Aslı Erdoğan

(d. 08 Mart 1967 / ö. ?)
Yazar, Romancı
(Yeni Edebiyat / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Ekonomist Mine Hanım ile elektrik mühendisi Ünal Bey'in kızı olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Kadıköy Koleji (1977) ve İstanbul Amerikan Robert Lisesini (1984) bitirdi. 1988'de Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünden mezun oldu ve aynı bölümde araştırma görevliliği (1990-1991, 1993-1994) yaptı. 1992-1993 yılları arasında Avrupa Nükleer Araştırma Merkezinde (CERN) yüksek enerji fizikçisi olarak çalıştı. Boğaziçi Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde başladığı yüksek lisans eğitimini 1993'te tamamladı. 1994-1995 yıları arasında Rio de Janerio'da Katolik Üniversitesi Fizik Bölümünde araştırma görevlisi ve öğretim üyesi olarak çalıştı. Aslı Erdoğan, 1994’te ilk romanı olan Kabuk Adam’ın yayımlanmasının ardından Brezilya’da Rio de Janerio’da Katolik Üniversitesinde başladığı doktorayı bırakarak Karayipler, Brezilya, Peru, Arjantin ve Ekvator’da uzun süren yolculuklar yapar (Tağızade Karaca 2006: 51). Gündüz fizik dengeleri, geceleri edebiyat... Yazarlığı seçmeden önce hayatının tek gerçeği budur (Bağcı 2010: 1). Yurda döndükten sonra yazarlıkta karar kılmış ve yazarlığın yanı sıra sokak tiyatrosu koreografisi için sosyal araştırmalar yapmış, klasik müzik üzerine radyo programları hazırlamış, ağırlıklı olarak edebiyat ve mitoloji konularında dersler vermiş, sokak çocukları ve tutuklu aileleri ile ilgili gönüllü çalışmalarda bulunmuştur (Parlakpınar 2012: 19). Bir müddet bilgisayar programcılığı, dansçılık ve İngilizce öğretmenliği yaptı. Radikal (1999 - 2000) ve Özgür Gündem gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.

Eserleriyle ilgili Cambridge, Berlin, Hannover, Köln, Oslo, Stokholm, Stavenger, Paris, Saint Malo, Metz, Antwerp, Den Hag, Lizbon, Jakarta ve Erivan’da düzenlenen proje ve toplantılara davet edildi. Türkiye’deki Edebiyat Forumu’nun ve Diyarbakır’ın ilk kültür-sanat merkezi olan Diyarbakır Sanat Merkezinin kuruculuğunu üstlenen Erdoğan, PEN Yazarlar Derneği ve TYS üyesidir. İlk yurtdışı ödülünü 1996 yılında alan Aslı Erdoğan ulusal ve uluslararası alanda yaklaşık yirmi beş ödüle layık görüldü. Başlıca ödülleri arasında; 1990 yılında kaleme aldığı Son Elveda adlı öyküsüyle Yunus Nadi Yayımlanmamış Öykü Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1997'de Deutsche Welle (Almanya’nın Sesi Radyosu)'nin düzenlediği yarışmada Tahta Kuşlar adlı öyküsüyle Birincilik Ödülü, Hayatın Sessizliğinde (2005) adlı deneme kitabıyla Dünya Yayınlarınca verilen Yılın Kitabı Ödülü, 2011'de Norveç’te Sınırdaki Sözcükler Ödülü, Taş Bina ve Diğerleri (2009) adlı hikâye kitabıyla 2010'da 56. Sait Faik Hikâye Ödülü, Türkiye Yayıncılar Birliği 2017 Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, 2019 'Vaclav Havel' Kütüphane Ödülü gösterilebilir. Yazar ayrıca Lire dergisi tarafından “Geleceğin 50 Yazarı” arasında gösterildi.

Çağdaş Türk edebiyatının hikâye, roman ve deneme (şiirsel düzyazı da denebilir) türlerinde ön plana çıkarak başarılı eserler ortaya koyan Aslı Erdoğan; adından söz ettirmiş, geniş bir okur kitlesine hitap etmeyi başarmış, gerek ulusal gerekse uluslararası alanda önemli yazarlar arasınde kendine yer edinmiş bir isimdir. Onun şahsiyetinin önemini aldığı ödüllerde değil; eserlerinde ele aldığı temaları "ben" anlatımıyla okura sunmasında, kendi bilinçaltını kullandığı tekniklerle edebî metnin gövdesine başarıyla yansıtarak okurun o metinde kendini bulmasında ve şiirsel dilinde aramak gerekmektedir. Metinlerinde şiirsel bir dil hâkimdir ve az sözle çok şey anlatmayı tercih eder. "Sözcükler yarasalar gibi beynimde uçuşuyor. Sağa sola çarparak, kanatlarında yaralar açarak... Gece renklerine bürünüp dışarı fırlıyorlar. Çarem yok peşlerinden gideceğim." (Erdoğan 2016: 50) diyen Erdoğan, yalnızlığı ve yaşanmışlıkları metaforlarla yüklü bir anlatımla dile getirirken kelimelerden medet umar ve edebiyata sığınır. Eserlerinde işlediği temalar, kullandığı üslûp ve varoluşçuluk çizgisiyle önce Avrupa’nın dikkatini çeker.

Küçük yaşlardan itibaren yazma meraklısı olan Aslı Erdoğan'ın 10 yaşındayken yazdığı bir hikâyesi ile şiiri çocuk dergisinde yayımlanır. Yazarlık yolundaki ciddi denilebilecek ilk kalem tecrübesi ise 1990'da yazdığı Son Elveda adlı hikâyedir. 1991'de Argos’ta yayımlanan Mektup Size adlı hikâye ile de edebiyat ortamına adım atar. Daha sonraki hikâye ve yazılarını Argos'un yanı sıra Adam Öykü ve Atlas dergilerinde yayımlamayı sürdürmüştür. Aslı Erdoğan için yazma eylemi içinde bulunduğu koşullara göre değişir ve bunu bir söyleşisinde şöyle dile getirir: "Hayatımda düzenli aralıklarla tökezlediğim için yazmak benim için bir sağ kalma çabası ama bugün yazma nedenim, yarınkinden farklı olabilir, dünkünden de farklıdır. Neden yazdığıma dair bulabildiğim yanıtların hiçbiri tam olarak doğru ve tek değil” (Yılmazçelik 2009'dan akt. Parlakpınar). Gerek röportajlarında gerek eserlerinde yazar ‘anlatma ihtiyacı’ndan bahseder. Eserlerinin ortaya çıkma sebebi olarak gösterilen ‘ihtiyaç’ da özel yetenekli olmasıyla ilgilidir. Yazarın üstün zekâlı olmasının ortaya çıkardığı yoğun ifade gereksinimi, muhatap alınıp dinlenilmenin nadir görüldüğü çocukluk evrelerine denk gelmesiyle sekteye uğrar ve benliğiyle çevresi arasında şiddetli çatışmalar yaşamaya başlar." (Armağan 2013: 5). Bu noktadan hareketle Erdoğan'ın roman ve hikâyelerinde otobiyografik ve psikanalitik unsurlar ağır basar. Gerek romanları gerek hikâyeleri psikanalitik ve otobiyografik okumaya gayet müsaittir.

Kabuk Adam (1994) Aslı Erdoğan'ın ilk romanıdır ve Karayipler’in bir adası olan St. Croix’de, okyanus dibinden çıkarttığı deniz kabuklarıyla geçimini sağlayan Tony ile sevgiyi yalnızca başarı elde ettiğinde görmüş olan “kahraman” arasında geçen yakınlaşmayı konu edinir. Eser, “Dünya ülkeleri fizik bilimi insanlarının toplandığı bir otelde bir fizikçi olarak kendisini çevresi içerisinde garipseyen; hayatını, uğraşını sorgulayan bir kadının bir adamla tanışma hikâyesini anlatır.” (Gazi, 2013: 57'den akt. Parlakpınar). Aslı Erdoğan'ın ikinci kitabı Mucizevi Mandarin (1996) "yazar" kimliğiyle adını geniş kitlelere duyurmasında etkili olmuştur. Yazar, Mucizevi Mandarin'i CERN’de günde 14 saate varan yoğun ve insanlardan son derece kopuk bir yaşantı sürdürdüğü dönemde kaleme almıştır. Kişilik çatışmasının yaşandığı hikâyelerde yoğun bir yalnızlık duygusu hâkimdir. Erdoğan da bu hususu vurgulamakla birlikte yapıttakilerin bunalmış kadın öyküleri olduğunu ifade etmektedir. Mucizevi Mandarin, ikisi uzun olmak üzere toplam altı hikâyeden meydana gelmektedir. Eser; İsveç, Almanya ve Bosna’da da beğeniyle karşılanmış ayrıca Norveççeye de çevrilmiştir. İsveç’te büyük yankılar uyandıran Mucizevi Mandarin; Mourakabi, Joyce Carol Oates ve Vaclav Havel'in eserleri ile birlikte yılın kitapları arasında yer almıştır (Bağcı 2010: 32). Yazar, yaşamının hemen her evresinde baş gösteren umutsuzluk, depresyon, ölüm, öteki, cinsellik, şiddet gibi konuları Kabuk Adam ve Mucizevi Mandarin'den sonraki eserlerinde daha da belirginleştirir.

Erdoğan'ın yazarlığında zirve noktası olarak kabul edilen ve yabancı ülkelerde adını duyurmasını sağlayan Kırmızı Pelerinli Kent (1998) başkahraman Özgür’ün okumak için gittiği Rio’da okuldan atıldıktan sonra öğretmenlik yaparak yaşamını devam ettirmeye çalışmasını anlatmaktadır. Rio de Janerio bunaltıcı sıcakları, dehşet saçan sokakları ve tehlikeli insanlarıyla tam bir “Kırmızı Pelerinli Kent”tir. Renkli karnavalın ardında hırsızlık, bomba, şiddet, açlık, şefkat, cinayet gizlidir (Bağcı 2010: 9). Kırmızı Pelerinli Kent, tek bir kitap olarak görünse de esasen kitabın içinde yazılan başka bir kitabın adıdır. Bir başka ifadeyle ortada tek bir kitap var olarak görünse de içinde aynı adlı başka bir kitabı daha taşımaktadır. Kurmacanın kurmacası ya da roman içinde roman kullanma tekniğinin iyi bir örneği sayılabilecek bu romanda böylece iki hikâye üst üste bindirilir. İç romanın kahramanı Ö.'dür. Tıpkı Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ındaki C. gibi bu kahramanın adı da tek harftir (Parlakpınar 2013: 32). Kırmızı Pelerinli Kent; 2003'te Norveç'in köklü yayınevi Gylendal tarafından basılmış, Fransa’da Actes Sud adlı yayınevi tarafından La Ville dont la Cape est Rouge adıyla yayımlanmış ve yoğun talep görmüştür. Yine aynı yıl Alman yayınevi Unionsverlag tarafından hayata geçirilen “Türk Kitaplığı” projesi kapsamında Almancaya çevrilmesi kararlaştırılan Türkçe kitaplar içinde yer almıştır. 2010'da Ulla Lundstnom'un çevirisiyle İsveç’te Türk edebiyatından Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal’e yer vermiş olan Ramus Yayınevi tarafından da basılmıştır. Aslı Erdoğan ayrıca Lan Mc Ewan, Antonio Tabucchi, Erica Jony, Siri Hustvedt gibi önemli yazarların bulunduğu Kultur Huset listesinde, sonbaharın en iyi sekiz yazarından biri seçilmiştir. Kırmızı Pelerinli Kent birçok şehir romanı arasından Joyce ve Kafka’nın eserleriyle karşılaştırılmış ve olumlu eleştiriler almıştır. Erdoğan'ın romanlarına hâkim olan temalar kaçış, arayış ve yabancılaşmadır.

Metaforik bir anlatıma sahip olmakla birlikte ikinci hikâye kitabı olma özelliği de taşıyan Taş Bina ve Diğerleri (2019)'nde Aslı Erdoğan şiirsel dilini sürdürür. Esasen "Taş Bina" ilk olarak Radikal gazetesinde, 9 Şubat 1999'da bir gazete yazısı olarak yayımlanmıştır. Erdoğan, kendisiyle yapılan bir söyleşide bu yazının hikâyeye dönüşmesinin, sonradan yapılmış rötuşlarla gerçekleştiğini ve "Taş Bina" hikâyesinde gerçek hayatının yirmi yılından kesitler olduğunu söylemektedir. Kitaptaki hikâyeler kapatılma, işkence ve suçluluk temaları etrafında şekillenmiştir.Taş Bina ve Diğerleri kitabında öne çıkan ikinci ve en mühim hikâye "Tahta Kuşlar"dır. Aslı Erdoğan’ın Deutsche Welle ödülünü kazanmasını sağlayan hikâye çeşitli sebeplerle sanatoryuma kapatılan kadınların özgürleşebilme çabalarını anlatır. Başkişi konumunda bulunan Filiz Kumcuoğlu aylar sonra ilk defa cumartesi günü dışarı çıkabilme izni kazanır. Arkadaşları Filiz’i o gün orman içine yapacakları Amazon Expresi adındaki gezintiye davet ederler. Hemen hepsi hayattan darbe yemiş, küskün ve kırgın olan bu kadınların düzenledikleri aslında sıradan bir gezinti değildir. Belirlenen hedefe vardıklarında yakında bulunan bir üniversitenin kürek takımının oyuncularının antrenman için oradan geçtikleri, kadınların da gençlere kendilerini gösterip beğendirmek amacıyla kaybettikleri güzelliklerine tekrar ulaşabilme amacında oldukları anlaşılır. Hayattan bir beklentisi olmadan istediklerine ulaşabileceğini düşünen insanlarla ihtiras sahiplerinin bir arada bulunduğu hikâyede, beğenilme arzusuyla başlayan özgürlük yolunun kapıları aralanır (Armağan 2013: 56).

Karaca, taş bina metaforunun yanı sıra duvar izleği, orman, nehir gibi mekânların kahramanların iç dünyası hatta şuuraltının yansımasında yüklendikleri anlamların irdelendiğine vurgu yapmış ve Taş Bina ve Diğerleri'ni şöyle değerlendirmiştir: "Aslı Erdoğan Taş Bina ve Diğerleri’nde yer alan hikâyelerinde bilinç ve bilinçaltının derinliklerini edebî eserin önemli unsurlarından olan mekândan da yararlanarak sunmuştur. Hikâyelerde kahramanların acılarını, yaralanmışlıklarını, yalnızlıklarını barındıran ‘Taş Bina’ bir metafor olarak anlatımı güçlendirmektedir. Taş Bina ve Diğerleri’nde taş bina karşımıza gerçek ve düşsel boyutuyla çıkarak kahramanların ruh hâllerini bütün yönleriyle değerlendirmede etkili olmuştur. Yazar, Taş Bina ve Diğerleri’nde kahramanların ruh hâllerini taş binanın yanı sıra orman, uçurum, nehir ve duvar gibi şiddeti ve ölümü hissettiren diğer unsurlarla da güçlendirerek mekânın hâlleriyle etkileyici bir anlatımla sunmuştur." (Karaca 2015: 155). Taş Bina ve Diğerleri dolayısıyla, Darüşşafaka Cemiyeti ve YKY tarafından düzenlenen yarışmada Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Hilmi Yavuz, Jale Parla, Murat Gülsoy, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, ve Beşir Özmen’den oluşan jüri "Çağımızın dilsiz tanıklığını mekânın, bedenin ve imgenin içinden dokuyarak, evrensel insanlık acılarını seslendirmekte gösterdiği ustalık"ı gerekçe göstermiş ve Aslı Erdoğan 56. Sait Faik Hikâye Ödülü'ne değer görülmüştür.

Çağdaş Türk Edebiyatı'nın tanınan yazarlarından biri olan Aslı Erdoğan'ın anlatılarına genel olarak bakıldığında hikâye ve romanlarının temeline bireyi yerleştirdiği anlaşılmaktadır. Bu eserler teknik açıdan değerlendirildiğinde metinlerarasılık, üstkurmaca, çoğulculuk, metaforik anlatım gibi postmodernizmin imkânlarından mümkün olduğunca faydalanıldığı görülmektedir. Karakterler hayal kırıklığı yaşayan, yenik düşmüş, sürekli mücadele içinde gel-gitler yaşayan, topluma ayak uyduramayan, hiçlik duygusu içinde yabancılaşmış ve yalnızlaşmış özellikleriyle dikkat çekmektedir. Yazarın bilinçaltı ve çocukluğuna bağlı olarak anlatma ihtiyacından doğan fakat bir türlü dile getirilemeyen duygu ve düşünceler, karakterlere yansır ve bir "iletişimsizlik" ortaya çıkarır. Bağlı olduğu topluma ve içinde yaşadığı düzene başkaldır(a)mayan, hayata varoluşçu bir pencereden bakan, yaşadıkları kötü olayların işkence ve ceza ile karşılık bulacağına inanan bireylerin ruh hâlleri belirgin bir şekilde sezilmektedir. Baş karakterler çoğunlukla adı zikredilmeyen kadınlardır. Kahramanların yaşadıkları yerler çoğu zaman sadece barınma vazifesi gören bakımsız, harap evler; soğuk, itici hastane odaları; bazen polis karakollarını bazen hapishane hücrelerini ifade eden taş binalar; kenar mahalleler veya gettolardır. Okuyucu gözünden bakıldığında kapalı-dar mekâna gibi görünen bu yerlerin çoğu, kahramanların yaşam alanlarının değişmez parçası hâlini alarak açık-geniş mekân olurlar (Armağan 2013: 90). Yazarın yaşamından izler taşımakla birlikte karakterler birebir kendisi değildirler ve yazar, anlatılarında çok fazla açıklama yapma gereği duymadan okura izini süreceği küçük ipuçları verir

Aslı Erdoğan; salt bir romancı ya da hikâyeci değil Bir Yolculuk Ne Zaman Biter (2000), Hayatın Sessizliğinde (2005), Bir Kez Daha (2006) ve Bir Delinin Güncesi (2006) adlı kitaplarıyla başarılı bir deneme yazarıdır da. Bir Yolculuk Ne Zaman Biter, Aslı Erdoğan’ın Radikal'de yazdığı köşe yazılarını topladığı kitabıdır. Bir aydın gözüyle dünyaya bakan, hayatı sorgulayan duyarlı bir bakışla kaleme alınmış bu yazılarda 90’lı yıllar Türkiyesi’nde yaşanan bazı acı olaylar, Türkiye’deki şiddet ortamı, faili meçhul cinayetler, cezaevleri, işkence olayları, yazarın yabancı ülkelerdeki izlenimleri, yazma eylemi, gündelik sorunlar gibi konular ele alınmıştır (Parlakpınar 2013: 35). Bu eserler arasında şiirsel dili ve türler arası özelliğiyle dikkat çeken Hayatın Sessizliğinde'dir. Doğan Hızlan, eserdeki metinlerin "şiirsel düzyazı" olduğunun altını çizmiş ve şöyle değerlendirmiştir: “Erdoğan, her zamanki geniş açısıyla, birçok kavramı, ‘şey'i, hayatın içine giren ve çıkan nesneleri sorguluyor. Listeye giren konular o kadar çeşitli, o kadar renkli ki, deneme tadına da varabilirsiniz ya da bu tür tanımına denemeyi de katabilirsiniz” (Hızlan, 2005). Bir Delinin Güncesi, Toplu Denemeler serisinin birinci kitabıdır. Radikal gazetesindeki yazılarından oluşan kitapta yazar, 12 Eylül döneminde yaşanan birbirinden ilginç ve trajik birçok olaya yer verir. İstanbul-Cihangir'de yaşayan siyahîlerin gördüğü baskı ve zulümden, Ulucanlar Cezaevindeki isyana kadar birçok olayı kendi perspektifinden anlatır. Toplu denemeler serisinin ikinci kitabı Bir Kez Daha, Aslı Erdoğan’ın daha önce Bir Yolculuk Ne Zaman Biter ve Bir Delinin Güncesi adlı deneme kitaplarında bulunan bazı yazılarından ve daha sonra kaleme aldığı çeşitli gazete yazılarından oluşmaktadır.

Kaynakça

Armağan, Burak (2013). Aslı Erdoğan Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi.

Arman, Ayşe (2017). "Aslı Erdoğan’ın tüm dünyadan toplamadığı ödül kalmadı... İstanbullu Kafka". Hürriyet. 10 Mayıs 2017. http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/asli-erdoganin-tum-dunyadan-toplamadigi-odul-kalmadi-istanbullu-kafka-40452802 [Erişim Tarihi: 18. 10. 2019]

Erdoğan, Aslı (2016). Bir Delinin Güncesi. İstanbul: Everest Yayınları.

Hızlan, Doğan (2005). “Fuarın Ödüllü Kitapları”. Hürriyet. 15 Ekim 2005.

Karaca, Şahika (2012). "Aslı Erdoğan`ın Taş Bina ve Diğerleri`nde Mekânın Hâlleri". Türkbilig. S. 24. s. 155-170.

Öğüt, Hande (2005). "Göçebe Zamanının Yazarı: Aslı Erdoğan". Varlık. C 73. S. 1177.

Özilhan, Esra (2013). Sestan Yazıya Uzanan Yol: Aslı Erdoğan Yapıtlarında Yazarın Sessiz Aracılığıyla Dilin Önem Kazanması. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: İstanbul Bilgi Ünivesitesi.

Parlakpınar, Murat (2012). Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Malatya: İnönü Üniversitesi.

Sağlam, Nuri (1999). "Kentin Ne Kadarına Dayanabilirim?". Adam Sanat. S. 164. s. 76-80.

Tağızade Karaca, Nesrin (2006). Edebiyatımızın Kadın Kalemleri. İstanbul: Vadi Yayınları.

Tekin Bağcı, Sena (2010). İzlek Açısından Aslı Erdoğan Anlatıları. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Elazığ: Fırat Üniversitesi.

https://www.gazeteduvar.com.tr/kitap/2019/08/28/vaclav-havel-kutuphane-odulu-asli-erdogana/ [Erişim Tarihi: 18. 10. 2019]

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: İSA KOYUNCU
Yayın Tarihi: 18.10.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Bir Yolculuk Ne Zaman BiterCan Yayınları / İstanbul2000Deneme
Mucizevi MandarinEverest Yayınları / İstanbul2017Hikâye
Taş Bina ve DiğerleriEverest Yayınları / İstanbul2017Hikâye
Bir Kez DahaEverest Yayınları / İstanbul2017Deneme
Bir Delinin GüncesiEverest Yayınları / İstanbul2017Deneme
Hayatın SessizliğindeEverest Yayınları / İstanbul2017Deneme
Artık Sessizlik Bile Senin DeğilKara Karga Yayınları / İstanbul2017Deneme
Kendi İçinden de Geçip Gitti Mi Uzaklara?Everest Yayınları / İstanbul2017Diğer
Kabuk AdamEverest Yayınları / İstanbul2018Roman
Kırmızı Pelerinli KentEverest Yayınları / İstanbul2018Roman

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1Aylan, Gürkald. 1937 - ö. 20 Ocak 2009Doğum YeriGörüntüle
2GAVSî, Ahmedd. ? - ö. 1697Doğum YeriGörüntüle
3YAHYÂ, Şeyh Yahya Efendid. 1644 - ö. 1698Doğum YeriGörüntüle
4HOCA ADEM, Adem İmdat Kesicid. 14.06.1967 - ö. -Doğum YılıGörüntüle
5Caner Bilginerd. 01 Haziran 1967 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6YAKUPOĞLU, Yüksel Yakupoğlud. 1967 - ö. -Doğum YılıGörüntüle
7Ateş, Samid. 1950 - ö. 10 Haziran 1993MeslekGörüntüle
8Ömer F. Oyald. 1959 - ö. ?MeslekGörüntüle
9Vartan İhmalyand. 22 Mart 1913 - ö. 29 Ocak 1987MeslekGörüntüle
10Okan Alayd. 10 Kasım 1975 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11Ciravoğlu, M. Önerd. 13 Şubat 1948 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12Orhan Şaik Gökyayd. 16 Temmuz 1902 - ö. 2 Aralık 1994Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Yılmaz Erdoğand. 28 Haziran 1961 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14Ay, Arifd. 9 Aralık 1953 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15Funda Özsoy Erdoğand. 12 Nisan 1972 - ö. ?Madde AdıGörüntüle