CELALÎ/VELİ, Veli Göncü

(d. 1931 / ö. -)
Çiftçi
(Tekke / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Veli Göncü olan Âşık Celalî, 1931 yılında Şanlıurfa’ya 12 km mesafede bir Alevî-Türkmen yurdu olan Kısas beldesinde doğmuştur. Baba adı Ahmet, anne adı Anzelha’dır. İlkokula dokuz yaşında başlayan Celalî, fasılalarla on üç yaşına kadar okula devam etmiş ancak ilkokuldan mezun olamamıştır. Yirmi yaşına kadar çobanlık yapmış, tarımla uğraşmıştır. 1950 yılında Hatice Hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten dördü erkek üçü kız yedi evlat sahibi olmuştur. 1952 yılında askere gitmiştir. Askerlik dönüşü Şanlıurfa Şoförler Cemiyeti’nden aldığı ehliyetle yirmi sene şoförlük yapmıştır. 1957’de babasını, 1973’te annesini kaybetmiştir. Gençlik dönemlerinden beri şiir yazmasına karşın 1985 yılından itibaren yazdıklarını düzenli olarak muhafaza eden Âşık Celalî aşk, özlem, vatan güzellikleri, dünyanın faniliği, doğa güzelliklerini konu alan üç bini aşkın şiir yazmıştır. Âşık Celalî emeklidir ve Kısas’ta yaşamaktadır (Akbıyık vd. 2010: 12-33).

Celalî’nin doğduğu Kısas beldesi, insanların köy odalarında bir araya gelerek Hz. Ali cenknâmeleri okudukları; Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre hikâyelerinin anlatıldığı; Alevî-Bektaşî inancındaki cem törenleri ve bu inanışın simgelerinin canlı olarak yaşatıldığı bir yerdir. Âşık Celalî de çocukluk ve gençlik dönemlerinde köy odalarında yöre âşıklarını dinleyerek büyümüş; İbrahim Çavuş’tan segâh ve ısfahan makamını, Nakla Bektaş’tan kürdî makamını öğrenmiştir. Ayin-i cemler yoluyla Alevî-Bektaşî edebiyatının âşıklarını tanımış, Pir Sultan Abdal'ın Şah İsmail Hatayî'nin, Nesimî'nin eserlerine bu yolla vakıf olmuştur. 1955 yılında yazıldığı ve çalışmalarına zaman zaman katıldığı Urfa Musiki Cemiyeti’nde Kazancı Bedih, Mukim Tahir, Kel Hamza, Tenekeci Mahmut gibi mahallî sanatçıları dinlemiş; müzik bilgisini bu yolla artırmıştır. Kaval, darbuka ve cümbüş çalabilen âşığın icra sırasında genellikle kullandığı enstrüman bağlamadır. Bu meclislerde usta malı deyişlerin yanı sıra kendi eserlerini de okumuş, Şanlıurfa makam geleneğini de öğrenmiştir. Abuzer Akbıyık’ın tespitlerine göre bu makam geleneğinde şarkılar, türküler, hoyratlar ve gazeller belli bir makam sırasına göre okunur. Müzik meclislerinde öncelikle rast makamından başlanır; uşşak, hicaz ile devam edilir ve gecenin uzunluğuna göre diğer makamlara geçilir. En sonda kürdî makamı ile fasıla son verilir (Akbıyık vd. 2010: 33).

Celalî, usta bir âşığın yanında uzun yıllar kalıp bir çıraklık dönemi geçirmemiştir. Buna karşın doğup büyüdüğü Kısas beldesi âşıklık geleneğinin neredeyse her aile bazında yaşatıldığı bir yöredir. Ayrıca âşık, yazılı eserlerin çoğalması ve elektronik kültür ortamının devreye girmesiyle birçok âşığın biyografisinden ve şiirlerinden haberdar olmuştur. Dolayısıyla âşıklık geleneğinin önde gelen birçok temsilcisini kendisine usta bellemiştir. Şiirlerinde genellikle 7’li, 8’li ve 11’li hece kalıplarını kullanırken nazım birimi olarak dörtlük kullanmıştır. Şiirlerinin neredeyse tamamında Celalî mahlasını kullanır. Birkaç şiirinde ise Veli mahlasını kullandığı tespit edilmiştir. Âşık edebiyatımızda Bayburtlu Celalî ve Vanlı Celalî olmak üzere Celalî mahlasını kullanan farklı âşıklar da mevcuttur (Kılıç, 2016: 179). Bu yüzden Veli Göncü’nün diğer âşıklarla karıştırılmaması için Kısaslı Âşık Celalî ismiyle anılması uygun olacaktır. Hayata temas eden her konuda şiir yazan Celalî’nin şiirlerinde geniş bir konu yelpazesi ile karşılaşırız: evinde beslediği kuşlar, başlık parası, Bosna savaşı, kadın hakları, din ulularının yüceliği…vb. Yaşadığı inancın gereği olarak ehlibeyt sevgisini dile getirdiği, On İki İmam’ı takdis ettiği, Hz Hüseyin’in şehadetini anlattığı manzumelerde tahkiyeci bir üslup takınır. İlahi ve beşeri aşkı işlediği şiirlerinde Yunus Emre ve Karacoğlan’ın etkisi belirgindir. Tabiatı konu alan şiirlerinde ise ,"Toprak sana minnettarız." dizesinde olduğu gibi, Âşık Veysel’e öykündüğü sezilir. Celalî de diğer âşıklar gibi sosyal problemlere duyarsız kalmamış, şiirlerinde başlık parası, ağalık sitemi, kadınların toplum içindeki yeri gibi Güneydoğu’daki toplumsal sorunları şiirlerinde işlemiştir.

Evinde beslediği güvercinleri hayatında önemli bir yer tutar. Şanlıurfa kültüründe güvercin besleme ve bu işe ayrılan zaman düşünüldüğünde âşığın gününün büyük bir bölümünü güvercinleri ile geçirdiği görülecektir. Bugüne kadar yazdığı üç bini aşın şiirinin içinde birçok şiirini kuşlar ve güvercinlere tahsis etmiştir.

Şiirlerindeki anlatım şekillerini incelediğimizde daha çok doğrudan anlatım, nasihat ve hitap yoluyla anlatım ile tahkiye yoluyla anlatımı benimsediği görülecektir. İrticalen yazdığı şiirlerinde yarım kafiyeyi tercih etmiş, diğer zamanlarda oluşturduğu şiirlerinde ise tam ve zengin kafiye de kullanmıştır. Mani şeklinde oluşturduğu şiirlerinde ise cinaslı kafiyeyi kullanmıştır.

Şanlıurfa Kürtçe, Arapça gibi dillerin konuşulduğu bir şehir olmasına rağmen Celalî’nin doğup büyüdüğü Kısas beldesinin ahalisi Türkçe konuşmaktadır. Bu itibarla şiirlerinde kıvrak ve dile hâkim bir görüntü sergiler. Celalî’nin şiirlerindeki kelime kadrosu iki yönüyle dikkate değerdir. Birinci olarak şiirlerinde “tiken (diken), karez (garez), eşaret (berbat)” gibi kelimelerin mahallî söyleyişlerini esas alan kullanımların yanı sıra “kanı (hani)” gibi eski Türkçenin bakiyesi olan sözcüklere de yer yer rastlanır. İkinci olarak da “ab-ı kevser, leyl ü nehar, nûr-ı hûbân, kadd ü kamet, ab-ı revan, sine çak” gibi divan edebiyatında bulunan kelime kadrosu ile Arapça ve Farsça terkiplerden yararlandığı da görülür. Milli ve dinî tarihimizi konu alan şiirlerinde telhimlere sıkça başvurur. Kerbela hadisesi, Hz İbrahim kıssası, Hz. Eyyup’un sabrı, Şanlıurfa kurtuluş mücadelesi bu minvalde atıf yaptığı olaylardandır. Atatürk’e olan minnet borcu ve bağlılığını yazdığı müstakil şiirlerle dile getirmiştir; vatanına, bayrağına sadakatle bağlı olduğunu birçok manzumede ifade etmiştir.

Celalî; müzik bilgisi, Şanlıurfa halk kültürüne vakıf olması gibi sebeplerden ötürü büyük bir birikime sahiptir. Fikret Otyam başta olmak üzere Şanlıurfa halk kültürü ile ilgili derleme ve araştırma yapan araştırıcıların başvurduğu ilk kaynak kişilerden birisidir. Bugüne kadar birçok radyo ve TV programına katılan Celalî, günümüzde âşık edebiyatının Şanlıurfa'daki önemli temsilcilerindendir.

Kaynakça

Akbıyık, Abuzer, S. Sabri Kürkçüoğlu (2010). Kısaslı Âşık Celalî(Veli Göncü)-Hayatı ve Şiirleri. Şanlıurfa: Sembol Yay.

Kılıç, Yasin (2016). "Bayburtlu Celalî ve Vanlı Celalî'nin Şiirlerinde Dil Becerileri". Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 9: 177-196.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ÖMER KIRMIZI
Yayın Tarihi: 03.01.2019
Güncelleme Tarihi: 06.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1DERVİŞ KEMAL, Kemal Özcand. 1930 - ö. 25.04.2015Doğum YeriGörüntüle
2YUNİS HÜSEYN OĞLU HASANOVd. 1932 - ö. 1989Doğum YeriGörüntüle
3SELİMÎ, Ali Selimîd. 1952 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4MEZAMÎ, Sabri Dild. 26.08.1931 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Ayten Uğuralpd. 26 Şubat 1931 - ö. 25 Temmuz 2010Doğum YılıGörüntüle
6HACI ABBAS OĞLU BAYRAMOVd. 1931 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7MOLLA ALİ, Ali Oflazd. 1942 - ö. ?MeslekGörüntüle
8İHSANÎ, Mevlüt Çalışkand. 1900 - ö. 22.04.1991MeslekGörüntüle
9Ebeydulla İbrahimd. 1951 - ö. ?MeslekGörüntüle
10GÜVENÇ DEDE, Ali Ergünd. 05.05.1955 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11HUBYÂR/ALİCAN, Alican Yıldırımd. 1959 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12HÜSEYİN FEVZİd. 1886 - ö. 1928Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13ALİ İZZET/İZZETİ/NEFRETİ, Ali İzzet Özkand. 1902 - ö. 1981Madde AdıGörüntüle
14SÂFÎ, Cezerî Kâsım Paşad. ? - ö. Mart 1502\'den sonra, 1532-33’ten önce?Madde AdıGörüntüle
15FERÎDÎ, Kehhâl-zâde Ferîdî Efendid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle