Şinasi

(d. 1826 / ö. 12 Eylül 1871)
Şair, yazar ve gazetecisi
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

İbrahim Şinasi, İstanbul'un Tophane semtinde Boğazkesen mahallesinde doğmuştur. Doğum tarihi konusunda kaynaklarda farklı bilgiler yer almaktadır (1824 tarihi için bkz. Ebüzziya Tevfik 1329: 226; Akün 1979: 545; Uçman 1998: 171; 1826 tarihi için bkz. Ebüzziya Tevfik 1308: 214; Akyüz 1986: 1; Akyüz tarihsiz: 42; Tanpınar 2012: 187; Ziyad Ebüzziya 1997: 29; Akıncı 1966: 11; Kahraman 2010: 166). Babası 1828 - 1829 Osmanlı - Rus Savaşı'nda şehit düşen topçu yüzbaşısı Bolulu Mehmet Ağa’dır. Küçük yaşta yetim kalan İbrahim Şinasi, annesi ve yakınları tarafından büyütülür. İlk eğitimini mahalle mektebinde ve Tophane’deki Fevziye Mektebinde gördükten sonra Tophane Müşirliği kalemlerinden birine girer. Tanzimat yıllarında gençlerin yetişmesinde bir “okul” vazifesi gören devlet dairelerinin Şinasi’nin üzerinde de olumlu bir etkisi olur. Burada önce İbrahim Efendi’den Arapça ve İslamî bilimler, Bursalı Şeyh Zaik’ten Farsça dersleri alır (Akün 1979: 545). Fransız subayı Chateauneuf’ten -sonradan ihtida edip Mehmed Reşad ismini alır- Fransızca öğrenir. Şinasi’nin Batı kültürüne ilgisi bu subay sayesinde olur. Tophane Müşirliği Kaleminde zamanla ilerleyerek rütbesini yükseltir. Tanzimat’ın ilk yıllarında Batı kültürünü bizzat yerinde görmek ve öğrenmek maksadıyla devlet tarafından Avrupa’ya öğrenci gönderilmiştir. Şinasi de Fransızcasını ilerletmek ve maliye eğitimi almak amacıyla Tophane müşiri Ahmet Fethi Paşa ve sadrazam Mustafa Reşid Paşa’nın teşvik ve yardımlarıyla 1849 yılında Paris’e gider. Şinasi’nin Paris hayatı ile ilgili bilgiler sınırlıdır. Paris’teki maliye eğitiminin ayrıntıları hakkında bilgi olmasa da kendi beyanlarından Fransa Maliye Bakanlığı’nda bir süre staj yaptığı anlaşılmaktadır (Kahraman 2010: 167). Onun Paris’te şarkiyatçı De Sacy ailesiyle tanışması ve onların aracılığıyla Ernest Renan, Lamartine ile dostluk kurması Şinasi’ye Fransız edebiyatının yolunu açar. Burada maliye eğitimi için matematik ve fen bilimleriyle meşgul olurken bir taraftan da dil ve edebiyatla ilgili araştırmalar yapmaya başlar. Bibliotheque Imperiale ve Doğu Dilleri Okulu’nda yaptığı çalışmalarla daha sonra yayımlayacağı Durub-ı Emsal-i Osmaniye’nin malzemesini toplar (Uçman 1998: 171). Paris’te şarkiyatçılarla görüşmesi neticesinde Société Asiatique’e üye seçilir ve bu cemiyetin üyelerinden ünlü Fransız sözlük bilimci Littré ile dostluğunu ilerletir. Bir başka şarkiyatçı Pavet de Courteille’e Nabi’nin Hayriyye’sinin yazma nüshasını temin ederek Courteille’in saygısını ve övgüsünü kazanır (Akıncı 1966: 11-12). Yurda dönüşü hakkında net bir tarih bilinmemekle birlikte 1854'te İstanbul’a geldiği ve Tophane Müşirliği Kalemi’nde çalışmaya başladığı belirtilir. 1855’te Meclis-i Maarif azalığına tayin edilir. Şinasi’nin memuriyet hayatı, her ne kadar siyasetle uğraşmasa da Reşid Paşa’nın sadarette oluşu veya sadaretten düşüşüne paralel olarak gelişme ve değişme göstermiştir (Parlatır 2006: 74). Âli Paşa’nın sadrazamlığında, bir gün görevine sakalını keserek gitmesi, devrin memuriyet kurallarına aykırı görülerek Meclis-i Maarif’teki görevine son verilir. Aslında Şinasi, sakalına “saçkıran” düştüğü için doktor tavsiyesiyle sakalını kesmek mecburiyetinde kalmıştır. Ancak bu olaydan kısa bir süre sonra Reşid Paşa’nın tekrar sadrazam olmasıyla görevine döner. Resmî görevinin yanı sıra edebiyatla da meşgul olan Şinasi, Fransızcadan manzum olarak yaptığı tercümelerini Tercüme-i Manzume adıyla neşreder (1859). Aynı yıl Saray tiyatrosunda oynanmak üzere kaleme aldığı Şair Evlenmesi’ni tamamlar. Şinasi, Paris’ten döndükten sonra orada benimsediği yeni fikirleri, “kanun, demokrasi, millet” gibi kavramları halka yaymak, halkı bu konuda bilinçlendirmek amacıyla Agâh Efendi ile birlikte Tercüman-ı Ahval’i çıkarmaya başlar (22 Ekim 1860). Tercüman-ı Ahval’in basın tarihimizdeki önemi, ilk özel Türkçe gazete olmasıdır. Fakat Şinasi bir süre sonra Agâh Efendi’yle anlaşamayarak gazeteden ayrılır (1861). Tercüman-ı Ahval, Şinasi için iyi bir tecrübe olur. Bir gazete çıkarırken matbaa kurmanın, yeni harfler döktürmenin önemli olduğunu kavrar ve Tasvir-i Efkâr için bu teknik hazırlıkları tamamladıktan sonra 28 Haziran 1862’de gazetesini yayımlar. Şinasi, Tasvir-i Efkâr’ın yayına başlamasından bir süre sonra şiirlerini Müntehabat-ı Eş’ar adıyla bastırır (1862). 1863’te Sultan Abdülaziz, Şinasi’nin bir devlet memuru olduğu halde devlet işlerini eleştirdiğini gerekçe göstererek Meclis-i Maarif görevinden uzaklaştırılmasını emreder. Hâlbuki Tasvir-i Efkâr’da Şinasi’nin kaleme aldığı yazılarda devleti tenkit edici bir yazıya rastlanmamıştır. Ancak Mustafa Reşid Paşa için dört kaside yazıp bunları Müntehabat-ı Eş’ar’da yayımlaması ve kitabında Sultan Abdülaziz’e yer vermemesi, Yeni Osmanlılar Cemiyeti ile Şehzade Murat’a yakın oluşu Şinasi’nin devlet görevinden uzaklaştırılmasına sebep olmuştur, diyebiliriz (Tanpınar 2012: 191-192). Şinasi daha Paris’teyken üzerinde çalıştığı atasözleri kitabını Durub-ı Emsal-i Osmaniye adıyla neşreder (1863). Bunun yanı sıra Yusuf Kamil Paşa’nın Télémaque tercümesinin ikinci baskısını, Ahmet Vefik Paşa’nın Hikmet-i Tarih ve Şecere-i Türkî kitaplarını matbaasında yayımlar. 1864'te Ruzname-i Ceride-i Havadis ile “Mebhusetün anha” tartışmasına girer. Arapçadaki bilgisini ispata vesile olan bu tartışma devam ederken Şinasi, 1865’te gazetesini Namık Kemal’e bırakarak Paris’e gider. Şinasi’nin Paris’e ikinci gidişi hakkında pek çok fikir ileri sürülmüşse de bunlar birbiriyle çelişmektedir. Paris’te kaldığı süre zarfında onun edebî çalışmalarına ağırlık verdiğini görüyoruz. Tanınmış Fransız sözlük bilimci Littré ile görüşür. Ebüzziya Tevfik’in verdiği bilgiye göre, yine bu sırada her biri biner sayfalık on dört ciltten meydana gelecek kapsamlı bir Türkçe sözlüğün hazırlıklarına başlar (Uçman 1998: 172). Tamamlanamayan, yarım kalan bu çalışmanın Macar Bilimler Akademisi Kütüphanesi Türkçe el yazmaları kataloğunda olduğu söylenir (Parlatır 2006: 79). 1867 yılında Mustafa Fazıl Paşa tarafından Paris’e davet edilen Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi Yeni Osmanlılar Cemiyeti üyeleri ile görüşmekten çekinen Şinasi, siyasetten mümkün olduğu kadar uzak durur. Aynı yıl Sultan Abdülaziz’in Paris’i ziyareti esnasında Fuat Paşa’nın ısrarıyla İstanbul’a dönmeye ikna edilse de İstanbul’da kısa bir süre kalıp tekrar Paris’e gider. Bu kısa İstanbul seyahati hariç, Paris’te beş yıl kalan Şinasi, 1869 yılı sonralarında İstanbul’a geri döndükten sonra kendisini tamamen yayın işlerine verir. Babıâli’de kiraladığı bir yeri hem ev hem matbaa olarak kullanır. Sırasıyla Durub-ı Emsal-i Osmaniye’nin genişletilmiş ve Mütehabat-ı Eş’ar’laTercüme-i Manzume’nin ikinci baskısını neşreder (1870). Paris’teyken yaşadığı yalnızlık, huzursuzluk sağlığını bozmuş, muhakemesini zayıflatmıştır. Sözlüğünü tamamlamaya çalışırken rahatsızlanınca Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımıyla konağına yakın bir eve taşınır, doktor nezaretine alınır. İyileştikten sonra Cihangir’deki evine dönen Şinasi, 12 Eylül 1871 tarihinde beyin tümöründen vefat eder.

