RAVZÎ

(d. ?/? - ö. 1600'den sonra/1009'dan sonra)
divan şiiri
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Yûnuszâde olarak bilinen Ravzî, Edinciklidir. Ataları bey ve sipahidir. Şairin doğum tarihi en geç 16. asrın ikinci çeyreğidir. Kanûnî Sultan Süleyman, 2. Selim, 3. Murad ve 3. Mehmed dönemlerini görmüştür. Düzenli olup olmadığı bilmesek de iyi bir eğitim görmüştür. Ravzî, muhtemelen evlenmiş ve çocuk sahibi olmuştur. Şair, Emir Sultan dergâhının sekizinci postnişîni Nurbahşiyye veya Kübreviyye mensubu Lutfullah-ı Sânî (ö. 971/1563)'nin dervişidir.

Ravzî, müstağnî bir kişiliğe sahiptir. Sahip olduğu bu kişilik, onun devlet erkânıyla ilişkilerini de etkilemiş, özellikle kadılarla yıldızı barışmamıştır. Çokça yer dolaşmış, dolaştığı kimi yerlerdeki gözlemlerini de nazma dökmüştür.

Ravzî'nin ölüm tarihini bilmiyoruz. Ama yer yer bazı dizelerinde ölüm düşüncesine kapıldığını, hatta ölümüne tarih düşürdüğünü görüyoruz. Bir beytindeki

Öğünseñ sen n'ola Ravzî cihândan gitdi ay Bâkî

Nice lâf eyler iseñ eyle bulındı zaman tenhâ G.86/5

"Bâkî" kelimesiyle şair Bâkî kastedilmiş olmalıdır. Bâkî'nin ölüm tarihi 7 Kasım 1600 olarak bilindiğine göre Ravzî bu tarihten sonra ölmüş olmalıdır. Doğumunun yüzyılın en az ikinci çeyreğinde olduğu da düşünülürse, şair uzun bir ömür sürmüştür. Ravzî, şiirlerinden anlaşıldığına göre çokça yer dolaşmıştır. İstanbul, Bursa, Mihaliç, Gelibolu, Erdek, Dukakin, İştib ve Üsküp bunlar arasındadır. Buralara ne münasebetle gittiğine dair bir bilgimiz yoktur.

Ravzî'nin elimizde bir Dîvânı vardır. Şiirlerinde sade bir dil kullanmıştır. Mahallî unsurlara yer vermiş, atasözleri ve özellikle deyimlere sıklıkla başvurmuş, halk söyleyişlerini ustalıkla şiire taşımıştır. Gazellerinin mahlas beyitlerinde, şiir-şair ve döneminin şiir anlayışına malzeme sağlayacak bilgiler vermiştir. Fars şairlerinden Hâfız'ı, Türk şairlerinden Hayretî ve Bâkî'yi kendisine örnek almıştır. Necâtî, Hayâlî, İshak Çelebi, Yahyâ Bey gibi, birçoğu çağdaşı Türk şairlerini de önemsemiştir.

Ravzî Dîvânında 16 kaside, 1 terci-bend, 28 murabba, 4 muhammes, 1 müseddes, 662 gazel, 15 kıta, 2 nazm, 5 mesnevi ve 2 müfred olmak üzere toplam 736 manzume vardır. Her beş gazelden dördü beş beyitlidir. Divandaki şiirlerinin % 87.7'sinde redif tercih edilmiştir. Rediflerinin büyük bir bölümü Türkçe kelime ve eklerden seçilmiştir.

Ravzî Dîvânının muhtevasında her şairde rastlanabilen tarihî ve mitolojik isimler dışında, yaklaşık 300 şahıs ismi geçer. 41 şiir doğrudan isme yazılmıştır. Divanda Dukakin (1) ve Edincik (2) hakkında yazılmış, yerleşim yerlerini konu alan üç manzume vardır. Edincik'i konu alan manzumenin birisi şehrengizdir. Divanda yer alan sonu eksik manzum mektup, içerdiği 91 isimle, türün önemli örneklerinden biridir.

Hz. Ali, Hüseyin ve Kerbelâ kelimeleri, divanda sık aralıklarla kullanılmıştır. Bu kullanım, şiirde malzemeden ziyade, şairin meşrep yakınlığının göstergesi gibidir. Abdal, ışık, melamî, kalenderî kelimelerinin çok kullanımı da, meşrep yakınlığını tamamlayan öğelerdir. Divanda yedi manzume, doğrudan hicve ayrılmıştır. Ravzî, mizacı gereği hoşlanmadığı durumlar karşısında tepkisiz kalmamış, tepkisinin şiddetine göre eleştiri veya hicvin dozunu artırmıştır. Zaman zaman, ağır küfürlere varan hicviyelerinde, içinde yaşadığı toplumun ağzıyla sövgülerini ifade etmiştir.

Şair, yaşadığı çevrenin ve döneminin giyim-kuşamı, yiyecek-içeceği ve kullandığı araç-gereçlerine kadar birçok malzemeyi şiire taşımıştır. Kahve ve içki yasağı, arpa sıkıntısı ve savaşlar, divanın muhtevasında dikkati çeken özelliklerdir. Ravzî, bir hacimli divanı ve dönemini aksettiren manzumelerinin içeriği ile yaşadığı yüzyılın önemli bir tanığı ve şairi olarak görünmektedir.

Kaynakça

Açıkgöz, Namık (1999). Kahvenâme. Ankara: Akçağ Yay.

Aksoy, Ömer Asım (1984). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü I-III. Ankara: TDK Yay.

Aydemir, Yaşar (2007). Ravzî Dîvânı. Ankara: Birleşikkitabevi.

Baysun, M. Cavid (1988). "Emîr Sultân". İslam Ansiklopedisi. C. IV. İstanbul: MEB Yay. 261-263.

Aksoy, Ömer Asım (hzl.) (1996). Bölge Ağızlarında Atasözleri ve Deyimler. Ankara: TDK. Yay.

Çavuşoğlu, Mehmet ve M. Ali Tanyeri (1981). Hayretî, Dîvan Tenkidli Basım. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.

Çavuşoğlu, Mehmet ve M. Ali Tanyeri (1990). Üsküplü İshak Çelebi, Dîvan Tenkidli Basım. İstanbul: Mimar Sinan Üniversitesi Yay.

Gökbilgin, M. Tayyip (1988). "Mehmed III". İslam Ansiklopedisi. C. VII. İstanbul: MEB Yay. 536.

Kara, Mustafa ve Kadir Atlansoy (hzl.) (1997). Mehmed Şemseddin, Bursa Dergâhları, Yâdiğâr-ı Şemsî I-II. Bursa: Uludağ Yay.

Koçu, Reşad Ekrem (1967). Türk Giyim, Kuşam ve Süslenme Sözlüğü. Ankara: Sümerbank Yay.

Küçük, Sabahattin (1988). Bâkî Dîvânından Seçmeler. Ankara: KB Yay.

Küçük, Sabahattin (1994). Bâkî Dîvânı Tenkitli Basım. Ankara: TDK Yay.

Ocak, Ahmet Yaşar (1992). Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII. Yüzyıllar). Ankara: TTK Yay.

Ocak, Ahmet Yaşar (1998). Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler. 2. Baskı. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Öcalan, Hasan Basri (2000). Bursa'da Tasavvuf Kültürü (XVII. Yüzyıl). Bursa: Gaye Kitabevi.

Öngören, Reşat (2000). Osmanlılarda Tasavvuf, Anadoluda Sûfîler, Devlet ve Ulema (XVI. Yüzyıl). İstanbul: İz Yay.

Safer Baba (1997). Istılâhât-ı Sofiyye Fî Vatan-ı Asliyye Tasavvuf Terimleri. İstanbul: Keten Yay.

Tanyeri, M. Ali (1999). Örnekleriyle Divan Şiirinde Deyimler. Ankara: Akçağ Yay.

Tarlan, Ali Nihat (hzl.) (1992). Hayâlî Dîvânı. Ankara: Akçağ Yay.

Tolasa, Harun (1982). "Divan Şairlerinin Kendi Şiirleri Üzerine Düşünce ve Değerlendirmeleri". Türk Dili ve Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 1: 15-46.

Cunbur, Müjgan vd. (hzl.) (1999). Türk Dil Kurumu Kütüphanesi Yazma Eserler Kataloğu. Ankara: TDK Yay.

