası okuryazar ve hafız olduğu için, kendisi de küçük yaşlarda eski harflerle “elif-ba” ve “Amme”, “Tebareke” gibi cüzler okumuş, Kur’an’ı okumayı da babası sayesinde tamamlamıştır (FB 426: 130'dan akt. Çapraz 2014: 95, 184). Bu sırada Arapça ve Farsça dersleri de almıştır. Köyündeki üç sınıflı ilkokul mektebinden en iyi derece ile mezun olmuştur (Yılmaz 2011: 10). Öğrenimine devam etmek için her ne kadar babasına ağlayıp yalvarsa da başarılı olamamış ve çiftçilik yapmaya başlamıştır. Kayseri yaylalarında ve özellikle Uzunyayla’da çobanlık yapmıştır (Yılmaz 2011: 10). On sekiz yaşına kadar köyünde çobanlık yaparak geçimini sağladıktan sonra köyde kazandığı paranın başlık parasına yetmeyeceğini anlayarak 1 Ekim 1939’da Ankara’ya gitmiştir (Yılmaz 2011: 11). Ankara’da uzun bir süre yalnız ve işsiz kaldıktan sonra gerek Halkevi’nin gerekse Ahmet Kutsi Tecer ve Behçet Kemal Çağlar’ın desteğiyle Millî Eğitim Bakanlığında küçük bir ambar memurluğu bulmuştur (Başgöz 1986a: 192). 1946 yılında parti ve siyaset işleri ile ilgilenmeye başlamıştır. Memur olduğu için her ne kadar partiye üye olamamışsa da mensubu olduğu partinin Anadolu gezilerine katılmıştır. 1949 yılının sonlarında Şanlıurfa’nın Birecik ilçesi dolaylarındaki seçim gezisinde, İnönü’ye hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanmıştır. 102 gün hapis yattıktan sonra, af kanunuyla serbest kalmıştır. Daha sonra Ankara’ya dönmüş fakat eski işine alınmamıştır. Bunun üzerine köyüne dönmüş ve orada sekiz ay kaldıktan sonra tekrar Ankara’ya giderek Ankara Tıp Fakültesinde yine küçük bir memuriyet işi bulmuştur. 1960 darbesinden sonra işten çıkarılmıştır. Uzun bir süre işsiz kaldıktan ve geçici işlerde bir süre çalıştıktan sonra hastalığa yakalanmış ve 1973 yılında da vefat etmiştir (Başgöz 1986a: 192-200).

Kendisini yakından tanıyan İlhan Başgöz, onun âşıklığa başlamasını, “Azap duyuyor, kuzu güdüyor, ekin biçiyor, herk ediyor. Bakıyor ki bu çalışma ile elinin ekmek tutacağı, bir baltaya sap olacağı yok. Âşıklığa saldırıyor. Saz çalıp türkü çağırmayı öğrenemiyor ama parmakla hece sayıp, kafiye düşürmeyi öğreniyor” (Basgöz 1986a: 192) diyerek açıklamaktadır. O ise âşıklığa başlamasına yokluk, sıkıntı ve geçim derdi gibi sebeplerin yanında iki olayın etkili olduğunu belirtmektedir. Bunlardan ilkini, “Çadırlarımızın yaylaya göçtüğü bir sıradaydı. Komşu çadırlardan birinde dünya güzeli bir kıza rastladım (…) O günden, o kıza karşı derin bir aşkla bağlandım. Şairlik kabiliyetim de günden güne arttı ve bana günden güne çeşitli şiirler ilham etti” (Karaaslan 1940'tan akt. Yılmaz 2011: 11) şeklinde açıklamaktadır. Diğer olay ise şöyledir: “1938 senesinin temmuz ayında kendi köyleri ile Ortaköy arasındaki kayalık, dar ve sarp bir yoldan kağnıyı indirirken sap kağnısı üzerine devrilir. O esnada kağnıyı önünden çeken küçük kardeşi Hasan’ın ayaklarını yere vurarak ağladığını görür. Çeyrek saat (15 dakika), sapın ve kağnının altında kalan şair, bilincini tamamen kaybeder. Tam bu sırada beliren iki adam kağnıyı üzerinden kaldırarak kendisini mutlak bir ölümden kurtarırlar. Şair, bunları hayal meyal görüp biraz sonra kendisine gelince yanındaki küçük kardeşine: ‘Hasan, beni kurtaran ve kağnıyı üzerimden kaldıranlar kim idi?’ diye sorar. O da: ‘İki adamdı, ama Ortaköy’e doğru gittiler ve hiçbir şey de söylemediler’ diye cevap verir. Şair, merak edip uzun müddet de aradığı hâlde, daha sonra bu kişilerin izlerine tesadüf edememiştir. İste bu olaydan sonra çok fazla susayan ve içi yanan şair Erciyes dağındaki karlara bakarak ‘İlk Şiir’ diye bilinen “Kağnı Devrildi” şiirini söylemiştir.” (Karaaslan 1969'dan akt. Yılmaz 2011: 12). Dolayısıyla onun âşıklığa başlamasının “rüya”ya bağlı olarak gerçekleştiği ifade edilebilir. Diğer taraftan geçmişteki halk şairlerinin bütün eserlerini ve hayatlarını okuyarak, Yunus Emre’den zamanına kadar olan halk şairlerinin şiirlerini tanıyarak âşıklığını ilerletmeye çalışmıştır (Yılmaz 2011: 13). Ayrıca usta âşıkların yanında dolaşarak görgü ve bilgisini artırmış; hatta âşık meclislerinde yarışmalara da katılmıştır (Kalkan 1988: 131).

