MUHAMMED/MEHMED BİN ÂŞIK SELMÂNÜ'L-LÂZKÎ

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Eski kaynaklarda hayatı hakkında bilgiye rastlanmamaktadır. Hakkındaki bilgiler eserlerine ve yazmalardaki istinsah kayıtlarına dayanmaktadır. Künyesindeki “Lâzkî” kelimesi, Fuat Köprülü (1986: 342) ve onu referans alan bazı araştırmacılar (Özkan 2000: 76, Şentürk vd. 2004: 143) tarafından “Lâdikî” şeklinde okunmuşsa da bu okuyuşun hatalı olduğu istinsah kaydından anlaşılmaktadır. Buna göre yazarın memleketi, Suriye’nin Lâzkiye şehridir (Daşdemir 2007a: 40). Eserlerinde rastlanan bazı Kıpçak Türkçesi özellikleri ve künyesi onun, Memluk-Kıpçak sahasında yetişmiş bir Oğuz Türkü olduğunu düşündürmektedir. Keşfü’l-Me’ânî’ye göre şair, bir dönem Mekke’de bulunmuş; burada seçkin kimselerden ilim tahsil etmiş ve kıraat ilminde önemli bir mertebeye ulaşmıştır. Yazmaların istinsah kayıtlarındaki ibarelerden şairin 833/1429 tarihinden önce vefat ettiği anlaşılmaktadır. Muhammed bin Âşık Selmânüllâzkî’nin, Eski Anadolu Türkçesi özellikleri gösteren iki eseri bilinmektedir:

1. Keşfü’l-Me’ânî: 800/1397 yılında yazılmıştır. Kısa adı: Keşf’tir. Endülüs âlimlerinden Şâtibî’nin Hırzu’l-Emânî adlı kıraat ilminde bir tarik (eş-Şâtibiyye) oluşturmuş eserinin manzum bir tercümesidir. Ancak metin; Ca’berî, Ebû Şâme gibi çeşitli Şâtibî şerhçilerinden de yararlanılması itibarıyla birebir tercüme sayılmayıp şerh veya serbest tercüme özelliği göstermektedir. Hırzu’l-Emânî’deki bölüm başlıkları takip edilerek “yedi kıraat” (kıra’at-i seba) konusu işlenmekte; kıraatte usul (med, idgam, imale, vakf, ta-i tenis, izafet “ye”leri, lamlar vs.), surelerdeki kıraat farkları (ferşü’l-hurûf) ile tekbir konularında kıraat imam ve râvîlerinin ihtilafları anlatılmaktadır. 1628 beyittir. 3-150 beyit arasında değişen 33 bâba ayrılan manzumede 8 farklı aruz vezni kullanılmıştır. Mahlas beyti olmayan ve aa xa xa  şeklinde kafiyelenen manzumelerin nazım şekli “nazm”dır. Kıraat konusunda yazılmış bilinen ilk Türkçe eser olması itibarıyla önemli olan metnin tek nüshası Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'nde 197/1 demirbaş numarasıyla kayıtlı bir mecmua içerisindedir (vr. 2b-139a). Ancak mevcut yazmanın içinde nüsha farklarını gösteren birçok kaydın bulunması ve 27 beytinin Edirne İl Halk Kütüphanesi'ndeki bir mecmua içerisinde bulunması (bk. Bayramçavuş 1994: 49-51) Keşfü’l-Me’ânî’nin henüz ele geçmemiş başka nüshalarının da olduğunu göstermektedir. Bu nüsha asıl metinde geçen kıraat vecihlerini açıklayan birçok hâşiye içermektedir. Gerek asıl metin gerek hâşiyeler kısmı ilginç bazı grafik özellikler göstermektedir. Müellif nüshasından 833/1429-30’te istinsah edilmiştir. Eser, Muharrem Daşdemir tarafından yayımlanmıştır (2008).

