Ahmet Muhip Dıranas

(d. 1908 / ö. 21 Haziran 1980)
Şair, Tiyatro Yazarı, Yönetici
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İstanbul'da doğdu (Kimi kaynaklarda şairin 1909'da Sinop'un Erfelek ilçesine bağlı Salı Köyü'nde doğduğu bilgisi yer alsa da, eşi Münire Dıranas'ın tanıklığına göre şair 1908'de İstanbul'da doğmuştur. Bkz. Dıranas, 1982, s. V). İlkokulu Sinop'ta bitiren Ahmet Muhip, ortaöğrenimini 1929'da Ankara Erkek Lisesi'nde tamamladı. Lisedeki edebiyat öğretmenleri Faruk Nafiz Çamlıbel ve Ahmet Hamdi Tanpınar'ın etkisiyle şiire yöneldi. Ankara Erkek Lisesi'ni bitirdikten sonra bir süre Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çalıştı (1930-1935). Ankara Hukuk Fakültesi'ne iki yıl devam ettikten sonra öğrenimini yarıda bırakarak Güzel Sanatlar Akademisi Kütüphane Müdürlüğü göreviyle İstanbul'a taşındı. Memuriyetinin yanında Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etti ve fakülteden mezun oldu. Dolmabahçe Resim ve Heykel Müzesi'nde müdür yardımcısı olarak çalıştı. 1938'de Ankara'ya döndü ve 1942 yılına kadar CHP Genel Merkezi'nde Halkevleri Kültür ve Sanat Yayınları'nı yönetti. 1940'ta Münire Hanım'la evlendi.

Askerliğini İkinci Dünya Savaşı yıllarında Ağrı'nın Sürbehan Köyü'nde yedek subay olarak tamamladı. "Ağrı" şiiri ile "Gölgeler" adlı tiyatro eserini bu dönemde kaleme aldı. 1945'te terhis oldu. 1946'da Ankara'da Çocuk Esirgeme Kurumu Yayın Müdürü, 1957'de adı geçen kurumun başkanı oldu. 1960'a kadar bu görevini sürdürdü. İş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği, Devlet Tiyatrosu Edebî Kurul Başkanlığı ve Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Zafer gazetesinde yazılar yazdı. DP'den birkaç kez milletvekili adayı olduysa da seçilemedi.

Yayımlanan ilk şiiri "Bir Kadına" başlığını taşır ve "Ankara Lisesi'nden Muhip Atalay" imzasıyla 15 Eylül 1926'da Millî Mecmua'da yayımlanır. Genç şair henüz on yedi yaşındadır. İçtihad ve Servet-i Fünun, Resimli Uyanış (1928), Varlık (1933-1941), Çığır (1934), Kültür Haftası (1936), Ağaç (1936), Yücel (1936-1941), Türk Yurdu (1942-1943), Ülkü (1944-1945), Sanat ve Edebiyat (1947), Hisar (1964) gibi dergilerde şiirler yayımladı.

1953'te Antoine de Saint-Exupéry'nin Küçük Prens adlı romanından yaptığı ilk çeviri, Çocuk Esirgeme Kurumu'nun süreli yayını olan Çocuk ve Yuva'da tefrika edildi. Şiirleri, İş Bankası Kültür Yayınları arasında okuyucularla buluştu. Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste ve Haluk'un Defteri kitaplarından seçtiği şiirlerle "Han-ı Yağma" ve "Tarih-i Kadim" manzumelerini "Türkçeleştirerek" "Kırık Saz" adıyla yeniden yazdı.

21 Haziran 1980'de Ankara'da öldü. Vasiyeti üzerine Sinop'un Erfelek ilçesinin Salı Köyü'nde toprağa verildi.

Ahmet Muhip Dıranas, Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinin “saf şiir” anlayışına mensup şairlerindendir. Gerçekçi sahneler betimleyen “Fahriye Abla”nın şairi olarak tanınmasına karşılık Dıranas, sembolik, romantik ve empresyonist bir şiir dünyası kurmuştur. Müziği şiirin vazgeçilmez ögesi olarak kullanmasıyla sembolik, şiire tarihî bir arka plan eklemesiyle romantik, dış dünyaya ait görünüşleri duyguların süzgecinden geçirip metne dönüştürmesiyle de empresyonist bir şairdir. Ahmet Hamdi Tanpınar, Necip Fazıl, Ahmet Kutsi Tecer ve Cahit Sıtkı Tarancı ile birlikte hece şiirine yeni bir soluk kazandıran şairlerdendir.

