NİYÂZÎ, Niyâzî-i Kadîm

(d. ?/? - ö. 1508 ?/914 ?)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Türkçe şuara tezkirelerinde Niyâzî mahlaslı on şair bulunduğunu, bu şairlerden Yıldırım Bâyezîd ile Kânûnî devri arasında yaşayanlar hakkındaki bilgilerin birbirine karıştırıldığını belirten Tatcı’nın (2008: 67) tahminine göre bunlardan Yıldırım Bâyezîd (1389-1402) dönemi şairi olanı Niyâzî-i Kadîm’dir. Künyesi İlyâs b. İlyâs Şücâüddin Niyâzî’dir (İsmail Belîğ 1302: 505; Mecdî 1264: 355). Şairi, Latîfî (İsen 1999: 348), Riyâzî (vr. 139a) ve Mecdî (1264: 355) Bursalı; Gelibolulu Âlî (İsen 1994: 168) Gelibolulu; Kınalızâde ise Sirozlu (Serezli) (Kutluk 1989: 1024) olarak göstermiştir. Ancak Gelibolulu Âlî’nin (İsen 1994: 168); Dîvân’ını da gördüm dediği şairin iki beytinden hareketle asıl adının İlyâs olup Gelibolulu olduğunu ve II. Bâyezîd döneminde yaşadığını vurguladığını hatırlatmak gerekir. Tatcı’nın (2008: 67) aktardığı diğer bilgilere göre Niyâzî, devrin tanınmış şairlerinden Mollâ Vildân’ın kardeşidir. Dimetoka’da kadılık yapmış ve sonradan tasavvufa yönelerek Emîr Sultân’a intisap etmiştir. Mecdî Mehmed Efendi (1269: 295) ise, onun önce medreselerde müderrislik yaptığını, daha sonra Sahn medreselerinden birine tayin edildiğini ve genç yaşta öldüğünü yazmıştır. Niyâzî’nin 914/1508’de vefat ettiği ve Bursa’da gömüldüğü belirtilmişse (Mecdî 1264: 355) de Tatcı (2008: 67), bu tarihe kadar yaşamadığı görüşündedir. 

Niyâzî-i Kadîm’in üç dilde kaleme aldığı kaynaklarda belirtilen Dîvânları Timur’un Anadolu’yu tahribi sırasında zayi olduğu için günümüze ulaşamamıştır (Tatcı 1994: 68). Bugün elimizde ona atfedilmiş ve kayıtlara Mansûr-nâme, Menâkıb-nâme-i Hallâc-ı Mansûr, Dâsitân-ı Hüseyn el-Mansûr el-Bağdâdî, Hikâye-i Garîbe-i Kutbu’l-Ârifîn Hazret-i Şeyh Mansûr gibi farklı başlıklarla geçirilen bir mesnevî mevcuttur. Ancak bu metnin Niyâzî-i Kadîm olarak anılan İlyâs b. İlyâs Şücâüddin Niyâzî’ye ait olduğu meselesi netliğe kavuşmuş değildir. Nitekim Massignon’un eseri Niyâzî-i Mısrî’ye ait göstermesini doğru bulmayan, metnin yazıldığı yüzyılın belirsiz olduğunu, ancak içindeki kimi arkaik kelimelerin varlığından 13. veya 14. yüzyılda kaleme alınmış olabileceğini belirten Kocatürk (1970: 165); Mansûr-nâme’nin Yıldırım Bâyezîd devrinde yaşayan Niyâzî’ye veya başka bir Niyâzî’ye, hatta belki de - Ertaylan’ın iddiasına göre ismi değiştirilmiş olarak- Ahmed-i Dâ’î’ye ait olabileceğini işaret etmiştir. Bursalı Mehmed Tâhir’e (1335: 415) göreyse eser, Mürîdî-i Aydınî’nindir. Kaynaklarda yer alan farklılıklara değinen Tatcı (1994: 63-76), Türk edebiyatında Niyâzî mahlasını kullanan on ayrı şairden Yıldırım Bâyezîd ve Kanunî devirleri arasında yaşamış olanların kaynaklarda birbirleriyle karıştırıldığını, Niyâzî’nin Mansûr-nâme isimli bir eserinden de söz edilmediğini, dolayısıyla eseri kaleme alan Niyâzî’nin bunlardan hangisi olduğu konusunda yeterli delil bulunmadığını kaydetmiştir. Bu durumda aşağıda tanıtılacak Mansûr-nâme’nin Niyâzî-i Kadîm’e, 924/1518 yılında vefat eden Bursalı Mevlevî Niyâzî’ye veya aynı mahlası kullanan ve tezkirelerde yer almayan başka bir şaire ait olma ihtimali de bulunmaktadır.

Mansûr-nâme, Hallâc-ı Mansûr’un hayatı, tasavvufi görüşleri, kerametleri ve öldürülüşü menkıbevî bir şekilde anlatıldığı mesnevî nazım şekliyle ve aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” kalıbıyla kaleme alınmıştır. Yedi bölümden oluşan manzume, Tatcı (1994; 2008) tarafından yayımlanan metnine göre 1066 beyit uzunluğundadır. Mesnevînin ikisi matbu (1261, 1288) toplam 29 nüshasını tespit eden Tatcı; Mansûr-nâme’nin, Ferîdüddîn Attâr’a ait olduğu söylenen Farsça Cevherü’z-Zât ile yine aynı müellefin Tezkiretü’l-Evliyâ’sının Hallâc’la ilgili kısmının serbest ve muhtasar çevirisi olduğunu belirtmiştir (1994: 20, 69-70; 2003: 17). Eser, üzerinde iki yüksek lisans tezi yapılmıştır (Çolak 1986; Kıymaz 1993).

Gelibolulu Âlî’nin “Kudemâ-yı Rûm olan Ahmedî ve Şeyhî ve Ahmed Paşa bunlarun peyrevidür” diye söz ettiği Niyâzî’nin kaynaklarda Arapça, Farsça ve Türkçeyi ileri düzeyde bilen ve bu dillerde şiirler yazan sanatçılardan biri olarak gösterildiğini de belirten Tatcı (2008: 68), hakkındaki değerlendirmelerden hareketle onun Anadolu sahasının ilk usta şairlerinden kabul edildiğini ve elimize geçmemişse de bilinen ilk mürettep divanların sahibi olduğunu belirtmiştir.

Kaynakça

Bursalı Mehmed Tâhir (1335). Osmânlı Müellifleri. C. 2. İstanbul.

Çolak, Faruk (1986). Niyâzî’nin Mansûrnâmesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi. 

İpekten, Haluk, M. isen, R. Toparlı, N. Okçu, T. Karabey (1988). Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü. Ankara: KTB Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1994). Künhü’l-Ahbâr’ın Tezkire Kısmı. Ankara: AKM Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1998). Sehî Bey Tezkiresi, Heşt Behişt. Ankara: Akçağ Yay.

İsen, Mustafa (hzl.) (1999). Latîfî Tezkiresi. Ankara: Akçağ Yay.

İsmail Belîğ (1302). Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân. Bursa.

Kıymaz, Necati (1993). Kitâb-ı Mansûr-ı Şehîd (İnceleme-Metin-İndeks). Yüksek Lisans Tezi. Van: Yüzüncü Yıl Üniversitesi.

Kocatürk, Vasfi Mahir (1970). Büyük Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara: Edebiyat Yayınevi.

Kutluk, İbrahim (hzl.) (1989). Kınalı-zâde Hasan Çelebi, Tezkiretü’ş-Şu’arâ. C. 2. Ankara: TTK Yay.

Mecdî Mehmed Efendi (1264). Hadâiku’ş-Şakâyık. İstanbul.

Mecdî Mehmed Efendi (1269). Tercüme-i Şakâyık-ı Nu’mâniyye. İstanbul.

Riyâzî Mehmed Efendi. Riyâzü’ş-Şu’arâ. Millet Kütüphanesi, Ali Emiri Efendi 765. vr. 139a.

Tâhirü’l-Mevlevî (1951). “Bizim Lehçe Edebiyatının İlk Dîvân Sahibi Bursalı Niyâzî’nin Bir Mesnevîsi”. İslâm Yolu Mecmuası (4): 14-15.

Tatcı, Mustafa (2003). “Mansurnâme”. İslâm Ansiklopedisi. C. 28. İstanbul: TDV Yay. 17-18.

Tatcı, Mustafa (hzl.) (1994). Mansûr-nâme - Niyâzî. İstanbul: MEB Yay.

Tatcı, Mustafa (hzl.) (2008). Niyâzî-i Kadîm, Hallâc-ı Mansûr Menâkıbnâmesi. İstanbul: H Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. ÖMER SAVRAN
Yayın Tarihi: 27.12.2014

Eserlerinden Örnekler

Mansûr-nâme’den

Evvel onu aydalum kim Hak’dur ol

Hayy u Bâkî Vâhid ü Mutlak’dur ol

Ol ki âlem yog iken var eyledi

Kudretin âlemde izhâr eyledi

(...)

Rûhına yüzbin salât ile selâm

Hem dirüz ashâb u âline tamâm

Cânıla gûş eyle ey cân-ı peder

İş bu söz key mu’teberdür mu’teber

(...)

Aşk olupdur Hak yolınun rehberi

Âşık (i)sen aşkı dutma serseri

Her kim ol aşka irürdi menzilin

Ol göriserdür erenler mahfilin

Baglamasun yolını bu âb u hâk

Asluna dön asluna ey cân-ı pâk

(...)

Tâ göre cânun gözi envâr-ı aşk

Hem dilünden dökile güftâr-ı aşk

(...)

Didi Mansûr ey Hudâ fermân senün

Cismümi sad-pâre kıldur cân senün

Hazret’ünden hâşâ kim yüz döndürem

Her ne emr itsen gerek baş indürem

(...)

Sen Ene’l-Hak dârına agsan gerek

Bogazun ‘ışk ipine bogsan gerek

(...)

Yine Mansûr’ı gör imdi neyledi

Işkıla şol dem Ene’l-Hak söyledi

(...)

Kim mü’ellif hakkına kılsa du’â

Rahmetünden ırma anı ey Hudâ

Okıyanı dinleyeni yazanı

Yarlıga lutfun hakkıçün yâ Ganî

Ey birâder söz tamâm oldı tamâm

Din Resûle es-selâtü ve’s-selâm

Tatcı, Mustafa (hzl.) (1994, 1997). Mansûr-nâme - Niyâzî. İstanbul: MEB Yay. 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912Doğum YeriGörüntüle
2KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?Doğum YeriGörüntüle
3ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47Doğum YeriGörüntüle
4EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912Doğum YılıGörüntüle
5KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?Doğum YılıGörüntüle
6ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47Doğum YılıGörüntüle
7EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912Ölüm YılıGörüntüle
8KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?Ölüm YılıGörüntüle
9ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47Ölüm YılıGörüntüle
10EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912MeslekGörüntüle
11KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?MeslekGörüntüle
12ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47MeslekGörüntüle
13EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16EDÎB, Halîl Edîb Beyd. 1863 - ö. 1912Madde AdıGörüntüle
17KERÎMÎ, Abdülkerîmd. ? - ö. 1546'dan önce ?Madde AdıGörüntüle
18ENVERÎ DEDEd. ? - ö. 1546-47Madde AdıGörüntüle