Şemsettin Sami

Sami, Ş. Sami, Sami Halit Fraşeri, Ch. Samy-Bey Fraschery, Şemseddin Sami b. Halid el-Fraşeri, *** , Ebu Ali Abdurrahman Şemseddin Sami (Basılmamış Eserleri İçin Seçtiği)
(d. 22 Recep 1266/ 1 Haziran 1850 / ö. 18 Haziran 1904)
Romancı, Dil Bilimci, Araştırmacı, Gazeteci, Yazar ve Çevirmen
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Arnavutluk’un Yanya eyaletinin Premedi ilçesine bağlı Dağlı nahiyesinin merkezi olan Fraşer’de, 1850 yılında dünyaya geldi. Arnavutluk’ta Sami Frasheri olarak tanınır (Levend 2010). Yazarın baba tarafından ailesi, Berat’tan göç ederek Fraşer’e yerleşen bir Bektaşî ailesidir. Dedesi Durmuş Efendi, babası Halit Bey’dir. Yazarın annesi ise İmrahor İlyas Efendi’nin soyundan Emine Hanım’dır (Akün 1969). Yazar, ilk eğitimini Fraşer’de bir Bektaşî tekkesinde aldı ve Kalkandelenli Mahmud Efendi’den de özel ders gördü. Henüz dokuz yaşında iken babasını, on bir yaşındayken de annesini kaybetti. Arnavut milliyetçisi olarak tanınan ağabeyi Abdül Bey tarafından himaye edilen ve Yanya'ya götürülen yazar, burada bir Rum okuluna devam etti ve yedi yıl süren tahsilini 1870'de tamamladığında Arapça, Farsçanın yanında, Rumca, İtalyanca, Fransızca ve antik Yunanca da öğrenmişti (Tural 1999). Bir süre Yanya Mektubî Kalemi'ne devam ettikten sonra 1871'de İstanbul Matbuat Kalemi'nde göreve başladı. İşine ek olarak çeşitli gazetelerde mütercimlik ve redaktörlük yaptı. 1874'te Vilayet Gazetesi'nde çalışması için Trablusgarp'ta görevlendirildi (TBEA 2001). 1875'te İstanbul'a dönen yazar, gazeteciliğe devam etti. 1877'de Cezayir-i Bahr-i Sefid valisi mühürdarı olarak yaklaşık altı ay görev yapacağı Rodos'a gitti. 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı'nı müteakip, Yanya'ya geçti ve Abidin Paşa başkanlığındaki Askeriye Sevk Komisyonu'nda başkâtip olarak görev yaptı. Savaşın bitmesinin ardından tekrar İstanbul'a dönerek, Tercüman-ı Şark gazetesinin başyazarlığını üstlendi. Arnavutlukla ilgili kararlar nedeniyle gazetesi kapandı ve yazarın gazetecilik çalışmaları bu olay üzerine son buldu (Dağlıoğlu 1934). Siyasî gelişmeleri yakından takip etti ve Arnavutluk topraklarının bir kısmının Yunanistan'a verilmesi kararının ardından, ağabeyi Abdül Bey'in liderliğindeki Arnavut İttihadı adlı örgüte destek verdi. 1879'da, Sultan II. Abdülhamid'in izniyle Cemiyet-i İlmiyye-yi Arnavudiyye'nin kurucuları arasında yer aldı. Bu sırada kaleme aldığı Arnavutça gramer ve Latin alfabesi temelli Arnavut alfabesi çalışmaları, onun Arnavut Milliyetçisi olduğuna dair kanaatleri kuvvetlendirdi. 1881'de Askerî Teftiş Komisyonu'nun kâtipliğine getirildi ve uzun yıllar bu görevi yürüttü. 1884'te ilk evliliğini Kazasker Saadettin Efendi'nin kızı Emine Veliye Hanımla yaptı ve bu evliliğinden dört çocuğu dünyaya geldi. Eşinin 1893'te ölümünün ardından gerçekleştirdiği ikinci evliliğini ağabeyinin dul eşi Belkıs Hanımla yaptı. Şemseddin Sami'nin bu evliliğinden de bir çocuğu bulunmaktadır (Tural 1999). Ömrünün son zamanlarında gramer ve sözlük başta olmak üzere ilmî eserler hazırlayıp, bir bölümünü yayımladı. 1904'te vefat eden yazar, ilk olarak Sahrayıcedit Camii karşısındaki aile kabristanına defnedilmiş, daha sonra 1968'de Feriköy'deki aile mezarlığına nakledilmiştir (Çalık 1996). Ş. Sami, Önemli spor adamlarımızdan Ali Sami Yen'in babasıdır.