Dıranas, bir lise öğrencisi olarak şiir dünyasına adım atarken elinde 19. yüzyıl Fransız şairi Baudelaire’in Elem Çiçekleri vardır. Elem Çiçekleri’ni eline tutuşturansa Ahmet Hamdi Tanpınar’dır. Genç Ahmet Muhip’i derinden etkileyen iki isimden biri Tanpınar diğeri Faruk Nafiz Çamlıbel’dir. Bu iki şair de Ahmet Muhip'in Ankara Erkek Lisesi’ndeki edebiyat öğretmenleridir. Hocalarıyla kurduğu yakın diyalog, Ahmet Muhip’i şiire yöneltir. İlk şiirinin yayımlandığı 1926 yılından yaklaşık kırk yıl sonra Ahmet Muhip, sanata girişindeki büyük etkinin Tanpınar’la başladığını söyleyecektir (Öz 1980: 17). Aynı günlerde Baudelaire ile olan gönül bağını da şu cümlelerle dile getirecektir: “Ben Fransızcayı bile Baudelaire’i okuyup anlamak için öğrendim denebilir. Ve gerçekten de dünyanın en büyük şairi olan Baudelaire’in etkisinde kalmak, benim için olsa olsa bir erdemdir.” (Şiirler: XVII)

Dıranas’ın şiir yolculuğuna çıkarken muhayyilesinde çocukluk yıllarına ait tabiat manzaraları, hatıraları, gözlem ve izlenimleri vardır. İfade aracı ise 1930’lu yılların Türkçesidir. Edebiyat hayatının ilk dönemlerinde Tanpınar ve Necip Fazıl’ın mısra tekniğini, kelime ve imge servetini benimsemiş gibidir (Aktaş 1998: 132). Dıranas’ın şiirini tematik açıdan inceleyen Ahmet Oktay, aydın ve halk arasında sıkışıp kalmayan, aksine yüreğini ve şiirini her ikisine de açan bir Ahmet Muhip Dıranas’ın varlığından söz eder (Akt: Korkmaz 2003: 281) ve iki Ahmet Muhip Dıranas portresi çizer: “Biri şairler, yazarlar arasında özelikle ‘Kar’, ‘Köpük’, ‘Ayaklar’, ‘Olvido’ gibi şiirleriyle dolaşımda kalabilmeyi başarmış, biri de bu çevrede yazınsal değerine kuşkuyla bakılmış ‘Fahriye Abla’ şiiriyle kitleler içinde popülerleşmiş iki Ahmet Muhip Dıranas var. Bu iki şair imgesinden hangisini önemsememiz gerekir. Her ikisini de.” (Börteçine 1993: 617).

Şiiri, “kelimelerle dördüncü bir boyut yaratma çabası” olarak tanımlayan Ahmet Muhip, nesnel dünyanın izlenime dayalı tasvirini yaparken dilin her türlü çağrışım imkânından yararlanır. Şiir dilini kurarken âdeta kelimelerin üzerine titrer. Mısrayı kuyumcu titizliğiyle işler. Bu nedenledir ki Dıranas’ın şiirinde yerini yadırgayan kelime bulmak zordur. Onun şiirlerinde kelimeler, yerleştirildikleri mısralara mutlaka bir müzikalite getirir. Okur, önce kelimenin ezgi değeriyle tanışır. Sade, yalın ve aydınlık mısra yapısı, şiirin dünyasına girmeyi kolaylaştırır. “Dıranas’ın şiirlerini güzel yapan önce dildir. Dilin bir mermer gibi işlenmesi. Bütün gerçek şairler gibi Dıranas da dile alışılmadık bir şekil verir. Bildiğiniz kelimelerin içinden bilmediğiniz hayaller ve düşünceler doğar (Kaplan 1978: 29). Dıranas’ın üslubu ince ve samimidir. Şiirde işçiliği önemsemesine rağmen rahat söyleyişin peşindedir. Hatta zaman zaman “sehl-i mümteni”nin sınırlarında gezinir. Sade ve yalın bir söyleyiş tutturur. Bu, onda şairanenin ihmalini doğurmaz.

Dıranas’ın üslubu üç ana kaynaktan beslenir:

  1. Sembolizm (Simgecilik)
  2. Romantizm (Coşumculuk)
  3. Empresyonizm (İzlenimcilik)

Dıranas, şiirde müziğe ve kapalı anlatımlara yer vermesiyle sembolistlerin yanındadır. Kaldı ki ilk şiirlerinde açık etkisi görülen Baudelaire de sembolist bir şairdir. Dıranas’ın kendisinden önceki kuşaktan özellikle Ahmet Haşim’le üslup akrabalığı kurulabilir. "Gece", "Selam", "Hatıra", "Bahar Şarkısı", "Portre", "Ben ve O" gibi şiirler şairin sembolist tavrına örnek verilebilir. Şiire tarihî ve millî bir arka plan eklemesiyle romantiklere yaklaşan Dıranas, Kaplan’ın deyişiyle “gerçek bir romantiktir.” (Kaplan 1982: 97). İnsan, mekân ve tarih şiirin ikliminde buluşur. "Fahriye Abla", "Elif", "Ağrı", "Köpük", "Serenad", "Olvido", "Ve Böyle Biteviye", "Her Günkü Şarkım" gibi şiirler bu çizginin ilk akla gelen örnekleridir. Dıranas, tabiat tasvirlerine izlenimlerini katmasıyla da empresyonistlere yakın durur. "Sonbahar", "Kar", "Denizi Özleyen Çocuklar", "Bahar Gökleri", "Yeni Bir Yaz Umudu" gibi şiirler bu empresyonist yaklaşımın örnekleridir.

Şiir kitabının "Ağrı" ve "Bu Köyün Garip Kişisi" adlı bölümlerinde yer alan şiirler, çizdikleri aydınlık Anadolu manzarası üzerinde, bu toprağın bahtını, hayatını ve insanını sezdirirler. "Fahriye Abla"daki uçarı ve sevimli genç kız, "Elif"te bir masal prensesi hatta bir tanrıça kimliğine bürünür. Bir yanda balkonu sarmaşıklarla örtülü bahçesinde baharla birlikte akasyaların açtığı kutu gibi küçücük bir evde yaşayan, buğdaysı teni, başak kadar boyu ve vefalı komşuluğuyla güzel, şirin, çapkın, vefalı Fahriye, öte yanda kara taştan bir köyde oturan, eski destanlardan süt emmiş, masalların altın beşiğinde uyumuş, sevincinde bir büyük geleceği müjdeleyen bin yılın kımızı, sonsuza gebe dağ kızı, tanrıça Elif… Bir yanda Köroğlu’nun pencereye sarkan ağaçtan gözlediği, yalnız uykunun örtebildiği, peri rüyalarıyla saçları darmadağın uyuyan Kezban, diğer yanda eşkıya peşinde, geceye karşı atının nal seslerini Cefo’ya dinleterek dağlarda dolaşan Osman Binbaşı. Aralarındaki fark, Fahriye Abla'da mekân, Elif’te tarih, Kezban’da kültür, Osman Binbaşı’da nizam fikrinin hâkim olmasıdır. Adı anılanların hepsi de Anadolu toprağının insanı olmaları bakımından birbirine benzer.

Dıranas, estetiğini oluştururken halk şiiri, divan şiiri ve Fransız şiirinden etkilenir. Sınırsız insan sevgisini, rahat bir söyleyişle buluşturur. Modernizmin hoyratça tükettiği sevgi, merhamet, dostluk gibi duyguları özenle şiirin dünyasına taşır. Anadolu coğrafyasını ve yaşama tarzı, geçmişi, kaderi ile birlikte insanı resmeder. Geleneğin masal ve destan unsurları, ferdî tasarrufun süzgecinden geçerek şiirleşir.

Dıranas’ın şiirinde insan ve tabiat asıl temalardır. Ancak bu iki kavram iki ayrı tema olarak değil, hayat çevresinde ve sevgi ekseninde bütünleşerek karşımıza çıkar. Ne tabiat tek başınadır ne de insan. Örneğin "Ağrı" adlı şiirde tasvir edilen dağ, birdenbire sonsuzluğa yelken açan sihirli bir gemiye dönüşür. Çünkü şair, “rıhtımda bekleyen yolcu” benzetmesiyle kendini bu tabloya eklemiştir. "Kar", "Serenat", "Selam", "Olvido", "Ve Böyle Biteviye" gibi şiirler, insan-tabiat sentezinin ürünüdürler. Ahmet Muhip Dıranas’ın şiirini yansıtan, onun edebiyat tarihimizdeki yerini belirleyen şiirler de bunlardır zaten. Ahmet Muhip tarzı şiiri bu örneklerde aramak gerekir.

Dıranas’ın şiirleri tematik gruplandırmaya tabi tutulduğunda sanatçı duyarlığı, aşk, barış ve mutluluk özlemi, şehir bunalımı ve kaçış, zaman, sonsuzluk ve ölüm, insan sevgisi gibi başlıklar tespit edilebilir. Sanatçı duyarlığını yansıtan şiirler, sanatı “bir ruh disiplini” olarak yorumlayan şairin, sanatkâr psikolojisini yansıtır. "Selam", "Her Günkü Şarkım", "Çeşme Başında", "Esenlik Size", "O Şarkı", "Evreni Sevmek ki" gibi şiirlerde Dıranas’ın poetikasını bulmak mümkündür. Şiir, ömrün ve ölümün güzelliğini söylerken şair, güzellikler alıp satma, insanlığı güzel kavramıyla yüceltme sorumluluğu üstlenir: "Güzellikler alır satarım, gelişim bu. / Güzel tellâlıyım ben; alan var mı? Neşem bu. / Güzel’le yüceltirim insanlığı, işim bu, / Çirkini, kabayı ve hamı kayıramam ki." ("Evreni Sevmek ki")

Şair, özellikle "Serenat", "Bahar Şarkısı", "Hatıra", "Olvido" gibi şiirleriyle samimi bir aşk şairidir. Kaplan’ın tespitiyle “onda hayatın korkunç boşluk ve dramını sevgili ve güzellik duygusu doldurur.” (Kaplan 1978: 230). Dıranas’a göre, dile getirilmemiş olsa bile aşk, hayatı, dünyayı ve eşyayı güzelleştirir. Aşk gidince geriye hatıra düzleminde acılar, kederler, pişmanlıklar kalır.

Dıranas’ta tüm insanlık için yoğun bir barış ve mutluluk özlemi dikkati çeker. Şair, modern dünyanın boşluk ve hiçlik duygularından kaçarken bir sığınak arar. Gözlerini tabiatın ihtişamına çevirdiğinde insanoğlunun yaşadığı dramı daha yakından keşfeder. Tabiatın sonsuz güzelliği ve cömertliği karşısında insanoğlunun yaşadığı boş ve süfli hayata derinden üzülür. En güçlü ifadesiyle "Ağrı" şiirinde dile getirilen bu ulvi duygu, Dıranas’ın hemen hemen bütün şiirlerini besler. Dıranas, "Maşar Dağı"nda bu dramın kaynağını bulur gibi olur. Tabiat ve dünyaya hapsolan insan, Tanrı ile olan bağlarını koparmıştır.

Dıranas, "Şehrin Üstünden Geçen Bulutlar", "Denizi Özleyen Çocuklar", "Bir Kavsin Altında Şehir", "Aynalar", "Bitmek Tükenmek Bilmez Can Sıkıntısı", "Bir Sokak", "Adamlar ve Güller Kan Ağlıyordu" gibi şiirlerinde büyük şehir yanlılığından yakınırken, "Dağlara" adlı şiiriyle yaşadığı bunalıma çözüm yolu bulur. Şair için şehir, “tasalı camlarıyla, camların arkasındaki soluk yüzlü adamlarıyla” ("Her Şeyin Uzaklaştığı Saat"), “kaldırımlarına mavi tüylerin yağdığı, geceleri bir gitar ya da mandolin sesinin çıkardığı hüzünlü şarkılarla dolan ihtiyar bir mekân” ("Bir Kavsin Altında Şehir")dır. "Dağlara" şiiri ise bir çağrı ünlemiyle başlar: "Gel! Seninle yüce dağlara çıkalım!" Bu çağrı “bitmez tükenmez iç sıkıntısı”ndan kaçma arzusunu hissettirir. Şair, şehrin kasvetli ikliminden uzaklaşıp dağların hür havasına sığınır. Kendisi ile dağlar arasında özdeşlik kurar: "Yalnız yüce dağlar benim aşkıma eş".

"Darağacı", "Kadavra", "Bir Tren Yolculuğu", "Geçen Günler", "Saat", "Zaman ve Kişi", "Biraz Daha", "Kendimle", "Ve Böyle Biteviye" gibi şiirler zaman, sonsuzluk ve ölüm temaları üzerine kurulur. "Saat", "Zaman ve Kişi" adlı şiirlerde insanın zaman karşısındaki acizliğine vurgu yapılır: "Saat çalar, zaman yürür / Ben susarım, otururum / Saat çalar, zaman yürür". Saatin konuşmasına karşı susma, zamanın yürüyüşüne karşı durma tezadı, insanda yetersizlik ve çaresizlik duygusu uyandırır.

“Ve Böyle Biteviye”de “dar bir vaktin ürperttiği insan, belirsiz bir âlemde, pencere önünde oturup geleceğini umduğu baharı bekler.” “Rüya” adlı şiirde ise, bu “biteviye gidiş”in daha gizemli bir hâl aldığı görülür: “Bizimkine benzemeyen illerde / Al bir at üstünde dört nal gidiyordum.” Öte yandan şair, son umudunu “ölüm kıyılarından haber getirecek güvercin”e bağlamıştır. Bu umut bağlayış ölüme gizli bir sevimlilik kazandırır.

İnsan sevgisi, Dıranas’ın işlediği ana temalardan biridir. Gelenekte var olan insan sevgisi, ülke sınırlarını aşarak evrensel çizgide hümanist tavırla buluşur. Bütün bir yeryüzü coğrafyasında insana yönelik sevgi, şefkat ve merhamet duyguları, şiirin dünyasına taşınır. “Evreni Sevmek ki” adlı şiir hümanist tavrın yansıdığı tipik örneklerdendir.

Dıranas, hece ölçüsüne ve kafiyeye sıkı sıkıya bağlı bir şairdir. Ancak bu bağlılık, onu hece ölçüsünde yenilik yapmaktan alıkoymaz. Durakları kaldırır ve hece şiirinin mekanik sesini yumuşatır. Şiire esnek ve kıvrak bir söyleyiş kazandırır. Bir yandan da gelenekte kullanılmayan 6, 9, 10, 12, 13, 20’li hece gibi kalıplarla şiirini kurar. “Benim şiirlerimde vezin vardır, kafiye vardır ama ben ne kafiye düşkünüyüm ne de vezin mutaassıbı” diyen Ahmet Muhip Dıranas, bu “muhafazakârlık” anlayışını şöyle açıklar: “Vezin ve kafiye üzerinde ayak direyişim, başladığım bir şeyi en iyi şekilde bitirme çabasından kendimi yoksun kılmamak içindir. Ve ben, vezinli ve kafiyeli şiirden de yarınki anlayışı, yarınki zevki doyuracak bir sonuç elde edilebileceğine inanıyorum.” (Dıranas 1982: XIII)

Vezin ve kafiyenin kolay buluşları tahrip işinde sanatkâra yardımcı olduklarını da ifade eden Dıranas, şiirlerinin tamamını hece vezniyle ve kafiyeli olarak kaleme almıştır. Geleneksel nazım şekillerinden en fazla koşma ve mesneviye iltifat eden, klasik Batı şiirinden de sonnet formunu benimseyen Dıranas, söz konusu nazım şekillerine şahsî ritim duygusuyla ve mısra yapısıyla özgün bir ses kazandırır.

Dıranas, Gölgeler ve Çıkmaz (İlk sahnelendiği zamanki adıyla O Böyle İstemezdi) gibi tiyatro eserleriyle de üzerinde durulması gereken bir imzadır. Özellikle Gölgeler, Cumhuriyet Dönemi Türk dramatik edebiyatında tragedya türünün ilgi çekici bir örneğidir. Üç perdelik oyunda olay bir baba ve eşi, oğlu, kızı, komşusu ve hizmetçisi arasında geçer. Başkişi baba, “her kelimesini iç dünyasının derinliklerinden çekip çıkaran” elli-elli beş yaşlarında bir adamdır. Yaşlanma endişesinin kaynaklık ettiği yalnızlık duygusu ve çevresi tarafından anlaşılamama durumu kahramanın trajedisini oluşturur.

Kaynakça

Aktaş, Şerif (1998). Yenileşme Dönemi Türk Şiiri ve Antolojisi (1920-1940). C. 2. Ankara: Akçağ Yayınları.

Batur, Enis (1993). Yazının Ucu. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Bezirci, Asım (1996). İkinci Yeni Olayı. İstanbul: Evrensel-Basım Yay.

Börteçine, Ahmet Oktay. (1992). Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı (1923-1950). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.

Cengiz, Metin (2002). Modernleşme ve Modern Türk Şiiri. İstanbul: Telos Yayınları.

Demiralp, Oğuz (Ocak-2005). "Usun Gülümsemesi". Kitap-lık. S. 79.

Dıranas, Ahmet Muhip (1982). Şiirler-Yaşam Öyküsü, Sanatçı Kişiliği ve Tüm Şiirleri. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Doğan, Mehmet H. (2008). İkinci Yeni Şiiri, Türk Şiirinden Son Okumalar. İstanbul: İkaros Yayınları.

