Aykaç, Fazıl Ahmet

Yasin Efendi
(d. 1884 / ö. 5 Aralık 1967)
Şair, Yazar, Öğretmen, Milletvekili
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Beyazıt'ta Yahnikapan Sokağı'nda doğdu. Babası, Mehmet Cemal Bey; annesi Sabire Hanımdır. İlk öğrenimini, Batılı tarzdaki eğitim kurumlarından Nümûne-i Terakkî Mektebinin ibtidâî kısmında tamamladı. Babasının görevi dolayısıyla orta ve lise öğrenimi boyunca Gümüşhane Rüştiyesi, Nümûne-i Terakkî Mektebi ve Musul İdadisine devam etti. İstanbul’da Fransız Lisesini (Faurè Françoise Mektebi) “Prix d’ex- cellence” derecesi ile okul birincisi olarak bitirdi. Burada öğrenci iken babasını kaybeden Fazıl Ahmet, yüksek öğrenimini Fransa’da sürdürmek istemesine rağmen maddî imkânsızlıklar yüzünden İstanbul’da kalıp Sanayi-i Nefîse Mektebi’nin mimarî şubesine yazıldı. Bir müddet devam ettiği okuldan mezun olamadı; ancak Paris’te bulunan Ecole Libre des Sciences Politique et Morales’in (Siyasal Bilgiler Fakültesi) muhabereli kurlarına yazılarak yazışma yoluyla bu okulu bitirdi. Ayrıca henüz ibtidâî talebesiyken başladığı Arapça ve Farsça çalışmalarını da hususî hocalar ve medrese dersleriyle uzun yıllar sürdürdü.

Babasının vefatının ardından ailenin geçimini yüklenen Fazıl Ahmet, Maarif Nezareti’nde aldığı görevle çalışma hayatına başladı. Ardından Mekâtib-i Ecnebiye kalemine çırağ oldu. Müze Kütüphanesinde çalıştı. Darphane Tahrirat Kalemi’nde kâtiplik yaptı. Darphane’de çalışırken, Mürebbî-i Etfâl adlı özel okulda iki ay kadar riyaziye dersi verdi. Darülmuallimîn-i Âliye’ye muallim tayin edildi ve burada Edebiyat, Malûmat-ı Ahlâkiyye ve Medeniyye, İlm-i Terbiye ve Ahlâk, Fransızca, Usûl-i Tercüme ve Psikoloji derslerine girdi. Mütarekeden sonra Darülmuallimîn’deki görevinden alınınca İtibar-ı Millî Bankası’nda kâtiplik yaptı. Bu vazifesine ilâve olarak Sanayi-i Nefise Mektebi’nde Bedayi ve Tarih dersleri verdi. Duyûn-ı Umumiye'de çalıştı. Galatasaray Lisesi'nde ve kısa bir müddet Amerikan Kız Koleji'nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Aynı yıllarda Barut ve Mevadd-ı İnfilâkiyye İnhisarı’nda çalıştı.

1928’de Atatürk’ün isteği ve Maarif Vekâleti’nin teklifiyle “Lisanımızda Lâtin harflerinin suret ve imkân-ı tatbikini düşünmek üzere” kurulan komisyonda aldığı görev sayesinde aynı yılın sonunda yine Atatürk’ün isteği üzerine III. dönemde münhal bulunan Elazığ milletvekilliğine seçildi. Üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı dönemler Elazığ, yedinci dönem Diyarbakır milletvekilliği yapan Fazıl Ahmet, 1950 seçimlerine kadar aralıksız parlamentoda kaldı. Küçük yaşlarda hususî hocalardan Arapça ve Farsça dersleri alan, Fransız Lisesi’nde Fransızcayı ana dili gibi öğrenen Fazıl Ahmet, az da olsa İngilizce ve Almanca da biliyordu. Bu donanımı dolayısıyla uzun yıllar Parlamenterler Birliği Türk Grubu üyesi olarak Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde düzenlenen kongrelerde ve toplantılarda ülkemizi başarıyla temsil etti, Sorbonne Üniversitesi’nde Türk inkılâbına dair konferanslar verdi. Milletvekilliği, 1950 seçimlerinde aday gösterilmeyince sona erdi ve geçimini temin etmek için çeşitli ticarî müesseselerde görev aldı. Ziraat Bankası ve İstanbul Ticaret Bankası'nda tercümanlık, Türkiye Çimento Sanayii A. Ş.’de murakıplık yaptı. Kısa bir süre Şehir Tiyatroları Müdürlüğü’nde çalıştı.

Uzun yıllar boyunca birden fazla işte çalışmak zorunda kalan Fazıl Ahmet, II. Meşrutiyet’in hemen sonrasında matbuat hayatına girdi. İlk yazısı, Darphane kâtipliğine devam ettiği günlerde Celâl Sahir’in inkılap çizgisinde çıkardığı Seyyare gazetesinde yayımlandı. Ardından Musavver Mevsim, Demet, Mehasin’de yazmaya başladı. Kısa ömürlü bu yayınlarda yer alan yazıları, Fazıl Ahmet’i matbuat ve edebiyat âlemine tanıttı ve devrin önemli gazetelerinden Tanîn’e kabul edilmesini sağladı. Tanîn’de mütercim olarak vazifeye başlayan Fazıl Ahmet, önceleri yabancı gazetelerden haber tercümeleri yaparken daha sonra gazetenin devamlı yazarlarından biri oldu. Zaman zaman uzaklaşsa da matbuat ve edebiyat âlemiyle bağı hiç kopmayan Fazıl Ahmet; Hilâl, Servet-i Fünûn, Sabah, Tenkid, Peyam, İçtihad, Tedrisat, Terbiye, Muallim, Türk Yurdu, Tasvir-i Efkâr, Hande, Yeni Mecmua, Vakit, Diken, Edebiyat-ı Umumiye, Zaman, Akşam, İnci, Utarid, İfham, Şair Nedîm, Vakit, Yeni Dünya, Dersaadet, Nilüfer, Ümid, Tevhid-i Efkar, Yeni Eğlence, Güleryüz, Aydede, Alemdar, Yarın, Zümrüdüanka, Akbaba, İstiklâl, Süs, Guguk, Yeni Ses, Güneş, Hayat, Yeni Kalem, Politika, Ülkü, Milliyet, Cumhuriyet, Servet-i Fünûn-Uyanış, Yeni Doğuş, Arkitekt, Yeni İstanbul, Türk Tiyatrosu, Tıp Dünyası, Zafer, Aydabir, Her Ay, Ulus, Gediz, Hakikat, Yücel, Değirmen, Çınaraltı, Yeni Adam, Arkadaş, Akbaba, Ülkü, Son Telgraf, Aydede, Kahkaha, Havadis, Son Havadis, Hür Adım, Yeni İstiklâl gibi gazete ve dergilerde farklı türlerde tercüme ve telif yazılar, şiirler yayımladı. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasında İttihat ve Terakki’nin ileri gelenlerinin Almanya seyahatinde, savaşın bitmesine az bir zaman kala Sovyet Rusya ile imzalanan Brest-Litovsk Muahedesi’nden sonra Cenubî Kafkasya heyetiyle görüşmek üzere Batum’a giden heyette gazeteci sıfatıyla yer aldı.

1905’te Tanburî Cemil Bey’in kardeşi Ahmet Enis Bey’in kızı Nahide Hanım’la evlendi. Biri kız, dört çocukları olan çift en küçük oğulları Esat’ı 1938’de kaybetti. 1960’ta ciddî bir rahatsızlık geçiren yazarın ayakları felç oldu ve bu tarihten itibaren ölümüne kadar Cerrahpaşa Hastanesi'nde yatmak zorunda kaldı. Velûd yazarın, tek tük yazı ve şiirlerle bozduğu uzun suskunluk devresi başladı. 5 Aralık 1967 Salı sabahı Cerrahpaşa Hastanesi’nde vefat eden Fazıl Ahmet, 7 Aralık 1967 Perşembe günü Şişli Camii’nde kılınan öğle namazını müteakip Zincirlikuyu Mezarlığı’nda defnedildi. Hatırasını ebedîleştirmek için adı, uzun yıllar yaşadığı Kınalıada’da bir sokağa verildi.

