PERTEVÎ, Çorlulu

(d. ?/? - ö. 1182/1768)
tekke şairi
(Tekke / 18. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı Ahmed olan mutasavvıf, şiirlerinde Pertevî mahlasını kullanmıştır. Daha çok Çorlulu olarak bilinen Ahmed Pertevî Efendi, Tekirdağ/Çorlu’da dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi ve ailesi hakkında kaynaklarda bir bilgi yoktur. Küçük yaşlarda İsmail Hakkı Bursevî ile Şam’a gitmiş ve orada Bursevî’nin Beyzavî tefsirinden dersler verdiği ve Amme cüz’ine şerh hazırladığı sırada bu derslere devam edip tefsir ve dinî konularda gerekli eğitimini almış ve Bursevî’nin hazırladığı şerhten istinsah yapmaya başlamıştır. Bu sırada Çorlu halkının isteğiyle Çorlu’ya halife olarak atanması sebebiyle istinsahını İnfitar suresine kadar yapabilmiştir. (Muslu 2004: 470) Bu şerhi daha sonraki yıllarda halife olarak görev yaptığı Çorlu’da tamamlamıştır. Celvetî tarikatının en büyük şahsiyetlerinden biri olan İsmail Hakkı Bursevî’nin hizmeti altına girmiştir. Şeyhinden aldığı terbiye ve eğitim ile kendini yetiştirmeye gayret etmiştir. (Özcan: 1989 3, 518)

Meslek hayatına memleketi Çorlu’da başlayarak birçok talebe yetiştirmiştir. Talebelerine şeyhi Bursevî’den aldığı ilim ve irfanı aktarmaya çalışmıştır. Daha sonra Şeyhinin Şam’dan Üsküdar’a bir süre sonra da Bursa’ya dönmesinin ardından 1137 / 1725 yılında iki müridi ile şeyhini ziyarete gitmiş, onu ölüm döşeğinde bulmuş ve üç gün şeyhinin sohbet ve nasihatinde bulunarak öğütlerini dinlemiştir. (Namlı 2001: 227) Ahmed Pertevî Efendi’nin yetiştirdiği kişiler arasında Hüdâyî Dergâhı postnişinlerinden Mudanyalı Büyük Rûşen Efendi (ö. 1209/1795) ve Hikmetî’nin oğlu ve İsmail Hakkı Dergâhı şeyhliği yapan Mehmed Emin Efendi de (ö. 1232/1817) vardır. Ömrünün sonlarına doğru İsmail Hakkı Bursevî’nin dergâhında da görev yapan Ahmed Pertevî Efendi, “Rahat âkıbet” terkibinin delalet ettiği 1768 yılında vefat etmiştir. Kabri, Hüdâyî Âsitânesi haziresindedir (Yurtsever 2000: 101).

Hüseyin Vassâf, Kemâl-nâme-i Hakkî adlı eserinde İsmail Hakkı’nın Mehmed Pertevî adında bir halifesinin olduğunu yazmaktadır. Ahmed Pertevî ve Mehmed Pertevî’nin iki ayrı kişi mi, yoksa aynı kişi mi oldukları hakkında tereddütler vardır. Bu tereddüdün sebebi de, Üsküdar Hüdâyî Âsitânesinde medfun bulunan Pertevî Efendi’nin sandukasının yanında bulunan levhadaki şiirde Şeyh Mehmed Pertevî adının geçmesidir. Bu sandukada şu ibareler yamaktadır: Vâsıl-ı ehl-i dil olmuş Şeyh Muhammed Pertevî / Anın içün silsile ser-defteri olmuş bugün / Şeyh Hakkî’dan hilâfetle feyiz aldı o kim / Tâ kıyâmet Celvetî’nin mehteri olmuş bugün” (Akkuş 2011: 100). Ancak başka hiçbir kaynakta Mehmed Pertevî’nin adı geçmemektedir. Bu da Mehmed Pertevî adının yanlışlıkla kullanıldığı izlenimini doğurmaktadır.

Eserleri şunlardır:

1. Dîvân: 1850 yılında çıkan yangında Hüdâyî Dergâhında bulunan eser yanmıştır. Bugüne kadar da başka bir nüshası bulunamamıştır.

2. İsmail Hakkı’nın “Kitâbü’l-Hakkı’s-Sarîh ve’l-Keşfi’s-Sahîh” adlı eserini “Muhtasaru’l-Hakkı’s-Sarîh ve'l-keşfı's-Sahîh” adıyla ihtisâr etmiştir.

3. İsmail Hakkı’nın “Kitâbü’l-Envâr” adlı eserini istinsah etmiş ve eserin sonunda Pertevî kendisini, İsmail Hakkı’nın halîfelerinden Çorlu’da sakin eş-Şeyh Ahmed Pertevî olarak tanıtmaktadır.

4. İsmail Hakkı’nın “Şerh alâ Tefsiri Cüz’i’l-Ahir li’l-Kâdi’l-Beyzâvî” adlı eserini de istinsah etmiştir.

Genellikle tasavvufî ilimlerle meşgul olmuş ve Celvetî tarikatının adab ve erkanını müridlerine vaaz ve nasihatlerle anlatmaya gayret etmiştir. Daha çok şeyhinin yazdığı eserler üzerine çalışmış olan Pertevî, yazdığı bazı manzumeleri değişik mecmualarda görülmektedir. Manzumeleri daha çok Peygamberimizle ilgili naatlar şeklinde olup Arapça ve Farsça kelimeleri de kullanmıştır. Kur’an-ı Kerimden iktibaslar da yapmıştır.

Kaynakça

Ahmed Pertevî (Müs.). Kitabu’l-Envâr. Süleymaniye Küt. Fatih Bölümü. No:2652. vr. 81a-81b.

Akkuş, Mehmet, Ali Yılmaz (hzl.) (2011). Hüseyin Vassaf Sefine-i Evliya. C. 3. İstanbul: Kitabevi Yay.

Ayvansarayî, Hüseyin (1281). Hadîkatü’l-Cevâmî. C. 2. İstanbul: yyy.

Bursalı Mehmed Tahir (1333). Osmanlı Müellifleri. C. 1. İstanbul: Matbaa-i Amire.

Bursevi, İsmail Hakkı (1874). Kitab-ı Silsile-i Tarîk-i Celvetî. İstanbul: Haydarpaşa Hastanesi Matbaası.

Bursevi, İsmail Hakkı. Şerh alâ Tefsiri Cüz’i’l-Ahir li’l-Kâdi’l-Beyzâvî. Beyazıt Devlet Küt. No: 755.

Muslu, Ramazan (2004). Osmanlı Toplumunda Tasavvuf (18. Yüzyıl). İstanbul: İnsan Yay.

Namlı, Ali (2001). İsmail Hakkı Bursevî Hayatı, Eserleri, Tarikat Anlayışı. İstanbul: İnsan Yay.

Özcan, Abdülkadir (hzl.) (1989). Şakâik-i Numaniye ve Zeyilleri Vekâyiu’l-Fudalâ. C. 2-3. İstanbul: Çağrı Yay.

Pertevî, Ahmed (Müs.). Kitabu’l-Envâr. Süleymaniye Küt. Fatih Bölümü No: 2652.

Şimşek, Selami (2005). Keşanlı Süleyman Zâtî ve On Sekizinci Asırda Celvetilik. Doktora Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi.

Yılmaz, H. Kâmil (1982). Azîz Mahmûd Hüdâyî ve Celvetiyye Tarîkatı. İstanbul: Erkam Yay.

Yurtsever, M. Murat (hzl.) (2000). Kemalnâme-i İsmail Hakkı. Bursa: Arasta Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. MEHMET ÜNAL
Yayın Tarihi: 26.08.2013
Güncelleme Tarihi: 10.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Na’t

Cemâlin kıble-i Beytü'l-Harâmdır yâ Rasülullâh

Kaddin tübâ kaşın nün ve'l-kalemdir yâ Rasülullâh

 

Der-i lutfunda bi-kes Pertevi bi-dâr-ı aşkındır

Temennâ-yı visâle hayl-i demdir yâ Rasülullâh

 

Yurtsever, M. Murat (hzl.) (2000). Kemalnâme-i İsmail Hakkı. Bursa: Arasta Yay. 102.