Şiirlerinde mahlas kullanmamış, kendi adını kullanmayı tercih etmiştir. İlk şiirlerinde tabiat hakimdir. Özellikle de yayla temasına şiirlerinde çok yer vermiştir (Yılmaz 2011: 12). Gurbete çıktıktan sonra daha ziyade gurbet şiirleri; siyasetle ilgilenmeye başladıktan sonra da siyasi şiirler yazmaya başlamıştır (Akbaş 1994: 43). İlhan Başgöz’e göre Habip Karaaslan, gerek Cumhuriyet Halk Partisi gerekse Demokrat Partiye dönük yergi ve taşlamaları ile, âşık tarzı şiir geleneğinde siyasi taşlama geleneğini başlatan ve 1945’ten vefat ettiği tarihe kadar da bu geleneği kesintisiz sürdüren ilk âşıktır (Başgöz 1986a: 2002). Onun yergileri ve taşlamaları, “bir yandan köylünün fakirliğini, memurun yiyiciliğini anlatarak halk şiirimizin geleneğini sürdürüyor. Bir yandan da siyasi kurumları, kişileri ve ilkeleri içine alarak yeni bir yol açıyor.” (Başgöz 1986a: 202). Örneğin işçi haklarından bahseden şiirler ilk defa onun tarafından kaleme alınmıştır (Başgöz 1986a: 202). Yine Başgöz’e göre, o, “sıradan bir halk şairi”dir (Başgöz 1986a: 192). Fakat, onun daha ziyade siyasi yelpazeye bağlı yazmış olduğu şiirler, âşıklık geleneği için bir dönüm noktasıdır (Başgöz 1986a: 201). Bu sayede “âşıklarımız da artık, aydın şairlerimiz gibi belli görüşleri, belli fikirleri, belli okulları temsil eden sanatçılar oluyor.” (Başgöz 1986a: 203).

8’li ve 11’li hece ölçüsü ile söylediği şiirlerinde koşma ve destan tarzını kullanmıştır (Yılmaz 2011: 20). Eserlerinde konu olarak da “aşk, gurbet, tabiat, din, sitem-protesto, kişiler, olaylar, mekânlar, yaşadığı olumsuzlukları” (Yılmaz 2011: 20) dile getirmiştir. Fakat konu olarak yukarıda da belirtildiği üzere “yergi ve taşlamaları (protesto türküleri)” ile Türk halk edebiyatında protesto geleneğine “pek önemli bir katkıda bulunmuştur.” (Başgöz 1986b: 186). Karaaslan’nın yalın ve “işlek” bir dili ve anlatımı vardır. Özellikle de protesto içeren şiirlerinde “fikirleri daha duru, dili bir gömlek daha işlektir.” (Başgöz 1986a: 201).

Şiirlerini Destanlarım (1940), Kavalımın Sesi (1941), Der Karaaslan (1945), Kalbimin Sesi (1946), Kahramanlık Destanı (1954) ve Yurt Destanı (1969) adlı kitaplarında toplamıştır. Protesto tarzındaki şiirlerini ise yayımlamayıp ayrı bir dosyada saklamıştır. Çektiği bütün sıkıntıları ve 1943’ten başlayarak ileri gelen parti, devlet ve hükûmet adamları, belli başlı kuruluşlarda çalışanları övdüğü veya taşladığı şiirlerin yer aldığı bu dosyaya da “Habib Karaaslan’ın gizli dosyasıdır kimseye verilmez” kaydını düşmüştür (Yılmaz 2011: 16). Bu şiirler, onun ölümünden sonra Başgöz tarafından bulunup ilim âlemine tanıtılmıştır (Başgöz 1986a).