Küçük yaşlardan itibaren gittiği okullar, hususî hocalardan aldığı dersler, babasının memuriyeti dolayısıyla dolaştığı Anadolu coğrafyası ve devam ettiği kibar meclisleri sayesinde akranlarının fevkinde bir eğitim gören Fazıl Ahmet; resimden hüsnühata, Kur’an tilâvetinden matematiğe, Arapça ve Farsçadan Fransızcaya kadar birbirinden farklı pek çok sahayla zihnini meşgul etmiştir. Sanat ve bilimin türlüsüne olduğu gibi okumaya da meraklıdır ve almış olduğu terbiye ve eğitim sayesinde okuma merakı, geniş bir alanı kuşatır. Batı ve Doğu klasiklerinin yanı sıra Divan şiirini, halk edebiyatı mahsullerini ve Türk edebiyatının yaşayan isimlerinin yeni tür ve konulardaki eserlerini okuyarak büyür. Okumak ve öğrenmek isteği, çalışma hayatının ilk yıllarında da devam eder. Görevli olduğu Müze Kütüphanesinde felsefe ve pedagoji sahalarında pek çok kitap okuduğu bilinmektedir.

Fazıl Ahmet’in çok cepheli ve zengin eğitim ve terbiyesi ile okuma alışkanlığı, kalem hayatına da yansır. Fazıl Ahmet’in adının göründüğü süreli yayınların niceliği kadar niteliği de bu durumu ortaya koymaktadır. Mimariden edebiye, çocuk ve kadın mecmualarından günlük gazetelere kadar onlarca küçüklü büyüklü süreli yayında yayımlanan kalem ürünlerinin türleri ve konuları da çok çeşitlidir.

İlk şiir denemelerini çok genç denecek yaşta Farsça gazeller yazarak yapan Fazıl Ahmet’in matbuat âlemine girişi Seyyare’de neşredilen bir yazısı iledir. Edebiyat tarihimizdeki ilk ve önemli faaliyeti ise Fecr-i Ati topluluğuna dahil olmasıdır. II. Meşrutiyet’ten sonra başlayan neşriyat furyası neticesinde edebiyat ve fikir sahasında başgösteren intizamsızlığı bir kayıt altına almak ve Batıdaki örneklerine bakarak “Sanat şahsî ve muhteremdir.” düstûruyla edebî bir “ecole” tesis etmek iddiasıyla ortaya çıkan topluluğun üyeleri arasında Fazıl Ahmet de vardır. O sıralarda Fazıl Ahmet’in Demet’te neşredilen mensur şiirleri ve Fransızcadan tercüme ettiği hikâyelerden başka edebiyat adına ortaya koyduğu pek fazla bir şeyi olmamasına rağmen topluluğa kabul edilmesinde kendisinin de belirttiği gibi “umumî malûmat”ının genişliği en önemli faktör olarak düşünülebilir. Nitekim söz konusu “umumî malûmat”ının genişliği, yazı hayatı boyunca eğitimden felsefeye, gazetecilikten edebiyata, siyasetten aktüel meselelere kadar pek çok sahada kalem oynatmasını sağlamış; bilhassa felsefî yazıları, devrin ilgili isimleri tarafından takdirle karşılanmıştır. Bütün bunlara rağmen Fazıl Ahmet, her şeyden önce bir mizah şairidir.

Mizahî şöhretini gerek çağdaşı olan şairlerin, gerekse Divan şairlerinin eserlerine yazdığı tehziller ve pastişlerle duyuran Fazıl Ahmet, Türk edebiyatında kendi zamanına kadar çok az işlenmiş olan bu sahada âdeta yeni bir çığır açmıştır. Şüphesiz Fazıl Ahmet’ten önce de edebiyatımızda mizah vadisi boş değildir; ancak bu saha çoğu kere hicivle karıştırılmış, nükteye dayalı mahsuller yerine ağıza alınmayacak sözlerin yer aldığı eserlerle doldurulmuştur. Edebiyat ve matbuat hayatına Servet-i Fünûn duyarlılığıyla yazdığı mensurelerle adımını atan Fazıl Ahmet, nüktedanlığa meyyal mizacının tesiriyle 1910 yılından itibaren kendisini böylesi bir mizah sahasında bulur ve devrin önemli gazetelerinden Tanin’de çıkan şiirleriyle kısa zamanda bu sahanın önemli kalemlerinden birisi olur. Nitekim çağdaşı isimler ve son dönem Türk edebiyatını inceleyen araştırmacılar Fazıl Ahmet’in Türk mizahının, özellikle tehzil sahasına yeni ve nezih bir anlayış getirdiği görüşünde hemfikirdirler. Dahası başta Halil Nihat (Boztepe) olmak üzere Abdülbaki Fevzi (Ulubey) ve Yusuf Ziya (Ortaç), Faruk Nafiz Çamlıbel gibi aralarında Cumhuriyet dönemi Türk mizahının önemli şahsiyetlerinin bulunduğu pek çok mizahçı Fazıl Ahmet tarzında şiirler yazmış; bu şairlerden bazıları Fazıl Ahmet’in şiirlerine nazire yazarlarken, bazıları da onun mizah tekniğini kullanmakla yetinmişlerdir. Hatta pastişlerinde kullandığı “Onlar Gibi” üst başlığının bazı şairler tarafından aynen alındığını görülür.

Velûd bir kalem olan Fazıl Ahmet'in çeşitli konu ve türlerde yazılmış (makaleler, seyahat izlenimleri, kitap tanıtımları vs.) gazete ve mecmua sayfalarında kalmış yüzlerce yazısı ve şiiri ile basılacağı ilan edilmiş ancak yayımlanmamış kitapları da bulunmaktadır.

Kaynakça

Çoruk, Ali Şükrü (2008). Mizah Şairi Fazıl Ahmet Aykaç. İstanbul: Kitabevi Yayınları.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. ALİ ŞÜKRÜ ÇORUK
Yayın Tarihi: 21.10.2019

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Terbiyeye Dair? / İstanbul1326 (1910)Diğer
Divançe-i Fazıl fî-Vasf-ı EfazılTanin Matbaası Muhtar Halit Kitaphanesi Neşriyatı / İstanbul1329 (1911)Şiir
Harman SonuEvkaf Matbaası Halk Kitaphanesi Neşriyatı / İstanbul1335 (1919)Şiir
KırpıntıYeni Matbaa / İstanbul1342 (1924)Hatıra
Şeytan Diyor kiHamit Matbaası / İstanbul1927Diğer
Gelecek Asırlarda Tarih Dersi? / İstanbul1928Şiir
Fazıl Ahmet -Hitabeler, Şiirler, Hicivler vesaire-Akşam Kitaphanesi / İstanbul1934Şiir
İkinci Sis -Tehzil, Hiciv, vs.-Sinan Matbaası / İstanbul1952Şiir

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞÂKİR, Mehmed Şâkir, İstanbullud. ? - ö. 1852Doğum YeriGörüntüle
2MUHTÂR, Hasırcı-zâde Sülün Efendi-zâde Ahmed Muhtâr Efendid. 1820 - ö. 1901Doğum YeriGörüntüle
3REŞKÎ, HALİL REŞKÎ EFENDİd. ? - ö. 1718-19Doğum YeriGörüntüle
4DİLDÂRÎ, Fehmîd. 1884 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Beyatlı, Yahya Kemald. 2 Aralık 1884 - ö. 1 Kasım 1958Doğum YılıGörüntüle
6SEYYİD FİGÂNÎd. 1884 - ö. 1929Doğum YılıGörüntüle
7Ertaylan, İsmail Hikmetd. 1889 - ö. 18 Aralık 1967Ölüm YılıGörüntüle
8ORHAN BABAOLUd. 1910 - ö. 1967Ölüm YılıGörüntüle
9Fuat Ömer Keskinoğlud. 1906 - ö. 22 Ağustos 1967Ölüm YılıGörüntüle
10Muvaffak Akmand. 23 Eylül 1923 - ö. 10 Ekim 2012MeslekGörüntüle
11Çekiç Yamaç, Ayşed. 12 Şubat 1960 - ö. ?MeslekGörüntüle
12İbrahim Sadrid. 01 Ocak 1963 - ö. ?MeslekGörüntüle
13Leyla Sazd. 1850 - ö. 1936Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Çulha, Ahmet Tayyard. 1887 - ö. 04 Nisan 1971Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Abdullah Sabrid. 1 Temmuz 1867 - ö. 21 Temmuz 1939Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ZEYNÎ/ŞÂHÎ, Ak Mahmud Efendizâde Zeynelâbidin Efendid. 1667 - ö. 1750Madde AdıGörüntüle
17FEYZÎ, Altıparmakzâde Feyzullah Feyzî Efendid. ? - ö. 1742-43Madde AdıGörüntüle
18İSMET, Mehmed İsmet Efendid. ? - ö. 5 Kasım 1747Madde AdıGörüntüle