MÎREK (Emîrek, Mîrekî)

(d. ?/? - ö. 960 ?/1552 ?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı Mustafa, lakabı Emîrek’tir. Şairin Âşık Çelebi’nin Tezkiresi’ne de aldığı mühür beytinde “Emîrek Mustafa” ibaresi vardır. İstanbul’da doğdu. İran’dan göç etmiş bir aileye mensup olup Hekim Molla Üveys’in oğludur. Emîrek mahlasını da kullandı. Âşık Çelebi, ana tarafından “seyyid”, yani peygamber soyundan olduğuna işaret etmektedir. Tıp ilminde ve musikide kendisini iyi yetiştiren Emîrek, saray hekimbaşılığı görevine getirildi. Hattatlığı ve devrinin diğer ilimlerinde de behresi vardı. Ölümüyle ilgili, kaynaklarda bilgi bulunmamakla beraber şuarâ tezkirelerindeki ifadelerden Kanunî dönemi şairlerinden olduğu ve Âşık Çelebi’nin tezkiresini yazdığında ( 974/1566/67) hayatta olmadığı anlaşılmaktadır. Şair Tabibler isimli eserde ölüm tarihi kaynak belirtilmeksizin “960/1552” gösterilmektedir (Kurdoğlu 1967: 97). Hasan Çelebi, Mîrekî’nin kısa boylu, bencil, mağrur, gösterişi seven biri olduğunu yazıyor. Âşık Çelebi’ye göre ise Acemâne tavırlı şair, Farsça’dan anlamayan, Câmî’yi, Hâfız’ı bilmeyen kimselerle sohbet etmez, onları beğenmezdi. Bu büyük İran şairlerinden bahsederken “karındaşumuz, sebakdaşumuz” diye böbürlenirdi. Bu kibiri yüzünden toplum içine çıkmaz, gününün çoğunu Eyyûb Ensârî Türbesi civarında herkesten ayrı, uzlet halinde geçirirdi ve bu sebeple Eyyûbî Hekim diye de tanındı. Esmâ’ü’l-Müellifîn’den şairin 1013/1604’de ölen Nâmî mahlaslı şair bir oğlu olduğunu öğreniyoruz. Kaynaklarda nüshasına henüz rastlanmayan Türkçe Divan sahibi olduğu yazılıdır. Türkçe, Arapça ve Farsça şiirleri vardır. Meşâ’irü’ş-Şu’arâ’da kaside ve mülemmâ vadisinde özellikle başarılı olduğu belirtilerek devrin ileri gelen devlet adamlarına yazdığı çok sayıda kasidelerinden örnekler verilmekte; başta Hayâlî olmak üzere devrin şairleriyle karşılıklı şiirler yazdığı hikâyeleriyle birlikte anlatılmaktadır. Şiirleri Yetîm gibi bazı şairlere model olmuştur. Şiirlerinin edebî değeri hususunda tezkire yazarlarının fikirleri farklıdır. Latîfî gibi müşkülpesent bir tezkireci bile “hayâl-engîz güftârı vardır” derken Hasan Çelebi’nin şiirlerini akıcılıktan ve incelikten uzak bulması dikkat çekicidir.

Kaynakça

Bağdatlı İsmail Paşa (1951). Hediyyetül-Ârifîn Esmâ’ü’l-Müellifîn ve Âsârü’l-Musannifîn. İstanbul: MEB Yay.

Canım, Rıdvan (hzl.) (2000). Latîfî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzemâ. Ankara: AKM Yay.

“Emîrek” (1979). Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 3. İstanbul: Dergâh Yay. 36.

Ergun, Sadettin Nüzhet (1936). Türk Şairleri. İstanbul.

Kaf-zâde Fâizî. Zübdetü’l-Eş’âr. Milli Kütüphane, Yz. A. 679, vr. 102a.

Kılıç, Filiz (hzl.) (2010). Âşık Çelebi, Meşâ’irü’ş-Şu’arâ (İnceleme-Metin). İstanbul: İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Yay.

Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli Nazmî, Mecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 20.03.2013]

Köksal, M. Fatih (2006). “Mîrek”. Türk Dünyası Edebiyatçılar Yazarlar ve Şairler Ansiklopedisi. C. 6. Ankara: AKM Yay. 363-364.

Kurdoğlu, Veli Behçet (1967). Şair Tabibler. İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yay.

Kurnaz, Cemal (1997). Anadolu’da Orta Asyalı Şairler. Ankara: KB Yay.

Kurnaz, Cemal ve Mustafa Tatçı (hzl.) (2001). Nail Tuman, Tuhfe-i Nâ’ilî. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1978). Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: TTK Yay.

Müstakîm-zâde Süleymân Sa’deddîn. Mecelletü’n-Nisâb fi’n-Neseb ve’l-Künâ ve’l-Elkâb. Süleymaniye Kütüphanesi, Hâlet Ef. No. 628, vr. 118b.

Riyâzî. Riyâzü’ş-şu’arâ. Süleymaniye Kütüphanesi, Es’ad Ef. No. 3871, vr. 101b.

Solmaz, Süleyman (hzl.) (2005). Ahdî ve Gülşen-i Şu’arâsı. Ankara: AKM Yay.

Sungurhan Eyduran, Aysun (hzl.) (2008). Beyânî, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. Ankara: Kültür Bakanlığı e-kitap: http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83502/beyani----tezkiretus-suara.html [erişim tarihi: 20.03.2013]

Şemseddîn Sâmî (1314). Kâmûsu’l-A’lâm. İstanbul: Mihrân Matbaası.

Yaltkaya, Şerafettin ve Kilisli Rıfat Bilge (hzl.) (1971). Kâtip Çelebi, Keşf-el-Zunûn. İstanbul: MEB Yay. 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET FATİH KÖKSAL
Yayın Tarihi: 09.09.2013
Güncelleme Tarihi: 30.10.2020

Eserlerinden Örnekler

 GAZEL 

 Açılur göñlüm benüm ol serv-i gül-ruhsâr ile

 Gonçe gibi gerçi pür-hûndur cefâ-yı yâr ile

 

 Görmesem bir dem yüzin yüz pâre eyler kendözin

 Bilmezem nitsem aceb ben bu dil-i efgâr ile

 

 Yârsuz cennet cahîm ü yâr ile dûzeh bihişt

 Hûr ile nûr olmadın nâr olma yigdür yâr ile

 

 Zâhidi gör zülf-i şâhidden ta’alluk kesmedin

 Ka’be-i kûyuñ tavâf itmek diler zünnâr ile

 

 Geh hat-ı ruhsâr-ı yâr u geh hum-ı zülf-i nigâr

 Mîrekâ hoş-tab’ olanlar añılur eş’âr ile

(Köksal, M. Fatih (2012). Edirneli NazmîMecma’u’n-Nezâ’ir. http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/dosya/1-292688/h/edirneli-nazmi-mecmaun-nezair.pdf. [erişim tarihi: 20.03.2013] 2207)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857Doğum YeriGörüntüle
2SÂCİDd. ? - ö. 1844Doğum YeriGörüntüle
3TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15Doğum YeriGörüntüle
4Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857Doğum YılıGörüntüle
5SÂCİDd. ? - ö. 1844Doğum YılıGörüntüle
6TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15Doğum YılıGörüntüle
7Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857Ölüm YılıGörüntüle
8SÂCİDd. ? - ö. 1844Ölüm YılıGörüntüle
9TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15Ölüm YılıGörüntüle
10Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857MeslekGörüntüle
11SÂCİDd. ? - ö. 1844MeslekGörüntüle
12TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15MeslekGörüntüle
13Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14SÂCİDd. ? - ö. 1844Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Sadık Rıfat Paşad. 28 Ekim 1807 - ö. 12 Şubat 1857Madde AdıGörüntüle
17SÂCİDd. ? - ö. 1844Madde AdıGörüntüle
18TÂ'İB, İsmâ'ild. ? - ö. 1714-15Madde AdıGörüntüle