Yavuz, Hilmi

İrfan Külyutmaz
(d. 14 Nisan 1936 / ö. ?)
Şair, Öğretim Görevlisi, Yazar, Gazeteci
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İstanbul’da doğar. Babası Yahya Hikmet ve annesi Vecide Hanım akraba olup Siirt’te Abdülkerimzâdeler olarak bilinen bir aileye mensupturlar. 1898 yılında Siirt’te doğan Yahya Hikmet, Birinci Dünya Savaşı’na katılır, Millî Mücadele başlamadan önce, henüz idadî/lise öğrencisiyken Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulmasında rol alır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra ilk kaymakamlarından biri olan Yahya Hikmet Yavuz, oğlunun kimliğinin inşasında önemli yere sahiptir. Hilmi Yavuz şiir sevmeyi çok küçük yaşta babasından öğrenir. Yahya Hikmet Bey evinde zaman zaman Tevfik Fikret veya Süleyman Nesip’ten şiirler okur. Babasının bu şiir okumalarından etkilenir (Yavuz 1998: 205). 1967’de ölen Yahya Hikmet Yavuz, İstanbul’da defnedilir.

Annesi Vecide Hanım, 1900 yılında dünyaya gelir. Yahya Hikmet Yavuz’un amcası Hacı Abdülaziz’in kızıdır. Hilmi Yavuz, annesinden daha çok şiirlerinde bahseder. Babasına düzyazılarında yer verirken annesini şiirine taşımasının asıl nedeni annesinin şahsiyetidir. Ona göre babası aklı, annesi gönlü temsil eder. Hüznü ve lirizmi ondan öğrenir. Tarikat ehli olan Vecide Hanım oğlunun şair kimliğinin oluşumuna mistik anlamda katkı sağlar. (Yavuz 2005: 52-53). Vecide Hanım 1982 yılının Eylül ayında vefat eder ve eşi Yahya Hikmet Bey gibi İstanbul’a defnedilir.

Ailenin tek çocuğu olan Hilmi Yavuz, kardeşten yoksun büyür. Doğduğunda döneme göre yaşlı sayılabilecek bir anne babaya sahiptir. Babasının görevi gereği Samsun’un Terme, Giresun’un Şebinkarahisar Bursa’nın Orhangazi çocukluğunu geçirdiği ilçeler olur. Çocukluğunda evlerine hâkim olan sessizlik ve babasının görevi gereği sürekli yer değiştirmeleri bilinçaltında yolculuk ve yalnızlık imgeleminin oluşumuna katkı sağlar.

Babasının emekli olmasının ardından Siirt’e yerleşirler. Ortaokulun son sınıfını bu sıcak, baba ocağı kentte okur. Lise eğitimi için annesi Vecide Hanım’ın ısrarı ile İstanbul’a karar verilir ve 1950 yazının son günlerinde, Kurtalan’dan İstanbul’a hareket ederler. Siirt’i hiçbir zaman unutmaz Hilmi Yavuz. İstanbul’da Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydolur, bu lise yaşamında önemli bir kırılmanın eşiği olur. 1950- 1954 yılları arasında bu okulda edebiyat ve felsefe alanında tanınan Behçet Necatigil, Faik Dranaz ve Ziya Somar gibi öğretmenler derslerine girer. Özellikle Necatigil şiir anlayışında belirleyici rol üstlenir (Yavuz 2001: 51).

Hilmi Yavuz, edebiyat veya felsefe okuma eğilimindedir ancak babasının isteği üzerine İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydolursa da öğrenimini sürdürmez. Yükseköğrenimini BBC’nin Türkçe Yayın Servisi’nde çalışmak üzere gittiği İngiltere’de, Londra Üniversitesi’ne bağlı University College Felsefe Bölümünde (1969) tamamlar.

Babasının Terme’ye atanması üzerine Hilmi Yavuz, bir yıl boyunca ortaokulu olan en yakın ilçeye, Çarşamba’ya gitmek durumunda kalır. Çarşamba’da güzel anılar edinen Hilmi Yavuz’un şiirle ilk teması burada başlar. Hürrem adlı sınıf arkadaşının şiir yazması ve Türkçe öğretmeninin ona gösterdiği ilgi şiire bakışını etkiler (Yavuz 1997: 68).

“Sabahların Türküsü” adlı ilk şiirini Dönüm dergisinde, 1 Aralık 1952’de yayımlar. Hilmi Yavuz, şiir ve kendi şiiri üzerine Türk edebiyatında en fazla görüş bildiren şairlerdendir. Onun için şiir var olma nedeni, sığınılan bir adadır. Şiiri ile ulaşmak istediği hedef Türk şiir geleneği ve onunla beslenen lirizmdir. Bu alanda hedefi Yahya Kemal’in “derunî ahenk” olarak adlandırdığı lirik edayı şiirlerinde kurabilmesidir. Şiirin cümleler yerine kelimelerle yazıldığını ispatlamak ve unutulmaya yüz tutan lirizmi tekrar Türk şiirinde canlandırmak asıl hedefi olur (Yavuz 2006: 6). Hilmi Yavuz’un Türk şiir geleneği ve tarihsel birikimiyle kurduğu bağ ve buna bağlı olarak başvurduğu metinler arası ilişki şiirlerinin anlaşılma seviyesini yükseltir. Buna dilin imkânlarından sonuna kadar yararlanma eşlik edince ortaya bir kültür şiiri çıkar. Doğan Hızlan, sade ve sıradan bir okuyucu olmanın Hilmi Yavuz’un şiirleri için yeterli olmayacağını, onu daha iyi anlamak için düz yazılarını okumanın da gerektiğini düşünür (Hızlan 2000: 46).

Hilmi Yavuz, Bakış Kuşu’nun dışında şiir kitaplarını genellikle belirli bir izlek çevresinde yazar. Şiirlerinde kurduğu metinler arası ilişkiler çok katmanlı, derinlikli anlam dünyasının oluşumuna neden olur ve bu durum şiirlerinin kolay anlaşılmasını güçleştirir. Şiirinin bu özelliğinden ötürü kendisine yöneltilen eleştirilerin yersiz olduğunu düşünür ve Şeyh Galip’in ünlü, “Eş’arımı fehm eylememek ‘ayb olmaz” dizesiyle bu tenkitlere cevap verir. Şiirin bir eğitim meselesi olmasının yanında bir gizemi olduğunu savunan sembolist şair Mallerme gibi Hilmi Yavuz da şiirin doğrudan anlaşılmayan bir sanat olduğunu düşünür.

Hilmi Yavuz’un şiir kaynakları arasında Batı şiiri, Halk edebiyatı ve daha çok Divan şiiri yer alır. Şiirinin “soy ağacı”nda Divan şairlerinden bahseder ve Bâki, Nâili ve Şeyh Galib’i anar. Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Haşim, Nâzım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Asaf Halet Çelebi, A. Muhip Dıranas ve hocası Behçet Necatigil’i, bu “soy ağacı”nın dalları olarak gösterir (Yavuz 1999: 118). Türk şiir geleneğini bir bütün olarak algılayan ve şiirini birden fazla dala sahip ağacın kökünden damıttığı öz suyla besleyen Yavuz, pek çok genç şaire ilham olan bir şairdir. Genç şairlerin geleneğin ayırdına varmasında rolü oldukça önemlidir. Özellikle 1980 sonrası Türk şiirine yön verdiği yadsınamayacak bir gerçektir. Onu, gelenekten beslenen ‘kültür bilgisi şairi’ olarak nitelendiren Memet Fuat, gençlere örnek olmasını şiirlerini Osmanlı kültürü ve geleneklerle beslemesini önemli bulur (1996: 13).

Hilmi Yavuz’un şiir kitapları birbirlerinin devamı gibi olup her şiir kitabı bir sonraki şiir kitabını haber verir niteliktedir. Felsefeci kimliği şiiri kuramsal bir problem olarak ele almasında etkili olur. Ona göre bir üretim eylemi olmasından ötürü şiir ilhamdan ziyade fikir boyutu baskın olan bir çalışmanın ürünüdür. Fakat Yavuz ilhamı tamamen yok saymaz ve onu şiirin başlangıcındaki bilinçdışı hammaddeyi sağladığını belirtir (Yavuz 2006: 23). İmge şairi olan Hilmi Yavuz’un şiirleri Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. İmge üretimi ve yerine göre onlara işlev kazandırmada ustadır. İmge üretimi şiirin temasına göre biçimlenir. Ona doğal olarak dil eşlik eder. Füsun Akatlı, onun şiirinde imge ve dilin oluşturduğu güçlü yapıyı tunçtan alışım olarak değerlendirir (Akatlı 2000: 78).