Elli dört yıllık ömrüne, bazıları çok hacimli olmak üzere kırkın üzerinde eser sığdıran Şemseddin Sami, daha çok dilbilim alanında kaleme aldığı eserleri, sözlük ve gramer kitapları ile tanınır. Türkçülük hareketinin kültürel plandan siyasî plana taşınmasındaki ilk adımlardan olan yazar, Osmanlı Türkçesinin bir lisan değil, Batı Türklüğünün dili olduğunu beyan etmesiyle, dil çalışmalarında Ahmet Vefik Paşa ile birlikte önemli bir dönüşüm başlatır. İlk kez 1872'de Sirac Gazetesi'nde imzası görülen yazar (Oral 1998), aynı yıl ilk tercüme eseri olan ve Saint-Ouen'den çevirdiği Tarih-i Mücmel-i Fransa’ bastırır. Bugün artık değişse de uzunca süre Batılı tarzda ilk telif Türk romanı kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ile Fıtnat da bu yıl yayımlanır. Yazarın ilk ve tek romanı olan eser, geleneksel anlatının da özelliklerini taşır (Gökalp Alpaslan 1999). Eser, Tanzimat roman ve tiyatrosunun temel tezlerinden olan evlilik hürriyeti üzerine kurulur. Şemsettin Sami, 1873'te kısa ömürlü bir gazete olan Hadika'yı çıkarır. Gazetenin kapanmasının ardından yoğun biçimde tercümelere başlar. 1873'te Dumanoir ve Adolphe Philippe Dennery'den tercüme İhtiyar Onbaşı yahut Muhsin Onbaşı sahnelenir ve yazara büyük ün kazandırır. Galatée, Şemsettin Sami'nin yaptığı bir diğer tercümedir (1873). Bu eser ilk olarak Miguel de Cervantes tarafından yazılan ve 1585’te yayımlanan La Galatéa isimli pastoral bir romanstır. Fransız yazar Jean-Pierre Claris de Florian, 1783 yılında bu romansı palimpseste metoduyla Galatée başlığıyla yayımlar. Şemsettin Sami, Florian’ın, bu yeniden yazımının tercümesini yapar. Nicolas Germain Léonard’dan yaptığı bir mektup roman çevirisini İtalyanca’dan tercümeyle Taaşşuk-ı Tereze ve Cozeb adıyla yayımlar (Kerman 1997). Aynı yıl, yazarın telif tiyatrosu, Arnavut kolektif şuurunun önemli bir parçası olan yemin geleneğini işleyen Besa yahud Ahde Vefa sergilenir (Sağlam 1999). Yayımlanması, sergilenmesinden iki yıl sonra gerçekleşecek olan eser, yazarın memleketindeki folklorik birikimleri yansıtması bakımından önemlidir (And 1999). Toplumsal adaletin aksamasındaki eleştiri de eserin bir diğer meselesi olur. Verdiği yemin üzerine kendi oğlunu öldüren baba, eserin trajik değerini artırır. 1874'de Muharrir isimli periyodiğini çıkarır. Aynı yıl, yazarın bir diğer trajedisi Seydi Yahya yayımlanır. Tanzimat tarih ve kültür hayatında önemli yeri olan Endülüs üzerine kaleme alınan tiyatroda, İspanya ve Endülüs'ün savaşı konu edilir ve olay bir aşk hikâyesi içerisinde işlenir. Aynı yıl yazar, Ebuzziya Tevfik'in dergisi Muharrir'i dört sayı kadar çıkarır. 1876’da Mihran Efendi'yle Sabah gazetesini çıkarmaya başlar, Şehname kaynaklı telif piyesi Gave’yi yayımlar. 1877'de Sarf ve Nahiv yayımlanır ve Sami, 1878'de Tercüman-ı Şark gazetesinin başyazarı olur. Gazetede “Şundan Bundan” başlıklı seriyi yazması, bu köşe adının kendi lakabı olmasına da neden olacaktır. Yine 1878'de Frédéric Soulié'den yaptığı Şeytanın Yadigârları isimli tercümesini yayımlar ve Hugo'dan Sefiller tercümesini hazırlar. Yaptığı bu tercüme ile dönem içerisinde metne dayalı tercüme noktasında tartışmalara kapı açılır. Ancak eser tamamlanamaz. Sami, yeni nesir dilinin edebî hayata yerleşmesi noktasında, metindeki Batılı cümle yapısının aynen aktarımının önemli olduğunu düşünür (Kerman 1978). 1879'da Mihran Efendi'yle "Cep Kütüphanesi" adlı bir yayın dizisi oluşturur ve hacmi küçük, içtimai ve felsefî ansiklopedik kitaplar yayımlar. Kolay ulaşılabilir ve ucuz olan bu metin serisine Ebuzziya Tevfik, Beşir Fuad, Ahmet Rasim de destek verir ve seriden otuz cildin üzerinde eser çıkar. İslam'ın doğuşundan o güne kadar oluşturduğu medeniyet birikimini işleyen Medeniyyet-i İslâmiyye; kadim din ve mitolojilerden bahseden Esâtîr; toplum ve kadın ilişkisini, kadının sosyal hayat içerisindeki yerini tartışan Kadınlar; gök cisimlerine ve astronomiye dair makaleler içeren Gök; yeryüzünün özelliklerini dile getiren Yer; Evrim teorisi üzerine farklı yorumlar içeren bir eser olarak dikkati çeken İnsan ve bu eserin ikinci cildi olarak düşünülebilecek olan Yine İnsan; yazarın makale ve fıkralarını içeren Emsâl, Letâif; dil teorilerini yorumlayan, dilin canlı bir varlık oluşuna ve ayrıca Türkçe'nin bir bilim dili olduğuna da vurgu yapan Lisan; noktalama işaretleri üzerine yazılan Usûl-i Tenkîd ve Tertîb bu seriden çıkan ve üç yıl içerisinde yayımlanan eserlerdir. Yazar, 1879'da Aile, 1880'de ise Hafta dergilerini yayımlar. Arnavutça Alfabe çalışması yine 1880'dedir. 1884'te kendisine ula sınıf-ı sanisi rütbesi ve iftihar madalyası kazandıracak olan, Osmanlı devrinin son ve en iyi Fransızca sözlüğü kabul edilen Kamus-ı Fransevî’yi yayımlar (Hatemî 1984) . Aynı yıl, Himmetu'l-Humâm Fi Neşri'l- İslâm adlı eserini bastırır. Drita isimli İstanbul'da varlık gösteren ilk Arnavutça derginin kadrosunda yer alır (Fshazi 2002). 1885'te Daniel Defoe’nün Robinson'unu Fransız Ambroise Rendu’dan çevirir. Dolayısıyla çevirinin çevirisini yapmış olur (Kerman 2005). 1886'da Küçük Kamus-ı Fransevî ile rapça öğrenimini kolaylaştırmak için yazdığı Tasrifat-ı Arabiyye yayımlanırken, dernek faaliyetleri çerçevesinde ve millî bilince yönelik oluşturulan Arnavutça Gramer'i de hazırlar. 1888'de fasiküller hâlinde Kamusu’l-A’lam yayımlanır (Alptekin 1989). Eser, uzunca yıllar bir İslam ansiklopedisi olarak kullanıldığı gibi "Türk", "Turan", "Tatar" gibi maddeleri ile Necip Türkçü ve Yeni Lisancılar başta olmak üzere, pek çok Türkçü ideolog için ilham kaynağı olur. Kaynağında Fransızca bir ansiklopediden alınan ilham olsa da Şemseddin Sami'nin eseri esinlenme olamayacak kadar orijinaldir. Türkçenin ilk ansiklopedisi kabul edilen sözlük, coğrafya ve tarihten beslenir. 1895'te Farsçadan edebî metinler üzerine bir antoloji tercümesi olan Hurdeçîn yayımlanır. 1898'de Kamus-ı Arabî'yi tertip eder ve ilk cildini yayımlar. 1899’da “Kütüphâne-i Müntahabât” serisi içerisinde Bâkî'nin Eş'ar-ı Müntahabesi ve yazarın Bektaşi kimliğinin yansıması olarak Hz. Ali'yi ilk Müslüman Arap şairi olarak gösterdiği Ali bin Ebi Tâlib Efendimiz'in Eş'âr-ı Müntahabeleri; Tatbikat-i Arabiyye adlı eserlerini yayımlar. Küçük Elifbâ, Arnavutça Gramer, eğitimde yeniliğe dair bir öneri olarak hazırladığı, hareke ve cezm kullanımında değişikliğe gittiği, ayrıca öğretmeye basitten zora doğru ve bitişmeyen harflerle başladığı için döneminde çok ilgi gören Yeni Usûl Elifbâ-yı Türkî, Türkçenin eğitim dili hâline gelmesinin zorunlu olduğunu belirten yazarın dilde millileşme amacını ortaya koyduğu Nev- Usûl Sarf-ı Türkî, Kavâid-i Sarfiyye-i Arabiyye, Kavâid-i Nahviyye-i Arabiyye, Usûl-i Cedîd Kavâid-i Arabiyye gibi çalışmaları, ardı ardına kaleme aldığı, dilbilgisine dair eserlerdir. 1900'de Latin harfli Arnavut alfabesini yayımlarken, 1901’de Türkçenin ilk ilmî sözlüğü olarak kabul edilen Kamûs-ı Türkî tamamlanır. Bu eserin önsözü, en az içeriği kadar mühimdir. Namık Kemal'in "Lisan-ı Osmanî'nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir" makalesinde önerdiği tekliflerin bir sonucu olarak kaleme alınan eser, Türkçe kelimeler ve Arapça Farsça ödünç kelimeler üzerine yorumlar da ihtiva eder (Demiray 1981). Coğrafî ve ırkî milliyetçilik tanımlarını dile getirdiği ön sözde, dilin adının Türkçe olduğunun vurgusu da yapılır. Türkçenin temel sözlüklerinden biri olan eserde, konuşma dilinde bulunan kelimeler alınmış, halk arasında kullanımı olmayan kelimeleri dışarıda bırakılmış, kelime türetirken galatlardan kaçınılmıştır. Kelimelerin tertibi ve açıklaması da Batılı usuldedir. 1902'de Kutadgu Bilig, 1903'te Orhun Abideleri’ni izahlı ve tercümeli olarak hazırlar. Aynı yıl, Et-Tuhfetü'z-Zekiyye fi'l-lugâti't-Türkiyye’nin tercüme metnini ve 1904'te de Lehçe-i Türkiyye-i Memâlik-i Mısır adlı Kıpçak saha sözlüğünü tamamlar. Zübde-i Şehname, Firdevsî'nin eserinden oluşturulmuştur ancak eserleri çeşitli nedenlerle yayımlanamaz. Bunun dışında iki roman ve iki de tiyatro eserine sahip olduğu belirtilir fakat eserler yayımlanmamıştır (Akün 1998).

Şemseddin Sami, sanatını topluma adamış, Tanzimat devrinin milliyetçi yapısından etkilenmiş ve özellikle Tanzimat'ın dile dair önerilerini bilimsel çerçeveye taşımış, önemli bir dilbilimci ve edebiyatçıdır.

Kaynakça

Akün, Ömer Faruk (1969). “Şemseddin Sami”, İslam Ansiklopedisi, (11), İstanbul: MEB.

Akün, Ömer Faruk (1998). “Hayatı, Eserleri ve Türklüğe Hizmetleri ile Şemseddin Sâmi”, Kamus-ı Türkî, İstanbul: Alfa.

Alptekin, Turan (1989), “Kāmusu’l-A’lâm’dan Bugüne”. Hürriyet Gösteri. (105). Ağustos.

And, Metin (1999). Osmanlı Tiyatrosu. İstanbul: Dost.

Çalık, Etem (1996). Şemseddin Sami ve Medeniyyet-i İslamiyye, İstanbul: İnsan.

Dağlıoğlu, Hikmet Turhan (1934). Şemseddin Sami. İstanbul: Resimli Ay Matbaası.

Demiray, Kemal (1981. “Sözlükçülüğümüzde Önemli Bir Aşama ve Kamûs-ı Türkî”, Türk Dili, (XLIII).

Fshazi, Falma (2002), "İstanbul’da İlk Arnavutça Dergi: ‘Drita’ ve ‘Dituria", Müteferrika, (21). İstanbul.

Gökalp Alpaslan, G. Gonca (1999), “Osmanlı Türk Romanının Başlangıcında Beş Eser”, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi. Ankara.

Hatemî, Hüsrev (1984).“Fransızca-Türkçe İlk Sözlükler”, Tarih ve Toplum.

Kerman, Zeynep (1978). 1862-1910 Yılları Arasında Victor Hugo’dan Türkçeye Yapılan Tercümeler Üzerinde Bir Araştırma. İstanbul: İÜ, Edebiyat Fakültesi Yayınları.

Kerman, Zeynep (1997). "Şemseddin Sami’nin Bilinmeyen Bir Tercümesi", Türk Dili, (551). Ankara: TDK.

Kerman, Zeynep (2005). “Şemseddin Sami’nin Tercümeleri”, Türklük Araştırmaları Dergisi, XVII, İstanbul.

Levend, Agâh Sırrı (2010). Şemseddin Sami, İstanbul: Can.

Oral, Tanju (1998). “Sirâc”, Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. (7). İstanbul: Dergâh.

Sağlam, Nuri (1999). “Tanzimat Sonrası Türk Edebiyatında ‘Millî Tiyatro’ Anlayışı ve Şemseddin Sami’nin ‘Besâ yahud Ahde Vefâ’ adlı Piyesi", İlmî Araştırmalar. (8). İstanbul.

Tural, Şecaattin (1999). Şemseddin Sami, İstanbul: Şule.

Tanzimat'tan Bugüne Edebiyatçılar Ansiklopedisi (2001). (II). İstanbul: YKY.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. DİLEK ÇETİNDAŞ
Yayın Tarihi: 02.12.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Tarih-i Mücmel-i FransaCamili Hanı Matbaası / İstanbul1872Çeviri
Taaşşuk-ı Talât ve FıtnatElcevaib Matbaası / İstanbul1872Roman
İhtiyar OnbaşıMatbuat-ı Osmaniyye / İstanbul1873Çeviri
GalatéeMatbuat-ı Osmaniyye / İstanbul1873Çeviri
Seydi YahyaTasvir-i Efkâr Matbaası / İstanbul1874Tiyatro
Besa yahud Ahde VefaTasvir-i Efkâr / İstanbul1875Tiyatro
GaveTasvir-i Efkâr / İstanbul1876Tiyatro
Şeytanın YadigârlarıMihran / İstanbul1878Çeviri
SefillerMihran / İstanbul1878Çeviri
İnsanMihran / İstanbul1878Diğer
EsâtirMihran / İstanbul1879Diğer
KadınlarMihran / İstanbul1879Diğer
GökMihran / İstanbul1879Diğer
YerMihran / İstanbul1879Diğer
EmsalMihran / İstanbul1879Fıkra
LetâifMihran / İstanbul1884Fıkra
Kamus-ı Fransevî (Fransızcadan Türkçeye)Mihran / İstanbul1884Diğer
Himmetu'l-Humâm Fi Neşri'l- İslâmMihran / İstanbul1884Çeviri
RobinsonMihran / İstanbul1885Çeviri
Medeniyet-i İslamiyyeMihran / İstanbul1886Diğer
Yine İnsanMihran / İstanbul1886Diğer
LisanMihran / İstanbul1886İnceleme
Usûl-i Tenkîd ve TertîbMihran / İstanbul1886Diğer
Tasrifat-ı ArabiyyeŞirket-i Mürettibiye / İstanbul1886Diğer
Kamus-ı Fransevî (Türkçeden Fransızcaya)Mihran / İstanbul1887Diğer
Kāmusu’l- A’lâmMihran / İstanbul1888Diğer
Küçük Kamus-ı Fransevî (Fransızcadan Türkçeye)Mihran / İstanbul1889Diğer
Yeni Usûl Elifbâ-yı Türkî,Artin Asaduryan / İstanbul1891Diğer
Küçük ElifbâKarabet / İstanbul1894Diğer
HurdeçînMihran / İstanbul1895Çeviri
Kāmus-ı ArabîMahmud Bey Matbaası / İstanbul1898Diğer
Ali bin Ebi Tâlib Efendimiz'in Eş'âr-ı Müntahabeleri- / İstanbul1898Diğer
Baki’nin Eş’âr-ı MüntehabesiMahmud Bey Matbaası / İstanbul1899Diğer
Tatbikat-ı ArabiyyeBabıali 52 / İstanbul1899Diğer
Kamus-ı Türkîİkdam / İstanbul1900Diğer
Orhun AbideleriAkçağ / Ankara2012İnceleme

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ES'AD, Mehmed Es'ad Efendid. Aralık-Ocak 1686-87 - ö. 1731-32Doğum YeriGörüntüle
2Ataman, Sadi Yaverd. 23 Nisan 1906 - ö. 10 Aralık 1994Doğum YeriGörüntüle
3EMÎN, Nazîrî-zâde Mehmed Efendi,d. ? - ö. 1712-13Doğum YeriGörüntüle
4MAHİRÎ, Osmand. 1850 - ö. 1914Doğum YılıGörüntüle
5Muallim Nacid. 1850 - ö. 13 Nisan 1893Doğum YılıGörüntüle
6CELÂLÎ, Ahmedd. 1850 - ö. 1915Doğum YılıGörüntüle
7ABDURRAHMÂN SÜREYYÂ, Mirduhî-zâded. 1841 - ö. 1904Ölüm YılıGörüntüle
8Abay,İ.Kunanbayevd. 1845 - ö. 06 Temmuz 1904Ölüm YılıGörüntüle
9İSMET EFENDİ, Fındıklılıd. 1845 - ö. 1904Ölüm YılıGörüntüle
10Özlem Akıncıd. 13 Nisan 1966 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Burhan, Sabahattind. Haziran 1954 - ö. ?MeslekGörüntüle
12İsmail Güzelsoyd. 10 Haziran 1963 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Hisar, Abdülhak Şinasid. 14 Mart 1887 - ö. 3 Mayıs 1963Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Abdullah Cevdetd. 9 Eylül 1869 - ö. 28 Kasım 1932Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Gövsa, İbrahim Alâettind. 1889 - ö. 29 Ekim 1949Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Öneş, Ali Avnid. 30 Nisan 1926 - ö. 11 Kasım 1982Madde AdıGörüntüle
17ALİd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18EMÎR SULTÂN, Şemseddîn, Muhammed bin Alî, Şeyh Seyyid Muhammed Buhârî, Emîr Buhârîd. 1368-69 ? - ö. 1429-30Madde AdıGörüntüle