RÜŞTÜ, Rüştü Tecer

(d. 1944 / ö. -)
âşık, çiftçi, çoban
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Rüştü Tecer, 1944 yılında Ulaş’ın Karaşar köyünde doğmuştur. Mehmet ve Emine’nin oğludur. Bir yaşında iken annesini kaybetmiştir. İlkokulu köyünde üçüncü sınıfa kadar okumuş, köyünde çiftçilik ve çobanlık yapmıştır. Geçim darlığı yüzünden gurbete çıkmış, gençliğinin on yılını gurbette geçirmiştir. 1961 yılında Hayriye Hanım’la evlenmiş, bu evlilikten Cemalettin ve Mehmet adında iki oğlu, Ayşe, Dudu, Fadime, Bergüzar ve Elif adlarında beş kızı olmuştur. Askerlik hizmetini Etimesgut ve Kırklareli’nde yapmıştır (Kaya 2009: 524). 

Şiire başlamasında çocukluğunda köy odalarında dinlediği Karacaoğlan, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Battal Gazi gibi hikayelerin büyük rolü olmuştur. Bu dönemde kendisini şiire yönelten bir de rüya görmüştür. Rüyasını şöyle anlatmaktadır:

“Yedi-sekiz yaşlarında iken bir gün rüyamda aksakallı bir ihtiyar gördüm. Köyün mezarlığında geziyordum. İhtiyar, yanıma gelerek elinde bulunan fincanı verdi; ‘Al oğlum bunu iç.’ Dedi. Ben yaşlı adamın elindeki fincanı almak için uzandım. Başparmağım onun başparmağına değdi. Ancak bunu hatırlayabiliyorum. Pirin verdiği kaseyi içemedim. Sadece onun eline dokunabildim. İşte bu tarihten sonra bende şiire karşı aşırı bir sevgi meydana geldi. Şiir söyleme isteğim gittikçe arttı. Şiire karşı aşırı isteğim karşısında ben de şaşırıyordum. Söylemek istiyorum fakat ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Fakat içimde birçok şeylerin dolduğunu ve bunu söyleyerek boşaltmak istiyor, ama bir türlü yapamıyordum. Bu halim 17-18 yaşlarına kadar devam etti. Kış mevsimi idi. Bizim köyde avcının birisi bir gün tavşan yakalamak için dava gitmişti. Yanında gayet zayıf ve cılız bir tazısı vardı. Avcı, tavşanı vurmuş kovalıyor ama bir türlü yakalayamıyordu. Yanındaki tazısı da zayıf olduğu için koşamıyor, sahibinin gerisinde koşuyordu. Ben bu olayı bir süre seyrettim. Avcı tavşanı bir türlü yakalayamadı. Zaten tazının da tavşanın arkasından koşacak takati yoktu. Bu olay benim çok garibime gitmişti. Bu arada yanımda bulunanlardan birisi; ‘Aramızda bir âşık olsa da bu avcıya bir türkü yaksa, şiir söylese.’ Dedi. Bunun üzerine ben bir şiir söyledim. Şiir söylemeye de böyle başlamış oldum.” (Kaya 2009: 524).

Rüştü irticali olan ama saz çalamayan biridir. Şiirlerinin konusunu genellikle dert, gurbet, olaylar, fikri söyleyişler oluşturur. Bunların birçoğunu yazmadığı için unutmuştur. Ustası yoktur. Çevrede ün yapmış Ruhsatî, Feryadî, Seyit Yalçın ve Gürünlü Gülhanî’den etkilenmiştir. Şiirlerinde mahlas olarak Âşık Rüştü’yü kullanmıştır. Bir ara Ummanî’yi kullanmışsa da bundan vazgeçmiştir. Sesi güzeldir ve şiirlerini ezgi ile okumaktadır. 200’den fazla şiiri vardır (Kaya 2009: 524).

Kaynakça

Kaya, Doğan (2009). Sivas Halk Şairleri IV. Sivas: Sivas Valiliği İl Kültür Turizm Müdürlüğü Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. HİLAL ERDOĞAN AKSU
Yayın Tarihi: 20.05.2019
Güncelleme Tarihi: 11.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BAĞRIYANIK, Ali Özkurd. 1952 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2HAYRİYE ALTUNOĞLUd. 1932 - ö. 06.06.1994Doğum YeriGörüntüle
3HALİS SİVASÎ, Halis Üzümcüd. 1929 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4SEYYAHÎ/SEFİL SEYYAHÎ Nihat Muratoğlud. 17.07.1944 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5ALİ SULTAN, Ali Tozkoparand. 1944? - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6HAK RIZA FETRİd. 1944 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7ÜRYÂNÎd. ? - ö. 1889-1890?MeslekGörüntüle
8VEFA/DERTLİ VEFA/SEFİL VEFA, Muharrem Gündüzerd. 1911 - ö. 1981MeslekGörüntüle
9TURAN, Turan Yılmazd. 1922 - ö. 31.05.1991MeslekGörüntüle
10HAMİT, Hamit Budakd. 1923 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11MEHMEDd. 1877-1878 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12ALİ BAŞTUĞd. 1955 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13BAŞHANIM ŞEFİ GIZId. 1878 - ö. 1949Madde AdıGörüntüle
14KUL HALİLd. 1840-1850? - ö. 1905-1915?Madde AdıGörüntüle
15YUSUF, Yusuf Karakaşd. 15.02.1946 - ö. ?Madde AdıGörüntüle