Uludağ, Süleyman (1991). Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. İstanbul: Marifet Yay.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. YAŞAR AYDEMİR
Yayın Tarihi: 17.11.2013

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Bülbül artursa niyâzın arturur gül nâz aña

Şeb-nem agzın aradukca gonce açmaz râz aña

Âsmân âstân-ı yâre irişmez eger

İtse yüz biñ yıl hümâ-yı cân u dil pervâz aña

Zülfüñüñ şeh-bâzı dil murgın şikâr eyler yürür

Cân uçursam n’ola ey yâr kebûter bâz aña

Dâmen-i ‘ırzum çeküp çâk itmesün diyü rakîb

Niçe yüzden eyledüm ikrâm ile i‘zâz aña

Çok degül ey dil o meh-rûdan şikâyet itdügüm

Günde biñ kez baña cevr itmek olupdur az aña

Şöyle pervâz-ı bülend eyler ki ey dil ol hümâ

Evc-i Pervîn’e ire irişmeye âvâz aña

Bezm-i gamda nâlemi ney kaddümi çeng eyledüm

Degme bir tanbûr olımaz Ravziyâ dem-sâz aña (3. Gazel)

*

Baña vâdi-i gamda oldı cânâ derd-i ser hasret

Beni kûy-ı melâmet içre kıldı der-be-der hasret

Göñül kûyuñda sâkindür ebed bizden yaña gelmez

Hemân ol tıfla beñzer kim aña mâder peder hasret

Niçe gündür görinmezsin gel ey mihr-i melek-sîmâ

Saña dil hasret ü ten hasret ü cân u ciger hasret

Tahassür çekmeden bir nesneye hîç kimse hazz itmez

Rakîb-i rû-siyâha olsa ammâ mu‘teber hasret

Firâk-ı yârda hâlüm mükedder oldı ey Ravzî

Bu ‘âlemde kimüñ varmaz mizâcına keder hasret (120. Gazel)

*

Gam-ı yâr ile yârân ol dil ü cân ile tenden geç

Şehîd-i tîg-i ‘ışk-ı pâk olup fikr-i kefenden geç

N’idersin tâlib-i deryâ-yı vasl-ı yâr olup her dem

Yeter lü'lû-i eşk-i ter dilâ dürr-i ‘adenden geç

Mahabbet gösterüp ahbâb eger cevr eylese a‘dâ

Mukayyed olma gel ey dil sevenden sevmeyenden geç

Didüm tîr-i cefâ zahmı nigârâ cânuma geçdi

Didi nâz ile ol ebrû-kemânum gel geçenden geç

Hat-ı nev gelse zeyn itse didüm ruhsâr-ı cânânı

İşidüp didi bir ‘ârif yüri seyr-i çemenden geç

Yeter nûş itdüñ ey dil zehr-i cevrin ol cefâ-hûnuñ

Hüseynî-meşreb olduñ çünki sen hubb-ı hasenden geç

Didüm cânâ seni çok ‘âlem-i ervâhdan sevdüm

Didi meydân-ı ‘ışka gelmedi bir kimse senden geç

Süleymân-ı zamânsın sen benüm devletli sultânum

Senüñ yanuñda yaraşmaz rakîb-Ehrimen’den geç

Nedür bu nâle ey bülbül cefâ-yı hâra döymezseñ

Mahabbet gülşeninde gonce-i gül-pîrehenden geç

Visâl-i yâr ise maksûd eger ‘âlemde ey Ravzî

Hicâb-ı vuslat olmışdur saña kayd-ı bedenden geç

Fenâ dünyâda menzilgâh-ı maksûda irem dirseñ

Kurılmış cûy-ı ‘ömr-i bî-bekâya cisr-i tenden geç (153. Gazel)

*

Yüri ey nâme ‘azm-i Rûm kıl yârâna ‘ışk eyle

Bize biñ cân ile müştâk olan ihvâna ‘ışk eyle

Safâ ‘kesb itmege bâb-ı sa‘âdetmende var evvel

Efendi hazretine ya‘ni küstâhâne ‘ışk eyle

Sa‘âdet fülkinüñ Nûh’ı sehâvet ehli memdûhı

‘Atâ-yı fazl-ı sebûhıdur ol insâna ‘ışk eyle

Sinân Beg’le Mesîh’üñ hem sorup hâtırların muhkem

Piyâleyle olup hem-dem dahı Rıdvân’a ‘ışk eyle

Cihânuñ rind ü fellâhı diyâr-ı Hind seyyâhı

Gözi ag u yüzi kara ‘Arab Mercân’a ‘ışk eyle

Du‘âlar müstecâb olur makâm-ı etkıyâdur ol

İşigine yüzüñ sür câmi‘-i Sultâna ‘ışk eyle

Hatîbi nagmeler peydâ ider mi minber üstinde

İmâmı Ahmed’e lutf eyle zühhâdâna ‘ışk eyle

Bizi hayr ile yâd itsün unutmasun du‘âsından

Mü’ezzin Hâce'ye ‘izzetler it pîrâna ‘ışk eyle

Dahı ta‘rîfini tatvîl iderse hâce ‘Abbâs’ı

Bülend âvâz ile ol mâlik-i elhâna ‘ışk eyle

Latîfü’l-fâzıla Kur’ân okursa Kargacızâde

Kabûl eyle anı ısgâ iden ‘irfâna ‘ışk eyle

Kimi asgar kimi ekber oniki Mustafâ’muz var

Velî şol kâmeti ‘ar‘ar olan cânâna ‘ışk eyle

Süvâr-ı düldül-i kudret emîr-i milket-i ‘izzet

Bizümle yâr-ı bî-minnet olan yârâna ‘ışk eyle

Zen-i dünyâya kılmaz ser-fürû merd-i mücerreddür

Cihânda başına sultân olan sultâna ‘ışk eyle

Beni bende kılan server ki bulunmaz aña hem-ser

Hüseyn-i Hâci-yi ekber aña mîrâne ‘ışk eyle

Anuñ iki nihâli kim bitüpdür bâg-ı ‘ömrinde

Du‘âlar eyleyüp bizden ol iki câna ‘ışk eyle

Birinüñ mîve-i ‘ömri ki mahz-ı feyz-i rahmetdür

Ol iki üç ‘aded bahşâyiş-i Rahmân’a ‘ışk eyle

Togancıbaşına bizden du‘âlarla senâlar kıl

Çekerse atınuñ başın sipâhiyâna ‘ışk eyle

Mücellid Bâli lutf itsün bizi hayr ile yâd itsün

Kadîmî bendesinden şâh-ı ‘âlî-şâna ‘ışk eyle

Metâ‘-ı behcet ü hüsnini ‘arz itdükce ‘uşşâka

Mehemmed Bâli ile Hâce bâzargâna ‘ışk eyle

Hüseyn ile Mehemmed Şâh iderse nâz u istignâ

O şeh-bâz-ı hümâ-bâl İbni Bâlâbâna ‘ışk eyle

Çıkarsa seyre geh gâhî eger dil-berleri şehrüñ

Büyük anbâruñ etrâfındaki meydâna ‘ışk eyle

Gücenmezse Göcen Bâlî aña çal tavşan ayagın

Çakalâsâ sorup hâlini dilküyâne ‘ışk eyle

Dahı toprakla oynadı mı çölmekci Hasan var gör

‘Ali Bâlî ile Arslân’a hem-şîrâne ‘ışk eyle

Görürseñ Hâcı Kurd’ı hem-karındaşıyla Çavuş’ı

Dahı Paşa Yigid ile Karaoglan’a ‘ışk eyle

Re’îsi cümle ‘uşşâkuñ enîsi ehl-i eşvâkuñ

Eger bizden haber sorarsa ol dîvâna ‘ışk eyle

Cefâ vü cevr-i Yûsuf’dan nedür hâli te’essüfden

Ser-â-pâ hâlin istifsâr iden merdâna ‘ışk eyle

Hevâ-yı zülf-i yâr ile nedür hâl-i perîşânı

Perî-şâna göñül viren garîb insâna ‘ışk eyle

Sakalı nûr-mahz olmış vuzû âbıyla yunmakdan

Cibâl-i devletüñ kurdı Göcen Kaplan’a ‘ışk eyle

Mehemmed Şâh eger bilmezse hâl-i zâr-ı ‘uşşâkı

Dil-i mecrûhuma yakı olan cânâna ‘ışk eyle