Doğan, Mehmet H. (Şubat-1990). "Sanki artık hiç şiir yazamayacağım". Milliyet Sanat Dergisi.

Enginün, İnci (2001). Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Günyol, Vedat (1999). Çalakalem. İstanbul: İş Bankası Yayınları.

Gür, Âlim (2007). Ahmet Muhip Dıranas, Hayatı. Eserleri, Sanatı. Ankara: Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları.

Gür, Âlim (2016)." Dıranas, Ahmet Muhip". İslam Ansiklopedisi. Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. Ek 1.

Kabaklı, Ahmet (2001). Türk Edebiyatı. C. 4. İstanbul: Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları.

Kahraman, Hasan Bülent (2004). Türk Şiiri, Modernizm, Şiir. İstanbul: Agora Kitaplığı.

Kaplan, Mehmet (1978). Edebiyatımızın İçinden. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Kaplan, Mehmet (1982). Şiir Tahlilleri I. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Kırcı, Mustafa (1997). Ahmet Muhip Dıranas, Hayatı, Fikirleri, His Dünyası. Ankara: Akçağ Yayınları.

Korkmaz, Ramazan (Ed.) (2005). Yeni Türk Edebiyatı El Kitabı (1839-2000). Ankara: Grafiker Yayınları.

Öz, Erdal (Ağustos-1980). "Dıranas’la 62 yılında". Milliyet Sanat Dergisi.

Sazyek, Hakan (1996). Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirinde Garip Hareketi. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları.

Şimşek, Tacettin (1986). Ahmet Muhip Dıranas-Hayatı ve Şiiri. Bitirme Tezi. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi.

Tanpınar, Ahmet Hamdi (1992). Edebiyat Üzerine Makaleler. İstanbul: Dergâh Yayınları.

Ünlü, Mahir ve Ömer Özcan (2003). 20. Yüzyıl Türk Edebiyatı. C. 2. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

www.ykykultur.com.tr/dergi/?makale=614&id=83 - 29k

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ TACETTİN ŞİMŞEK
Yayın Tarihi: 15.11.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Tevfik Fikret-Kırık SazTürkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Ankara1975Şiir
Oyunlar (Gölgeler-Çıkmaz)Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Ankara1977Tiyatro
Şiirler-Ahmet Muhip Dıranas-Yaşam Öyküsü, Kişiliği ve Tüm ŞiirleriTürkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Ankara1982Şiir
YazılarAdam Yayıncılık / İstanbul1994Deneme
Oyunlar/Gölgeler-Çıkmaz-FintenAdam Yayıncılık / İstanbul1995Tiyatro
Antoine de Saint-Exupéry/Küçük PrensKapı Yayınları / İstanbul2015Roman

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Ersoy, Mehmet Akifd. Kasım/Aralık 1873 - ö. 27 Aralık 1936Doğum YeriGörüntüle
2RÂŞİD AŞKÎ BEY, İstanbullud. ? - ö. 1916Doğum YeriGörüntüle
3PAZARBAŞIZÂDE, Hüseyin Mahvî/Fâriğ Çelebid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Nur Tahsin Salord. 14 Ağustos 1908 - ö. 27 Kasım 1996Doğum YılıGörüntüle
5Fırat, Halil Bediid. 1908 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Nimet Çalapalad. 1908 - ö. 1984Doğum YılıGörüntüle
7Demiraslan, İlhand. 24 Ağustos 1928 - ö. 29 Kasım 1980Ölüm YılıGörüntüle
8Yazar, Mehmet Behçetd. 1890 - ö. 2 Temmuz 1980Ölüm YılıGörüntüle
9Behzat Sinopluoğlud. 19 Ağustos 1907/1 Mart 1910 - ö. 30 Ocak 1980Ölüm YılıGörüntüle
10Şinasid. 1826 - ö. 12 Eylül 1871MeslekGörüntüle
11Anadol, Kemald. 25 Kasım 1941 - ö. ?MeslekGörüntüle
12Koçin, Abdülhakimd. 1965 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Ahmet Balad Coşkund. 1962 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Bucak, İpek Nevrad. 11 Ocak 1952 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Tufan Çolakd. 01 Ocak 1976 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16YETİMÎ, Ahmet Yetimd. 1947 - ö. 2016Madde AdıGörüntüle
17Ahmet Sandald. 1965 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18Sepetçioğlu, Mustafa Necatid. 1932 - ö. 8 Temmuz 2006Madde AdıGörüntüle