Sait Faik Abasıyanık

Adalı, S. F., Sait Faik Adalı, Sait Faik
(d. 18 Kasım 1906 / ö. 11 Mayıs 1954)
Yazar, Şair
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mehmet Sait'tir. Sakarya/Adapazarı'nda Semerciler Mahallesinde, dedesi Seyyid'in evinde 5 Teşrinisani 1322'de doğdu (Kavaz 1990: 25; Sönmez 2013: 12). Babası Mehmet Faik Bey, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nde çalıştı, aynı yıllarda Adapazarı'nda Belediye Başkanlığı yaptı. 1910-1913 yılları arasında Karamürsel'de Tahrirat Kâtibi olarak görev yaptı. Mehmet Faik Bey. bu dönemin akabinde zahire ve kereste ticaretiyle uğraştı. 1926'da eşi ve oğlu Sait ile birlikte İstanbul'a yerleşme kararı aldı. 29 Ekim 1938'de Burgazada'da vefat etti (Kavaz 1990: 21-23). Adapazarı'nın ileri gelenlerinden Hacı Rıza Efendi'nin kızı olan annesi Makbule Hanım ise eşini ve oğlunu kaybettikten ve bütün mirasını, "ölümümden sonra kaydıyla", Darüşşafaka'ya bırakıp 22 Ocak 1963 tarihinde vefat etti. Sait Faik Abasıyanık, çocukluğunu Adapazarı'nda ve kısmen de babasının görevi nedeniyle Karamürsel'de geçirdi. 1913'te Rehber-i Terakki adlı mahalle mektebinde öğrenimine başladı. Okul, o dönemin şartları içerisinde yabancı dilde eğitim vermekteydi, bu nedenle de "Gavur Mektebi" diye adlandırılmıştı (Kavaz 1990: 28). Rehber-i Terakki'den sonra Adapazarı İdadisi'ne devam etti. Ancak, Yunan işgali dolayısıyla eğitimi kesintiye uğradı. 1924 yılında babası Mehmet Faik Bey'in evini İstanbul'a taşımasıyla İstanbul Sultanisi'ne (İstanbul Erkek Lisesi) kaydoldu. Bir yıl sonra Arapça hocası Salih Bey'in minderine konan bir iğne nedeniyle bütün sınıf cezalandırıldı, Sait Faik de Bursa Erkek Lisesi'ne gitti. 1928'de mezun oldu. "İpekli Mendil" adlı ilk hikâyesini burada yazdı. 1928'in sonunda İstanbul'a dönünce yazma faaliyetlerine ağırlık verdi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne kaydoldu. Burada üç yıl eğitim gördü. Ancak, gördüğü derslerin kendisiyle uyuşmadığını hissetti ve eğitimini yarıda bıraktı. Öğrenimini yarıda bırakmasının sebeplerinden birisini de Uygurca dersi olarak gösterdi. 9 Aralık 1929'da ilk yazısı "Uçurtmalar" Milliyet Gazetesinde yayımlandı (Sönmez 2013: 19). Sait Faik, öğrenimini tamamlamak maksadıyla 1930 yılında Fransa'da Grenoble'a gitti. Burada Fransızca öğrenmek maksadıyla bir lisede ve edebiyat eğitimi için bir üniversitede dersler aldı. Fransızcasını ilerletti, Batı edebiyatını daha yakından tanıma imkanı buldu. 1934 yılında yurda döndü. Halıcıoğlu'ndaki Ermeni Yetim Mektebi'nde Türkçe dersleri vermek üzere görevlendirildi. Bu işte ancak 6 ay çalışabildi, hemen istifasını verdi. Askerî hastaneden aldığı bir raporla askerlik görevinden muaf tutuldu. Bir müddet babasının kereste işini devam ettirmesi istendiyse de başarılı olamadı, Odunkapı'da açılan zahire dükkanını hemen kapatmak zorunda kaldı (Sönmez 2013: 26). 1936'da ilk kitabı Semaver yayımlandı. 1937 Eylül'ünde Marsilya'ya gitti, 18 gün kaldıktan sonra geri döndü. Sait Faik için, 1938 Ekim'inde babası ölünce yepyeni bir hayat çizgisi başladı. Kışları Kırağı Sokak'taki evde, yazları da Burgazada'da annesiyle birlikte yaşadı (Sönmez 2013: 28). 1940 yılında, daha önce Kurun dergisinde yayımlanan "Çelme" adlı hikâyesi Varlık'ta yeniden çıkınca, halkı askerlikten soğuttuğu gerekçesiyle hakkında dava açıldı. 1942'de kısa bir müddet (Nisan 1942-Mayıs 1942) Haber-Akşam Postası'nda muhabir-gazeteci olarak çalıştı. 1994'te Medarı Maişet Motoru adlı kitabı, basıldıktan kısa bir müddet sonra toplatıldı. 1945 ortalarında Sait Faik'e siroz teşhisi kondu. Doktoru ve yakın arkadaşı Fikret Ürgüp ona içki yasağı getirdi (Sönmez 2013: 32). Sait Faik'in hayatının bundan sonraki dönemi hastalık ile kendine özgü tarzda mücadele ederek geçti. 29 Ocak 1951'de Doktor Kâzım İsmail Gürkan'ın tavsiyesiyle Paris'e gitti. Ancak burada ancak beş gün kalabildi. Hem tedavi olmak istiyor hem de gerekli adımları atamıyordu. Paris/ten erken döndüğüne de pişman olmuştu (Sönmez 2013: 37). Ömrünün son dönemlerinde kitaplarının yayımını hızlandırdı. 1953 Mayıs'nda Mark Twain Cemiyeti Şeref Üyeliği'ne seçildi. Bu ödülü alan ilk Türk yazarı olması Sait Faik'i ömrünün son döneminde çok sevindirdi. Ancak hastalığı ilerleyen ve krizleri sıklaşan Sait Faik, 5 Mayıs 1954'te yemek borusunun kanamasıyla hastaneye kaldırıldı; komaya girdi. 11 Mayıs 1954 tarihinde saat 02:35'te vefat etti (Kavaz 1990: 39-40; Sönmez 2013: 43). 12 Mayıs 1954'te Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.

Sait Faik, yazmaya şiir ile başlamış daha sonra hikâyeye yönelmiştir. Bu çerçevede ilk edebiyat ürünü "Hamal" adlı şiiridir. Bursa Lisesi'ndeki öğrenciliği esnasında (1925), "İpekli Mendil" ve "Zemberek" adlı hikâyeleri kaleme aldı. Ancak bu hikâyeler, 1934 sonrasında yayımlandı. İlk hikâye kitabı Semaver'de yapı endişesi taşımadan, "küçük insan"ın ele alındığı metinler vardır. Sarnıç ve Şahmerdan kitaplarında, gözleme dayalı hikâyelerin ağırlığıyla birlikte "küçük insan"ın dünyası kendini hissettirir. Sait Faik'in bu dönem kaleme aldığı "Çelme", "Mahpus", "Köy Hocası ile Sığırtmaç" gibi hikâyelerinde olaylar Bursa ve Adapazarı'nda geçer. Bu metinlerde toplumcu gerçekçiliğin izleri de görülür. Sait Faik’in eserlerinde işçiler çok önemli bir fonksiyon yüklenirler. İşçiler; bulundukları mekân, zaman ve şartlara göre değerleri duyma noktasında farklılık gösterirler. İşçilerin iş hayatı dışındaki durumları da görüntüleri de birbirinden farklıdır. Kimi evde ve arkadaşlarının yanında olmak, kimi sinemaya gitmek, kimi de kahvede oturmak gibi günlük eylemlerle birlikte hatırlanırlar. Anadolu’dan gelen yabancı işçiler, kendi sâf ve temiz dünyaları ile büyük şehirlerin araç değerlerle örülü dünyası arasında bocalamalarıyla bir değer çatışması yaşarlar. Sait Faik, onların büyük şehirle uyuşmazlıklarını komik birer trajediye dönüştürerek dikkatlere sunar. Yazarın toplumsal yaşantıya özgü mesajları ile insana özgü duyarlılığı iç içe girer.

Bu ilk dönem hikâyelerinde gözlem vazgeçilmez bir anlatım unsuru olarak dikkati çeker. Anlatıcı hem kendi durumunu dile getiren hem de hareketleri ve tavırları gözlemleyen durumundadır. Gözlemlerin ürünü insanların tanıtımında, anlatıcının değerleri duyma noktasında takındığı tavır da önemlidir. İlk Sait Faik hikâyelerinde bu tavır genellikle acıma duygusudur. Burada yazar, gözlemleyen ve yorumlayan bir görüntü ile karşımıza çıkar. Gözlemlediği kişiye, yüksek değerlerden yana tavır takınarak yapıp-etmelerini yönlendiren bir tutumla yaklaşır (Çelik 2002).

Sait Faik, Lüzumsuz Adam'dan itibaren farklı bir anlatım tarzı ve tema ile okuyucunun karşısına çıkar. Bu metinlerde Sait Faik'in kendine özgü diye tanımlanan hikâye formunu oluşturduğu da söylenebilir. Lüzumsuz Adam'dan itibaren yazar, dikkatini küçük insanın toplumla olan çatışmaları yerine o insanın basit yaşama tarzına yöneltir. Ayrıntı denilebilecek olayların anlatımına geçilir. Lüzumsuz Adam sonrasında, konu arayan hikâyeci durumundaki “yazar ben” vardır. Sokaklarda, tren istasyonlarında, kahvelerde dolaşır. Oradaki insanları gözlemler, onlardan kendince hikâyeler çıkarmaya çalışır. “Yalnız ben”, gözlemlediği insanlara karşı bütün yapıp-etmelerini sevgiye dayalı bir yüksek değerden yana tavır alarak gerçekleştirmektedir. Lüzumsuz Adam'dan sonraki hikâyelerde "yazar ben"in durumu son derece önemlidir. Hikâyelerde süje durumunda, kurgu içerisinde ise süjenin karşısında yer alan varlık durumundaki objedir. Çalışandır, değerleri duyandır, inanandır. Objenin süje ile aynı olması durumunda ise, yani “ben”in esas alındığı hikâyelerde; insan tabiatı ve insanları kendini tanımada araç olarak kullanır.

Bu hikâyelerde yazar, gördüğü ve karşılaştığı olaylarda suçlu durumundaki insanları, başka bir ortamda, güzelliklerle dolu bir hâlde görmek ister. Bu, onun insan sevgisi ve acıma gibi bireyle ilgili yüksek değer normlarıyla hak ve adalet gibi toplumla ilgili yüksek değer normları arasında yaşadığı çatışmayı gösterir. Bu çatışmalardan sürekli olarak sevgi ve acıma normlarını karşılaştırır. Olması gerekeni sezdirirken de, “ben”; adaletli, hakkın, emeğin ve sevginin yapıcı fonksiyonunu savunandır. Ancak hikâyelerindeki kişilerin. özellikle yetişkinlerin yazar "ben" ile aynı insan olmaması dikkat çekicidir.

Lüzumsuz Adam çizgisinde kaleme alınan hikâyelerden oluşan Havada Bulut, Havuz Başı ve Son Kuşlar kitaplarında yazar dikkatini tabiata yöneltmiş durumdadır. Böylece olay yarı yarıya azaltılır, "ben"e ait dikkatler ve yorumlar öne çıkar. Bu hikâyelerde, kişinin kendisini tanıtması durumundaki “ben”; yalnızlıkla bütünleşmiş, değer çatışmaları ile iç içedir. Korku, inanmak, yaşamak, sevmek gibi davranış değerleri ve yüksek değer normları toplumdan, insanlardan ve tabiattan hareketle sorgulanır. Birçok hikâyede toplumsal duyarlılık yüklenmiş “ben” de söz konusudur. Yazar "ben", insanlar arasında gezerek, onları gözlemleyerek, kişilerin davranışlarını da kurgu içerisinde yorumlayarak metnini düzenler.

Alemdağda Var Bir Yılan ile Sait Faik'in hikâye çizgisi yeni bir boyut kazanır. Yazar, bu hikâyelerinde bilinçaltındaki dünyasını yansıtmayı amaçlar ve farklı bir anlatım tarzı dener. "Öyle Bir Hikâye", "Yalnızlığın Yarattığı İnsan" gibi metinlerde hem anlatım tarzı hem de kurgudaki farklılık, yazarın bilinçaltındakileri yansıtma isteğinden kaynaklanır. Alemdağda Var Bir Yılan metinlerinde, geleneksel hikâye formunun çok dışına çıkan yazar, okuyucuyla birlikte, metni oluşturur gibidir. Okuyucu, hikâyenin nerede başlayıp bittiğini anlamak yerine; çağrışımlar, yazar "ben"in geçmişinden gelen yaşanmışlıklar çevresinde yaşar gibi olur. Alemdağda Var Bir Yılan metinlerine yazarı kendi iç dünyasına yönelik, yıllarca biriktirilmiş itirafları olarak da bakmak gerekir.

Sait Faik'in hikâyelerindeki insanlar; önce gözlemlerinden ve toplumsal çelişkilerden ortaya çıkanlar; sonra kendisi ve tabiata dair izlenimlerinden yansıyanlar, daha sonra da bilinçaltından dökülenler şeklinde tanımlanabilir. Denilebilir ki tabiatta ve dış dünyada gördüğü her detayı kurgulama becerisine sahip olan Sait Faik, 1930'lardan ölüm tarihi olan 1954'e kadar önce hayatı ve gördüklerini, daha sonra da kendi ruh dünyasıyla gözlemlerinin paylaşımını, kendine özgü anlatım biçimiyle dikkatlere sunar.

Medarı Maişet Motoru ve Kayıp Aranıyor, yazarın roman denemeleri olarak dikkat çeker. Mahkeme Kapısı adlı yazı denemeleri de kısa dönem yaptığı adliye muhabirliği dönemine ait gözlemlerden oluşmaktadır. Sait Faik'in Şimdi Sevişmek Vakti adlı bir şiir kitabı da bulunmaktadır. Değişik dönemlerde yazılmış şiirlerden oluşan bu kitap ölümünden bir yıl önce yayımlanmıştır. Sait Faik'in hikâyelerindeki ahenk ve akıcılığın, yani şiirselliğin, şiirlerinde bulunduğunu söylemek oldukça zordur.

Kaynakça

Akbal, Oktay (1964). Şair Dostlarım. İstanbul. s. 11-16.

Akbal, Oktay (1968). Konumuz Edebiyat. İstanbul. s. 47-50.

Akbal, Oktay (1974). "Sait Faik’in Türk Öyküsündeki Yeri". Varlık. 800. 1 Mayıs.

Akbal, Oktay (1977). Yaşasın Edebiyat. İstanbul. s. 218-221.

Alangu, Tahir (1956). Sait Faik İçin. İstanbul: Yeditepe Yayınları.

Alangu, Tahir (1964). "Sait Faik’in Hikâye Anlayışında Gelişmeler". Ataç. 25. 1 Mayıs. s. 3-7.

Alangu, Tahir (1965). Cumhuriyetten Sonra Hikaye ve Roman II. İstanbul. s. 102-191.

Alptekin, Mahmut (1974). Sait Faik Abasıyanık. İstanbul: Toker Yayınları.

Alptekin, Mahmut (1976). Bir Öykü Ustası: Sait Faik Abasıyanık. İstanbul.

Binyazar, Adnan (1974). "Sait Faik’te İnsan Gerçeği". Türk Dili. 272. 1 Mayıs. s. 639-642.

Çelik, Yakup (2002). Sait Faik ve Değerleri Duyan Bir Varlık Olarak İnsan. Ankara: Akçağ Yayınları.

Çetin. Nurullah (2012). Takma İsimler Sözlüğü. Ankara: Akçağ Yayınları.

Ergülen, Haydar (2019). Sait İle Sabahattin-Sait Faik ile Sabahattin Ali Üzerine Yazılar. İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları.

Ergun, Perihan ve Ayla Kutlu (1996). Sait Faik Abasıyanık 90 Yaşında. Ankara: Bilgi Yayınevi.

Gürsel, Nedim (2019). Yalnızlığın Yarattığı Yazar Sait Faik. İstanbul: Doğan Kitap.

Kalpakçıoğlu, Fethi Naci (1960). "Sait Faik’in İnsan Anlayışı (Dergilerin Getirdiği)". Dost. Ekim.

Kalpakçıoğlu, Fethi Naci (1962). "Sait Faik ve Burgaz Adası". Vatan. 22 Ağustos.

Kalpakçıoğlu, Fethi Naci (1990). Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal. İstanbul: Gerçek Yayınevi.

Kavaz, İbrahim (1990), Sait Faik Abasıyanık-Yazar ve Eser. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Mert, Necati (2006). Adalı Sinağrit (Sait Faik). Ankara: Hece Yayınları.

Miskioğlu, Ahmet (1991). Sait Faik-Yaşamı, Kişiliği, Sanatı, Yapıtları, Değerlendirmeler, Şiirler (2. Basım). İstanbul: Altın Kitaplar.

Mutluay, Rauf (1977). Bende Yaşayanlar. İstanbul: İş Bankası Yayınları. s. 130-133, 241-245, 292-305.

Nayır, Yaşar Nabi (1971). Edebiyat Dünyamız. İstanbul: Varlık Yayınları. s. 122-131.

Nayır, Yaşar Nabi (1972). Dost Mektuplar. İstanbul: Varlık Yayınları. s. 88-91.

Siyavuşgil, Sabri Esat (1965). "Önsöz-Sait Faik’i Anlamak". Sait Faik Bütün Eserleri 1-2 Semaver-Kumpanya. İstanbul: Varlık Yayınları. s. 5-19.

Sönmez, Sevengül (2013). "Kısa Ama Verimli Bir Yaşam". Sait Faik Abasıyanık (Armağan Dizisi, Ed. Yalçın Armağan). Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı. s. 12-75.

Taş, Fahri (1988). Sait Fâik Abasıyanık. Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları.

Uluköse, Güven Taneri (2014). Sait Faik Abasıyanık. İstanbul: Cinius Yayınları.

Yalçın, Murat (2010). "Abasıyanık, Sait Faik". Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi. İstanbul. C. 1. s. 3-5.

Yücebaş, Hilmi (1964). Bütün Cepheleriyle Sait Faik Hayatı-Hatıraları-Eserleri. İstanbul: İnkılâp-Aka Kitabevi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. YAKUP ÇELİK
Yayın Tarihi: 03.01.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
SemaverRemzi Kitabevi / İstanbul1936Hikâye
SarnıçÇığır Kitabevi / İstanbul1939Hikâye
ŞahmerdanÇığır Kitabevi / İstanbul1940Hikâye
Medarı Maişet MotoruAhmet İhsan Basımevi / İstanbul1944Roman
Lüzumsuz AdamVarlık Yayınevi / İstanbul1948Hikâye
Mahalle KahvesiVarlık Yayınevi / İstanbul1950Hikâye
Havada BulutVarlık Yayınevi / İstanbul1951Hikâye
KumpanyaVarlık Yayınevi / İstanbul1951Hikâye
Havuz BaşıVarlık Yayınevi / İstanbul1952Hikâye
Son KuşlarVarlık Yayınevi / İstanbul1952Hikâye
Kayıp AranıyorVarlık Yayınevi / İstanbul1953Roman
Şimdi Sevişme VaktiYenilik Yayınevi / İstanbul1953Şiir
Yaşamak Hırsıİstanbul Yayınları / İstanbul1954Roman
Alemdağ'da Var Bir YılanVarlık Yayınevi / İstanbul1954Hikâye
Az ŞekerliVarlık Yayınevi / İstanbul1954Hikâye
Tüneldeki ÇocukVarlık Yayınevi / İstanbul1955Röportaj
Mahkeme KapısıVarlık Yayınevi / İstanbul1956Röportaj
Balıkçının Ölümü-Yaşasın EdebiyatBilgi Yayınevi / Ankara1977Hikâye
Açık Hava OteliBilgi Yayınevi / Ankara1980Mektup
Müthiş Bir TrenBilgi Yayınevi / Ankara1981Hikâye
Sevgiliye MektupBilgi Yayınevi / Ankara1987Hikâye
Karganı BağışlaYapı Kredi Yayınları / İstanbul2003Mektup
Hikâyecinin KaderiYapı Kredi Yayınları / İstanbul2005Hikâye
Büyüyen EllerYapı Kredi Yayınları / İstanbul2007Hikâye

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Barbarosoğlu, Naland. 6 Ocak 1961 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Fahri Ersavaşd. 1920 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Ural, Serpild. 26 Mart 1945 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Fuat Ömer Keskinoğlud. 1906 - ö. 22 Ağustos 1967Doğum YılıGörüntüle
5Edeb Mahir Yalnızd. 1906 - ö. 3 Ekim 2000Doğum YılıGörüntüle
6Ataman, Sadi Yaverd. 23 Nisan 1906 - ö. 10 Aralık 1994Doğum YılıGörüntüle
7MERYEM GENÇd. 1892 - ö. 1954Ölüm YılıGörüntüle
8Şenozan, Şükrü Osmand. 1875 - ö. 3 Temmuz 1954Ölüm YılıGörüntüle
9AYTJAN BAKSId. 1908 - ö. 1954Ölüm YılıGörüntüle
10Özcan Ünlüd. 10 Eylül 1968 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Kuşçuoğlu, Mustafad. 01 Ocak 1933 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Budak, Abdülkadird. 23 Nisan 1952 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Özgür Göreçkid. 04 Nisan 1984 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Cevat Turand. 01 Ocak 1966 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Ertan Alpd. 24 Ekim 1980 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ÖMER FAİK NUMANZÂDE (-)d. 1872 - ö. 1937Madde AdıGörüntüle
17Mehmet Memduh Paşad. 1839 - ö. 1925Madde AdıGörüntüle
18Maden, Saitd. 3 Mayıs 1931 - ö. 19 Haziran 2013Madde AdıGörüntüle