HAMDÎ, Akşemseddîn-zâde Mehmed Hamdullâh, Hamdî Çelebi, Hamdullâh Ahmed Çelebi

(d. 853/1449-50 - ö. 909/1503)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl ismi Mehmed Hamdullâh’tır. Geç tarihli bir kaynakta adının Ahmed olduğu kayıtlıdır (Bursalı Mehmed Tâhir 1333: 135). Bugün Bolu’ya bağlı olan Göynük’te doğmuştur. Meşhur mutasavvıf Akşemseddîn’in en küçük oğludur. On yaşında babasını kaybeden Hamdî kardeşlerinden ilgi görmediğini bizzat vurgulamıştır (Onur 1991: 49). İlk eğitimini muhtemelen babasından almıştır. Daha sonra ilmiye yoluna giren Hamdî, gençliğinde bir müddet Bursa Çelebi Sultân Mehmed Medresesinde danişmend olarak bulunmuştur (Enîsî: vr. 33a). Bununla beraber aynı kaynağın farklı nüshalarında ve başka eserlerde adı geçen medresede müderris olduğu da kayıtlıdır (Yurd vd. 1994: 138-139; Gelibolulu Mustafâ Âlî: vr. 158b). Hamdî gördüğü bir rüya üzerine ilmiye yolundan ayrılarak İbrahim Tennûrî’ye intisap etmek üzere Kayseri’ye gitmiş ve kendisinden hilafet alarak tasavvufî eğitimini tamamlamıştır. Şair daha sonra inziva hayatını tercih ederek memleketi Göynük’e yerleşmiştir. Bazı kaynaklarda Hamdî’nin inziva hayatı sırasında Molla Câmî ile mektuplaştığı kayıtlıdır. Onun böyle bir inziva hayatını tercih etmesini başta dönemin padişahı II. Bâyezîd olmak üzere devlet yöneticilerinden beklediği karşılığı bulamamasına bağlayanlar da vardır (Köprülü 1987: 183). Hamdî Çelebi doğduğu yerde 909/1503’te vefat etmiş ve babasının türbesine defnedilmiştir. 914/1514 yılında Necâtî ile aynı yılda öldüğünü kaydeden kaynaklar (Canım 2000: 235; Riyâzî: vr. 54a; Özcan 1989: 251) varsa da bu tarihte ölenin başka bir Hamdî olduğu düşünülmelidir. Bilinen tek çocuğu Mehmed Zeyneddîn ünlü bir hattattır.

Hamdî, bazı kaynaklarda hamse sahibi olarak takdim edilmekte (Canım 2000: 235; Riyâzî: vr. 54a; Özcan 1989: 251), hatta kendisinin Anadolu’da hamse yazan ilk şair olduğu söylenmektedir. Ancak toplam beş mesnevî kaleme alan şairin bu mesnevîlerinin hamse adı altında toplandığı bir nüshası elde yoktur. Üstelik 158 beyitlik Kıyâfet-nâme, hamse meydana getiren klasik mesnevîlerden kabul edilebilecek bir eser de değildir. Buradan hareketle şairin hamse oluşturmaya niyetlendiğini, fakat bunu gerçekleştiremediğini söylemek daha makul görünmektedir. Hamdî’nin eserleri şunlardır:

1. Yûsuf u Züleyhâ: 6241 beyitten oluşan “fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün” kalıbıyla yazılmış bir mesnevîdir. 897/1491-92’de tamamlanmıştır. Bütün kaynakların Türk edebiyatının en başarılı Yûsuf u Züleyhâ’sı olduğu konusunda ittifak ettiği mesnevînin yüz elliye yakın nüshası vardır. Molla Câmî’den etkilenerek yazılan eserin, şairin kendisini kardeşlerinden eziyet gören Yûsuf peygamberle özdeşleştirmesi nedeniyle başarılı olduğu görüşü yaygındır. Yûsuf u Züleyhâ üzerine iki doktora tezi yapılmış (Onur 1982; Öztürk 1993), bu çalışmalardan biri yayımlanmıştır (Onur 1991).

2. Leylâ vü Mecnûn: Yaklaşık 4100 beyitten oluşan ve aruzun “mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün” kalıbıyla yazılan bu mesnevî 905/1499-1500’te tamamlanmıştır. Şair eseri yazarken Câmî, Nizâmî ve özellikle Hâtifî’den etkilenmiştir. Türk edebiyatındaki ilk Leylâ vü Mecnûn’lardan olan metnin fazla nüshası yoktur. Leylâ vü Mecnûn üzerine çalışmalar yapılmıştır (Levend 1959; Güler 1982)

3. Ahmediyye: 900/1494-95 tarihinde tamamlanan eser mesnevî nazım şekliyle ve aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” kalıbıyla yazılmış olup 1337 beyitten oluşmaktadır. Ahmediyye’de Hz. Muhammed’in doğumu, hicreti, miracı, mucizeleri ve vefatından söz edilmektedir. Mevlid türüne dahil edilebilecek metin Süleymân Çelebi’nin Mevlid’inin gölgesinde kalmıştır. Bazı kaynaklarda Ahmediyye’den Muhammediyye veya Mevlid (Mevlid-i Cismânî ve Mevlid-i Ruhânî) adlarıyla söz edilmesi kimi karışıklıklara da yol açmıştır (Özcan 1989: 251).

