MAHİRÎ, Osman

(d. 1850/1266 - ö. 1914/1332)
âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Osman olan Mahirî, Artvin’in Yusufeli ilçesine bağlı İphan (İnanlı) köyünde 1850 yılında doğmuştur. Altuntaş oğullarından Ahmet Ağa’nın oğludur. On altı yaşına kadar medresede eğitim görmüş, Ku’an-ı Kerim dersleri almıştır. Şiire ve türküye fazla merakı olmadığından yalnızca medrese dersleriyle ilgilenmiş, on yedi yaşında köy konağında yapılan bir eğlence sırasında aklına gelen bir türküyü söyleyemediği için meclistekilerin alay konusu olmuş ve onlara iki kere ziyafet vermek zorunda kalmıştır. Rivayete göre bu duruma bir hayli içerleyen Osman, büyük bir üzüntü içinde köy konağında uykuya dalar ve ertesi sabah kimse onu uyandıramaz. Öldüğünü zanneden yakınları ve köylüler yarım saat uzaklıktaki Âşık Muhibbi’nin köyü Erkinis’e (Demirkent) kefen bezi almaları için birilerini yollarlar. Erkinis’e gidenler yolda Âşık Muhibbi’yle karşılaşırlar ve durumu ona anlatırlar. Anlatılanlarda bir gariplik olduğunu sezen Muhibbi, İphan’a giderek Osman’ın başında sazı eşliğinde üç hane dörtlük okur. Cansız bir şekilde yatan Osman, ehli dil bir kişinin tele dokunmasıyla ağzından köpükler gelerek uyanır ve söylediği üç dörtlükle rüyasında pir elinden bade içtiğini, pirlerin Şirvan’daki Mirzahan’ın kızını kendisine gösterdiklerini ve Mahirî mahlasını aldığını anlatır. Bade içerek âşık olan Mahirî, iki yıl Muhibbî’ye çıraklık ettikten sonra Mirzahan’ın kızı Mahitaban’ı bulmak için yola çıkar. Altı yıl süren bu yolculuk sırasında Kars, Erzurum, Azerbaycan, Tebriz gibi âşık tarzı şiir geleneğinin yoğun bir şekilde yaşadığı bölgelere uğrar. Gittiği Şirvan’da Mahitaban’ı bulur ve onu da yanına alarak geri döner. Dönüş yolunda Şah’ın askerlerine yakalanır. Askerler Mahitaban’ı elinden alırlar. Üzgün ve bitkin bir şekilde Erzurum’a varan âşık, burada Erbabî’yle karşılaşarak onu yener. Oltulu Niyazi Bey Mahiri’yi himayesine alır ve köyü Othak’a (Cevizli) götürür. Burada Mahitaban’a benzettiği Münevver adlı kızla (Niyazi Bey’in kızı) evlenir. Evlendikten sonra Othak’a yerleşen Mahirî, 1914 yılında bu köyde ölür.

Âşığın, "Mahirî ile Mahitaban Hikâyesi" önce Âşık Zuhurî daha sonra Ali Fahri Karabulut ve Adil Özder tarafından derlenerek yazıya geçirilmiştir. Mehmet Gökalp bu kayıtlardan yararlanarak 1985’te "Mahirî ile Mahitaban Hikâyesini" yayımlamıştır. Bütün şiirlerine ulaşılamayan âşığın birkaç şiiri kayıt altına alınabilmiştir.

Badeli bir âşık alan Mahirî, şiirlerinde dinî konuların yanı sıra gurbet ve sevgi temalarını işlemiştir. Eldeki şiirlerinden hareketle genellikle koşma türünde şiir örnekleri verdiği ve hecenin 8’li ve 11’li ölçülerini kullandığı gözlemlenir. Medrese eğitimi görmüş olmasına rağmen sade bir dil kullandığı dikkat çeker. Filvarî, Erbabî ve Kemalî gibi âşıklarla atışmalarının olması âşığın irticali yönünün de kuvvetli olduğunu gösterir.

Kaynakça

Gökalp, Mehmet (1980). Artvin Saz Şairleri. İstanbul: Asır Ajan Yay.

Gökalp, Mehmet (1985). Mahiri ile Mahitaban Hikayesi. İstanbul, Mehtap Yayınevi.

Karadeniz, Bekir (2002). Artvinli Halk Şairleri. Ankara: Ankara Artvin Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yay.

Özder, Adil (1970). Artvin Folklorı I Giriş. Ankara: Ay Matbaası.

Uraz, Murat (1933). Halk Edebiyatı Şiir ve Dil Örnekleri. İstanbul: Semih Lûtfi: Sühulet Kütüphanesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ AHMET ÖZGÜR GÜVENÇ
Yayın Tarihi: 20.09.2013

Eserlerinden Örnekler

Koşma

Küçükten ihtiyar gurbet kahrını

Çekem, n’idem bir cânanın elinden

Doldurmuş şişeye aşkın zehrini

Yudem, n’idem bir cânanın elinden

Şeydâ bülbül gibi eylerim zârı

Yaktı vücudumu muhabbet nârı

Terkedip yâr diye ben bu diyârı

Gidem, n’idem bir cânanın elinden

Mahirî’yim duman kalkmaz başımdan

Yolum şaştı boranından kışından

Felek kısmet etmiş aşkın aşından

Tadem, n’idem bir cânanın elinden

Gökalp, Mehmet (1980). Artvin Saz Şairleri. İstanbul: Asır Ajan Yay. 70.

Koşma

Sefil baykuş ne gezersin bu çölde?

Yok mudur vatanın, illerin hani?

Küsmüş müsün? Selamımı almadın

Şeyda bülbül, şirin dillerin hani?

Ecel tuzağını açamaz mısın?

Açıp da içinden kaçamaz mısın?

Azat eyleseler uçamaz mısın?

Kırık mı kanadın kolların hani?

Bir koyun kuzudan ayrı ki durdu

Yemez mi hiç onu dağların kurdu?

Vatandan ayrıldın, şahin mi vurdu?

Turnam teleklerin telleri hani?

Gezerdin hem sağ ve hem solumuzda

Körpe meral idin dağlarımızda

Taze fidan idin bağlarımızda

Felek mi budadı dalların hani?

Emim kızı aç kapıyı geleyim

Hasta mısın? Hal hatırın sorayım

Susuz değil misin? Bir su vereyim

Akan çaylar gibi sellerin hani?

Civan da canına böyle kıyar mı?

Hasta başın taş yastığa koyar mı?

Taze geline beyaz bez uyar mı?

Al giyip allanan şalların hani?

Oralarda yorgan döşek var mıdır?

Bu geniş dünyada yerin var mıdır?

Dalın tahta duvar, önün yar mıdır?

Felek mi kapadı yoların hani?

Mahiri bir taze yâre uyandım

Uyandım da taş yastığa dayandım

Aslı Kerem gibi kül oldum yandım

Felek mi savurdu güllerin hani?

Uraz, Murat (1933). Halk Edebiyatı Şiir ve Dil Örnekleri. İstanbul: Semih Lûtfi: Sühulet Kütüphanesi, 175-176.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1RAHMANÎ/KURÇENLİ RAHMENİ, Abdullah Asland. 1925 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2AKSAKAL NURİ, Nuri Aksakald. 1945 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3İKRÂRÎ, Mehmedd. 1844 - ö. 1904Doğum YeriGörüntüle
4HAYÂLÎ, Mehmed Hayâlî Efendid. 1850 - ö. 1887Doğum YılıGörüntüle
5RENCÛR, Şâh Nigâr Hanımd. 1850 - ö. 1899Doğum YılıGörüntüle
6ARAP, Arab Kandahlıd. 1850 - ö. 1937Doğum YılıGörüntüle
7EMRAH, Ardanuçlu Emrullahd. ? - ö. 1914?Ölüm YılıGörüntüle
8PARMAKSIZOĞLU ÂŞIK MAHMUTd. 1822 - ö. 1914Ölüm YılıGörüntüle
9ŞEHVÂRÎ, Ahmed Şükrüd. 1862/1863 - ö. 1914-1915Ölüm YılıGörüntüle
10CİNGÖZOĞLU SEYİD OSMANd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11GÜL BABA HALİMd. 1855/1856 - ö. 1908/1910Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12MAHCUBÎ, Mehmedd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13KUL SEVİNDİK, Mustafad. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14RÛZÎ, Kayserilid. 1839 - ö. 1899Madde AdıGörüntüle
15KUDSÎ, Musa Efendid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle