KELÂMÎ

(d. ?/? - ö. ?/?)
tekke şairi
(Tekke / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı tespit edilemeyen ve Kelâmî mahlasıyla bilinen şair, 16. yüzyıl Bektaşi tekke şairlerindendir. Kerbelâ’da dünyaya gelmiştir. Şairin doğum tarihi, mesleği, ailesi ve herhangi bir eğitim alıp almadığı hususlarında kaynaklarda bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak şiirlerinde görülen ilmî ve tasavvufi birikiminden, Hurufiliğe meyil etmesinden ve aruzu ustaca kullanmasından belli bir düzeyde eğitim almış olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, Kelâmî’nin ne zaman vefat ettiği hususunda kaynaklarda herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır (Ergun 1944: 81).

Kerbelâ’da bulunan İmam Hüseyin makamındaki “Tekke-i Abdâlân-ı Rûm”un şeyhi olan Hüseyin Dede’ye intisab etmiştir. Uzun müddet bu dergâhta oturmuş ve tarikat çevresinde “Cihan Dede” namıyla şöhret kazanmıştır. Hakkındaki bu bilgileri Bağdatlı Ahdî’nin “Gülşen-i Şu’arâ” adlı tezkiresinden öğrenilmektedir. Ahdî’nin Kelâmî hakkında aktardıkları günümüz Türkçesiyle şöyledir:

“Kelâmî, belanın çok olduğu Kerbelâ’dandır. Hz. Peygamberin gözünün nuru, şehitlerin şahı Hz. İmam Hüseyin’in dergâhının yanında bulunan Tekye-i Abdâlân-ı Rûm’un şeyhi, dervişlerin sığındığı misafirhanenin kalbi aydınlık piri ve nurlu ayın parıltılı çerağı olan, gamlı gönüllerin lütfüyle ferahlayan Hüseyin Dede’nin hizmetlerine gençlik yıllarında sadık bir irade ile koşmuş, onların erkânlarıyla varlık kamışlarını gömeç balı haline getirmek için tarikat yoluna yolcu olup edebin her düzeyinde birçok marifet göstermiştir” (Solmaz 2009: 258). Ahdi’nin Kelâmî hakkında yazdığı bununla da kalmayıp yazının devamında aktardıkları şöyle özetlenebilir; tarikat yolunda hünerli, hakikat ehli ile yakından ve sıkı münasebeti bulunan, onların sık sık sohbetlerine katılan, dervişler içerisinde sözü tutulan ve “Cihan Dede” namıyla tanınmış marifet ehli bir zattır. Ayrıca, tüm İran’ı ve Türkistan’ı dolaşmış, tasavvufta önemli mertebeler kat etmiş ve zamanın dervişleri arasında şöhret ve post sahibi olmuştur (Solmaz 2009: 258).

Kelâmî, şiirlerini aruzla yazan ve bu vezni oldukça başarılı bir biçimde kullanan bir şairdir. Klasik edebiyatın mazmunlarından ve edebî sanatlarından bolca istifade ettiği görülür. Şiirlerinde bilhassa Hurufilikle ilgili benzetmelere ve sanatlı söyleyişlere sıkça rastlamak mümkündür. Kelâmî’nin içerik bakımından tasavvufi konularda şiirler yazdığı görülmektedir. Derin tasavvufi bilgi ve birikimi şiirlerine ilk bakışta göze çarpmaktadır. Bu durumun tasavvufi tarikat yaşantısıyla doğrudan ilgili olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca Bektaşi tarikatına mensup olan şairin şiirlerinden Hurufiliğe olan ilgisi ve bu inanç ile ilgili kavramlara hakimiyeti açıkça anlaşılmaktadır.

 “Nigâra Allem-el-esma-i Fazl-ullâhtır vechin / Kelâmullâh ü Beytullâh ü Arşullâh’tır vechin” beyitiyle başlayan şiirinde Allah’ın isimlerinin, kelamlarının ve evinin insanın yüzünde mevcut olduğunu işlemektedir. Hurufi inancına göre, insan yüzünde doğuştan yedi hat mevcuttur. Bunların hal ve mahal toplamı on dörttür. Sonradan oluşan (ergenlik döneminde) yedi hat ve bunların hal-mahal toplamı da on dörde tekabül eder. Bunların tamamının (Ana-Baba hatlarının) toplamı Kuran alfabesinin sayısı olan yirmi sekize eşittir (Noyan 2001: 222). Bu işaretlerin tamamı insan yüzünde mevcuttur. Bunların tamamına aşağıda tamamını verdiğimiz şiirinde yer veren şaire göre, özetle, insanın yüzü Allah’ın yüzünü yansıtmaktadır. Kelâmî’nin şiirlerinin içeriği ve kaynaklarda kendisi hakkında verilen malumatlar, şiirlerini tekke ve tasavvufi bir çevre içerisinde ürettiğini göstermektedir.

Kaynakça

Ergun, Sadeddin Nüzhet (1944). Bektaşi Edebiyatı Antolojisi-Bektaşi Şairleri ve Nefesleri. İstanbul: Maarif Kitaphanesi.

Noyan, Bedri (2001). Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik. C.4. Ankara: Ardıç Yay.

Solmaz, Süleyman (hzl.) (2009). Gülşen-i Şu’arâ (Bağdatlı Ahdî). Ankara: yyy. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-219145/h/agm.pdf [erişim tarihi: 03.09.2013].

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. BÜLENT AKIN
Yayın Tarihi: 20.09.2013

Eserlerinden Örnekler

Nefes

Nigârâ Allem-el-esmâ-i Fazlullah'dır vechin

Kelâmullah u beytullah u arşullahdır vechin

 

Yazılmış çârdeh hatt-ı siyâhın çârdeh levha

Hurûf-i asl-ı Kur'ân-ı kadîmullahdır vechin

 

Rümûz-i küllü şey'in hâlik illâ vechehû vechin

Beyânıdır senin zîra ki vechullahdır vechin

 

Serâirler hakayikler dekayikler mekânıdır

Bu yüzden söylerim hakka ki sırrullahdır veehin

 

Dehânın burc-i ma'nîdir ki nutk andan tulû' eyler

Kelâmın mihr-i âlemtâb- rûşen mâhdır vechin

 

Mubârek mısr-ı câmi'dir vücûdun çünki sertâser

Velî bu mısr-ı câmi'de azîzim Şâh’dır vechin

 

Yazılmış satr-ı Tâhâ ile Bismillah'dır vechin

Kelâmî serbeser bil kim Kelâmullah'dır vechin

 

Ergun, Sadeddin Nüzhet (1944). Bektaşi Edebiyatı Antolojisi-Bektaşi Şairleri ve Nefesleri. İstanbul: Maarif Kitaphanesi. 82.

 

Nesîmî’nin Gazelini Tahmis

Cennetülme'vâ yüzündür leblerin mâ-i tahûr

Mûsi-i candır sözün nâzik vücûdun kûh-i Tûr

Fazl-ı Yezdân'ın cemâli senden olmuştur zuhûr

Ey saçın zıll-i İlahî vey ruhin Allahü nûr

Ravzanın servi boyundur indehâ cennât-ı hûr

 

Ey cemâlin cümle eşyânın cemâlinde cemîl

Anber efşan sünbülün kim iki böldü çün Halîl

Birisidir kâf-ı mübhem biridir nûra delîl

İstivâsıdır saçın İnnâ hedeynâh-üs-sebil

Cennet anındır ki kıldı şol sırât üzre ubûr

 

Mushaf-ı hüsnün kim olmuşdur cihâna vazıhâ

Şerhine kasırdürür nutk-ı zebân-ı şâriha .

Oldu nûr-i mâ-i rûyin burc-i dilde lâyıha

Ey sıfâtın kul hüvallah vey cemâlin Fâtiha

Üşte Fürkan üşte Tevrât üşte İncîl ü zebûr

 

Dest-i Kudret eyleyelden tâ muhammer tiynetin

Altı kerre bist ü heşt ü si vü düdür hilkatin

Cümle âfâkın hemen mâhiyyetidir sûretin

On sekiz bin âlemin âyînesidir sîretin

Kim ki şol mir'âtı buldu oldu min ehl-i sürûr

 

Ârifi nefs olmayan bilmez Hak'ı dedi Ali

Sûretâ eşyâyı gör mir'ât-ı dilde müncelî

Bas ayak vahdet yoluna çek bu kesretten eli

Kahr ü lûtfun illeti ma'nîde vâhiddir velî

Bilmedi şeytan bu tevhîdi Ahad'den düşdü dûr

 

Bist ü heşt ü si vü düdür cümle-i ekvanda gör

Ratb ü yâbis nîk ü bed ser defter-i dîvanda gör

Lîk ayn-ı ma'ni ile sûret-i insanda gör

Ayn ü şîn ü kafa bak yârin cemâlin anda gör

Kıl Tebârek yâ Musavvir leyse fîhâ min fütûr

 

Ey Yemînîden yemînullah kitâbın yanılan

Sâil-i ma'nâ yanında her cevâbın yanılan

Hâb-ı gaflette varub mebde’ maâdın yanılan

Koptu hüsnünden kıyâmet ey hisâbın yanılan

Uykudan dur kim erişti va'de-i men fil-kubûr

 

Kim ki ma'şûkun gamın cân ile kılmasa gıdî

Hayy-i fid-dâreyn olub bulmadı ömr-i sermedî

Ol Îmâdüdîn-i sırr-ı Murtezâ böyle dedi

Kim ki Eyyûb'un belâsın sevdiğinden çekmedi

Giymedi mahbûb elinden hil'at-i abden şekûr

 

Ey Kelâmî Fazl-ı Yezdan dergehine secde kıl

Olmayasın çün Nesîmî Hak katında münfeil

Rûh bahşî çün ana mîsakdan oldu sicil

Rûh-i kuds oldu Nesîmî’nin sözü ey zinde dil

Ger Mesîhâ tek diriysen yatma kim çalındı sûr

 Ergun, Sadeddin Nüzhet (1944). Bektaşi Edebiyatı Antolojisi-Bektaşi Şairleri ve Nefesleri. İstanbul: Maarif Kitaphanesi. 82-83.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556Doğum YeriGörüntüle
2FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556Doğum YılıGörüntüle
3FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556Ölüm YılıGörüntüle
4FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556MeslekGörüntüle
5FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
6FUZÛLÎd. 1483 - ö. 1556Madde AdıGörüntüle