TURSUN BEY, Lebîbî, Tûr-ı Sînâ

(d. 1426 ?/830 ? - ö. 1491 veya 1499 sonrası/897 veya 905 sonrası)
müverrih
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Biyografik ve tarihî kaynaklarda Tursun Bey’den söz edilmemiştir. Onun hayatına ilişkin bilinenler, çoğunlukla eseri Târîh-i Ebu’l-Feth adlı Osmanlı kroniğindeki verdiği bilgilere dayanmaktadır. Buna göre asıl adı Tûr-ı Sînâ (Babinger 1992: 29; Tulum 1994: 6) [Tezbaşar’ın “Tursind” biçimindeki okuyuşu (yty: 18) yanlış olmalıdır.] olup, galat-ı meşhurla Tursun Bey olarak tanınmıştır (Tezbaşar yty: 18). İnalcık, Bursa kadı sicilleri üzerinde yaptığı araştırmalar neticesinde künyesinin “Tursun Beg ibn Hamza Beg” şeklinde kaydedildiğini, dedesinin I. Murâd döneminin meşhur kumandanlarından Fîrûz Bey (öl. 1421), babasının da 1424’te Anadolu beylerbeyliği yapan Hamza Bey olduğunu belirlemiştir (İnalcık 1977: 56-58). Bu bilgilerden Tursun Bey'in dönemin önemli ailelerinden birine mensup olduğu anlaşılmaktadır. 830/1426 yılı civarında doğduğu tahmin edilen Tursun Bey, eserinde yer alan bilgilere göre genç yaşta babasından kendisine kalmış bir tımarın sahibi olmuş, amcasının yanında yetişmiş ve bu süreçte iyi bir tahsil görmüştür. Nitekim İstanbul’un fetihten sonraki iskânı sırasında dağıtılan emlâkın sayımı ve konulan vergiyi yazma işi önce amcası Bursa müsellimi olan Cebe [veya Cübbe(= Djübbe) (İnalcık 1977)] Ali Bey’e verilmişken onun işlerinin çokluğu sebebiyle bu görev kendisine tevdi edilmiştir (Tezbaşar yty: 59). Görevini lâyıkıyla yerine getirip hazırladığı defteri Fâtih Sultân Mehmed’e sunmuş ve böylece sultanın muhitinde önemli bir yere sahip olmuştur (1456-1457). Aynı zamanda yaya ve müsellem tahririni de yapan ve görevi “yazıcı” olarak belirtilen Tursun Bey, 1456 yılındaki Belgrad Seferi’ne katılmıştır. Bundan sonra on iki yıl süreyle Mahmûd Paşa’nın yanında divan kâtipliği yapmış (Tezbaşar yty: 31) ve onunla birlikte hemen bütün seferlerde bulunmuştur. Mahmûd Paşa ile ilk olarak 1458 yılında gerçekleştirilen Sırbistan seferine katılmış, burada düzenlenen bir akında “emîn” olarak görevlendirilmiştir. Daha sonra da sırasıyla 1462 yılında düzenlenen Eflak ve Midilli, 1463 yılındaki Bosna, 1464’teki ikinci Bosna seferlerine iştirâk etmiştir. Takiben 1466-67 yılındaki Arnavutluk seferinde, 1470’teki Eğriboz fethinde, 1473 senesinde Uzun Hasan üzerine yapılan seferde, 1476 Boğdan ve 1478 İskenderiye (Arnavutluk) seferlerinde de yer aldığı bilinmekteyse de bu seferlere kimin himayesinde ve hangi görev(ler)le katıldığı meçhuldür. Hayatının bundan sonraki evresi ile ilgili bilgiler daha da azalan ve belirsizleşen Tursun Bey’in -kesin tarihleri bilinmemekle birlikte- 1470-1480 yılları arasında kısa dönemlerle önce Anadolu, sonra Rumeli (Babinger 1992: 29) defterdarlığı yaptığı düşünülmektedir. Babinger’e göre Bâyezîd döneminde de görevini sürdüren (1992: 29) Tursun Bey, ardından emekli olup hayatını Bursa’da sürdürmüştür. Burada amcası Cebe Alî Bey’in vakıf mütevelliliğinde bulunmuş ve tarihini de aynı sıralarda yazmaya başlamıştır. Eserini yazdığı esnada altmış yaşlarında bulunan Tursun Bey’in ölüm tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte (Tulum 1994: 6) bu konuyla ilgili farklı tahminler yapılmıştır. Mertol Tulum onun, 897/1491’den sonra uzun süre yaşamadığını belirtirken (1994: 6), Franz Babinger ise 905/1499’dan sonra (1992: 29) öldüğünü söylemektedir.

Tursun Bey’in, kendisine lütuflarda bulunan ve devletin önemli kademelerinde görevler veren yöneticilere minnet borcunu ödemek üzere kendi arzusu ile kaleme alıp Târîh-i Ebu’l-Feth ismini verdiği (Tezbaşar yty: 20) eseri, yazarın adına izafeten daha çok Tursun Bey Tarihi olarak tanınmıştır. Târîh-i Ebu’l-Feth’in içinde yazılış tarihine ilişkin bir kayıt bulunmazken anlatılan tarihî olayların veya kişiler için kullanılan unvanların delaletiyle eserin 902/1496’dan önce (Tulum 1994: 7) veya 903-905/1469-1500 yılları arasında (Babinger 1992: 29; Tezbaşar yty: 31) ya da daha geniş bir zaman dilimine işaret ederek II. Bâyezîd döneminde yazıldığı (İnalcık 1962: 162) öne sürülmüştür. Eser, Fâtih Sultân Mehmed’in 846/1442 yılında ilk kez tahta çıkışıyla başlayıp II. Bâyezîd’in tahtta bulunduğu sırada yapılarak 893/1487-88 yılındaki yenilgiyle sonuçlanan Kilikya seferiyle bitmekte ve dolayısıyla kırk yedi senelik Osmanlı tarihini kapsamaktadır. Tursun Bey Tarihi önsöz, giriş ve asıl metin olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Yazar, önsözde eserin yazılış sebebini anlatmış, giriş bölümünde ise tarih bilimi konusunda birtakım görüşler ileri sürerek padişahların vasıfları ve halkla ilişkileri üzerinde durmuştur. Asıl metinde de Fâtih Sultân Mehmed zamanında bizzat tanığı olduğu ya da çeşitli yazılı ve sözlü kaynaklardan edindiği bilgiler çerçevesinde (İnan 1996: 92-93) bu dönemde gerçekleşen askerî hadiselere yer vermiştir. Ayrıca eserin sonuna II. Bâyezîd devrinin ilk yedi yılındaki askerî faaliyetleri de eklemiştir. Mensur vekayinâme türünün ilk örneği sayılabilecek olan (Özcan 2003: 57) kitap, II. Bâyezîd’e sunulmuştur. Bugün kütüphanelerde beş nüshası belirlenen Târîh-i Ebü’l-Feth, önce Mehmed Ârif Bey tarafından 1330 yılında Târîh-i Osmânî Encümeni Mecmû’ası’nın ilâvesi olarak yayımlanmıştır. Daha sonra Mertol Tulum, eserin tenkitli neşrini yapmış (1977), Halil İnalcık ve Rhoads Murphey de İngilizce bir özetini ekleyerek eserin tıpkıbasımını yayımlamışlardır (1978). Kendisiyle aynı dönemde kaleme alınmış tarih kitaplarında görülen sade Türkçenin aksine Târîh-i Ebu’l-Feth’in Arapça ve Farsça unsurların oldukça yoğun bir biçimde kullanıldığı ağdalı bir dili vardır (İnan 1996: 110). Bu yönüyle eser, yarı manzum tarzda yazılmış süslü nesrin ilk örneğidir (Özcan 2003: 57). Târîh-i Ebü’l-Feth ile aynı dönemde yazılan Âşıkpaşazâde, Oruç ve Neşrî tarihlerinin dilini kısa cümlelerden oluşan süssüz, kuru olarak değerlendiren Mertol Tulum’a göre; Tursun Bey’in eserinde Farsça ve Arapça sentaksa uygun uzun cümlelere, tasvirler sırasında da sıfatlara çok sık rastlansa da müellif, Arapça Farsça kelime ve şekillere yer vermekle birlikte Türkçeyi hiçbir zaman ihmal etmemiştir (1994: 7). Nitekim Arapça ve Farsça unsurları ağırlıklı olarak kullandığı cümleleri “ya’nî” kelimesinden sonra sade bir Türkçe ile açıklama yoluna gitmiştir (İnan 1996: 110).

Babinger, Tursun Bey’in mahlasının Lebîbî olduğunu belirtmiştir (1992: 29). Tursun Bey, mensur eseri Târîh-i Ebu’l-Feth’te, klasik dönem eserlerinde sıkça görüldüğü üzere, Arapça, Farsça veya Türkçe irili ufaklı pek çok manzumeye yer vermişse de kaynaklarda bunların dışında şiir yazdığına ya da manzum bir metin meydana getirdiğine ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

Kaynakça

Babinger, Franz (1992). Osmanlı Tarih Yazarları ve Eserleri. çev. C. Üçok. Ankara: KB Yay.

İnalcık, Halil (1962). “The Rise of Ottoman Historiography”. Historians of The Middle East. Edt. B. Lewis, P.M. Holt. London.

İnalcık, Halil (1977). “Tursun Beg, Historian of Mehmed the Conqueror’s Time”, Wiener Zeitschrift für die Kunde des Morgenlandes (69): 55-71. http://www.jstor.org/discover/10.2307/23868095?sid=21105527951423&uid=70&uid=4&uid=3739192&uid=2134&uid=2 [erişim tarihi: 06.12.2014].

İnalcık, Halil, R. Murphey (hzl.) (1978). Tursun Beg, The History of Mehmed the Conqueror. Chicago.

İnan, Kenan (1996). “Klasik Dönem Osmanlı Tarihçilerinde Kaynak Kullanma Usulleri”. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü Tarih Araştırmaları Dergisi 18 (29): 91-135.

İnan, Kenan (2011). “Tursun Beg”. Historians of The Ottoman Empire. https://ottomanhistorians.uchicago.edu/sites/ottomanhistorians.uchicago.edu/files/tursunbeg_en.pdf [erişim tarihi: 06.12.2014].

Özcan, Abdulkadir (2003). “Fatih Devri Yazıcılığı ve Literatürü”. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 14 (1): 55-62.

Tulum, Mertol (hzl.) (1974). Tursun Bey, Fatih’in Tarihi (Târih-i Ebu’l-Feth). İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yay.

Tulum, Mertol (1994). “Dursun Bey”. İslâm Ansiklopedisi. C. 10. İstanbul: TDV Yay. 6-7.

Tezbaşar, Ahmet (sad.) (yty). Fatih’in Tarihi - Tursun Bey, Târih-i Ebul Feth. Tercüman 1001 Eser.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. MEHMET GÜRBÜZ
Yayın Tarihi: 05.01.2015

Eserlerinden Örnekler

Târih-i Ebu’l-Feth’ten

Hikâyet:

Mahmûd Paşa’ya takrî’an i’tirâz olındı ki: “Ne aceb ki Türkmân kusûr-ı akl ile muttasıf iken hâzır bulunup ve ashâbuñuz kemâl-i firâset ile mevsûf iken gâfil bulundı.” Cevâb virdi ki: “Asâ’en tekrehû şey’en ve hüve hayrun leküm”. Bârik-bîn ü dûr-endîş, vezîr-i kâmil idi. Bilür idi ki bunun gibi leşker-i encüm-gürûh, âsumân-şükûh yağı memleket içinde çok yörimek hatâdur.Husûsâ kim hasm kavî ola. Pes bu letîfe-i Rabbânî’yi müsteclib-i fevz-i mübîn bildi ki, bu gurûr ile mümkindür ki hasm kendüyi göstere.

Tulum, Mertol (1974). Tursun Bey, Fatih’in Tarihi (Târih-i Ebu’l-Feth). İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti Yay. 162.

İlâhâ Pâdişâhâ Kirdgârâ

Rahîmâ Kâdirâ Perverdgârâ

Bu resme eyle Sultân Bâyezîd’i

K’ola sultânların cümle ferîdi

Nizâm-ı âleme çün ol sebedir

Ayaklar altına hasmını debdir

Ana vü askerine nusret eyle

Vücûdın halka zıll-ı râhat eyle

Dahı şeh-zâdelerin eyle kâ’im

Makâm-ı mesd-i devlet üzre dâ’im

Tezbaşar, Ahmet (sad.) (yty). Fatih’in Tarihi - Tursun Bey, Târih-i Ebul Feth. Tercüman 1001 Eser. 179.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1MUHİDDİN DOLU, Şeyh Mehmedd. 1426 - ö. 1495Doğum YılıGörüntüle
2AHMED, Veliyyüddîn-zâde Ahmed Paşad. 1426 ? - ö. 1496-97Doğum YılıGörüntüle
3ŞEYH MAHMÛD BİN İBRÂHÎM EDHEM, Şeyh Mahmûd bin Edhemd. ? - ö. 1491-92Ölüm YılıGörüntüle
4VEFÂ, Şeyh Vefâ, İbnü’l-vefâ, İbn Vefâ, Vefâ-zâde, Ebu’l-Vefâd. ? - ö. 1491Ölüm YılıGörüntüle
5İLAHÎ, Abdullah-i İlahi, Molla İlahid. ? - ö. 1491Ölüm YılıGörüntüle
6MESNEDÎd. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
7ZİHNÎ, Mehmed Zihnî Çelebid. ? - ö. 1714MeslekGörüntüle
8VAHÎD, Ahmed Vahîd Efendid. ? - ö. 1839-1861MeslekGörüntüle
9DERYÂd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
10BEDR-İ DİLŞÂDd. 1404-5 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11MAHMÛDÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12NECÂTÎ BEY, Îsâd. 1443-1446? - ö. 1509Madde AdıGörüntüle
13NÛRÎ, Nûrî Beyd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14ŞÂKİR, Şakir Ahmed Beyd. ? - ö. 1699-1700Madde AdıGörüntüle