Leb-i la‘lindeki hâli degüldür fitneden hâlî

Bizüm Hâcı Veli şâkirdi ol fettâna ‘ışk eyle

Veyis Bâlî gurûr ile hırâm eyler sürûr ile

Dahı derzi Umûr ile Koca Sekbân’a ‘ışk eyle

Mü’ezzin Ahmed’i kim var iderse bizden istihbâr

Du‘âlar eyleyüp her bâr aña pîrâne ‘ışk eyle

Sorup derzi Süleymân ile ‘Abdî Şâhuñ ahvâlin

Katırcızâdelerle hem Baba Yorgan’a ‘ışk eyle

Karatayı ile kardaşına bizden du‘âlar kıl

Dahı pervâneye şem‘iyle yana yana ‘ışk eyle

Okursa Karatayızâde hiç fevt itmeyüp dersin

Aña kimse ‘adîl olmaz o bî-akrâna ‘ışk eyle

Usandıysa eger Sarrâczâde cevr-i Ahmed’den

Hakîkat bilmez ol bî-ahd ü bî-peymâna ‘ışk eyle

İkisinüñ de maksûdı olursa ‘ilm-i Rabbânî

Du‘âdan anları unutmayan insâna ‘ışk eyle

Eger şürb-i devâ idüp ifâkat hâsıl itdükce

Görürseñ geldügin usta Hasan dükkâna ‘ışk eyle

O nesl-i tâhir-i garrâ ki İbrâhîm’dür nâmı

Gülistân olmış âteş ol gül-i handâna ‘ışk eyle

Kılıcına düşen ‘âşıklara rahm eylemez dirler

Cefâ şemşîrini dahı çekerse câna ‘ışk eyle

Hüseyn ile Oruç Bâlî ki iki gonce-i nevdür

O gülzâr içre iki bülbül-i nâlâna ‘ışk eyle

Görürseñ Hâcı Bayram’ı eger vaz‘ u vakâr ile

Konup destine şâhîn gibi şeh-bâzâna ‘ışk eyle

Eger kim Mantıkazâde okursa Mantıku’t-Tayr’ı

Anuñla kimse dilleşmez o pür-dendâna ‘ışk eyle

Delicezâdeye dahı Halîl’e hem Kuyumcıya

Şikest idi halâs olmış aña şükrâne ‘ışk eyle

Eger her sû revân olup akarsa bâg bâg anda

Hayât-ı cân olan ol çeşme-i hayvân’a ‘ışk eyle

Zarîfoglı zarâfetle çıkarur işini başa

Añâ mahfî şikâr u sayd olan gılmâna ‘ışk eyle

Eger nân u nemek hakkı çıkarurlarsa hâtırdan

Emîn olan Hasan Aga ile ‘Umrân’a ‘ışk eyle

Çanagı çatlayası ol Yasakçı Mustafâ n’eyler

Veli Şâhuñ nedür hâli aña rindâne ‘ışk eyle

Tutar destinde peymâne gezer mey-hâne mey-hâne

O gayret kuşagın kuşanmayan nâ-dâna ‘ışk eyle

Zarâfet mülkine server sadâkat bahrine gevher

Cihâna hikmetiyle fer viren Lokmân’a ‘ışk eyle

İşitdük balı yaga katup eylermiş cihân zevkin

Güdükzâde’yle dâmâdı olan oglana ‘ışk eyle

Çeker bâr-ı girân-ı dehri lahm u şahme müstagrak

‘Aceb mihnetdedür ol ‘ucbe-i devrâna ‘ışk eyle

Hızır Bâlîcigile Mustafâ’ya eşk ü müşk idüp

Gözinden toymış ol Rıdvân ile Keyvân’a ‘ışk eyle

Hırâmân Ahmed’üñ reftâr-ı zîbâsına müştâkuz

Perî-peyker melekdür Yûsuf-ı Ken‘ân’a ‘ışk eyle

Eger Hâcî Hasanzâde benüm nûş itdügüm zehri

Sorarsa vâdi-i fürkatde kana kana ‘ışk eyle

Receb Bâlîyle Harrât’uñ tefahhûs idüp ahvâlin

Gelürlerse eger ol mecmu‘-ı ‘irfâna ‘ışk eyle

Şu kim hem pîri hem serdârıdur erbâb-ı ‘irfânuñ

Edebden taşra bir vaz‘ itme Babayân’a ‘ışk eyle

Yed-i beyzâsını münkirlere ‘arz itse Mûsî’veş

Aña inkâr iden Fir‘avn ile Hâmân’a ‘ışk eyle

Ol iki Halvetîler kim biri birini sevmezler

Tamâm ıslâh idüp barışdıran yârâna ‘ışk eyle

‘Ali Cân ile hem Güccük Re’îs’e Ahmed’e bizden

Dahı Turgud Can’uñ dükkânına varana ‘ışk eyle

Emîn-i memleha milh-i ‘ücâcı tarh ider halka

Lebi ‘azb-i Furât’ın nûş iden insâna ‘ışk eyle

Dökerse hûn-ı ‘uşşâkı eger ol dil-ber-i kassâb

Bizüm de cânumuz hâzır aña kurbâna ‘ışk eyle

Cihâna gün gibi pertev salup pür-nûr iden dehri

Melâhat âsmânında meh-i tâbâna ‘ışk eyle

Subaşı Kurduñ oglı Ahmed’e söyle sorutmasun

Degüldür âşinâ ammâ aña bîgâne ‘ışk eyle

Kül öksüzü olup dâ'im düşerse halk ocagına

Şu yaluñ yüzlülerle salınan ‘uryâna ‘ışk eyle

Tarîk-i kûy-ı cânânı yolından bekle sen dâ'im

Sakın sen gitmedin hergiz çıkup yabana ‘ışk eyle

Subaşılar suyı başından içdi şüphe yok ammâ

Zamândur böyle kalmaz bu yalan devrâna ‘ışk eyle

Kırâluñ oglı İbrâhîm nâz u şîveden geçsün

Göñüller Ka‘be’sini yapsun ol oglana ‘ışk eyle

Reh-i ‘ışkında İsmâ‘îl’e kurbân eylerin cânı

Halîl-i bî-riyâsıyam ben ol cânâna ‘ışk eyle

Ahibbâya cefâ lâyık degüldür cevri terk itsün

Revâdur işlesün her ne düşerse şâna ‘ışk eyle

Sehâvet menba‘ı lutf u kerem kânıdur ol server

Saña her dem-be-dem andan gelen ihsâna ‘ışk eyle

Dahı hem kethudâ-yı şehr u Çayırzâde vü Fevrî

Sorarsa bizi Hâcı Bâli hâciyâna ‘ışk eyle

İdüp mihrâb u ebrûsına Suhrâboglı’nuñ secde

Kelâmî’nüñ kelâmın diñleyen ihvâna ‘ışk eyle

Eger dahı cefâ eylerse hem-dem Bâli ‘uşşâka

Cefâsını vefâ ‘addeyleyen yârâna ‘ışk eyle

Dil ü câna murâd olan cefâ-hû yâri gör n’eyler

O bî-insâf ile ol cevri bî-pâyâna ‘ışk eyle

Eger Gara Hüseyn ile görürseñ Hâcı Tîmûr’ı

Sorup hâlin çerâg-ı şem‘-i nûr-efşâna ‘ışk eyle

Perî-rûlarla evvelki gibi zeyn eyleyüp kendin

Eger kim şenlik üzreyse Debâgat Hân’a ‘ışk eyle

Şeh-i iklîm-i istignâ Oruç şâkirdi İlyâs’ı

Görürseñ nat‘-ı hüsn içre aña ferzâne ‘ışk eyle

Dede Bâlî ile oglı Mehemmed Şâh’ı gördükçe

Tazarru‘lar idüp bizden Ahî Evrân’a ‘ışk eyle

Turakzâde’yle Baba’ya dahı ol serv-i bâlâya

Mehemmed Şâh ile bizden ‘Alî Sultân’a ‘ışk eyle

Bizüm Kurdoglı Şa‘bân’a dahı hem derzi Şa‘bân’a

Hem ili hâkim-i ‘âdil iki Şa‘bân’a ‘ışk eyle

Ayazma Başı’nuñ âbı hevâsı hem çemenzârı

Dahı evvelki gibiyse çıkup seyrâna ‘ışk eyle

Du‘âlar eyleyüp pîrüñ elin öp düş ayagına

Latîf’e Ahmed’e İskender-i Yunân’a ‘ışk eyle

Varursañ Eski Hammâm’a bulup tenhâca halvetde

Bizi sorarsa Derviş Bâli dervîşâne ‘ışk eyle

Surâhî Musli’nüñ câm-ı lebine teşneyüz ammâ

Mey-i nâz ile mest olan gözi mestâna ‘ışk eyle

Dahı Bâkî Re’îs evlendi mi ni’çoldı ahvâli

Ayagı zahmeti gitdi ise dermâna ‘ışk eyle

Olupdur ‘Abdi Şâh’uñ ‘abdi gerçi ser-be-ser ‘âlem

Velî şol bende-i efkende-i bî-câna ‘ışk eyle

Bıçakcızâde Emr’ullâh râzı olsun olmazsa

Şikâyet kıl Hasan Bâlî diyen oglana ‘ışk eyle

Aña kim ta‘n ile teşyî‘ iderse halk-ı ‘âlemden

Bıyıkları kılına sımasun Mervân’a ‘ışk eyle

Kabûl itsün Somuncızâde bu etmekli bâzârı

Cihet satmakdan el çeksün o bâzârgâna ‘ışk eyle

Felekler çeşmine gerçi gilüñ mikdârı görinmez

Hele biz hâk-i pâyinden bizüm bustâna ‘ışk eyle

‘Alemşâh-ı cevân-bahtı görürseñ taht-ı devletde

Gedâyâne du‘âlar eyleyüp şâhâne ‘ışk eyle

Melekler cem‘inüñ ser-defteri mısr-ı melâhatde

Nazîri yok güzeldür Yûsuf-ı Ken‘ân’a ‘ışk eyle

Beni bûy-ı vefâsından niçün yâd itmez ol gonce

O la‘li mül saçı sünbül gül-i handâna ‘ışk eyle

Mahabbet âteşi yakdı kül itdi cümle eczâmı

Vücûdumdan nişânum yok benüm ol câna ‘ışk eyle

Sa‘âdet tâcı başında göñül gözinde kaşında

Henüz oniki yaşında olan cânâna ‘ışk eyle

İşigi melce’-i erbâb-ı fakr u mübtelâlardur

Bilâloglı diyen ol server-i hûbâna ‘ışk eyle

Per ü bâlin açup Kartal iderse tüy-sıfat pervâz

İrişüp nitekim şeh-bâz aña murgâna ‘ışk eyle

Yüzüñe perde kıl gırbâl utanursañ halâyıkdan

Re’îs-i Kıptiyân şol bir koca cengâna ‘ışk eyle

Bizi her gâh añıldukca mezemmet eyleyüp dâ'im

Nazîrüm yok diyüp kendin gören şeytâna ‘ışk eyle

Bilür insân olan söz yok keremler gördügin çok çok

Tuz etmek hakkını gözetmeyen hayvâna ‘ışk eyle

Demircilerde Ferhâd’a hem ol bir cimri cellâda

Dahı şol iki ser-hoş ile bir hayrâna ‘ışk eyle

Söze uysun nasîhat tutsun aslâ yakmasun halkı

Hevâ-yı serd ile şol âteş-i sûzâna ‘ışk eyle

Şu bir yâr-i zarîfüñ kim ma‘ârif kânıdur nâmı

Aña kizb-i sarîh ile olan bühtâna ‘ışk eyle

Bahâr eyyâmı oldukça müzeyyendür şükûfeyle

‘Aceb seyri çıkar var gör bahâristâna ‘ışk eyle

Eger ol penbe-i dâg-ı belâ-yı cevr-i gerdûnı

Görürseñ âteş-i mihnetde yana yana ‘ışk eyle

Kemân-ebrûlar Okmeydânı’na gâhî çıkarlarsa

O sahrâda açılmış Lâle-i Nu‘mâna ‘ışk eyle

Çenâruñ gerçi başında kavak yili eser dirler

Büyüklenmezse geh gâhî varup seyrâna ‘ışk eyle

Namâz-ı Cum‘a kılmaga varursañ Eski Câmi‘de

Ebû-bekr ile Şemsü’ddîn’e vü ‘Osmân’a ‘ışk eyle

Dahı ‘Abdu’s-Samed’le Hazret-i Monlâ Ziyâü’d-dîn

Hatîbi câmi‘üñ ya‘ni o hoş-elhâna ‘ışk eyle

Bizüm Mollâ Sefer Hazretleriyle dest-bûs idüp

O Muhyi’d-dîn-i tâc-ı hâfız-ı Kur’âna ‘ışk eyle

Kenâroglı Mehemmed kim ser-i rindân-ı ‘âlemdür

Bulup tenhâda ol ser-halka-i rindâna ‘ışk eyle

O niçe kişilerden arta kalmış cilf-i nâ-pâke

O hiçbir hayyızı yok hayz-ı Türkistân’a ‘ışk eyle

Bir iki üç gulâm-pâre harîfe hem-nişîn olmış

Ne ‘ırz u ne vakârı kalmış ol oglana ‘ışk eyle

Agazâdeyle Cansızzâdeler hep sag esen mi gör

Varup ayrıca hâce yanına merdâne ‘ışk eyle

Cefâ der-bendine turmış niçe ‘âşıklar öldürmiş

Kılıcı keskin olsun ya‘ni Turmuş Han’a ‘ışk eyle

Gam-ı hummâ-yı dünyâ-yı denîye mübtelâ olmış

Eger yoluñ düşerse kâzi-yı Gönen’e ‘ışk eyle

Bihâr-ı ‘ilme müstagrakdur ol kâmillerüñ fahri

Muhît-i ‘ilm olan ‘allâme-i devrâna ‘ışk eyle

Müderrisler arasında aña hergiz ‘adîl olmaz

Yüri var bizden ol bî-misl ü bî-akrâna ‘ışk eyle

O mahdûm-ı felek-kadrüñ gören tahsîn ider ‘ilmin

Hudâ bagışlasun ol merdüm-i a‘yâna ‘ışk eyle

Niyâzı işigine irgür eflâke çıkar zârı

Tazarru‘lar idüp ol mazhar-ı Rahmâna ‘ışk eyle

Niyâbetde nazîr olmaz egerçi aña hiç kimse

Ferâgat ihtiyâr itsün bizüm dizmâna ‘ışk eyle

Suya biz hasretüz bunda akarsa sû-be-sû anda

İki hammâm içinde iki şadırvâna ‘ışk eyle

Niçe gündür biz anuñ dânesini görmedük hergiz

Bu yıl anda nihâyetsüz biten rummâna ‘ışk eyle

Bulutdan yok eser bunda yagarsa berf eger anda

Ol âb-ı serd ile buzlara vü bârâna ‘ışk eyle

Eger deryâ kinârına inerseñ ser-be-ser yazın

Suya girenlere hem lücce-i ‘ummâna ‘ışk eyle

Harâb-âbâd-ı ‘âlemden çıkup sahrâlara düşmiş

Temâşâlık yanında kal‘a-i vîrâna ‘ışk eyle

Salupdur ‘âleme pertev ne hoş şîrîn olur Husrev

Cerîh-i tîşe-i Ferhâd-ı kûhistâna ‘ışk eyle

Keşîşân zümresi içre nazar kıl piskopos n’eyler

Kolazıkda Koca Papas ile ruhbâna ‘ışk eyle

Zalâm-ı küfri terk idüp dahı İslâm’a gelmez mi

Çıkar şapkasın ol papâs-ı bî-îmâna ‘ışk eyle

Ruhı âyîne-i ‘âlem-nümâdur zâtı İskender

Nigâr-ı Hızr-ı zinde ‘Îsi-i devrâna ‘ışk eyle

(Aydemir, 13. Kaside 131 beyit)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Ali Salid. 1960 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Hıncal, Atillad. 1940 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3HACI, Celal Yükseld. 1940 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Ali Salid. 1960 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Hıncal, Atillad. 1940 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6HACI, Celal Yükseld. 1940 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Ali Salid. 1960 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
8Hıncal, Atillad. 1940 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9HACI, Celal Yükseld. 1940 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10Ali Salid. 1960 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Hıncal, Atillad. 1940 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12HACI, Celal Yükseld. 1940 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Ali Salid. 1960 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14Hıncal, Atillad. 1940 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15HACI, Celal Yükseld. 1940 - ö. ?Madde AdıGörüntüle