ÇELEBİ-ZÂDE ÂSIM, İsmâ'il

(d. 1096?/1685? - ö. 1173/1760)
divan şairi, vak’anüvis ve münşi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 18. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Çelebi-zâde Âsım’ın asıl ismi İsmail'dir. Reisü’l-küttâb Küçük Çelebi Mehmed Efendi’nin oğlu olması sebebiyle “Küçük Çelebi-zâde” veya “Çelebi-zâde” lakabıyla tanınmıştır. Doğum tarihi kaynaklarda belirtilmemekle birlikte, Müstakim-zâde’nin 77 yaşında öldüğünü söylemesinden 1685/1096’da doğduğu anlaşılmaktadır (Baysun 2001: 371). Safâyî ve Sâlim’e göre İstanbulludur (Altuner 1989: 573; Sâlim 1315: 402). Kendisi de Münşeât’ında (Baysun 2001: 371) bunu doğrular. Çelebi-zâde iyi bir medrese eğitimi gördü. 1108/1697’de Şeyhülislam Feyzullah Efendi’den icazet alarak mülâzım oldu. 1120/1708’de müderris olarak Kenan Paşa Medresesi'ne atandı. 1125/1713’te Dizdâriye Medresesi'ne terfi etti. 1131/1719’da da Ârifiye Medresesi'ne geçti. 1135/1723’te, selefi Râşid’in yerine vak’anüvisliğe getirildi. Tarihçi kimliğiyle saraydaki resmî toplantılara, davetlere, çırağan eğlencelerine, helva sohbetlerine daha sık katılmaya başladı. 1138/1725’de, Sadrazam İbrahim Paşa’nın kurduğu ilim heyetinde ve Aynî’nin ‘Ikdü’l-Cümân fî-Târîh-i Ehli’z-Zamân adlı 24 ciltlik Arapça tarihini çeviren tercüme heyetinde yer aldı. 1142/1729’da Süleymaniye Medresesi'ne atandı. 1143/1730’da, I. Mahmûd’un tahta geçmesinin hemen ardından vak’anüvislikten ayrılarak yerini Sâmî’ye bıraktı. 1145/1732’de, Hekim Ali Paşa’nın ilk sadaretinde, Kudüs pâyesi ile Yenişehr-i Fenâr kadılığına atandı. Uzun bir azil döneminin ardından, 1152/1739’da Bursa kadısı ve 1157/1744’te de Medine kadısı oldu. 1161/1748’de, İshak Efendi’nin şeyhülislamlığı zamanında İstanbul kadılığına tayin edildi. 1162/1749’da, Şeyhülislam Mehmed Said Efendi tarafından azledildi. Altı yıllık bir bekleyişin sonunda, Anadolu kazaskerliğine getirilmesi düşünülürken, Hekim Ali Paşa’nın sadrazamlık görevinden azli üzerine kendisine Anadolu payesi verildi (1169/1756). 1170/1757’de sadaret makamına Koca Râgıb Paşa’nın gelmesiyle aynı yıl Anadolu kazaskerliğine tayin edildi. 1172/1759’da Rumeli payesi mansıbıyla ödüllendirildi, 1172/1759’da da şeyhülislamlık makamına atandı. Bu göreve getirildikten bir yıl sonra 1173/1760’da vefat etti.

Kaynaklara göre Âsım, iyiliksever, doğru sözlü, zamanının çoğunu okuyarak ve araştırma yaparak geçiren, nüktedân, hassas, zarif bir kimsedir. Kitaplara olan düşkünlüğüyle tanınan şairin Molla Gürani’deki kütüphanesi, Beyazıt Kütüphanesi’ne nakledilmiştir. Bunun dışında, İstanbul’un çeşitli kütüphanelerinde onun mührünü taşıyan çok sayıda yazmaya rastlanmaktadır. Hat sanatıyla ilgilenerek devrin meşhur hattat ve musikişinaslarından Ârif Abdülbâkî Efendi’den dersler almış, özellikle ta’lik kırmasında şöhret yapmıştır. Mevlevi tarikatı mensubu olan şairin kişiliğinin oluşumunda, devrin şiir ve musiki üstatlarından Abdülbaki Arif Efendi’nin ayrı bir yeri vardır.