 

 Kitabu'l-Envar'dan 

Eğerçi ki fil-cümle makam sıfâta dâhil olur. Bu sebebdendir ki sec­dede şeytân i’tizâl ider. Zîrâ secde fenâya nâzırdır. Makâm-ı zâta duhûl etmek ba’de’l-fenâi’l-küllîdir. Ve lâkin Ka’be ki sûret-i sırr-ı zâttır ona şeytân duhûl eder, matâfa duhûl ettiği gibi. Zîrâ sûret ile sırrın meyânında fark vardır. Pes fikr eyle ki; secde her nerede vâki olsa insân ol mahalde ve ol demde mahfûz olur.

Ve her nerede secde olmasa Ka’be olursa da insân ol mekânda ve ol sâatte masûn olmaz. Bu cihetten ehl-i harâm, amere-i Haremillâh olan­lara gerektir ki; hallerine mağrûr olmayalar. Zîrâ bir kimse ki hâmil-i nefs-i emmâre olsa Ka’be’yi kendine hücre ittihâz etse bile müfîd ol­maz. Ve eğer hâmil-i nefs-i mutmainne olursa Ka’be’nin hâricinde bile ismete makrûndur. Zîrâ enbiyânın (a.s.) ma’süm ve evliyânın mahfûz oldukları sûret Ka’be ile mukayyed olmağla değildir, belki sırnna dâirdir.

Pes şol kimse ki ehl-i kalb ola, ya’nî kalbini vâcid ola, fâkıd olma­ya. Ona her mekân Ka’be hükmünde olur. Pes Ka’be tarafına hareket et­mek ya vicdân-ı kalb veya hüda-yı enbiyâ veya evliyâya iktidâ ve ittibâ’ içindir. Onun için Ka’be âhiri’l-menzildir. Hüviyyet-i zâtiyye âhıri’l-makâmât olduğu gibi. Ve bu tafsile nihâyet olmaz. Zât u sıfâta nihâyet ol­madığı gibi.

Pes “gâyetu külli hareketin sükûn,” vefkınca kalem bu mahalde vâ­kıf olmak lâzım geldi. Ve lâkin her meclisin âhiri halvâ veya onun hük­münde bir lezîz nesne olduğu gibi, bu meclis mahabbet ve aşk ve sö­zün pâyânı dahi sûret-i nazmda bir târîh-i merğûbla olmak lâzım geldi. Tâ ki nâzır olanlar bu halvâdan mütelezziz olalar. Ve hıtâm-ı şarab-ı ha­kîkîde râyiha-i[8lb] miski bulalar. Ve ol târih budur ki kaside-i sülük beyân kılınır.


Kaside

Mevc hîz oldu yine kalmaz feyz-i gaffâr

Sedef-i dili güher-i ma’rifet kıldı Neşşâr

 

Evliyâ himmetine uğradı nâ-gâh kalem

Rû-yi levha yine nakş eyledi bunca esrarı

 

Böyle bir deftere esrar bulunmaz tahkîk

İmtihan eyle dilersen nice ehl-i dil var

 

Var ise Rûh u Kuds eyledi cana imdâd

Nefesi hazır veyahut onu kıldı îsâr

 

Bir nefeste bu kadar sırr-ı nihân etti zuhûr

Dest-i lütf-i ezelî eyledi ref’-ı estâr

 

Fehm-i tam akl-ı dürüst keşf-i İlâhî oluna

Ola mı hîç bu eser zerrece câ-yi leftâr

 

Çıktı bir hâtif-i gaybî dedi Hakkı târih

Görmedi dîde-i can böyle Kitâbu’l-Envâr.

Ahmed Pertevî (Müs.). Kitabu’l-Envâr. Süleymaniye Küt. Fatih Bölümü. No:2652. vr. 81a-81b.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878Doğum YeriGörüntüle
2ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952Doğum YeriGörüntüle
4BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878Doğum YılıGörüntüle
5ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952Doğum YılıGörüntüle
7BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878Ölüm YılıGörüntüle
8ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?Ölüm YılıGörüntüle
9Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952Ölüm YılıGörüntüle
10BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878MeslekGörüntüle
11ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952MeslekGörüntüle
13BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16BEDRÎ, Şeyh Bedreddin Efendid. 1819/1820 - ö. 1878Madde AdıGörüntüle
17ALİ SOYDANd. 1888 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Memduh Şevket Esendald. 28 Mart 1884 - ö. 17 Mayıs 1952Madde AdıGörüntüle