4. Tuhfetü’l-Uşşâk: Aruzun “mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün” kalıbıyla yazılmış olan mesnevî yaklaşık 950 beyittir. Metnin ne zaman tamamlandığı belli değildir. Ancak şairin Tuhfetü’l-Uşşâkı geç dönemde kaleme aldığı tahmin edilmektedir. İstanbul ve Kayseri gibi şehirlerin mekânı oluşturduğu hikâye, bu yönüyle “orijinal” kabul edilmiştir. Nitekim eserin konusu Şeyh Sanan hikâyesinden bariz etkiler taşımaktadır. Sadece iki nüshası bulunan Tuhfetü’l-Uşşâk yayımlanmıştır (Al-Shaman 1991; Güneş 2014).

5. Kıyâfet-nâme: 158 beyitten oluşan bu küçük mesnevî “fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün” kalıbıyla yazılmıştır. Metnin yazım tarihi belli değildir. “İlm-i kıyâfet” (fizyonomi) türünün Türkçede bilinen ilk manzum örneğini teşkil etmesi bakımından önemli olan eserin çok sayıda nüshası vardır. Kıyâfet-nâme yayımlanmıştır (Çelebioğlu 1979).

6. Dîvân: Sadece 2 nüshası bulunan Hamdî Dîvânı “1’i Farsça 3 kaside, 12’si Farsça 195 gazel (şairin bazı mecmualardaki gazelleri de eklendiğinde gazel sayısı 199’a ulaşmaktadır), 1 murabba, 1 terci-bend, 4’ü Farsça 1 kıta, 2’si Farsça 3 nazım, 1’i Farsça 2’si Arapça 6 müfred ve 1 beyit”ten oluşmaktadır. Dîvân, alışılmış müretteb divan tertibinde değildir. Ayrıca içinde herhangi bir devlet büyüğüne yazılmış şiir de yoktur. Eser üzerine biri tahlil olmak üzere iki yüksek lisans tezi yapılmış (Özyıldırım 1995; Şener 1995), Özyıldırım’ın çalışması yayımlanmıştır (1999).

Hamdî Çelebi’nin yukarıdaki edebî eserlerinden başka Mecâlisü’t-Tefâsîr adlı bir tefsiri olduğu bilinmektedir (Çelebioğlu yty.: 178). Ayrıca onun, biri tasavvufî, diğeri fıkhî iki Risâle kaleme aldığı biliniyorsa da eserler bugün elde değildir (Yurd vd. 1994: 139-140). Hamdî’ye atfedilen “ilm-i kef”e dair Risâle (Bursalı Mehmed Tâhir 1333: 135) ile Pend-nâme’nin (Çelebioğlu yty.: 172 vd.) ise kendisine ait olma ihtimali yoktur.

Özellikle mesnevî şairi olarak öne çıkan Hamdî, Yûsuf u Züleyhâ’sıyla konunun en başarılı örneğini vermiş, eser yüzyıllar boyunca aşılamamıştır. Fakat Hamdî’nin diğer mesnevîlerinde aynı başarıyı yakaladığını söylemek mümkün değildir. Gerek Leylâ vü Mecnûn gerek Ahmediyye türdeşleriyle karşılaştırıldığı zaman hem nüsha sayısı hem de bıraktıkları etki bakımından geri planda kalmıştır. Yerli mekânların kullanıldığı bir aşk hikayesi olan ve bu açıdan özgün kabul edilen Tuhfetü’l-Uşşâk’ın da fazla bir rağbet gördüğünü söylenemez. Kıyâfet-nâme ise edebî değerinden değil, muhtemelen konunun ilginçliğinden dolayı çok okunmuştur. Hamdî, Dîvân sahibiyse de gazel şairi olarak iz bırakamamıştır. Dönemin mecmualarında şiirlerine nadiren rastlanması, tezkirelerde mesnevîleriyle özellikle de Yûsuf u Züleyhâ’sıyla anılması bu durumun ispatıdır. Gazellerinde zaman zaman tasavvufî çağrışımların ön plana çıktığı görülen Hamdî’nin hem gazellerinde hem de mesnevîlerinde Şeyhî’nin baskın bir etkisi olduğunu da belirtmek gerekir.

Kaynakça

Al-Shaman, Mesad (1991). “Hamdullah Hamdî’nin Tuhfetü’l-Uşşak Adlı Mesnevisi”. Türklük Bilgisi Araştırmaları / Journal of Turkish Studies 15: 169-255.

Bursalı Mehmed Tâhir (1333). Osmânlı Müellifleri. C. 2. İstanbul.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.

Çelebioğlu, Âmil (1979). “Kıyafe(t) İlmi ve Akşemseddin-zade Hamdullah Hamdî ile Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Kıyafetnamesi”. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Araştırma Dergisi (11): 305-348.

Çelebioğlu, Âmil (yty.). “Akşemseddin-zade Hamdullah Çelebi ve Pend-nâmesi”. Akşemseddin Sempozyumu Bildirileri. yy.: Akşemseddin Hazretleri Vakfı Yay. 172-203.

Enîsî. Menâkıb-ı Akşemseddîn. DTCF Kütüphanesi, Özak I 957.

Gelibolulu Mustafâ Âlî. Künhü’l-Ahbâr. Nuruosmaniye Kütüphanesi 3406.

Güler, Zülfü (1982). Hamdullah Hamdî, Leylâ ve Mecnûn (İnceleme-Metin). Doktora Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Güneş, Mustafa (2014). Hamdî ve Tuhfetü’l-Uşşâk’ı (Âşıklara Armağan). Ankara: Bizim Büro Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1998). Sehî Bey Tezkiresi - Heşt-Behişt. Ankara: Akçağ Yay.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). C. II. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köprülü, M. Fuad (1987). “Hamdî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 5/1. İstanbul: MEB Yay. 183-186

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay.

Levend, Agah Sırrı (1959). Arap, Fars ve Türk Edebiyatlarında Leyla ve Mecnun Hikayesi. Ankara. İş Bankası Yay.

Onur, Naci (1982). Hamdullah Hamdî, Yusuf u Züleyha (İnceleme-Metin). Doktora Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Onur, Naci (hzl.) (1991). Hamdî, Yusuf u Züleyha. Ankara: Akçağ Yay.

Özcan, Abdulkadir (hzl.) (1989). Mecdî, Hadâiku’ş-Şakâik. İstanbul: Çağrı Yay.

Öztürk, Zehra (1993). Hamdullah Hamdî’nin Yusuf u Züleyha Mesnevisinde Tipler ve Motifler. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Öztürk, Zehra (1997). “Hamdullah Hamdi”. İslâm Ansiklopedisi. C. 15. İstanbul: TDV Yay. 452-454.

Özyıldırım, Ali Emre (1995). Hamdullah Hamdi ve Divanının Tenkitli Metni. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Özyıldırım, Ali Emre (hzl.) (1999). Hamdullah Hamdi ve Divanı. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. 

Riyâzî. Riyâzu’ş-Şu’arâ. Millet Kütüphanesi, Ali Emirî 765. vr. 54a.

Şener, Hasan (1995). Akşemseddîn-zâde Hamdullah Hamdî Dîvânı Tahlili (Cemiyet-İnsan ve Tabiat). Yüksek Lisans Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

Yurd, Ali İhsan, M. Kaçalin (1994). Akşemseddin, Hayatı ve Eserleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Vakfı Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ALİ EMRE ÖZYILDIRIM
Yayın Tarihi: 20.08.2014
Güncelleme Tarihi: 10.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Yûsuf u Züleyhâ’dan

Çünki itdi vefât hazret-i pîr

İtdiler ne didiyse bî-taksîr

 

Gitdi ol gamda ben mukîm oldum

Cevrden süfte-dil yetîm oldum

 

Yûsuf irmiş belâsı gâyetine

İrmedüm ben cefâ nihâyetine

 

Anun ihvânı itdi zulm ü hased

Bunlarun nesli kendülerden eşed

 

Nâmın andıkça Yûsuf’un ol azîz

Yâd olur idi dilde mihr-engîz

 

Yûsuf’un çekdigümce gussasını

Gussam okurdı bana kıssasını

(Onur, Naci (hzl.) (1991). Hamdî, Yusuf u Züleyha. Ankara: Akçağ Yay. 49.)

 

Dîvân’dan

Gazel

Pertevinden yüzüne kimse nigâh eyleyimez

Nazara ol eseri mihr ile mâh eyleyimez

 

Eyle dem-beste kılur âşıkı dil-ber gamı kim

Bin yıl odlara yanup bir nefes âh eyleyimez

 

Rûz-ı da’vîde niçe âşık-ı ser-bâz geçen

Vakt-i ma’nî olıcak terk-i külâh eyleyimez 

 

Râz-ı aşkı dem-i neyden nice fehm itsün o kim

Çengveş kaddini derd ile dü-tâh eyleyimez

 

 Sa’y idüp Hamdi diler kim sana kul ola velî

Kişi cehd ile özin âleme şâh eyleyimez

(Özyıldırım, Ali Emre (hzl.) (1999). Hamdullah Hamdi ve Divanı. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. 162.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475Doğum YeriGörüntüle
3EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911Doğum YeriGörüntüle
4ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475Doğum YılıGörüntüle
6EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911Doğum YılıGörüntüle
7ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475Ölüm YılıGörüntüle
9EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911Ölüm YılıGörüntüle
10ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
11EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475MeslekGörüntüle
12EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911MeslekGörüntüle
13ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ZARÎFÎ, Zarîfî Çelebid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17EMÎR SİKKÎNÎ, Dede Ömerd. ? - ö. 1475Madde AdıGörüntüle
18EMÎN, Arab-zâde Emîn Efendid. 1849 - ö. 1911Madde AdıGörüntüle