Ahmet Hamdi Tanpınar, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi’nde 1859-1865 yılları arasında fikir ve sanat hayatımızda üç kişinin mühim rol oynadığını ve “yeniliğin üç büyük muharriri”nden birinin İbrahim Şinasi olduğunu anlatır (Tanpınar 2012: 166). Hemen hemen bütün eserlerinde “Asya’nın akl-ı pîrânesi ile Avrupa’nın bikr-i fikri”ni birleştirmek gayretinde olan Şinasi’nin edebî faaliyeti şiir, gazete, tiyatro, tenkit gibi çeşitli sahalara yayılmıştır. Şinasi’nin edebiyatımıza getirdiği ilk yenilik şiir sahasında görülür. Şinasi iyi bir şair olmasa da şiirleri muhteva ve üslup yönünden klasik Türk şiirinden farklıdır. Özellikle eski şiirdeki Arapça ve Farsça tamlamaları, edebî sanatları, mazmunları mümkün mertebe ortadan kaldırarak şiire hâkim olan “fikir”i ön plana çıkarmıştır. Şiiri ayrıntıdan, teferruattan kurtarmaya çalışmıştır. “Kanun, akıl, demokrasi” gibi yeni kavramlarla şiiri, sosyal ve siyasi fikirlerin hizmetine sokmuştur (Kaplan 1999: 274). Şinasi’nin konuşulan Türkçeden yeni bir şiir dili yaratmak hususundaki çabası, şiirlerine eski şiirde olduğu gibi “gazel, kaside” gibi genel adlar vermek yerine, batılı şiirde olduğu gibi, konularını ifade eden isimler vermesi önemli değişikliklerdir (Akyüz tarihsiz: 44). Şinasi, kendi şiirlerini yayımlamadan önce Batı şiir örneklerini tercüme ederek işe başlar. 1859’da Fransız lisanından nazmen tercüme eylediğim bazı eş’ar adıyla yayımladığı eserini, 1870’teki ikinci baskısında Tercüme-i Manzume adıyla neşreder (Akün 1979: 554). Şinasi bu kitapla Racine, Fenelon, Gilbert, La Fontaine ve Lamartine’den tercüme ettiği Batılı şiir örneklerini ilk defa Türk okuyucusuna tanıtır. Kendi şiirlerini topladığı Müntehabat-ı Eş’ar’da nazım şekilleri bakımından herhangi bir yenilik ortaya koymasa da şiirin, muhteva bakımından bir “fikir” etrafında gelişmesini, üslup bakımından da mazmunlardan, edebî sanatlardan, sunilikten uzaklaşmasını sağlamıştır. Şiirlerinde “sadelik” ön plandadır. Şinasi’nin Reşid Paşa için yazdığı kasidelerde, “Münacat”ta, “Arı ile Sivrisinek Hikâyesi”nde ortaya koyduğu değerler önemlidir: “Kanun, akıl, medeniyet, demokrasi”. Namık Kemal’in Encümen-i Şuara’dan ayrılıp eski edebiyat çevresiyle ilgisini kesmesinde Müntehabat-ı Eş’ar’ın, özellikle “Münacat”ın büyük payı vardır (Kaplan 1997: 33-34). Şinasi gerek padişahlara kaside takdim etmeyişi gerek tek başına çıkardığı gazetesi ile Divan edebiyatının saraya ve hükümete bağlanma geleneğini kıran ilk Türk edebiyatçısıdır (Kaplan 1999: 263). Kitabındaki dinî şiirlerde peygamberi hiç zikretmeyişi, naatsız bir divan oluşturmasında “deist” bir görüş kendini hissettirir (Akün 1979: 555). Tanpınar’a göre “cemiyet hayatı, insan ve insan hakları üzerinde bizim için oldukça yeni birtakım düşünceler”e sahip olan Şinasi, bu fikirleri gazete vasıtasıyla halka yaymak ister (Tanpınar 2012: 214). Agâh Efendi’yle birlikte neşrettikleri Tercüman-ı Ahval, “İşbu gazete ahval-i dâhiliye ve hariciyeden müntehab bazı havadisi ve maarif ve sanayi-i mütenevvia ile ticaret ve sair mevadd-ı nafiaya müteallik mebahisi şamil” alt başlığıyla, önceleri haftada bir gün çıkarken bir süre sonra haftada üç gün yayımlanır (Şinasi 1960: V-VI). Şinasi, Tercüman-ı Ahval’in ilk sayısında yer alan “Mukaddime” başlıklı yazısında “Meclis-i ahkâm-ı adliye”ye göre insanların gerek söz gerekse yazıyla düşüncesini bildirmeye hakkı olduğunu ifade ederek gayrimüslimlerin çıkardıkları özel gazetelerle bu haktan yararlandığını belirtir. Bir Osmanlı vatandaşı olarak, hükümetin gazete çıkarmasına izin vermesini takdirle karşılayan Şinasi, halkın anlayacağı sade bir dille gazete neşredeceğini açıklar. Tercüman-ı Ahval’den sonra yayımladığı Tasvir-i Efkâr’ın “Mukaddime”sinde ise medeni toplumlarda halkın, kendi menfaatlerini elde etme hususunda gazetelerden faydalandığını belirterek gazetenin toplum için önemli olup sayısının arttırılması gerektiğini vurgular. Şinasi’nin gazetesine seçtiği isim de bu bakımdan anlamlıdır. Tasvir-i Efkâr, hem teknik (baskı kalitesi, sayfa düzeni) hem muhteva yönünden devrinde büyük bir ilgiyle karşılanır. Çıkışından dört ay sonra Namık Kemal de yazı kadrosuna dâhil olur. Şinasi’nin 1859’da yazdığı ve 1860’ta Tercüman-ı Ahval gazetesinde tefrika ettikten sonra kitaplaştırdığı Şair Evlenmesi, Türk tiyatrosunun ilk örneği kabul edilir. Başlangıçta iki perde olarak kaleme alınan, daha sonra birinci perdenin çıkarılarak tek perdeye indirilen bu komedide, “birbirini görmeden, görücü usulü ile evlenme âdeti” tenkit edilir. Birbirini tanıyıp seven şair Müştak Bey ile Kumru Hanım evleneceklerdir. Fakat Kumru Hanım’ın kendisinden büyük ve henüz evlenmemiş bir ablası, Sakine Hanım vardır. Müştak Bey’e evlenirken kadın ile erkeğin birbirlerini görmemelerinden faydalanılarak bir oyun oynanır ve Sakine Hanımla evlendirilir. Müştak Bey bu evliliği kabul etmeyince bütün mahalle ayağa kalkar. Müştak Bey’in arkadaşı Hikmet Bey, olabilecekleri önceden tahmin etmiştir, nikâhı kıyan Ebullaklaka’ya rüşvet vererek bu yanlışı düzeltir ve sevgililer birbirine kavuşur (Enginün 1991: 12). Tanpınar’a göre Şinasi, Karagöz, Ortaoyunu gibi yerli sanatlarla Batılı unsurları birleştirerek “milli tiyatroya varacak en kısa yolu” bulmaya çalışmıştır (Tanpınar 2012: 210). Şinasi, diğer edebî türlerde olduğu gibi, tiyatro türünü de halka belli düşünce ve bilgileri aşılamak için bir araç olarak gördüğünden Şair Evlenmesi’ni de “bi’l-iltizam lisan-ı avam üzre” yazdığını açıklamıştır (Akyüz tarihsiz: 59). Durub-ı Emsal-i Osmaniye’de Türk atasözlerini, divan şiirindeki kullanış şekilleri ve Arap, Fars, Fransız dillerindeki atasözleriyle birlikte vermiştir. Bu bakımdan eser, bizde “mukayeseli ilk atasözü mecmuası” olma özelliği taşır (Akün 1979: 558). Tanzimat devrinin eleştiri konularından biri de yeni edebiyatın dili meselesidir. Tasvir-i Efkâr ile Ruzname-i Ceride-i Havadis arasında geçen “Mebhusetün-anha tartışması”nda Şinasi, Arapçanın gramer özelliklerinin artık Türkçede korunması gerekmediğini savunur (Enginün 2006: 748-749). Bunun yanı sıra Fatin Efendi’nin Tezkire-i Hatimetü’l-eş’ar’ının yeniden düzenlenerek basılması için yaptığı tespitler, bir edebiyat tarihçisinin objektif bir şekilde hareket etmesi, dil ve anlatımın sade, mübalağasız, klişeleşmiş terkiplerden uzak olması konusunda dikkate değer bilgilerdir (Akün 1961: 67-78).

Kaynakça

Akıncı, Gündüz (1966). Batıya Yönelirken Şinasi. Ankara: Ankara Üniversitesi Yay.

Akün, Ömer Faruk (1961). “Şinasi’nin Bugüne Kadar Ele Geçmeyen Fatin Tezkiresi Baskısı”. TDED. S. 11. 67-98.

Akün, Ömer Faruk (1979). “Şinâsi”. İslam Ansiklopedisi. C. 11. İstanbul: MEB Yay. 545-560.

Akyüz, Kenan (1986). Batı Tesirinde Türk Şiiri Antolojisi. İstanbul: İnkılâp Kitabevi.

Akyüz, Kenan (tarihsiz). Modern Türk Edebiyatının Ana Çizgileri (1860-1923). İstanbul: İnkılâp Kitabevi. 5. Baskı.

Ebüzziya Tevfik (1308/1890). Numune-i Edebiyat-ı Osmaniye. (Kısm-ı Evvel: Nesir). Kostantiniye: Matbaa-i Ebüzziya.

Ebüzziya Tevfik (1329/1911). Numune-i Edebiyat-ı Osmaniye. Kostantiniye: Matbaa-i Ebüzziya.

Enginün, İnci (1991). “Şair Evlenmesi”. Yeni Türk Edebiyatı Araştırmaları. İstanbul: Dergâh Yay. 11-18.

Enginün, İnci (2006). Yeni Türk Edebiyatı Tanzimat’tan Cumhuriyet’e (1839-1923). İstanbul: Dergâh Yay.

Kahraman, Âlim (2010). “Şinâsi”. İslam Ansiklopedisi, C. 39. İstanbul: TDV Yay. 166-169.

Kaplan, Mehmet (1997). “Münâcât”. Şiir Tahlilleri I. İstanbul: Dergâh Yayınları. 31-38.

Kaplan, Mehmet (1999). “Şinasi’nin Türk Şiirinde Yaptığı Yenilik”. Türk Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar I. İstanbul: Dergâh Yay. 253-274.

Parlatır, İsmail (2006). “Şinasi”, Tanzimat Edebiyatı. Ankara: Akçağ Yay. 71-126.

Şinasi (1960). Külliyat IV, Makaleler. Haz. Fevziye Abdullah Tansel. Ankara: Dün-Bugün-Yarın Yay.

Tanpınar, Ahmet Hamdi (2012). On Dokuzuncu Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Haz. Abdullah Uçman. İstanbul: Dergâh Yay.

Uçman, Abdullah (1998): “Şinâsi, İbrahim Efendi”. Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi. C. 8. İstanbul: Dergâh Yay. 171-175.

Ziyad Ebüzziya (1997). Şinasi. Yay. Haz. Hüseyin Çelik. İstanbul: İletişim Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. ÖĞR. ÜYESİ HATİCE HARİKA DURGUN
Yayın Tarihi: 31.12.2018
Güncelleme Tarihi: 12.11.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Fransız lisanından nazmen tercüme eylediğim bazı eş'arPresse d'Orient / Constantinople1859Çeviri
Müntehabat-ı Eş'arTasvir-i Efkar Matbaası / İstanbul1279/ 1862Şiir
Durub-ı Emsal-i OsmaniyeTasvir-i Efkar Matbaası / İstanbul1280/ 1863Derleme
Tercüme-i Manzume/ Fransız lisanından nazmen tercüme eylediğim bazı eş'ardırTasvir-i Efkâr Matbaası / İstanbul1287/ 1870Çeviri
Durub-ı Emsal-i OsmaniyeTasvir-i Efkar Matbaası / İstanbul1287/ 1870Derleme
Divan-ı ŞinasiTasvir-i Efkâr Matbaası / İstanbul1287/ 1870Şiir
Şair EvlenmesiVilayet Matbaası / Selanik1290/ 1873Tiyatro
"Eine Dichterheirath", Sittenbilder aus dem MorgenlandeHofmann& co. / Berlin1876Tiyatro
Durub-ı Emsal-i OsmaniyeMatbba-i Ebüzziya / Kostantiniye1302/ 1884Derleme
Divan-ı ŞinasiMatbaa-i Ebüzziya / Kostantiniye1303/ 1885Şiir
Müntehabat-ı Tasvir-i Efkar, Birinci Kısım: SiyasiyatMatbaa-i Ebüzziya / Kostantiniye1303/ 1885Antoloji
Müntehabat-ı Tasvir-i Efkar, İkinci Kısım: Mübahasat-ı EdebiyeMatbaa-i Ebüzziya / Kostantiniye1303/ 1885Antoloji
Müntehabat-ı Tasvir-i EfkarMatbaa-i Ebüzziya / Kostantiniye1311/ 1893Antoloji
The wedding of a poet: one-act comedyGriffon House Publications / Whitestone N. Y.1981Tiyatro

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1SADRÎ, Şeyh Mehmed Sadreddîn Efendid. ? - ö. 1722-23Doğum YeriGörüntüle
2Sadri Ertemd. 1898/9? - ö. 13 Kasım 1943Doğum YeriGörüntüle
3Sabri Sorand. 1918 - ö. 18 Mayıs 1975Doğum YeriGörüntüle
4RÂTİB, Hacı Mahmûd Râtib Beyd. 1826 - ö. 1899Doğum YılıGörüntüle
5HAKKI, Hacı İbrâhim Hakkı Efendid. 1826 - ö. 1889Doğum YılıGörüntüle
6NÂCÎ/HULÛSÎ, Hulûsî Nâcî Bey, İstanbullud. 1826 - ö. 1855 ds.Doğum YılıGörüntüle
7AŞKÎ, Mustafad. 1785-1789 - ö. 1871-1877Ölüm YılıGörüntüle
8VASFÎd. ? - ö. 1871-72’de hayattaÖlüm YılıGörüntüle
9NİYÂZÎ, Mehmedd. ? - ö. 1871Ölüm YılıGörüntüle
10Nazan Öçalırd. 1963 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Hacı Ömer Lütfid. 1870 - ö. 1928MeslekGörüntüle
12Mazhar Candand. 1941 - ö. 8 Mart 2011MeslekGörüntüle
13Müfit Ratipd. 29 Mayıs 1303 (1887) - ö. 29 Mayıs 1336 (1920)Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Nafi Miskioğlud. 21 Eylül 1886 - ö. 2 Temmuz 1947Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Halit Ziya Uşaklıgild. 1865 - ö. 27 Mart 1945Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Şinasi Nahit Berkerd. 1920 - ö. 2 Ocak 2001Madde AdıGörüntüle
17ŞİNÂSÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18ŞİNASÎ, Ruznâmeci-zâde Şinasî Mehmedd. ? - ö. 1702-1703Madde AdıGörüntüle