Âsım'ın eserleri şunlardır:

1. Dîvân: Âsım’ın hazinedarı Ali Efendi’nin kaleme aldığı, şairin de kontrol ettiği nüsha Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndedir (Nr. 5644). Dîvân eski harflerle basılmıştır (İstanbul 1851). Dîvân, 19 kaside, 37 tarih (1’i Farsça), 1 musammat, 87 gazel (3’ü Farsça), 13 rubai, 14 kıta (1’i Farsça), 3 nazm, 2 matla ve 3 müfretten oluşmaktadır. Tarih manzumeleri, Âsım’ın vak’anüvis yönünü ortaya koyan ince ayrıntılarla doludur. Gazelleri ise genellikle hikemî ve âşıkanedir. Dîvân’ın tenkitli metni yayımlanmıştır (Öztekin 2010).

2. Târîh: Râşid Târihi’ne zeyl olarak Sadrazam İbrahim Paşa için yazılan Târîh, 1134/1722 - 1142/1729 arasındaki olayları ihtiva etmektedir (İstanbul 1740, 1865). 5 hatt-ı hümayun, 4 fetva sureti ile Osmanlı-İran antlaşmasının tam metni de eserde yer almaktadır. Tarih, Damat İbrahim Paşa’nın övgüsüne verdiği önem sebebiyle eleştirilmekle birlikte, Lale Devri için önemli bir kaynaktır

3. Münşeât: Ulemâdan Lutfullah Efendi tarafından toplanmıştır. 234 mektuptan oluşmaktadır. Eser eski harflerle basılmıştır (İstanbul 1869).

4. Acâ’ibü’l-Letâ’if: Hoca Gıyâseddîn Nakkaş’a ait Hıtay Seyahatnâmesi’nin çevirisidir. 822/1419’da, Orta Asya ve Çin’e giden Gıyâseddîn’in tuttuğu seyahat notlarından oluşmaktadır. Eser matbudur (İstanbul 1913).

Müstakim-zâde, Âsım’ın Mevlid-i Şerîf de yazdığını söyler fakat bu esere rastlanmamıştır (Özcan 1991: 478; Karavelioğlu 1999: 661).

Dönemin tezkirecileri Râmiz, Sâlim ve Safâyî, devrinin önemli alimlerinden biri olan Âsım’ı, hem inşada hem de şiirde üstat, hoş sözlü bir isim olarak anarlar. Çağdaşı divan şairleri de çeşitli vesilelerle ondan övgüyle söz etmişlerdir. Osman-zâde Tâ’ib, müderrisler arasında onun nazım ve nesirde benzeri olmayan bir şair olduğunu söyler. Seyyid Vehbî, şiirlerindeki yeniliğe, Haşmet hikemî şiirleri ve latif sözlerine, Nevres-i Kadîm ise şiirdeki ifade kudretine dikkati çeker. Edebiyat tarihleri ise, Âsım’ın şiirde Nâbî ve Nedîm’in takipçisi olduğunu belirterek, onun daha çok “hikemî tarz”ı benimsediğini, bazı âşıkane gazelleriyle de Nedîm’i çağrıştırdığını söylerler. XVIII. yüzyılın şiir mecmuaları içerisinde, Nâbî, Sâbit ve Nedîm’den sonra en çok şiiri olan şairin Âsım olması, onun devrinde hayli meşhur olduğunu göstermektedir. Fıtnat, Haşmet, Es’ad ve Kâmî gibi şairler şiirlerine nazireler yazmıştır. Çelebi-zâde Âsım, sanatını yeterince geliştirme fırsatı bulamamış, üstat şairlerin izinde yazdığı hikemi ve âşıkane şiirleriyle devrinde kendini gösterme fırsatı bulmuş bir şairdir. 

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) ve S. Ali Kahraman (aktaran) (1996). Mehmed Süreyyâ Sicill-i Osmanî III. İstanbul: KB- Tarih Vakfı Yay. 814.

Âsım [Küçük Çelebi-zâde İsmail] (1268). Dîvân-ı Âsım. İstanbul: Cerîde-i Havâdis Matbaası.

Âsım [Küçük Çelebi-zâde İsmail] (1282). Târîh-i Çelebizâde. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Altuner, Nuran (1989). Safâî ve Tezkiresi (İnceleme-Tenkitli Metin-İndeks). Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Baysun, M. Cavid (2001). “Çelebi-zâde”. İslam Ansiklopedisi. CIII. İstanbul: TDV Yay. 370-375.

Çiftçi, Ömer (hzl.).  Fatin Davud. Hâtimetü’l-Eş’âr. Ankara: http://www.kygm.gov.tr/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF63F3FD91FC2A1E7D5DC9FD9D89694F3B] [erişim tarihi: 15.03.2013],

Erdem Sadık. (1994). Râmiz ve Âdâb-ı Zurafâ’sı (İnceleme-Tenkidli Metin-İndeks-Sözlük). Ankara: AKM Yay. 203-206.

Ergun, Sadettin Nüzhet (1950). Türk Şairleri. İstanbul. III: 108-111.

Gibb, E.J.W. (1999). Osmanlı Şiir Tarihi A History of Ottoman Poetry. çev. Ali Çavuşoğlu. C.IV-V. Ankara: Akçağ Yay. 320-322.

Horata, Osman (2002a). “Zihniyet Çözülüşünden Edebî Çözülüşe: Lâle Devri’nden Tanzimat’a Türk Edebiyatı”. Türkler. C. XI. Ankara: Yeni Türkiye Yay. 573-592.

Horata, Osman (2002b). “Tarihî Gelişim (XVIII. yüzyıl)”. Eski Türk Edebiyatı El Kitabı. Ankara: Grafiker Yay. 133-150.

Horata, Osman (2009). Has Bahçede Hazan Vakti XVIII. Yüzyıl: Son Klasik Dönem Türk Edebiyatı. Ankara: Akçağ Yay.

Karavelioğlu, Murat A. (1999). “İsmail Asım Efendi (Küçük Çelebizade)”. Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi. C. II. İstanbul: YKY.  661.

Köprülü, Mehmed Fuad (1931). Eski Şairlerimiz Divan Edebiyatı Antolojisi XVIII. Asır. İstanbul: Muallim A. Halit Kitaphanesi.

Kurnaz, Cemal (hzl.) (1995). Muallim Naci Osmanlı Şairleri. İstanbul: MEB Yay. 304.

Mazıoğlu, Hasibe (1982). “Türk Edebiyatı, Eski". C. XXXII. Türk Ansiklopedisi. 130-132.

Özen, İsmail (hzl.) (1975). Mehmed Tahir,  Osmanlı Müellifleri. C. III. İstanbul: Meral Yay. 43-44.

Özcan, Abdülkadir (1991). “Âsım Efendi, Çelebizâde (ö. 1173/1760)”. İslam Ansiklopedisi. C. 3. İstanbul: TDV Yay. 477-478.

Öztekin, Özge (2006). XVIII. Yüzyıl Divan Şiirinde Toplumsal Hayatın İzleri: Divanlardan Yansıyan Görüntüler. Ankara: Ürün Yay.

Öztekin, Özge (2010). Çelebizâde Âsım Divan. Ankara: Ürün Yay.

Sâlim (1315). Tezkire-i Sâlim. İstanbul: İkdam Matbaası.

Sevgi, Ahmet ve Mustafa Özcan (1996). Prof. Dr. Ali Cânip Yöntem’in Eski Türk Edebiyatı Üzerine Makaleleri. İstanbul: Sözler Yay. 296-306.

Şentürk, Ahmet Atilla ve Ahmet Kartal (2007). Eski Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Dergâh Yay.

Yetiş, Kâzım. (1996). Ölümünün 100. Yıldönümü Münasebetiyle Namık Kemal’in Türk Dili ve Edebiyatı Üzerine Görüşleri ve Yazıları. İstanbul: Alfa Yay. 306, 382.

Zübeyiroğlu, Ruhsar (1989). Mecmua’tü’t-Terâcim - Mehmet Tevfik Efendi. Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. ÖZGE ÖZTEKİN
Yayın Tarihi: 20.05.2013
Güncelleme Tarihi: 09.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Dîvân

Gazel

 Setr olınmaz derd-i ‘aşk-ı yâr kendin gösterür

Âkıbet dûd-ı şerâr-ı nâr kendin gösterür


Sen hemân levh-i dili âyîneveş sâf ide gör

Bir gün anda sûret-i dil-dâr kendin gösterür


Mevsim-i firkatde sûz-ı dil olur elbet ‘ayân

 Zulmet-i şebde ziyâ-yı nâr kendin gösterür


Lutfı dil-dâruñ nihândur tîġ-ı cevri der-miyân

Bûy-ı gül pinhândur ammâ hâr kendin gösterür


Behre-dâr olur ni’amdan zîneti terk eyleyen

Çün şükûfe ola rîzân bâr kendin gösterür


 Terk-i ârâyiş ider merdüñ kemâlin âşkâr

Olsa ‘uryân tîġ-ı cevher-dâr kendin gösterür


Kâbiliyyetdür husûl-ı matlabuñ ser-mâyesi

Elde isti’dâd varsa kâr kendin gösterür


Fârisân-ı nazm ile ‘Âsım olınca hem-‘inân

Esb-i tab’uñ sebkati her bâr kendin gösterür

 

 Gazel

Hayâl-i ‘âşıka bûs u kenâre gelmez imiş

Metâ’-ı şevk u safâ ol diyâre gelmez imiş


Gelürse de o perîveş hayâl gibi gelür

Harâbezâr-ı dile âşkâre gelmez imiş


 Hazân-ı hicrde seyr eyle sînemüñ dâġın

Güşâyişi o gülüñ nev-bahâre gelmez imiş


 Geçürme ‘ârif iseñ ġamla vaktüñi çünkim

 Kişi bu ‘âleme ‘ömrüm dü pâre gelmez imiş


Zamân ola bileler kadr-i ‘Âsımı yârân

Nazîri bir dahı çün rûzgâre gelmez imiş

 

 Gazel

 Bâde-nûşân-ı hevâdan zümre-i zühhâde dek

Eylemişdür şimdi bir ‘ayyâr-ı tersâ-zâde dek


Şu’le-i âvâz-ı mutrib cânına kâr eyleyüp

Nâle-i ney çıkdı bâm-ı perde-i feryâde dek


 Ey sitemger zahm-ı ġamzeñ görmedük var mı meger

Dîdeden dilden cigerden hâtır-ı nâ-şâde dek


 Çamlıca seyri mükerrerdür Hisâr ise ba’îd

Necm-i bahtum gidelüm gel bârî Sa’d-âbâde dek


 ‘Âsımâ nâ-refte râh açmış Nedîme âferîn

Kûçe-i teng-i kalemden mülk-i isti’dâde dek

Öztekin, Özge (hzl.) (2010). Çelebizâde Âsım Divan. Ankara: Ürün Yay. 214-215, 228-229, 234.)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851Doğum YeriGörüntüle
2AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585Doğum YeriGörüntüle
3Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992Doğum YeriGörüntüle
4HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851Doğum YılıGörüntüle
5AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585Doğum YılıGörüntüle
6Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992Doğum YılıGörüntüle
7HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851Ölüm YılıGörüntüle
8AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585Ölüm YılıGörüntüle
9Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992Ölüm YılıGörüntüle
10HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851MeslekGörüntüle
11AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585MeslekGörüntüle
12Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992MeslekGörüntüle
13HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16HAYRÎ, Müderris-zâde Ahmed Hayrî Efendid. ? - ö. 1851Madde AdıGörüntüle
17AZMÎ, Mustafa Azmî Efendid. ? - ö. 1585Madde AdıGörüntüle
18Azmi Nihad Ermand. 11 Ocak 1911 - ö. 1992Madde AdıGörüntüle