KENZÎ, İbrahim Kasım

(d. 1796/1210 - ö. 1839/1255)
âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı İbrahim Kasım olan âşık, 1210/1796 yılında Kıbrıs’ın Lefkoşa şehrinde dünyaya geldi. On iki yaşlarında iken Anadolu'ya geçerek, Bektaşiliğe intisap etmiş ve Bektaşi tekkelerinde yetişti. Mahlası, Kenzî’dir. Hayatını âşıklıkla kazanmaya başlayan Kenzî Anadolu’nun bir çok şehrini gezip dolaştıktan sonra Edirne’ye geçmiş, burada evlendi. Eşinin adı bilinmemekle birlikte, bu evliliğinden Fatma [ö. 1834] ve Seyyîd Ali veya Sülal [ö. 1836] (Fedai 1993a) isminde iki evladı dünyaya geldi. (Bayat 2000: 111). 45 yıllık hayatında bütün Balkanları dolaşan bu cevval âşık Edirne, Kalkandelen ve Prizren gibi şehirlerde yaşadı. Gençlik yıllarında Mağrip’te asker iken bir yolunu bularak 1817’de doğduğu Lefkoşa şehrine gelmiş, burada gördüklerini ve geri dönerken gemide uğradığı fırtınayı “Macera-yı Sergüzeşt” adlı destanında anlatır. 1825-26 yıllarında Türk-Yunan savaşlarına katılmış ve izlenimlerini, ikisi Atina, biri Mesolong olmak üzere üç destanda dile getirmektedir. Dâsitan-ı Kıbrıs’ı ise 1833 yıllarında yazdı. Âşık Kenzî, 1255/1839’da Edirne’de vefat etti. Musalla Bakkalı önündeki mezarlığa defnedilmiştir. Mezar taşına yazılan ve h. 1255 yılını işaret eden aşağıdaki beyit ölümüne tarihtir: "Azm-i ‘ukba eylediğim gûş edenler fevtine/ Didiler târih: Kenzî çekdi dünyadan ayağ" (Fedai 1989: 25; 1993: 14). Saz çalma hususunda da kabiliyetli bir kalem şairi olduğu bilinen Kıbrıslı Âşık Kenzî divan ve halk şiiri hemzemininde söylediği şiirlerde özellikle şiirin yapı ve şekil tarafına yönelik maharet sergilemeye çalışmış, bu şiirlerde bilerek ve isteyerek maharetini şekilden yana kullanır. Destanları ve az sayıdaki bazı koşma ve şarkıları dışında şiirlerinin çoğu aruz ölçüsüyledir. Divan şiirinin zirve şahsiyetleri ile mana vadisinde yarışamayacağının farkında olan bu delişmen âşık şiirlerinde şekli ön plana çıkarmayı özellikle yeğlemiş, bu alanda kayda değer denemeler yapmış ve azımsanmayacak bir başarı sağlamıştır (Özarslan 2000: 127-136; 2005, 2007: 23-32; 2008: 27-40). Kimi şiirlerinde, kalem şuarasından olmakla övünen âşığın kendisini Divan Edebiyatının ünlü şairleriyle kıyasladığı da görülmektedir. Onun bu tavrını gösteren bir beyiti şöyledir: Benim, Nef’î Fuzûlî hem Nizamî Câmî vü Hâfız/ Benim, Mısrî Nesîmî Şâh-ı ser-ver gibi tâbım var (Fedai 1993a: 86). Kesin olarak bilinmemekle birlikte, Kenzî’nin badeli bir âşık olduğunu ima eder söyleyişleri de vardır. Bu hususa örnek olarak Âşık Kenzî’nin mahlasıyla ilgili olarak söylediği şu beyit gösterilebilir: Kenzi mahlasım bu kim kenzullahı seyreyleyüp/Hamdü li’llah nûr ile gark oldı ten zeyn oldı rûh (Fedai 1993a: 38). Beyitten de anlaşılacağı üzere Kenzî mahlasına sahip olan âşık, kenzullahı (Allah’ın hazinesi) seyreyleyerek, ten ve ruh olarak nur ve zeyne gark oluşuna şükreder. Kıbrıslı Kenzî, aynı mahlasla şiirler yazan başka bir âşıkla, Karamanlı Kenzî’yle karıştırılmaktadır. Karamanlı Kenzî veya Konyalı Kenzî olarak bilinen bu âşık, “19. yüzyıl Karamanlı âşıklardandır. Karamanlı Kenzî’nin asıl adı Kerem veya Kerim olmakla birlikte, şiire olan kabiliyetinden dolayı eline aldığı sazı ile âşıklar kervanına katılır. Nişanlandığı kızın vefasızlık edip ayrılması ile kendini tamamen âşıklığa veren Kenzî ; ölünceye kadar bir daha evlenmez. Ufak ve narin yapılı bir zat olan ve 1880’li yıllarda vefat eden Karamanlı Kenzî’nin derli toplu bir divanı yoktur” (Sakaoğlu 1999: 37-39).

Kıbrıslı Kenzî’nin kişiliği ve cönklerde bulunan şiirleri hakkında Mehmet Halit Bayrı’nın (1955) ve Saadettin Nüzhet Ergun’un (1956) yaptığı yayınlardan sonra, onunla ilgili tam ve detaylı bilgiler Kıbrıslı araştırmacı Harid Fedai (1887, 1988, 1989, 1993a, 1993b, 1996, 1997a, 1997b) tarafından ortaya konuldu. Bundan sonra bu âşık/şairle ve şiirleriyle ilgili çalışmalar artmış, âşığın şiirleri çeşitli açılardan değerlendirildi. (Artun 2002, Bayat 2000, Fedai 2002a ve 2002b, Mengi 1998, Özarslan 2000, 2005, 2007, 2008).

Kaynakça

Artun, Erman (2002). “Kıbrıslı Âşık Kenzî’nin Destanları”, VI. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Bildirileri, Doğu Akdeniz Üniversitesi Yay. ss.?

Bayat, Ali Haydar (2000). “Sûr-i Hıtânlara Düşürülen Tarihleri Bir Örnek Olarak Kenzînin Târîh-i Sûr-i Hıtân’ı”, III. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Bildirileri, C. II, [Gazimağusa 13-17 Ekim 2000], Gazimağusa: KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Yay., s. 107-126.

Bayrı, Mehmet Halit (1955). “Halk Şâirleri: Âşık Kenzî”, Türk Dili. S. 42, s. 358-362.

Ergun, Saadettin Nüzhet (1956). Bektaşi Edebiyatı Antolojisi, İstanbul: Maarif Kitaphanesi.

Fedai, Harid (1987). “Kıbrıslı Âşık Kenzî”, III. Uluslararası Türk Halk Edebiyatı Semineri, [7-9 Mayıs 1987], Eskişehir: Yunus Emre Sanat ve Turizm Vakfı Yay., s. 157-164.

Fedai, Harid (1988). “Kıbrıslı Kenzî’nin Destanları”, Selçuk Üniversitesi I. Milletlerarası Türk Halk Edebiyatı ve Folklor Kongresi Bildirileri, (11-12 Ekim 1988), Konya: Selçuk Üniversitesi Yay., s. 103-128.

Fedai, Harid (1989). Kıbrıslı Âşık Kenzî Divanı I, Lefkoşa: KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yay.

Fedai, Harid (1993a). Kıbrıslı Âşık Kenzî Divanı II, Lefkoşa: KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yay.

Fedai, Harid (1993b). Kıbrıslı Âşık Kenzî Divanı III, Lefkoşa: KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Yay.

Fedai, Harid (1996). “Kıbrıslı Âşık Kenzî’de Rumeli Coğrafyası”, Umay Günay Armağanı, Ankara: Feryal Matbaası, s. 210-216.

Fedai, Harid (1997a). “Kıbrıslı Kenzî’nin Başka Destanları”, Erdem. C. 9, S. 27, s. 1045-1063.

Fedai, Harid (1997b). “Kıbrıslı Kenzî’nin Şiirlerinde Rumeli’deki Yer, Yapı ve Kişi Adları”, Hikmet. S. 7, s. 29-37.

Fedai, Harid (2002a), “Kıbrıslı Âşık Kenzî’nin Rumeli Destanları”, Kıbrıs Türk Kültürü, Ankara: Özyurt Matbaası, s. 376-382.

Fedai, Harid (2002b), “Kıbrıslı Âşık Kenzî’nin Şiirlerinde Yer, Yapı ve Kişi Adları”, Kıbrıs Türk Kültürü. Ankara: Özyurt Matbaası, s. 558-562.

Mengi, Mine (1998). “Kıbrıslı Âşık Kenzî’nin Divanı (II) Üzerine Bir Değerlendirme”, [24-27 Kasım 1998], II. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Bildirileri, Gazimuğasa: KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Yay., s. 151-164.

Özarslan, Metin (2000). “Kıbrıslı Âşık Kenzî Dîvânındaki Aruzlu Türler Üzerine Bazı Tespitler”, III. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi Bildirileri, [13-17 Kasım 2000 Gazimağusa KKTC], C. II, Gazimağusa: KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi Yay., s. 127-136.

Özarslan, Metin (2005). “Söz Mülkünün Kalıplarıyla Oynayan Sultan: Kıbrıslı Âşık Kenzî”, II. Kırşehir Kültür Araştırmaları Bilgi Şöleni, [13-14 Ekim 2005], Kırşehir [Basılmamış Bildiri]. ss.?

Özarslan, Metin (2007). “Söz Mülkünün Kalıplarıyla Oynayan Sultan: Kıbrıslı Âşık Kenzî”, Motif. S. 48, s. 23-32.

Özarslan, Metin (2008). “Söz Mülkünün Kalıplarıyla Oynayan Sultan: Kıbrıslı Âşık Kenzî”, Motif Akademi. S. 1, s. 27-40.

Sakaoğlu, Saim (1999). “Karamanlı İki Âşık: Kenzî ve Gufrânî”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi. S. 6, s. 35-72.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. METİN ÖZARSLAN
Yayın Tarihi: 03.03.2015

Eserlerinden Örnekler

Beyân-ı Burûc

mefâ’îlün │ mefâ’îlün │ mefâ’îlün │ mefâ’îlün

Hamel burc-ı ğanemdir nâridir erkekdir ‘anberdir
Sever Zühre öküzdür hâkidir hem dişi, duhterdir


‘Utarid necm-i cevza kurtdur erkekdir hevâyîdir
Serâtan dişi engeçdir kamerdir âbi perverdir


Esed arslandır erkekdir, şemisdir gün gibi nârî
Türabî sünbüle buğday, utârid dişi ahterdir


Terâzû şekl-i mizan bâdi, erkek yıldızı zühre
Dişi merrih akreb kuyruk âsâ hâki ejderdir


Kavis yaydır velî erkek hevâî müşterîdendir
Cedî dişi keçi mâî zuhal yıldızı enverdir


Delev de koğadır bâdı zuhaldir ahteri erkek
Semekdir hul dişidir müşteridir âb-ı kevserdir


Tulü’ itdi dil-i burc-ı şerefden şems-i eşârını
Gezer bezm-i felekde necm-i Kenzî bir gazanferdir (Fedai 1993b: 12).

Hurûf-i Mukatta

fâ’ilâtün │ fâ’ilâtün │ fâ’ilâtün │ fâ’ilün

Er odur devvâreden devrân ider zâr üzre zâr
Ah urur derd-i derûn âvâre derde ümm arar


Er öze özden öze düş az az derde dür veş
Râh-ı dâverden el al dur zâr zor var vâre var


Dağ urur dil üzre er dur düz düze âvâre dil
Zerre zerre derd de var dud ur dâre var


Arzu üzre durur ah dil âzuride dâd ara
Erdir azalmaz idrâk dâver-i zâr âbe var


Kenziyâ orda düşen ervah uzar zade ol
Derd-i derûn devr veş Dârâ ol ara zâr zâr


Assıla erbâb-ı ‘aşka var ise gelsün beri
Şi’rimi tanzîr iden itsün felekde iftihar (Fedai 1993b: 13).

Leb-ermez Gazel

mefâ’îlün │ mefâ’îlün │ mefâ’îlün │ mefâ’îlün

İdel’den ey dil-i şeydâ yerin dehr içre hâristan
İşitdin âh ü zârın hâsıl etdin haylice hicran


Kad-i dil-dârı seyr eyle nezâket gül-sitânında
Salındıkça nice ‘ar’ar şikest eyler kad-i cânân


Hakikat ehline hâriciler nâ-hak yere kıydı
İki cihanda ecdâd-ı Yezîd iskânıdır nîrân


Sana derd-i dili takrîr iderse ger dil-i dânâ
Nigâh-ı kahr ile sâd çâk idersin sîneler her ân


Hayâl-i ‘arızında kaldı ‘aklı Kays-ı nâçizin
Şehâ sahrâ-yı ‘aşkında gezer dil zâr ü ser-gerdân


İdersin san’atın icra dil-i dânâlara Kenzî
Sezâdır arz-gâhde sânına dirler ise Hassan (Fedai 1993b: 24).

Kalender-i Pür Musanna Leb-ermez

mef’ûlü │ mefâ’îlü │ mefâ’îlü │ fe’ûlün

Ey dil yine gel ‘arz-ı hâl it dergeh-i yâre
Derdine ki hâzikdir ider her gehi çare


Anladı ya cânâne de candan geçenindir
İhdâ ide rindânse gerekser reh-i dâre


Çek dâr-ı cihandan eli, gir râh-ı rızâya
Kıl kendini gel sıdk ile çâker şehi çâre


Âğyâr ile yâr yatdı geçen gice değil hiç
Seyr içre sarıldı kad-i ‘ar’ar sehi hâre


Eller ile ye iç garâzın Kenzi hakirin
Cânâ yakasın ister isen ger tehi nâre. (Fedai 1993b: 28).

Pür Musanna

mefâîlün │ mefâîlün │ mefâîlün │ mefâîlün

Efendim-Cemâlinde-Yana döndüm-Halîlâne
Şerâfetle-Aziz serv-i-Hırâmânım-Levendâne


Reh-güzâre-Feda olsun-Yeşil tonlum-Yâr ol câne
Ferâgat kıl-Rakîblerden-İşit nutkumu-Latîfâne

Yaman hâlim-Hazîkım yok-Sadâsızdır-Ruhum tende
Vefa yok mu Mürevvetsiz İdüb rehi Sehi sen de


Selâmet yok Zenehdane Düşüb kaldım Temam ben de
Firak içre Helak itme Koyub gamda Mülûkâne

Açub bâb-ı Mahabbetden Ri’âyet kıl A sultânım
Harîk itme Hakîrindir Şifâ-bahş it Yürü canım


Mürüvvetlim Meveddetlim Yüzü hubbâne Vildânım
Dişin dürdür Dudağın mül Dilin bülbül Beliğâne

Bana rahm it-Sezâverdir-Devasından-Ola dilber
Lisânın hub-Letâfetde Eşin yokdur-Dehânın ter


A Kenzî heb-Yerim yurdum Viran oldu-Rûyum esfer
Liyâkat yok-Meded tende Düşüb aşk-ı-Süleymâne (Fedai 1993b: 27).

Şâkî

Hece 6+5 11

Behey gaddar felek dest-i cevrinle
Cevrinle eriyüb erbâb-ı kemâl
 Oldu pây-mâl


Pây-mâl eyledin ‘aks-i devrinle
Devrinle dönmeye kalmadı mecal
 Olmuşuz hayâl

Hayâl oldu tenim ey kân-ı kerem
Kerem senden umar bu halk-ı ‘âlem
‘Âleme geleli olmadım hürrem
Hürrem olsam bir dem, gelür pür melal
 Dilim olur lâl.

Lâl olurum gamle bir hayli zaman
Zaman geçer kendim bulamanı heman
Heman gezmedeyim böyle perişan
Perişandır ‘aklım kâkülün misâl
 Meğer hatt-ı hâl

Hâl-i visalini var dilde arzu
Arzum sendedir ey dili kanlu
Kanlu gözlerimden da’im akar su
Su gibi her yane gel olma meyyal
 Ey lebi zülâl.

Zülâl ırmağıdır ‘atşâne matlûb
Matlûb olan ancak ‘âlemde mahbûb
Mahbûbun her çevri ‘âşıkına hûb
Hûb gelür Kenzi’yi lutf ile Celâl (Fedai 1993b: 32).


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Akanyeti, Mehmet Şemsid. 20 Mart 1947 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2Faize Özdemircilerd. 12 Aralık 1964 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3Tolgay, Ahmetd. 15 Ekim 1944 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4ŞEMSÎ BABA, Yûsuf Şemseddîn, Eğribozlud. 1796 - ö. 1885Doğum YılıGörüntüle
5HIRÂMÎ, Molla Kurbând. 1796 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6SIDKÎ, Hasırî-zâde Şeyh Süleymân Sıdkî Efendid. 1796 - ö. 1837Doğum YılıGörüntüle
7VAHÎD, Ahmed Vahîd Efendid. ? - ö. 1839-1861Ölüm YılıGörüntüle
8KÜRŞADÎ, Süleymand. 1785-1786? - ö. 1839-1840?Ölüm YılıGörüntüle
9MURÂDÎ, Şeyh, İstanbullud. 1800 - ö. 1839 ds.Ölüm YılıGörüntüle
10RUHÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11FERDİd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12HAKİ BABAd. 1876 - ö. 1916Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13GÜFTARİd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14VEHHAÇ, Alpsarılızâde, Hocazâde Osmand. 1855-56? - ö. 1911Madde AdıGörüntüle
15ABBAS, Tufarganlıd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle