FİKRÎ, Mâşî-zâde Dervîş

(d. ?/? - ö. 982/1575)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl ismi Derviş’tir. Diğer isminin Mehmed olduğu sadece bir kaynakta anılmıştır (Mecelletü’n-nisâb, yk. 341a). İstanbulludur. Muhtemelen I. Selim’in saltanat yıllarının ortalarında doğmuştur. Molla Mâşî sanıyla anılan ve Amasya’da müftü ve müderrisken ölen Şemseddin Ahmed’in oğludur. Babasına nisbetle Mâşî-zâde sanıyla tanınmaktadır. Ailesi hakkında başka bir bilgi yoktur. Bununla beraber şairin yakın arkadaşı Âşık Çelebi ve Âlî, kendisinin seyyid sülalesinden geldiğini ve bekar olarak vefat ettiğini bildirir.

Fikrî, babası gibi ilim yoluna girmiş ve düzenli bir medrese tahsilini takiben Edirne kadısı Pîrîpaşa-zâde Mehmed Râşid’den mülazım olmuştur. Mülazemetinden sonra Rumeli kadısı olarak kadılık mesleğini seçen şair, ömrünün sonuna kadar kadı olarak görev yapmıştır. İlk mansıbını Irakeyn seferi sırasında Kanuni’ye yazdığı bir müseddes vasıtasıyla elde etmiş; bilahare Celal-zâde Mustafa Çelebi aracılığyla Yanbolu kadısı olmuş ve daha sonra sırasıyla Köstendil, Semendire ve bir ihtimal Yenişehir kadılıklarında bulunmuştur. Mecelletü’n-nisâb’a göre şair son görev yeri Nevrekop’ta 982 / 1575 yılında ölmüştür (Katip Çelebi şairin 992 / 1585’de öldüğünü yazar. Fakat bu tarih aynı zamanda Bursalı Fikrî’nin de ölüm tarihidir).

Döneminin en üretken mesnevi şairlerinden biri olduğu anlaşılan Fikrî’nin eserleri konusunda kaynaklarda oldukça karmaşık bilgiler vardır. Şairin tezkirelerde adı verilen manzum eserleri şunlardır: Hurşîd ü Mihr, Mihr ü Müşterî, Ebkâr-ı Efkâr, Behrâm u Zühre, Hurşîd ü Nâhîd, Şukûfezâr ve kelâma dair bir manzume. Bu eser isimlerinden hareketle şairin hamse sahibi olduğu iddia edilmiştir (Levend: 1978, 112). Ayrıca Latîfî, şairin divanından; Kınalı-zâde şehrengizlerinden söz etmiş, Âşık Çelebi de Celal-zâde Salih Çelebi tarafından tercüme edilen mensur Kıssa-i Firuz Şah tercümesinin bazı ciltlerinin Fikrî tarafından çevrildiğini söylemiştir.

Bugün için Fikrî’nin elde mevcut tek eseri Ebkâr-ı Efkâr’dır. Bilinen tek nüshası Macaristan Bilimler Akademisi Kütüphanesinde bulunan ve Kanuni döneminin sonlarında yazıldığı anlaşılan hasbihal türündeki 1582 beyitlik mesnevinin konusu, şairin başından geçen bir aşk hikâyesidir. Eser, Cafer Çelebi’nin Heves-nâme’sinden ve Yahya Bey’in Şâh u Gedâ’sından etkiler taşımaktadır (Özyıldırım: 2007)

Kaynakça

 

  

 

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latifi, Tezkiretü’ş-Şuara ve Tabsıratü’n-Nüzema (İnceleme-metin). Ankara: AKM.
 
İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Gelibolulu Âlî, Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM.
 
Katip Çelebi (1941), Keşfü’z-Zünûn. İstanbul: Maarif Vekâleti
 
Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Aşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şuarâ. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü.
 
Kut, Günay (hzl.) (1978). Sehî Bey, Heşt Behişt. Cambridge Mass: Harvard University Sources of Oriental Languages and Literatures.
 
Kutluk, İbrahim (hzl.) (1981). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şuarâ. Ankara: TTK.
 
Levend, Agâh Sırrı (1973). Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara: TTK.
 
Müstakim-zâde Süleyman Saadeddin. Mecelletü’n-Nisâb. Süleymaniye Ktp, Halet Efendi, 628. vr.341a.
 
Özyıldırım, Ali Emre (2007). “Ebkâr-ı Efkâr: Fikrî Çelebi’nin Aşk Konulu Hasbihâli”. Turkish Studies 2(4): 685-703.
 
Özyıldırım, Ali Emre (2009). “Sergüzeşt-nâmeler Üzerine Hasbihal veya Hasbihalin Sergüzeşti”. Nazımdan Nesire Edebî Türler. Hzl. Hatice Aynur vd. İstanbul: Turkuaz Yay. 134-165.
 
Özyıldırım, Ali Emre (2017). Mâşî-zâde Fikrî Çelebi ve Ebkâr-ı Ebkârı. İstanbul: Dergah Yay. 
 
Solmaz, Süleyman (hzl.) (2005). Ahdî, Gülşen-i Şu’arâ. Ankara: AKM Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ ALİ EMRE ÖZYILDIRIM
Yayın Tarihi: 08.03.2014
Güncelleme Tarihi: 10.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Ebkâr-ı Efkâr’dan [çeşme ve çeşme kenarındaki güzellerin tasviri]

 Eyler iken taraf taraf nigehi

 Görürin bir latîf cilvegehi


 Bir güzel çeşmesâra irdi yolum

 Hayli zîbâ kenâra irdi yolum


 Kevserün aynıdur disem ma’kûl

 Selsebîlün görür gözi durur ol


 Çeşmeler ayn-ı selsebîl ü zülâl

 Lûlelerden akardı mâl-â-mâl


 Hey nice çeşme çeşmesâr-ı hayât

 Hey nice sebze sebzezâr-ı hayât


 Bir çemen sahnı var tolu gülden

 Bir tabak gül durur ne sahn-ı çemen


 Çeşmesârun hizâsına yer yer

 Oturur hûr yüzli perrîler


 Bir kenârı tutup karâr itmiş

 Ol çemenzârı lâlezâr itmiş


 Serv-had lâle-la’l gonçe-dehen

 Berg-i gülden kabâ vü pîrâhen


 Kimisi mâh-ı müşterî-mengûş

 Kimisi âfitâb-ı zerrîn-pûş


 Kimi sâfìliginde âb gibi

 Lutfda katre-i gül-âb gibi


 Kâkum-ı ter bedenleri el-hak

 Düm-i kâkum durur ol ak barmak


 Kimi geymiş çün âfitâb-ı felek

 Âsumânî zemînli şâh-benek



 Ol gürûh içre bir meh-i tâbân

 Pâdişeh ol bular ana erkân

 (Özyıldırım, Ali Emre (2017). Mâşî-zâde Fikrî Çelebi ve Ebkâr-ı Ebkârı. İstanbul: Dergah Yay. b. 916-929)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984Doğum YeriGörüntüle
2Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979Doğum YeriGörüntüle
3SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689Doğum YeriGörüntüle
4Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984Doğum YılıGörüntüle
5Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979Doğum YılıGörüntüle
6SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689Doğum YılıGörüntüle
7Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984Ölüm YılıGörüntüle
8Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979Ölüm YılıGörüntüle
9SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689Ölüm YılıGörüntüle
10Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984MeslekGörüntüle
11Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979MeslekGörüntüle
12SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689MeslekGörüntüle
13Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Reşat Enis Aygend. 1 Haziran 1909 - ö. 10 Ocak 1984Madde AdıGörüntüle
17Muhsin Ertuğruld. 07 Mart 1892 - ö. 29 Nisan 1979Madde AdıGörüntüle
18SUBHÎ, Ahmedd. ? - ö. 6 Mart 1689Madde AdıGörüntüle