Emin Nihat

(d. 19 Aralık1838 / ö. ?)
Yazar, Kamu Personeli
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İstanbul Üsküdar'da doğdu. Hayatı hakkında çok az olan bilgileri oğlu Hazine-i Hassa Emlak-ı Humayun Başmühendisi Ahmet Arif Paşa hatıralarında vermiştir. Buna göre asıl adı Mehmed Emin olup Nihad onun kalem mahlasıdır. "Yazıcızade" ve "Mabeynci" lakaplarıyla anılmıştır. On dört yaşında devlet hizmetine girdi. 1871/1872 yılında Mektubî-i Hariciye Maarif-perveran Hulefası görevine getirildi. Genç yaşta yakalandığı bir hastalığı ölünceye kadar acılar ve zorluklar içinde geçirdi. Bu hastalık yüzünden öldü. Ölüm tarihi hakkında bilgi yoktur.

Emin Nihad Bey'in bilinen tek eseri yedi hikâyeyi içeren on iki ciltlik Müsameretname'sidir. Bu kitapta kış geceleri bir arkadaş grubunun bir araya gelerek bazı şeyler okumaları ve bir süre sonra başlarından geçen ya da şahit oldukları bir olayı birbirlerine anlatmasını temel alan bir çerçeve vardır. Bu açıdan basit de olsa Binbir Gece Masalları ile başlayan ve daha sonra Batı ve Doğu edebiyatlarında çeşitli örnekleri görülen çerçeve hikâyenin Türk edebiyatındaki ilk örneğidir. Başlangıçta on hikâye olarak tasarlanan bu eser yedi hikâyeyle tamamlanmıştır. Emin Nihat bu durumu hikâye vermek için vaatte bulunan bazı kişilerin sözlerinde durmamasına bağlamakla beraber, oğlu bu eseri yazdığı sırada, babasının hastalığının çok şiddetli dereceye vardığını söylemektedir ki, bu da önemli bir sebep olarak görülebilir.

Eser toplam yedi hikâyeden oluşmaktadır. Birinci hikâye Binbaşı Rifat Bey'in Sergüzeşti'dir (I. kitap). Bu hikâyede bir Türk subayının misyoner bir aile tarafından Hıristiyan yapılmaya çalışılması anlatılmaktadır. Bununla birlikte anlatıcı, ailenin amaçlarına uiaşmak için başvurduğu ahlaksızca yolları bütün Hıristiyanlara teşmil etmemeye özel bir gayret gösterir. Bu hikâye, Arapça ve Farsça kelimelerin yoğun olması bakımından diğerlerine göre daha ağır bir dille yazılmıştır. Özellikle eserin başlangıcı ve Boğaziçi tasvirinde terkiplerin sayısı bir hayli fazladır. Kapı Kethüdası Behçet Efendi ile Makbule Hanımın Sergüzeşti (II.-III. kitaplar) başlıklı ikinci hikâye bir aşk hikâyesidir. İki kahraman arasındaki aşk, bazı mesnevilerde olduğu gibi aynı hocadan ders alırken başlar. İki genç nişanlanmalarına rağmen birtakım aksilikler onların ayrılmalarına, Makbule Hanımın da başka biriyle evlendirilmesine yol açar. Ancak her ikisi de birbirlerini unutmazlar ve kader onları Bosna da buluşturur. Ancak Makbule Hanım yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak ölür. Anlatıcısının deniz subayı Nacit Bey olduğu Bir Osmanlı Kaptanının Bir İngiliz Kızıyla Vuku Bulan Sergüzeşti (IV. kitap) Tanpınar'ın ifadesiyle "memleket dışına çıkan" ilk hikâyedir. Olayın İngiliz kahramanları münasebetiyle kişilere konuşmalarında İngilizce kelimeler kullandırılmış ve bu kelimelerin anlamları dipnot olarak gösterilmiştir. Olayın kurgusu zayıftır. V. kitabı oluşturan Gerdanlık Hikâyesi eserin başındaki açıklamada belirtildiği gibi Ermeni harfli Türkçe bir kitaptan alınmıştır. Mustafa Nihat Özön, bu hikâyenin aslının Alexandre Dumas Fills'in "Kraliçe'nin Gerdanlığı" adlı eseri olduğunu söyler. Serinin beşinci hikâyesi olan Vasfi Bey ile Mukaddes Hanım'ın Sergüzeşti (VI.-VII. kitaplar), birlikte ders alan iki çocuğun sonradan birbirlerine âşık olmalarını, ancak ailelerinin bunları başkalarıyla evlendirmek istemelerinin yarattığı kötü sonuçları ele almaktadır. Bu açıdan Şemsettin Sami'nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat romanıyla paralellikler gösterir. Bu hikâyeyle birlikte dilin büyük ölçüde sadeleştiği, ayrıca bazı ifadelerin halk ağzındaki şekillerinin tercih edildiği görülmektedir. Bu hikâyede yer alan Vasfi Bey ve Lütfi Dede, diğer hikâyelerdeki kişilerden daha derinlikli olarak işlenmiştir. Altıncı hikâye Faik Bey ile Nuridil Hanım'ın Sergüzeşti'nde (VIII.-IX. kitaplar), Tanzimat döneminin aslî temalarından esaret üzerinde durulmuştur. Bu hikâyede sonradan Faik adını alacak olan Beycuk'un ailesi tarafından bir esirciye satılması, bir doktor tarafından yetiştirilmesi, komşu konaktan Nuridil'e âşık olması, Nuridil'in uzak bir yere satılması, Faik'in Girit Savaşı'na katılması ve yaralanarak geri dönmesi, çok önceden yardım ettiği bir kızın gayretleriyle onu Nuridil'le evlendirmesi olaylar silsilesini oluşturur. Esaret kurumunun bizim toplumumuzda Batı'dakinden daha farklı olduğu konusunda Ahmet Mithat Efendi'nin görüşlerine yakın olduğunu söylemek mümkündür. Hikâyede tesadüflere fazlaca yer verilmesi kurguyu zayıflatmıştır. Benzetmeye dayalı çok sayıda halk deyimlerine yer verilmiş, bunlar iki yıldız arasına alınarak gösterilmiştir. Bu da yazarın deyimleri kullanma ve yaygınlaştırma konusunda bilinçli olduğunu göstermektedir. Müsameretname'nin yedinci ve son eseri İhsan Hanım yahut Atiye Hanımla Uşşakının Sergüzeşti'dir (X.-XII. kitaplar). Bu eser, diğerlerinden farklı olarak roman türünün özelliklerini taşımaktadır. Beyoğlu hayatı ilk defa bu eserle edebiyatımıza girer (Tanpınar). Atiye'nin kocası alafranga tipin özelliklerini taşır ve olumsuz niteliklerle eserde yerini alır. Buna karşılık aldığı eğitim nedeniyle serbest bir dünya görüşüne sahip olan Atiye, Müsameretname'nin diğer hikâyelerindeki kadınlardan farklı bir profile sahiptir. Gidemese de tiyatroyu merak eder. Kocasını evine ve kendisine bağlayabilmek için üzerine düşen her şeyi büyük bir olgunlukla yerine getirir, ancak başarılı olamaz. Bunun üzerine kocasına o devirde hiçbir kadının cesaret edemeyeceği bir oyun oynar.

Kaynakça

Çağın, Sabahattin (2003). "Müsameretname'ye Dair", Müsameretname, (Haz. Sabahattin Çağın - Fazıl Gökçek), İstanbul, Özgür Yayınları.

İleri, Selim (4. 4. 2009). "Müsameretname'nin Bilinmeyen Yazarı", Zaman. İstanbul.

Özön, Mustafa Nihat (1985). Türkçede Roman, 2. b., İstanbul, İletişim Yayınları.

Tanpınar, Ahmet Hamdi (1977). 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, 8.b., İstanbul, Çağlayan Yayınları.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ SABAHATTİN ÇAĞIN
Yayın Tarihi: 31.12.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
MüsameretnameHacı Mustafa Efendi Matbaası / İstanbul1873-1875Hikâye

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Zeynep Ünald. 07.04.1970 - ö. -Doğum YeriGörüntüle
2Kenan Akansud. 15 Eylül 1923 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Mehmed Fahri Paşad. 1860 - ö. 1932Doğum YeriGörüntüle
4Zeynep Ünald. 07.04.1970 - ö. -Doğum YılıGörüntüle
5Kenan Akansud. 15 Eylül 1923 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Mehmed Fahri Paşad. 1860 - ö. 1932Doğum YılıGörüntüle
7Zeynep Ünald. 07.04.1970 - ö. -MeslekGörüntüle
8Kenan Akansud. 15 Eylül 1923 - ö. ?MeslekGörüntüle
9Mehmed Fahri Paşad. 1860 - ö. 1932MeslekGörüntüle
10Zeynep Ünald. 07.04.1970 - ö. -Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Kenan Akansud. 15 Eylül 1923 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Mehmed Fahri Paşad. 1860 - ö. 1932Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Zeynep Ünald. 07.04.1970 - ö. -Madde AdıGörüntüle
14Kenan Akansud. 15 Eylül 1923 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15Mehmed Fahri Paşad. 1860 - ö. 1932Madde AdıGörüntüle