Hilmi Yavuz’un şiirini ve genel anlamda şiir kitaplarını, başta tema, üslup ve biçim olarak evrelere ayırmak gerekir. Lirizm, imge dünyası, felsefe ve tasavvuf şiir dilini ve üslubunu biçimlendirmede önemli etkiye sahiptirler. Yavuz’un şiirini üç ayrı evreye ayrılabilir. İlk dönem şiirlerini Bakış Kuşu kitabında bir araya getirir. 1975’te yayımladığı Bedreddin Üzerine Şiirler’i kitabı ile şiirinde ikinci dönem başlar. Öyküsel bir anlatıma sahip bu kitabını 1977’de yayımladığı, benzer üslup ve yaklaşıma sahip Doğu Şiirleri ve peşi sıra Mustafa Subhi Üzerine Şiirler izler. Herhangi bir dönüşüm ve değişim içermeyen bu evredeki kitapları birbirleriyle benzeşen şiirlerden oluşur. 1981 yılında yayınlanan Yaz Şiirleri, şiir poetikasında önemli bir kırılmayı imler. Şiir seyrinde gerçekleşen geniş oylumlu bu farklılaşmayı kısmen değişen içerik ve biçimdeki diğer şiir kitapları izler. 1981 yılından sonraki şiirleriyle 1970’li yıllarda yazdığı ideolojik içerikteki şiirlerin hem retoriğinden hem de öyküleyici dilinden uzaklaşır.

Bu bağlamda Yaz Şiirleri, Gizemli Şiirleri, Söylen Şiirleri ve Zaman Şiirleri ayrı bir öbek oluştururlar. Öznesini merkeze aldığı bu şiirlerde imgesel bir anlatımı tercih eder. Ahmet Oktay, bu kitaplarının tasavvuf ve gelenekle irtibatlarından hareketle onun Yaz Şiirleri ve Gizemli Şiirler’i dingin bir ermiş sesine ulaştığını düşünür (Oktay 1987: 11).

İmgelemini tarih ve sosyal yaşam yerine kendi öznesi ve duyguları etrafında gezdirmeye başlar. Bu, değişerek devam eden şiir anlayışının ürünüdür ve bu miras kendisine Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Behçet Necatigil’den kalmıştır. Bu dönemde geleneğin önemli kaynağı olan tasavvuf şiirlerinde yerini daha da pekiştirir. Ancak Yavuz, tasavvufu içeriden değil dışarıdan kuşatan, onu bir motif biçiminde şiirlerinde konumlandırmayı tercih eder. Böylece tasavvuf lirizme katkı sağlayan şiirsel bir unsura dönüşür, şiiri kendine mahkûm kılmak yerine mistik bir lirizmin malzemesi olur. Söylen Şiirleri’nde imge yüklü simgesel bir dil kullanır. Bu kitabında Doğu ve Batı’ya özgü mitolojiden ve mistisizmden beslenen şiirler yer alır. Zaman Şiirleri’nde, felsefeden yararlanır. Şiirde doğrudan ‘felsefe yapmayı’ hiç denemese bile felsefi söylemi tıpkı tarih söylemi ya da mit söylemi gibi, yeri ve sırası geldikçe kullandığını itiraf eder. Zaman Şiirleri’nde özellikle Heidegger’in Hölderlin için yaptığı yorumlardan çok yararlandığını söylemekten sakınmaz (Yavuz 1999: 53-54).

Ayna Şiirleri, kendine özgülüğüyle Hilmi Yavuz’un şiir seyrinde farklı bir yer tutar. Bu kitaptaki şiirlerin hem biçim hem de içerik bakımından diğer kitaplarından ayrılan yönleri vardır. Ancak Hilmi Yavuz’un yaşamından, yer yer açık ve kapalı kesitler içermesi Ayna Şiirleri’ni ilk kitabı, Bakış Kuşu’na yakın kılar. Kendi öznesini ve özelini konu edindiği bu şiirlerde, yaşadığı kentten ve aşktan usancını konu edinir. Zaman zaman bentlerdeki mısra sayısının değişikliğine rağmen Ayna Şiirleri’nde nazım biçimi olarak sadece sonnet/soneler tercih edilir.

Çöl Şiirleri ve sonrasında yazdığı kitaplarda bir başka Hilmi Yavuz şiiri okunur. İç dünyasına yönelik yazdığı Çöl Şiirleri’ni, benzer karaktere sahip Akşam Şiirleri ve Yolculuk Şiirleri izler. Bu kitapların adları şiirlerin temel izleğini oluşturur. Üç eserde de tasavvufun yanı sıra Doğu ve Batı medeniyetinin temellük edinen bir şair görülür. Bunun için Çöl Şiirleri ve Yolculuk Şiirleri’nin bölüm adlarına bakmak yeterlidir. Çöl Şiirleri’nin ilk bölümünün adı, Teslis ile Hristiyanlık; Tesniye ile Musevilik; Tevhid ile de İslâm dini vurgulanır. Bu gruptaki kitaplarda temel konunun dışına çıkılmaz. Akşam Şiirleri’nde, Hilmi Yavuz’un geçmişe yaptığı bellek yolculuklarını okumak mümkündür. Yalnızdır ve kimsesizliği akşamları ziyadeleşir. Çöl Şiirleri ve Akşam Şiirleri‘nde genellikle dörtlükler kullanır. Bu iki kitabından sonra yazdığı Yolculuk Şiirleri ile bu halka tamamlanır. Yolculuk Şiirleri, kendinden önceki akşam ve çöl konulu iki kitabının tertip ve biçim özelliklerini yansıtır.

Hilmi Yavuz’un şiir serüveninde adına değişim denilebilecek birtakım kopmalar gerçekleşir. Ancak tümü özünde aynı şiir madeninden beslenirler. Hurufî Şiirler temelde aynı, görünüşte farklı bir yeniliği, dönüşümü imler. Önceki şiir çizgisinin devamı sayılabilecek son dönem şiirlerinde daha dar alandaki bir konuları izlek edinir. Hurufî Şiirler ile başlayan bu süreçte daha çok hikmete dayalı bir şiir anlayışı benimserse de lirizmi hiçbir zaman ihmal etmez. Şiirlerinde mesaja ve didaktizme dayalı hikmetle lirizmi bir araya getiriyor olması Yavuz’un şairliğinin gücünü gösterir. Bu son evrenin eserleri; Hurufî Şiirleri, Kayboluş Şiirleri, Yara Şiirleri ve Lânet Şiirleri’dir. Bu şiir kitaplarının ortak özelliği tasavvufun artık dışardan değil içten kuşatmanın peşinde olunmasıdır. Hilmi Yavuz önceki şiir kitaplarında olduğu gibi bu eserlerinde de felsefeye, Doğu ve Batı medeniyetine dair değerleri ve Türkiye gerçeğini şiirsel düzlemde irdelemeyi sürdürür. Bu poetik tavrı şiirlerinde metinler arası ilişkiler ağının daha da güçlenmesine neden olur. Dolayısıyla entelektüel düzlemde donanımlı okura seslenir.

Denemeciliği: Hilmi Yavuz’un deneme yazıları genellikle eleştirel kimliklidir. Bu bağlamda yayımlanan ilk yazısı, 15 Nisan 1954’te, Edip Cansever’in Dirlik Düzenlik adını taşıyan şiir kitabı üzerine Dönüm dergisindeki kritiğidir. Daha çok dergi ve gazetelerde yayımlanan yazıları fıkradan ziyade deneme özelliği taşır. Bu durum onun konulara bakış açısından ve eleştirel yaklaşımından kaynaklanır. Düzyazılarında kullandığı dil ve üslup şairliğinden izler taşır. Bu nedenle sıradan bir konu, onun bakış açısı, yaklaşımı ve diliyle edebi bir boyut kazanır. Deneme kitapları genellikle dergi ve gazetelerde yayımladığı yazıların birer seçkisidir. Hilmi Yavuz’un son dönem Türk denemecileri arasında önemli bir yerde olduğunu belirten Füsun Akatlı, şairliğiyle denemeciliğinin iç içe olmasından ötürü yazdıklarının bir okuma şölenine dönüştüğünü düşünür. Denemelerinin bu özelliğinden ötürü Yavuz’un çok özel bir konumda olduğuna inanır (Akatlı 2003: 15-16).

Şiir kitaplarında olduğu gibi denemelerini de genellikle bir konu etrafında yazan Hilmi Yavuz’un yazıları daha ziyade kent ve mekân olgusuna; İstanbul, Bodrum ve Siirt’e; kadına, şairlere ve yazarlara; aydınlanmaya ve oryantalizme; şiire, romana ve sanatçılara yöneliktir. Eleştirel kimliğe sahip denemelerinde mizahı ihmal etmeyişi yazdıklarına gülen düşünce özelliği katar. Bu nedenle denemeciliğinin özünde ironi bulunur. Okuyucuya samimilik hissi veren üslubu denemelerini doğrudan eleştiri ve makale kimliğinden uzaklaştırır. Kolay ve rahat yazan bir kalem olması Hilmi Yavuz’un önemli vasıflarındandır.

Anlatılar: Hilmi Yavuz’un 1990’dan itibaren kaleme aldığı anlatıları, postmodern bir anlatım aracı olan üstkurmaca tekniği bakımından zengindirler. İlk basımı 1995 yılında yapılan Üç Anlatı; Taormina (1990), Fehmi K.’nın Acayip Serüvenleri (1991) ve Kuyu (1994) olmak üzere üç farklı anlatı bölümünden oluşur. Üç Anlatı’nın postmodern boyutu en fazla olay örgüsü ve anlatıcı düzleminde kendini gösterir. Klasik ve modern dönem romanlarında olay örgüsü ve belirli bir anlatıcının yerini postmodern eserlerde belirli olay örgüsünün ve anlatıcının olmadığı anlatılar alır. Bu nedenle de anlatı pek çok açıdan muğlak, okuyucunun anlaması için çözümlemesi gereken bir bilmeceye dönüşür.

Hilmi Yavuz, tarihi mirasa ve geleneğe dayalı olarak geliştirdiği sanat poetikasını ve anlayışını şiirlerinde olduğu gibi anlatılarına da yansıtır. Postmodern biçimde kaleme aldığı anlatılarında gelenekle kurduğu bağı bir adım daha ileriye taşır. Zira bu tür eserler metinler arası ilişkiye şiirden daha fazla açıktırlar. Hilmi Yavuz Üç Anlatı’da yazar, anlatıcı, eleştirmen ve okuyucu olarak eserde görülür. Dil oyunlarına sıklıkla rastlanan anlatılarda bir anlatıcı bilmecesi yaşanır. Yazıldığı dönem dikkate alındığında Üç Anlatı Türk edebiyatının ilklerinden sayılmalıdır.

Anlatılarda Yavuz çocukluğuna ve bilinçdışına yapılan istem dışı bir yolculuğa çıkar. Dolayısıyla Üç Anlatı felsefi ve psikolojik boyutta ilerleyen üstkurmaca bir eser özelliği kazanır. Hilmi Yavuz, Taormina’da sığınma mekânı olarak tasarladığı hayali kent düşüncesini, kurgu biçiminde esere yansıtır. Anlatıda geçen ayna imgesi bilinçli tercihtir, gerçek yaşam gibi bilinçaltını da yansıtır.

Fehmi K.’nın Acayip Serüvenleri’nde kurmaca kahraman olan Fehmi K. ile anlatının yazarı Hilmi Yavuz’un benzerliği dikkat çeker. Üstkurmaca bağlamında gerçekleştirilen kurmaca ile hakikat arasındaki bağ bu kez kahraman ve yazar olarak Hilmi Yavuz çevresinde gelişir. Fehmi K.’nın Acayip Serüvenleri’nin Türk edebiyatında üstkurmacanın en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu düşünen Yıldız Ecevit, bu anlatıda Hilmi Yavuz’un yazar/anlatıcı sıfatıyla metninin kurgusunu nasıl yönlendireceğini meta düzlemden okuruna ilettiğini belirtir (Ecevit 2001: 98).

Anlatıların sonuncusu olan Kuyu’da yazar anlatıcı ile kahraman anlatıcın birbirine dönüşür. Yazar anlatıcı konumunda bulunan Hilmi Yavuz, kendi ölümünü yazmayı tasarlar. Bunun içinde kendine uygun bir kuyu bulmaya çalışır. Kuyu’da metinler arası düzlemde Psikanalizme ve Wittgenstein gibi bazı filozoflara göndermelerle karşılaşılır. Kuyu’da yazar, kendi çocukluk belleğine yolculuğa çıktığı gibi entelektüel gelişimini de okuyucuya anlatır.

Hilmi Yavuz, son dönem Türk şiirinde yer edinmiş bir şairdir. Bununla birlikte edebiyatın pek çok dalında önemli eserler kaleme alır. Yazın hayatındaki çeşitliliğe üstkurmaca örneği olarak Üç Anlatı’yı da katar. Anlatılarının baskın yönü felsefi oluşlarıdır. Hacim bakımından zayıf fakat içerik açısından oldukça güçlü olan bu anlatılarda Yavuz kendi var oluşunu, toplumu, hayatı, dünyayı ve evreni sorgular. Yaşama daha faklı bakmayı ve bakılabileceğini öğretir. Üç Anlatı’da kendini yazar, eleştirmen, anlatı kişisi ve yer yer okuyucu biçiminde konumlandırıp hem metinler arası ilişkiyi güçlendirir hem de üstkurmaca tekniklerinin çoğunu uygular.

Kaynakça

Akatlı, Füsun (2000). "Kültür Adamı, Felsefeci, Yazar, Şair Hilmi Yavuz'a Yaklaşımlar". Dil dergisi Hilmi Yavuz Özel Sayısı S. 91: 70-78.

Akatlı, Füsun (2003). Felsefe Gözüyle Edebiyat. İstanbul: Dünya Kitapları.

Aksan, Doğan (1999). Şiir Dili ve Türk Şiir Dili. Ankara: Engin Yayınevi.

Aktaş, Şerif (1991). Roman Sanatı ve Roman İncelemesine Giriş. Ankara: Akçağ Yayınları.

Aktulum, Kubilây (2000). Metinlerarası İlişkiler. Ankara: Öteki Yayınevi.

Anderews, Walter G. (2003). Şiirin Sesi Toplumun Şarkısı. İstanbul: İletişim Yayınları.

Arıkan, Seda (2015). "Kayboluştan Yeniden Doğuşa: Üç Anlatı'da Yazarın Tin Yazımı". TAED. S. 54. Erzurum. 375-401.

Atabaş, Hüseyin (2001). Türkiye'de Eleştiri ve Deneme. Ankara: Tömer Yayınları.

Bakırcıoğlu, N. Ziya (1999). Başlangıcından Günümüze Türk Romanı. İstanbul: Ötüken Yayınları.

Birsel, Salâh (2001). Şiirin İlkeleri. İstanbul: Adam Yayınları.

Cevizci, Ahmet (2002). Felsefe Sözlüğü. İstanbul: Paradigma Yayınları.

Demir, Yavuz (2002). Bir Üstkurmaca Olarak Müşahedat. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Doltaş, Dilek (1996). "Türk Yazınında Postmodernizm I: Fehmi K'nın Acayip Serüvenleri". Varlık S. 1070: 20-23

Eagleton, Tery (2004). Edebiyat Kuramı. çev. T. Birkan. İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Ecevit, Yıldız (2001). Türk Romanında Postmodernist Açılımlar. İstanbul: İletişim Yayınları.

Eden, Esin (2005). Neler Yedim Neler, Maydanozlu Köfteler. İstanbul: Oğlak Yayınları.

Emre, İsmet (2004). Postmodernizm ve Edebiyat. Ankara: Anı Yayınları.

Hızlan, Doğan (May2000). “Düz Yazı Şiirle Bilardo Oynuyor”. Dil dergisi Hilmi Yavuz Özel Sayısı. S. 91: 45-46.

Kaplan, Mehmet (1982). Tanpınar’ın Şiir Dünyası. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Kaplan, Mehmet (1987). Tevfik Fikret. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Karaca, Alâattin (2005). İkinci Yeni Poetikası. İstanbul: Hece Yayınları.

Korkmaz, Sakine (2012). Şairin Zihin Tarihi. İstanbul: Granada Yayınları.

Macit, Muhsin (1996). Gelenekten Geleceğe. Ankara: Akçağ Yayınları.

Memet Fuat (1996). “Kültür Şiiri”. Cumhuriyet gazetesi, s. 15.

Moran, Berna (1997). Berna Moran’a Armağan. hzl. N. Aksoy ve B. Aksoy. İstanbul: İletişim Yayınları.

Okay, Ahmet (1987). “Hilmi Yavuz’un Ufku”, Milliyet gazetesi. s. 11.

Onay, Ahmet Talat (1992). Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar. hzl. C. Kurnaz. Ankara: Diyanet Vakfı Yayınları.

Schimmel, Annemarie (1998). Sayıların Gizemi. çev. M. Küpçüoğlu. İstanbul: Kabalcı Yayınları.

Soldan, Uğur (2003). Şiirin Aynasındaki Simurg. İstanbul: Can Yayınları.

Şaylan, Gencay (2002). Postmodernizm. Ankara: İmge Kitabevi.

Timuçin, Afşar (2003). Yeni Şiirimizin Kısa Romanı. İstanbul: Bulut Yayınları.

Todorov, Tzvetan (2001). Poetikaya Giriş. çev. K. Şahin. İstanbul: Metis Yayınları.

Todorov, Tzvetan (2004). Fantastik. çev. N. Öztokat. İstanbul: Metis Yayınları. 175 s.

Tökel, Dursun Ali (2003). Divan Şiirinde Harf Simgeciliği. Ankara: Hece Yayınları. 238 s.

Yavuz, Hilmi (1997). Kendime, İstanbul’a, Kadınlara Dair. İstanbul: Boyut Kitapları.

Yavuz, Hilmi (1998). Denemeler. İstanbu: Boyut Kitapları. 2. Baskı.

Yavuz, Hilmi (1999). Şiir Henüz. İstanbul: Est&Non Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2001). Ceviz Sandıktaki Anılar. İstanbul: Can Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2003). Söz’ün Gücü. İstanbul: Dünya Kitapları.

Yavuz, Hilmi (2005). Bulanık Defterler. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2005). Edebiyat ve Sanat Üzerine Yazılar. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2006). Hilmi Yavuz Kitabı. hzl. İ. H. Baran. İstanbul: Yom Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2006). Yüzler ve İzler. Ankara: Aşina Kitaplar.

Yavuz, Hilmi (2006). “Türk Şiir Geleneğinde Kaybolmaya Yüz Tutan Bir Damarı Yakalamaya Çalışıyorum”. Konuşan: Mehmet Nuri Yardım. Türk Edebiyatı Dergisi S. 390: 6.

Yavuz, Hilmi (2006). “Doğru Bildiklerimi, Düşman Edinebileceğimi Bile Bile Söylüyorum”. Konuşan: Mustafa Fırat. Hürriyet Gösteri S. 285: 23.

Yavuz, Hilmi (2007). Kayboluş Şiirleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2010). Büyü’sün Yaz! Toplu Şiirler. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2012). Yara Şiirleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2015). Edebiyat Okumaları. İstanbul: Timaş Yayınları.

Yavuz, Hilmi (2017). Lânet Şiirleri. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Yılmaz, Ercan (2014). Şairsin Hüznünden Belli. İstanbul: Meserret Yayınları.

Yiğitbaş, Maksut (2007). Gülün Ustası Hilmi Yavuz. İstanbul: Karakutu Yayınları.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ MAKSUT YİĞİTBAŞ
Yayın Tarihi: 05.09.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Bakış KuşuYeditepe Yayınları / İstanbul1969Şiir
ŞiirlerCem Yayınevi / İstanbul1971Çeviri
Bilim ve Din Yüzyıllardır Süren SavaşVarlık Yayınları / İstanbul1972Çeviri
Felsefe ve Ulusal KültürÇağdaş Yayınları / İstanbul1975İnceleme
Bedreddin Üzerine ŞiirlerCem Yayınevi / İstanbul1976Şiir
Roman Kavramı ve Türk RomanıBilgi Yayınevi / Ankara1977İnceleme
Doğu ŞiirleriCem Yayınevi / İstanbul1977Şiir
Yaz ŞiirleriCem Yayınevi / İstanbul1981Şiir
Gizemli ŞiirlerCem Yayınevi / İstanbul1984Şiir
Zaman ŞiirleriŞiir Atı Yayıncılık / İstanbul1987Şiir
Kültür ÜzerineBağlam Yayınları / İstanbul1987Araştırma
Felsefe ÜzerineBağlam Yayınları / İstanbul1987İnceleme
Yazın ÜzerineBağlam Yayınları / İstanbul1987İnceleme
Çeviri ŞiirlerCem Yayınevi / İstanbul1987Çeviri
ŞiirlerBağlam Yayınları / İstanbul1987Çeviri
Denemeler Karşı DenemelerBağlam Yayınları / İstanbul1988Eleştiri
Söylen ŞiirleriArba Yayınları / İstanbul1989Şiir
Hüzün ki En Çok Yakışandır BizeCan Yayınları / İstanbul1989Şiir
TaorminaAfa Yayınları / İstanbul1990Diğer
Fehmi K'nın Acayip SerüvenleriAfa Yayınları / İstanbul1991Diğer
Dilin DiliArma Yayınları / İstanbul1991İnceleme
İstanbul YazılarıAnadolu Sanat Yayınları / İstanbul1991Deneme
Ayna ŞiirleriAnadolu Sanat Yayınları / İstanbul1992Şiir
Gülün Ustası YokturCan Yayınları / İstanbul1993Şiir
Erguvan SözlerCan Yayınları / İstanbul1993Şiir
İstanbul'u DinliyorumAnadolu Sanat Yayınları / İstanbul1993Deneme
Okuma NotlarıSimavi Yayınları / İstanbul1993İnceleme
Bilim ve DinCem Yayınevi / İstanbul1993Çeviri
KuyuAfa Yayınları / İstanbul1994Diğer
Üç AnlatıCan Yayınları / İstanbul1995Diğer
Ah Kadınlar!Parantez Yayınları / İstanbul1996Deneme
Çöl ŞiirleriVarlık Yayınları / İstanbul1996Şiir
DenemelerBoyut Kitapları / İstanbul1996Deneme
Osmanlılık, Kültür, KimlikBoyut Kitapları / İstanbul1996Diğer
Yazın, Dil ve SanatBoyut Kitapları / İstanbul1996İnceleme
Kendime, İstanbul'a, Kadınlara DairBoyut Kitapları / İstanbul1997Hatıra
Felsefe YazılarıBoyut Kitapları / İstanbul1997İnceleme
Akşam ŞiirleriVarlık Yayınları / İstanbul1998Şiir
Modernleşme, Oryantalizm ve İslamBoyut Kitapları / İstanbul1998İnceleme
Memleketimin Münevverlerine Dâirİz Yayıncılık / İstanbul1998Eleştiri
Geçmiş Yaz DefterleriCan Yayınları / İstanbul1998Hatıra
İslam ve Sivil Toplum Üzerine YazılarBoyut Kitapları / İstanbul1999Araştırma
İnsanlar, Mekânlar, YolculuklarBoyut Kitapları / İstanbul1999Deneme
Şiir HenüzEst&Non Yayınları / İstanbul1999Sohbet
Yolculuk ŞiirleriCan Yayınları / İstanbul2001Şiir
Türk Müslümanlığı ve İslâm ÜzerineZaman Cep Kitapları / İstanbul2001İnceleme
Ceviz Sandıktaki AnılarCan Yayınları / İstanbul2001Hatıra
Özel Hayat'tan Küreselleşme'yeBoyut Yayınları / İstanbul2001Deneme
Budalalığın KeşfiCan Yayınları / İstanbul2002Deneme
Kara GüneşCan Yayınları / İstanbul2003Deneme
Hilmi Yavuz ile Doğu'ya ve Batı'ya YolculukUfuk Kitapları / İstanbul2003Sohbet
Söz'ün GücüDünya Kitapları / İstanbul2003Deneme
Hurufî ŞiirleriYapı Kredi Yayınları / İstanbul2004Şiir
Bulanık DefterlerYapı Kredi Yayınları / İstanbul2005Deneme
Edebiyat ve Sanat Üzerine YazılarYapı Kredi Yayınları / İstanbul2005İnceleme
Yüzler ve İzlerAşina Kitaplar / Ankara2006Hatıra
Büyü'sün Yaz!Yapı Kredi Yayınları / İstanbul2006Şiir
Şiirim Gibi YaşadımDünya Kitapları / İstanbul2006Sohbet
Biz Bu Dünyadan Değil miydik?Dünya Kitapları / İstanbul2007Eleştiri
Kayboluş ŞiirleriYapı Kredi Yayınları / İstanbul2007Şiir
Batı Uygarlık Tarihine Teorik Bir GirişAşina Yayınları / Ankara2008Araştırma
İslam'ın Zihin TarihiTimaş Yayınları / İstanbul2009İnceleme
Türkiye'nin Zihin TarihiTimaş Yayınları / İstanbul2009İnceleme
Alafrangalığın TarihiTimaş Yayınları / İstanbul2009İnceleme
Okuma BiçimleriTimaş Yayınları / İstanbul2010Deneme
Belleğin KuytularındanTimaş Yayınları / İstanbul2010Deneme
Yara ŞiirleriYapı Kredi Yayınları / İstanbul2012Şiir
Hüzün ve BenTimaş Yayınları / İstanbul2013Deneme
Bu Gece En Hüzünlü Şiirleri YazabilirimMeserret Yayınları / İstanbul2014Çeviri
Edebiyat OkumalarıTimaş Yayınları / İstanbul2015İnceleme
Lânet ŞiirleriYapı Kredi Yayınları / İstanbul2017Şiir
Lirik DefterlerYapı Kredi Yayınları / İstanbul2018Deneme

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Ferzan Özpetekd. 3 Şubat 1959 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2HÂFIZ, Abdüllatîf/Ali, Ümmî Sinân Hâfızıd. ? - ö. 1688Doğum YeriGörüntüle
3İZZÎ, Süleyman İzzî Efendid. ? - ö. 1754-55Doğum YeriGörüntüle
4Akça, Mesutd. 1936 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5MUHTAR ALİYEVd. 1936 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Kazancı, Ahmet Lütfid. 1 Ağustos 1936 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7Aslı Akarsakaryad. 1980 - ö. ?MeslekGörüntüle
8Öztürk, Sevimd. 17 Temmuz 1954 - ö. ?MeslekGörüntüle
9Osman Baymakd. 13 Mayıs 1954 - ö. 13 Eylül 2018MeslekGörüntüle
10Yaşar Kemald. Ekim 1923 - ö. 28 Şubat 2015Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Emre Aracıd. 1968 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Güven, Cenapd. 1941 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Fatma İrfan Serhand. 9 Ocak 1915 - ö. 18 Ağustos 1992Madde AdıGörüntüle
14Hazar, İrfand. 1898 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15HİLMÎ / REFÎK, Ali Refîk Hilmî Efendid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle