HALÎMÎ, Lütfullâh

(d. ?/? - ö. 902’den sonra/1496-97’den sonra)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı Lütfullâh b. Ebû Yûsuf’tur. Bazı kütüphane kataloglarında adı “el-Amâsî” nisbesi eklenerek de kaydedilmiştir. Fâtih ve II. Bâyezîd devirlerinde yaşamıştır. Dedesinin adı Abdülhalîm’dir (Erkan 1997: 341). Kaynaklarda ailesinin Sivaslı olup kendisinin Amasya’da doğup büyüdüğü (Bursalı Mehmed Tâhir 2000: 273), Acem diyarından geldiği (İsen 1994: 176; Mehmed Süreyyâ 1996: 588) ve İstanbullu olduğu (İpekten vd. 1988: 177) gibi farklı bilgiler mevcuttur. Gelibolulu Âlî, bunlara onun bir süre Şam’da ikamet ettiği ayrıntısını da eklemiştir (İsen 1994: 176). Halîmî’nin çok iyi Farsça bilmesi, ilk tahsilini muhtemelen İran’da yaptığını düşündürmektedir. Eserlerinden Arapça bildiği de anlaşılan Halîmî, hem dilbilimci ve gramerci hem de astroloji, fıkıh, mitoloji, tıp, eczacılık, zooloji ve botanik gibi alanlarda bilgi sahibi bir âlimdi. Amasyalı tabip-şair Şerefeddîn Sabuncuoğlu’nun öğrencisiydi. Ya’kûb el-Hekîm el-Muhtedî’den tıp eğitimi aldı. Ancak doktorluk yaptığına dair bir belge yoktur. Çeşitli yerlerde kadılık görevinde bulundu. II. Bâyezîd de dâhil olmak üzere bazı Osmanlı şehzadelerinin hocası oldu. Kitâbu Tâ’iyyeti’l-Halîmî ma’a Şerhihâ adlı eserinde belirttiğine göre Sivas kadısı iken, Amasya Valisi Şehzâde Bâyezîd’i kötü yola teşvik edenleri engellemek isteyince iftiraya uğradı. 878-79/1474’da azledilerek Tokat’ta hapsedildi. Yaklaşık olarak üç ay sonra suçsuzluğu anlaşılınca bırakıldı. Gördüğü muameleye üzülen Halîmî, başına gelenleri padişaha kapalı bir şekilde anlattığı “Kasîde-i Tâ’iyye”yi yazdı. 880/1475-76’de İstanbul’a gidince de kasidesini şerh ederek şehzadeyi içki, kumar ve uyuşturucuya alıştıranları açıkladığı metni Fâtih Sultân Mehmed’e sundu. Fâtih, Amasya’ya bir tahkikat ekibi gönderdi. Eline ulaşan rapor üzerine Şehzâde Bâyezîd’in çevresindeki Mahmûd Paşa, Tâcî Bey ve Abdurrahmân Efendi’yi idama mahkûm etti. Birkaç kişiyi de görevden aldı. Mahmûd Paşa idam edildi, Tâcî Bey ile Abdurrahmân Efendi kaçtı (Mehmed Tâhir 2000: 273). Sadrazam Mahmûd Paşa’dan lütuf gören Halîmî’nin nasıl öldüğüne dairse yeterli bilgi yoktur. Kâtib Çelebi, 900/1494-95’de öldürüldüğünü kaydetmişse de “Ferâ’iz-i Halîmî” adlı eserini 902/1496-97’de yazdığı göz önüne alınarak Halîmî’nin daha sonra öldüğü tahmin edilmiştir (Balcı 2007’den aktaran Öz 1996: 125). Onun 922/1516-17’de öldüğünü ve İran seferinde Yavuz’un yanında bulunduğunu yazan kaynakların (Şemseddin Sâmî 1898: 1978; Mehmed Süreyyâ 1996: 588) Halîmî’yi, Yavuz’un 922/1516-17’de Mısır seferinde ölen hocası Halîmî ile karıştırdıkları açıktır. Halîmî’nin, II. Bâyezîd tahta geçince yeniden padişahın çevresine giren Tâcî Bey ile Abdurrahmân Efendi’nin fitnesiyle öldürülmüş olması ihtimaller arasındadır (Erkan 1997: 341).

Halîmî’nin eserleri şunlardır:

1. Bahru’l-Garâyib: Farsça-Türkçe manzum sözlüktür. Lugat-ı Halîmî diye de bilinen eserin sadece üçüncü bölümünde Farsça fiillerin muzari kökleri ve fiil çekimleriyle ilgili bilgilerin anlatımı mensurdur. 850/1446-47 yılında tamamlanan metnin, Amasya valisi Şehzâde Bâyezîd’e sunulduğu düşünülmektedir. Anadolu’da yazıldığı bilinen manzum Farsça-Türkçe sözlüklerin ikincisidir. İçerdiği örnekler bakımından orijinal bir eserdir. Metin “sözlük”, “aruz, kafiye, bedi, beyan kuralları” ve “Farsça gramerle ilgili bilgiler”in yer aldığı üç bölümden oluşmaktadır. 5540 civarında Farsça kelimenin manası verilmiştir (Erkan 1991: 513). Eserin “elif, bâ” harflerini kapsayan kısmı üzerine bir yüksek lisans tezi yapılmıştır (Faroe 1991).

2. Gülşen-i Zîbâ: Tıp konusunda kaleme alınmış Farsça manzum bir eserdir. İlmî ve amelî olmak üzere iki bölümdür. Fâtih Sultân Mehmed’e sunulan kitabın telif tarihi 862/1457-58’dir.

3. Nisârü’l-Mülk: Farsça-Türkçe sözlüktür. Bahrü'l-Garâib'in bir kısmının şerhi olan Lugat-ı Halîmî’nin birinci defterinin özeti mahiyetindedir. Telif tarihi 872/1467-68’dir. Eser, Amasya valiliği sırasında Şehzâde II. Bâyezîd’e sunulmuştur.

4. Musarrihatü’l-Esmâ: Halîmî’nin çeşitli eserlerden seçtiği Arapça isimlere Farsça ya da Türkçe karşılıklar vererek satır arası tercüme biçiminde düzenlediği mensur isimler sözlüğüdür. II. Bâyezîd’e ithaf edilen metnin tamamlanma tarihi 872/1467-68’dir.

5. Lugat-i Halîmî: Halîmî, bu mensur lügati, 882/1477-78’de bitirerek Fâtih Sultân Mehmed’e sunmuştur. Bahru’l-Garâyib’inin ikinci ve üçüncü bölümlerini şerh ettiği metnin madde sayısı Bahrü’l-Garâyib’ten fazladır. Yazarın özel bir isim vermediği eser, tezkirelerde geçen Lugat-ı Halîmî ismiyle tanınmıştır. Lügatin, kataloglarda “Şerh-i Bahru’l-Garâyib” ya da “İzâh-ı Bahru’l-Garâyib” isimleriyle kayıtlı nüshaları da mevcuttur. Keşfü’z-Zunûn’da, kitabın “el-Kâime” olarak da bilindiği belirtilmiştir (Balcı 2007: 222). Metin, “Farsça-Türkçe sözlük” ve “aruz, kafiye, şiir sanatları” gibi konuları kapsayan iki bölümden oluşmaktadır. Maddelerin sıralanmasında bâb, fasıl gibi başlıklar bulunmayan eser, bu özelliğiyle tamamen alfabetik nitelikli ilk Farsça-Türkçe sözlüktür (Öz 1996: 135, 137). Lugat-i Halîmî üzerine bir doktora tezi yapılmış (Uzun 2005) ve daha sonra bu çalışma yayımlanmıştır (Uzun 2013).

6. Muhtasaru’l-Eşkâl ve Şerhuhû (Ferâ’iz-i Halîmî): Halîmî, 902/1496-97 tamamladığı miras hukuku hakkındaki bu Arapça risâlesine daha sonra bir de Türkçe şerh yazmıştır.

7. Hâşiyetü Halîmî ale’l-Hayâlî: Sa’deddin et-Taftâzânî’nin Şerhu’l-Akâidi’n-Nesefî adlı şerhine Hayâlî’nin yazdığı hâşiyeye Halîmî’nin yazdığı Türkçe hâşiyedir. 

8. Kitâbu Tâ’iyyeti’l-Halîmî ma’a Şerhihâ: Halîmî’nin, Sivas kadılığından alınıp Tokat’ta hapsedilmesi üzerine Fâtih Sultân Mehmed’e yazdığı elli beyitlik Arapça kasidesine yaptığı şerhtir. Şair önce “müstef’ilün müstef’ilün müstef’ilün müstef’ilün” vezninde bir Kasîde-i Tâ’iyye kaleme almış, 880/1475-76’de İstanbul’a gidince de kasideyi şerh ederek metni Fâtih’e sunmuştur.

9. Farsça Kur’ân-ı Kerîm Tercümesi: Halîmî, 882/1477-78 yılında nesih hatla bir Kur’ân-ı Kerîm yazmış, 883/1478-79’te de bu Kur’ân-ı Kerîm’i, her kelimesinin altında bu kez talik hatla tek tek Farsça karşılığını ekleyerek tercüme etmiştir.

10. Tuhfe-i Mukaddimetü’l-Luga: Farsçadan Türkçeye manzum bir sözlüktür. Yedi musiki makamını ve Bahru’l-Garâyib’de geçen bazı isimleri içermektedir. Aruz vezniyle yazılmış metin, ikisi on bir, biri yirmi altı ve biri de on iki beyitlik dört parçadan oluşmaktadır (Erkan 1997: 342).

11. Mir’âtü’t-Tayyibîn: Müellifin, 865/1460-61’te tövbe hakkında yazdığı Farsça mensur risâlesidir.

12. Risâle fî Beyâni Kavâ’idi’l-Mu’ammâ: Farsça muamma kurallarının Türkçe olarak açıklandığı ve Bahrü’l-Garâyib şerhinden aktarılan kuralların yeni örnekler eklenerek genişletildiği bir eserdir (Erkan 1997: 343).

13. Risâle fî Tecnîsât ve’t-Teşbîhât ve’l-Mecâzât: Halîmî’nin cinas, teşbih ve mecaz kaidelerini açıklayıp örneklendirdiği manzum Türkçe eseridir. Yazar, Bahrü’l-Garâyib şerhinde kısaca temas ettiği konuyu burada ayrıntılı biçimde ele almıştır. Risâle üzerinde bir çalışma yapılmıştır (Eliaçık 2013).

Yukarıdakileri yanı sıra bazı şiir mecmualarında “Halîmî” mahlaslı gazeller tespit edilmişse de bunların Lütfullah Halîmî’ye aidiyeti kesinleştirilememiştir. Kınalı-zâde Hasan Çelebi (Kutluk 1978: 303) ve Âşık Çelebi (Kılıç 2010: 629), Halîmî’nin şairliğiyle tanınmadığını belirtmiştir. Gelibolulu Âlî (İsen 1994: 176) ise, övgüye layık şiirleri ve yüksek düzeyde şiir söyleyebilecek kabiliyeti bulunduğunu söylediği Halîmî’nin, Külliyât’ını gördüğüne, otuz civarında risalesini ve sanatlı kasidesini incelediğine ve Selmân-ı Sâvecî gibi Fars edebiyatının önde gelen şairlerinin masnû kasideleri düzeyinde şiir söyleyebilecek yetenekte olduğuna dikkati çekmiştir (İsen 1994: 176). Nitekim şairin kimi eserlerini manzum olarak kaleme alması da şairlik yeteneğini destekler niteliktedir. Kendi hattıyla yazarak Farsçaya çevirdiği Kur’ân-ı Kerîm ise tefsirci ve hattat kimliğini göstermektedir. Ancak Lütfullah Halîmî’nin, asıl başarısı sözlük sahasındadır. Onun, konuyla ilgili eserleri incelendiğinde dilbilimci ve gramerci yönü tam anlamıyla ortaya çıkmaktadır. Farsçayı çok iyi bilen sözlük yazarlarından kabul edilen Halîmî; sözlükleri, farklı konularda kaleme aldığı Türkçe, Arapça, Farsça risaleleri ve Farsça Kur’ân-ı Kerîm Tercümesi ile dil konusundaki yeteneğini ortaya koymaktadır (Uzun 2005: 4-6).

Kaynakça

Balcı, Rüştü (hzl.) (2007). Kâtip Çelebi-Keşfü’z-Zunûn. C. 1, 3. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Bursalı Mehmed Tâhir (2000). Osmânlı Müellifleri. C. I. Ankara: Bizim Büro Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şuarâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ (İnceleme-Metin). Ankara: AKM Yay.

Eliaçık, Muhittin (2013). “Lutfullah Halîmî’nin Tecnis, Mecaz ve Teşbihler Üzerine Risalesi”. İdil Dergisi 2 (8): 52-64.

Erkan, Mustafa (1991). “Bahrü'l-Garâib”. İslâm Ansiklopedisi. C. 4. İstanbul: TDV Yay. 513-514.

Erkan, Mustafa (1997). “Halîmî”. İslâm Ansiklopedisi. C. 15. İstanbul: TDV Yay. 341-343.

Faroe,C.E (1991). Lütfullah Halîmî'nin Bahru'l-Garâ'ib'i. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Furat, Ahmed Subhi (hzl.) (1985). Taşköprüzâde Ahmed, eş-Şakâyık-ı Nu’mâniyye fî Ulemâi’d-Devleti’l-Osmâniyye. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yay.

İpekten, Haluk, M. İsen, N. Okçu, R. Toparlı (1988). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: Kültür ve Turizm Bak. Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâirü’ş-Şuarâ (İnceleme-Metin). C. 2. İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Tuhfe-i Nâilî - Divân Şâirlerinin Muhtasar Biyografileri. C. II. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu'arâ. Ankara: TTK Yay.

Mehmed Süreyyâ (1996). Sicill-i Osmânî. C.2. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay.

Öz, Yusuf (1996). Tarih Boyunca Farsça-Türkçe Sözlükler. Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi.

Şemseddin Sâmî (1898). Kâmusu’l-A’lâm. C. 3. İstanbul.

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi (1981). C. 4. “Halîmî”. İstanbul: Dergâh Yay. 50.

Uzun, Adem (2005). Lügat-ı Halîmî (İnceleme-Metin). Doktora Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Uzun, Adem (2013). Lügat-ı Halîmî, Lütfullah b. Ebu Yusuf el Halîmî. Ankara: TDK Yay.

Yaltkaya, Şerefeddin, R. Bilge (hzl.) (1941). Kâtip Çelebi, Keşfü’z-Zunûn Esâmi’l-Kütübi ve’l-Fünûn. C. 2. İstanbul: Maarif Vekâleti Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. ASLI GÜRSOY
Yayın Tarihi: 27.02.2014
Güncelleme Tarihi: 08.12.2020

Eserlerinden Örnekler


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847Doğum YeriGörüntüle
2Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847Doğum YılıGörüntüle
5Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847Ölüm YılıGörüntüle
8Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
10MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847MeslekGörüntüle
11Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?MeslekGörüntüle
13MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16MURÂD, Şeyh Hacı Mehmed Murâdd. 1788 - ö. 1847Madde AdıGörüntüle
17Fügen Ünal Şend. 1972 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Ömer Şişmand. 25 Şubat 1980 - ö. ?Madde AdıGörüntüle