2. Resmü Mâ fî’l-Mesâhif: Kısa adı Resm olan bu eserde, Şâtibî’nin ilk mushaflardaki hattı (resm-i hat, resm-i Osmânî) anlattığı Akîletü Etrâbi’l-Kasâ’id fî Esne’l- (Kasîde-i Ra’iyye) Makâsıd’ının, Ca’berî tarafından yapılmış şerhinin (Cemîletü Erbâbi’l-Merâsıd fi Şerhi Akîleti Etrâbi’l-Kasâ’id) bazı kısımları Türkçe olarak nazma çekilmiştir. 500 beyitten ve 29 bölümden oluşan manzumeler “nazm” nazım şekliyledir. bu metin, içinde Keşfü’l-Me’ânî’nin de yer aldığı Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi'nde 197/2 numarada kayıtlı mecmuanın içindedir (vr. 140b-184a). Nüshanın istinsah tarihi 833 Zilhicce/1430 Ağustos’tur. Eser üzerine bilimsel bir yayın yoktur.

Şair, bilimsel konuların işlendiği eserleri tercüme ettiği için manzumelerinde sanatçı kişiliği ön plana çıkmamıştır. Nitekim çok az sayıdaki beytin edebî nitelik taşıdığı görülmektedir. Her iki metinde teknik terimlerin dışında sade bir dil hakimdir. Sadece bazı beyitlerde çekimli Arapça fiilleri de ihtiva edecek şekilde Arapça-Türkçe melezi bir dil kullanılmıştır.

Kaynakça

Bayramçavuş Hülagü, Zehra (1994). Kavâ’id‑i Teysîr‑i Kur’ân: Metin-Tercüme-Sözlük-Ekler Dizini. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Daşdemir, Muharrem (2007a). “XIV. Yüzyıla Ait Türkçe Manzum Bir Şatibî Şerhi: Keşfü’l-Me’ânî”. Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi 14 (35): 29-48.

Daşdemir, Muharrem (2007b): “Keşfü’l‑Me’ânî’nin Grafik Özellikleri”. Turkish Studies Tunca Kortantamer Özel Sayısı-II 2 (4): 1119-1134.

Daşdemir, Muharrem (hzl.) (2008). Muhammed b. Âşık Selmânü'l-Lâzkî, Keşfü'l-Meânî (İnceleme-Tenkitli Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Erzurum: Güneş Vakfı Yay.

Köprülü, M. Fuat (1986). Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Ötüken Yay.

Özkan, Mustafa (2000). Türk Dilinin Gelişme Alanları ve Eski Anadolu Türkçesi. İstanbul: Filiz Kitabevi Yay.

Şentürk, Ahmet Atillâ, A. Kartal (2004). Eski Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Dergâh Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. MUHARREM DAŞDEMİR
Yayın Tarihi: 30.07.2013

Eserlerinden Örnekler

Keşfü’l-Me’ânî’den

Bâbu Mâ Yuzkerü Fîhi Esâmiyü’l-Kurrâ’

 Ve’r-Rüvât Ve’r-Rumûz 

Istılâh issi bu fennün diledi kim anıla

Kendüden sonra cihân içinde yahşı ad-ıla

 

İhtilâf-ı seb’a’ı kasd eyledi kim zabt ide

Tâ ki her bir kişi meşgûl olsa͜anı hâsıl kıla

 

İhtilâf-ı seb’adan inzâl-i Kur’ândur murâd

Kim lugâti seb’aya mahsûs kıldı Rabbünâ

 

Medd ü kasr u hemz ü telyîn ü imâledür bişi

İkisi terkîk ü tefhîm ehlini sorsan bana

 

Ol Kureyş-ile Yemendür Tay Sakîf ü ma’ Temîm

Hem Hüzeyl ü hem Hevâzindür ki zikr id[d]üm sana

 

Gerçi Kur’ân bunlarun dilince indi-se ne-var

Bil ki şartı var semâ’î cümle olmakdur rüvâ

 

Ba’zılar bu harfi istihbâr dirler hem haber

Emr ü nehy ü ve’t-tereccî ve’t-temennî ve’n-nidâ

 

Hill ü hürmet emr ü nehy ü ‘ibret ü zarbu’l-mesel

Bir haber mimmen seye’tî bir haber mimmen mezâ

 

Muhkem ü mücmel mübeyyen nass u zâhirdür bişi

Bir mü’evvel bir dahı te’vîlini idmez rüvâ

 

İhtilâf-ı seb’a’ı çok dürlü tevcîh iddiler

İhtilâf-ı lafzidür meşhûr mâ-beyne’l-kurâ

 

Mustafâ Cibrîl lafzından rivâyet eyledi

كَذا اُنْزِلْ عَلَيَّ يَا عُمَرْ lemmâ karâ

 

Çün kırâ’at yididür her birisi-çün bir kişi

Ehl-i Kur’ândan çıkardı iki râvî koşdı͜ana

 

Ebcedi mahsûs kıldı bunlarun-çun lâ-cerem

Şeyhin evvel zikr ider râvilerin sonra ana

 

Nâfi’ ü Kâlûn u Verşündür Ebec bil Mekkinün

Bezzi Kunbül bilesince olsa Dehez remzi͜ola

 

Bil Ebû Amr-ıla Dûrî Sûsinün Huttî Kelem

İbnü Âmir ma’ Hişâm [u] İbnü Zekvânun ola

 

Âsım u Şu’be-y-le Hafsundur Nasa’ lafz-ı Fazak

Hamzanundur ma’ Halef Hallâdı alsa yanına

 

Bil Kisâ’î kim Alîdür ma’ Ebi’l-Hâris Reset

Râvi âher Dûridür kim Bısri-çün didüg sana

 

Müfredâtun remzi budur kim sana zikr eyledük

Mücmelün remzin dahı bilgil ki müşkil kalmaya

 

Kûfiler kim Âsım u Hamza Alîdür sâ alur

Gayr-ı Nâfi’ altı kârî-çün bilindi remz-i hâ

 

Kûfi Şâmî zâlı aldı Kûfi Basrî gayn alur

Kûfi Mekkî remzi-çün menkût okındı uht-ı tâ

 

Şîn Kisâ’î Hamzadur ger bunlarun-la bulına

Şu’be kim Bû Bekr dirler Suhbe remz id mücmelâ

 

Hem Sıhâbı remz kıl Hafs u Kisâ’î Hamzadan

Amma Nâfi’ Şâmî Nâfi’ Mekki Bısrîdür Semâ

 

Hakk Mekki͜ İbnü’l-’Alâ kim Bısridür v’ângeh Nefer

Bu iki ma’ Yahsabî kim Şâmidür ayrılmaya

 

Hırmi Mekkî Nâfi’ündür Hısn Kûfî Nâfi’ün

Bundan artuk remzi yokdur kim didük önden sona

Daşdemir, Muharrem (hzl.) (2008). Muhammed b. Âşık Selmanü'l-Lazki, Keşfü'l-meânî (İnceleme-Tenkitli Metin-Dizin-Tıpkıbasım). Erzurum: Güneş Vakfı Yay. 108-110.

 

 Resmü Mâ Fî’l-Mesâhif’ten

Allâhümme A’simhâ Mine’r-Riyâ Ve’s-Süm’et ve

 Yessirhâ Limen ve Ay Ba’d Mâ Semi’a 

 

Her ki bismi’llâhı kable’l-hamd ol yâd eyledi

Mustafâ zikri-le âlun rûhını şâd eyledi

 

İsti’ânet diledi Hakdan bu ilm-i resm-içün

Hatt-ı mushâf mucebince elfâz inşâd eyledi

 

Fehmi kâsırlar murâdı-çün meger kim bu za’îf

Şems-içün pilon biçipdür aya lübbâd eyledi

 

Hatt-ı mushaf neydügin evvel bize bilmek gerek

Oldur ol kim Hakk anı Sıddîka irşâd eyledi

 

Bir gazâ Sıddîk devrinde kavî oldı meger

Ekser-i huffâzı ol gün dünyadan yâd eyledi

 

Çün Ömer bu hâli gördi devr Sıddîkun-ıdı

Geldi Sıddîkun katında durdı feryâd eyledi

 

Didi ger Kur’âna resm olmazsa bil key korkudur

Âkıbet ilhâm irişdi resmi bünyâz eyledi

 

Kâtibü’l-vahye kim ol Zeyd bin Sâbit ana

Emr kıldı tâ cerâyidden anı͜ifrâd eyledi

 

Vardı cem’ itdi cerâyidden suhûf itdi anı

Hafsaya kaldı sonında çün Ömer dâd eyledi

 

Devr Osmânun olınca Hafsada kaldı suhûf

Sonra Osmân anı cem’ itdi sekiz ‘add eyledi

 

Kendü-çün evvel yazılan mushafun adı imâm

Bâkisi andan yazıldı kim sekiz ad eyledi

 

Mekkî vü Şâmî vü Kûfî Basri Bahreyn ü Yemen

Bir Medîne-y-çün kodı bir kendüye͜isnâd eyledi

 

Mekke Bahreyn ü Yemende nüsha ma’lûm olmadı

Bâkisi meşhûr bişdür halk mu’tâd eyledi

 

Gerçi Kur’ân ma’nî-yi kâyim bi-zâti’l-bâridür

Lâkin istikrâ-y-içün elfâzı terdâd eyledi

 

Şartı elfâz-ı semâ’îdür hurûfı seb’adur

Hâlidür elfâzı mülhidden kim îrâd eyledi

 

İlleti cem’ oldı kim evvel zamânda her kişi

Bir kırâ’at yegledi bâkîden ilhâd eyledi

 

Anı gördi͜İbnü’l-Yemânî kim Hüzeyfedür adı

Geldi Osmânun katında bir bir isnâd eyledi

 

Abdu leh Zeyd Ubeyy ü Sa’d ki İbnü’l-Âs idi

Bunları Osmân Kureyşî lafza nukkâd eyledi

 

İhtilâf olsa bana arz idmedin yazman didi

Hak te’âlâ bunlarun gönlini münkâd eyledi

 

Yazdılar şol mûceb üzre kim suhufda var-ıdı

Bunlara uyanlarun Hak küllin azâd eyledi

Muhammed bin Âşık Selmânüllâzkî. Resmü Mâ Fî’l-Mesâhif. Yapı Kredi Sermet Çifter Araştırma Kütüphanesi. No. 197/2. vr. 140b-142a..


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Müzehher Vâ-nûd. 1912 - ö. 14 Nisan 2011Doğum YeriGörüntüle
2HİMMETÎ, Himmetî Beyd. ? - ö. 1590Doğum YeriGörüntüle
3MERKEZÎ, Şeyh Musa Merkez Muslihiddin Efendid. ? - ö. 1551-52Doğum YeriGörüntüle
4Müzehher Vâ-nûd. 1912 - ö. 14 Nisan 2011Doğum YılıGörüntüle
5HİMMETÎ, Himmetî Beyd. ? - ö. 1590Doğum YılıGörüntüle
6MERKEZÎ, Şeyh Musa Merkez Muslihiddin Efendid. ? - ö. 1551-52Doğum YılıGörüntüle
7Müzehher Vâ-nûd. 1912 - ö. 14 Nisan 2011Ölüm YılıGörüntüle
8HİMMETÎ, Himmetî Beyd. ? - ö. 1590Ölüm YılıGörüntüle
9MERKEZÎ, Şeyh Musa Merkez Muslihiddin Efendid. ? - ö. 1551-52Ölüm YılıGörüntüle
10Müzehher Vâ-nûd. 1912 - ö. 14 Nisan 2011Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11HİMMETÎ, Himmetî Beyd. ? - ö. 1590Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12MERKEZÎ, Şeyh Musa Merkez Muslihiddin Efendid. ? - ö. 1551-52Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Müzehher Vâ-nûd. 1912 - ö. 14 Nisan 2011Madde AdıGörüntüle
14HİMMETÎ, Himmetî Beyd. ? - ö. 1590Madde AdıGörüntüle
15MERKEZÎ, Şeyh Musa Merkez Muslihiddin Efendid. ? - ö. 1551-52Madde AdıGörüntüle