KERÎMÎ, Abdülkerîm

(d. ?/? - ö. ?/?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Bursalıdır. İlim ehlinden ve müderris sınıfından olan şairin hayatına dair kaynaklarda daha fazla bilgi yoktur. Ancak Latîfî’nin 1546 yılında yazdığı tezkiresinde “bu devrin başlarında öldüğü”nü söylediğine (1314: 281) göre Hicrî 10. yüzyılın başlarında (15. yüzyıl sonları) hayatta olmadığı söylenebilir.

Eseri: Hasibe Mazıoğlu DTCF Kütüphanesi, İsmail Saib Nu. 4574’de kayıtlı İrşâd adlı mevlid metninin bu Kerîmî’ye ait olması gerektiğini belirtmektedir. Latîfî Tezkiresi’nden yaptığımız çıkarıma göre şairin muhtemelen yaşadığı devre ile eserin istinsah tarihinin (H. 863=1458) uyuşması, 15. yüzyılda yaşayan başka Kerîmî’nin bilinmemesi bu ihtimali oldukça güçlendirmektedir. Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-necât’ından sonra en eski mevlid metni olarak görünen İrşâd, mesnevi tarzında ve aruzun mefâîlün mefâîlün feûlün kalıbında kaleme alınmıştır. Eser hakkında geniş bilgi için bk. (Aslan 2009).

Ayrıca şairin, Ömer bin Mezîd’in Mecmû’atü’n-Nezâ’ir’inde 3, Eğridirli Hacı Kemâl’in Câmi’u’n-Nezâ’ir’inde 2, Pervâne Bey Mecmû’ası’nda 5 ve Edirneli Nazmî’nin Mecma’u’n-Nezâ’ir’inde 1 gazeli mevcuttur. 1436/37’de tertip edilen Mecmû’at-ü’n-nezâ’ir’deki şiirler de bu Kerîmî’ye aitse, bunların 1495’lerde vefat ettiği düşünülen şairin genç yaşlarda kaleme aldığı şiirler olduğu söylenebilir.

Sehî (1325: 91), anlayışlı, hoş söyleyişli bir kimse dediği Kerîmî’yi şiir üzerine araştırmalar yapan, nükteli söz sahibi bir şair olarak değerlendirirken Latîfî (1314: 281) ise onun renkli, nazik ve dinlenmeye değer şiirlerinin bulunduğunu kaydetmektedir.

Kaynakça

Aslan, Üzeyir (2009). “Fetihten Sonra Yazılmış Türkçe İlk Mevlid-i Manevî: Kerîmî’nin İrşâd’ı”. Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 2: 19-80.

Canpolat, Mustafa (hzl.) (1982). Ömer b. Mezîd, Mecmûatü’n-Nezâir. Ankara: TDK Yay.

Eğridirli Hâcı Kemâl (yz.). Câmi’u’n-Nezâ’ir. Bayezıd Kütüphanesi. No. 5782. vr. 179a, 387b.

Gıynaş, Kamil Ali (2017). Pervane Bey Mecmuası. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap:  https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55832,pervane-bey-mecmuasi-pdf.pdf?0 [Erişim tarihi: 17.06.2021].

Köksal, M. Fatih (2004). “Kerîmî”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi. C. 5. Ankara: AKM Yay. 453.

Köksal, M. Fatih (hzl.) (2017). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. Kültür ve Turizm Bakanlığı e-kitap: https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56057,mecmaun-nezair-edirneli-nazmi-pdf.pdf?0 [Erişim tarihi: 17.06.2021].

Latîfî (1314). Tezkire-i Latîfî, İstanbul: İkdâm Matbaası.

Mazıoğlu, Hasibe (1974). "Türk Edebiyatında Mevlid Yazan Şairler”, AÜDTCF Türkoloji Dergisi 6 (1): 31-62.

Nail Tuman (yz.). Tuhfe-i Nâilî, MEB Türk Ansiklopedisi Bürosu B/870 (Yayımlar Dairesi Başkanlığı Kütüphanesi).

Sehî (1325). Tezkire-i Sehî, İstanbul: Matbaa-i Âmidî.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Yayın Tarihi: 06.10.2013
Güncelleme Tarihi: 23.01.2022

Eserlerinden Örnekler

Nazîre-i Kerîmî

Başuma bezm-i gam-ı ışkunda câm efser yiter

Zahmun ile kanlu pîrâhen kabâ-yı zer yiter

 

Sen döşen gülşende dîbâ-yı çemenle lâleler

Külhan-ı gamda bana ahkerlü hâkister yiter

 

Sana bâliş berg-i gül perr-i hümâ pister bize

Seng-i mihnet hâr-ı gam bâlîn ile pister yiter

 

Berr ü bahrün ni’metinden el yudı gönlüm gözüm

Âb-ı himmet nâr-ı uzlet bana huşk ü ter yiter

 

Mülk-i ışka husrevem derd ü belâ gam leşkerüm

Zülf sevdâsı livâ-yı ejdehâ-peyker yiter

(Köksal, M. Fatih (hzl.) (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf [eişim tarihi: 30.06.2013]. 794.)

***

Mesnevi

Der-ma’zeret-i şurû’-i be-kelâm

Gel ey söz anlayanlar siz yüzinden

Ma’ânî fehm edenler gendüzinden

Kelâmün bahri içinde yüzenler

Cevâhirden söze dürler düzenler

Denilsün işidün bir neçe esrâr

Velîkin sakınun tuymasun agyâr

Ma’ârif ehli bilür bu kelâmı

Ne bilsün ma’rifetsiz degme ‘âmî

Şular kim dilde bâzâr eylediler

Cihânı cümle gülzâr eylediler

N’eder bâzârı esrâr isteyenler

N’eder gülzârı dîdâr isteyenler

Velî şunlar ki dilden bî-haberdür

Ne bilsün ma’rifetden bî-hünerdür

Denilse ehl-i kalbe sırr-ı tahkîk

Latîf eder eger ederse tedkîk

Kelâma zuhr ü batn ü hadd edenler

Me’ânî müşkilâtın redd edenler

Bilürler her sözün kasdın kemâhî

Bulurlar ma’rifet iline râhı

Garaz bu kim bu nazmı işidenler

Cihânda her biri bir iş edenler

Bunun aybına igen bakmayalar

Bunı gözden igen bırakmayalar

Beşer olmaz hatâsuz cihânda

Kerîm olmaz ‘atâsuz her zamânda

Cihânda her kişi yâd olmag içün

Du’âdan anılup şâd olmag içün

Komış bir yâdigârı gendü getmiş

Cihân şatrancına bir beydak etmiş

Garaz olan bu du’âdür ehl-i dilden

Du’â olmasa n’olsun kurı dilden

Du’â ile gam ehli şâd olupdur

Du’âdan ‘âsîler âzâd olupdur

İlâhî ben fakîr ü bî-nevâyı

Esirge derdine ergür devâyı

Du’âya kıl sebeb bu nazm-ı hâsı

Suçum ‘afv et koma ben kulı ‘âsî

Deyeyin mevlidini Mustafânun

Olursa himmeti ehl-i safânun

Meşâyıh aslı üzre söyleyeyin

Tarîkat mûcibince soylayayın

Hudâyâ sen hatâ ile zelelden

Dilümi saklagıl haşv ü halelden

Demişler mevlidin sûretde tekrâr

Eyü demişler ana yokdur inkâr

Şehâdetde bu mevlid cisminündür

Hakîkatde te’ayyün isminündür

Bu resm ü sûret ü ism ü müsemmâ

Te’ayyündür ki zâhir olmış esmâ

Anun ma’nîde dahı mevlidi var

Velî ne vâlide ne vâlidi var

Ezelde mevlidin eşit ‘ayânî

Ebedde necedür anla beyânı

Ezel kesretde vahdet kâhir olmak

Ebed vahdetde kesret zâhir olmak

Hidâyet bulmaga ashâb u evlâd

Konıldı bu kitâbun adı İrşâd

Gönül Kâfında Sîmurg etdi pervâz

Bu ismi okıdı Ankâdan âvâz

(Aslan, Üzeyir (2009). “Fetihten Sonra Yazılmış Türkçe İlk Mevlid-i Manevî: Kerîmî’nin İrşâd’ı”, Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi-2: 31-34.)

***

Mesnevi

Beyân-ı mevlid-i misâlî der-hazret-i hayâl-i mutlak

Dilersen kim bilesin ey karındaş

Misâl-i mutlak içre mevlidi fâş

Dil ile anla dil güftârın ey dost

Misâl-i mutlakun esrârın ey dost

Eyâ cân bülbülin şeydâ kılanlar

Me'ânî gülşenin zîbâ kılanlar

Hayâl âyînesinde yüz görenler

Bu harf u savt içinde söz görenler

Lügazlardan mu'ammâlar düzerler

Şular kim bahr-i ma'nîde yüzerler

İşidün iş edün sırr-ı hayâli

Ziyâ-yı mutlak ol bahrün misâli

Tabî'at inbisâtınun bürûzı

Hakîkat in'ikâsınun rümûzı

Ne berzahdur bu mir'ât-i mücellâ

Ne meclâdur bu mişkât-i müsaffâ

Ne hazretdür bu bast-i bî-nihâyet

Ki oldur cümleyi temsîle gâyet

Misâl-i ism ü rûh u cism-i zerrât

Görinür anda etvâr ile kerrât

Çü mir'ât oldı eşyâ sûretine

Ne sûret belki cümle sîretine

Bilindi bunda her ef'âl ü ahvâl

Sıfât ü hüsn ü kubh u ma'nî vü kâl

Kemâl ü naks u 'akl ü nefs bî-şek

Bilinür bunda evâf ile her yek

Çü bu berzahda imiş cümle ahvâl

Resûlün mevlidin fehm eyle fî'l-hâl

Ki her bir mevlide vech-i misâli

Olur elbetde berzahda hayâli

Çü Ahmed mevlidin her şeyde bildün

Misâlin 'akl ü yâ keşf ile buldun

(Aslan, Üzeyir (2009). “Fetihten Sonra Yazılmış Türkçe İlk Mevlid-i Manevî: Kerîmî’nin İrşâd’ı”, Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi-2: 51-52.)

 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08Doğum YeriGörüntüle
2SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84Doğum YeriGörüntüle
4ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08Doğum YılıGörüntüle
5SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84Doğum YılıGörüntüle
7ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08Ölüm YılıGörüntüle
8SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84Ölüm YılıGörüntüle
10ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08MeslekGörüntüle
11SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
12EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84MeslekGörüntüle
13ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ÂZERÎ, İbrahim Bursalıd. ? - ö. 1707-08Madde AdıGörüntüle
17SUN’Î, Sun’î Çelebid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18EŞREF-ZÂDE AHMED ZİYÂEDDÎN EFENDİd. 1748 - ö. 1783-84Madde AdıGörüntüle