Kaynakça

Akbaş, S. Burhanettin (1994). Bünyan ve Yöresi Halk Edebiyatı Folklor ve Etnografyası. Kayseri: Bizim Gençlik Yay.

Başgöz, İlhan (1986a). “Habip Karaslan, Ya Da Bir Halk Şairinin Gizli Dosyası”. Folklor Yazıları. Ankara: Adam Yay. 192-203.

Başgöz, İlhan (1986b). “Türk Halk Edebiyatında Protesto Geleneği”. Folklor Yazıları. Ankara: Adam Yay. 181-191.

Çapraz, Erhan (2014). Fahri Bilge Derlemeleri / Kayseri ve Yöresi Halk Şairleri. Kayseri: Talas Belediyesi Kültür Yay.

FB 426: A. Ârifî [=Fahri Bilge]. [Defter]. Kayseri 1938-1941. Millî Kütüphane İbni Sina Yazmaları. Nu.: 06 Mil Yz. FB. 426.

Kalkan, Emir (1988). Çağlar Boyunca Kayseri Şairleri. Kayseri: Kayseri İli Özel İdare Müdürlüğü ve Kayseri Belediyesi Birliği Yay.

Kalkan, Emir (1991). XX. Yüzyıl Türk Halk Şairleri Antolojisi. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay.

Karaaslan, Habip (1940). Destanlarım. Ankara: Ankara Basımevi.

Karaaslan, Habip (1969). Yurt Destanı. Ankara: Ulus oğlu Matbaası.

Üçok, Hamdi (1953). Çağlayanlar Beldesi Bünyan. Kayseri: Sümer Matbaası.

Yılmaz, Derya (2011). Kayseri’de Âşıklık Geleneği ve Halk Şairi Habip Karaaslan (İnceleme – Metin). Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ERHAN ÇAPRAZ
Yayın Tarihi: 08.04.2019
Güncelleme Tarihi: 07.12.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
DestanlarımAnkara Basımevi / Ankara1940Şiir
Kavalımın SesiUzluk Basımevi / Ankara1941Şiir
Der KaraaslanAnkara Basımevi / Ankara1945Şiir
Kalbimin SesiSümer Matbaası / Kayseri1946Şiir
Kahramanlık DestanıEmek Basım-Yayınevi / Ankara1954Şiir
Yurt DestanıUlus oğlu Matbaası / Ankara1969Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ALÎ ŞEHBÂZ EFENDİ, Kayserilid. ? - ö. 1898Doğum YeriGörüntüle
2MEÇHULÎ/GIYABÎ, Hasan Aşıkd. 1915 - ö. 2000Doğum YeriGörüntüle
3Şule Yüksel Şenlerd. 29 Mayıs 1938 - ö. 28 Ağustos 2019Doğum YeriGörüntüle
4İbrahim Balaband. 1921 - ö. 9 Haziran 2019Doğum YılıGörüntüle
5Bedii Faik Akınd. 1 Mayıs 1921 - ö. 16 Haziran 2015Doğum YılıGörüntüle
6MUSA/MEHMETOĞLU, Musa Ünlüd. 1921 - ö. 1994Doğum YılıGörüntüle
7Cahit Okurerd. 1917 - ö. 1973Ölüm YılıGörüntüle
8İSMAİL SOLARd. 1913 - ö. 25.02.1973Ölüm YılıGörüntüle
9Tahir Alangud. 24 Aralık 1915 - ö. 19 Haziran 1973Ölüm YılıGörüntüle
10SABRÎ, Hüseyin Sabrîd. 1840 - ö. 1905MeslekGörüntüle
11RÂŞİD, Osmân Râşid Efendid. 1816 - ö. 1897MeslekGörüntüle
12ÖMER, Ömer Şahind. 1932 - ö. ?MeslekGörüntüle
13OZANOĞLU/ELVANÎ, Nurettin Gürd. 01.04.1950 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14MUSTAFA ÇANKAYAd. 10.02.1957 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SİBEL, Sibel Köpürd. 1978 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16HASAN GENEYİKLİd. 1947 - ö. 21.11.2011Madde AdıGörüntüle
17KUZKAYA, Mehmet Kuzkayad. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18GÜHER HATUNÎ, Güher Hatun Salad. 1971 - ö. ?Madde AdıGörüntüle