TÜRKMENÎ, Necmi Dal

(d. 1952 / ö. -)
mobilyacı, âşık
(Âşık / 20. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı Necmi Dal olan âşık, 1952 yılında Ankara’nın Kalecik ilçesine bağlı Gökdere köyünde doğmuştur. Türkmenistan’dan göçüp, Ankara’nın Kalecik ilçesine yerleşmiş bir ailenin çocuğu olan Necmi Dal, ilkokulu köyünde bitirmiş, 1966 yılında Ankara’ya gelip mobilyacı olarak işe başlamıştır. Evli ve üç çocuk babasıdır. Ailesinde âşıklık geleneğini icra eden bir kimse yoktur. 14-15 yaşlarında şiir yazmaya başlayan ve aynı zamanda saz da çalan şair birçok dernekte müzik çalışmalarına katılmıştır. Kısa adı ANDER olan Anadolu Halk Ozanları Derneğinin kurucularından olup hâlen bu derneğin üyesidir (Polat 2010: 423).

Türkmenistan’dan göçüp gelen bir ailenin oğlu olan şair, mahlasını şu şekilde aldığını söylemektedir: "Kendisinden feyz aldığım değerli hocam Rasim Köroğlu “Senin neden mahlasın yok? Mahlassız şair olmaz.” diyerek konuyu Hayal Şair Evi’nde açtı. Oradaki dernek üyeleriyle yapılan istişare sonucu ve benim Türkmenistan göçmeni olmam dolayısıyla ben ‘Türkmen’ mahlasını aldım.” Âşık Türkmenî, âşıklık geleneği içinde süregelen ve birçok şairinin ilhamını buradan aldığı rüya ve bade içme konusunda da şunları düşünmektedir: “Ben bunun doğru olduğunu pek düşünmüyorum. Bence bunlar diğer şairlerimizin rüyalarında gördükleri bir şeyi böyle yorumlamalarından kaynaklanıyor. Ben de bir gün rüyamda, küçük yaşlarda sevdalandığım ama kavuşamadığım, hâlâ görecek olsam titrediğim o kızı gördüm. Kız bana ellerini uzattı ama ben doğru olmadığını düşünerek ellerini tutmadım. Sabah kalktım ve hemen elime kâğıt kalemi aldım ve yazmaya başladım." (Polat 2010: 423).

Şiirlerinin bir bölümü Kalecik’in Sesi gazetesinde yayımlanmıştır. Küçük yaşlardan beri şiire meraklı olan şairin bir ustası yoktur. Köyde festivallere, düğünlere gelen şairleri görerek şiire olan merakının iyice arttığını; Muharrem Ertaş, Hacı Taşan gibi değerli hocaları görüp, onlardan feyz aldığını ifade etmiştir.

Şair, âşıklık geleneğine uygun üslupla kaleme aldığı şiirlerini yazarken ilhamını nereden aldığını da şöyle vurgulamaktadır: “Ben irticalen şiir söylemiyorum; ama hiç oturayım da şiir yazayım dediğim olmamıştır. Çevremde yaşanan olaylar ve aşk, şiirlerimin ilham kaynağı olmuştur. Şiirlerim halkın ve biz âşıkların dili olmuştur. Günümüzde kültürümüze ve bizlere değer verilmiyor olması beni çok üzmektedir. Benim istediğim kültürümüzün gençlere aşılanmasıdır. İşte burada medyaya büyük görev düşmektedir. Televoleler ile ve adı değişmeyen ama anlamı değişen aşklarla gençlerimizin kafası meşgul edilmesin istiyorum.” Necmi Dal’ın bu konuda kaleme aldığı “Televole Âşıkları” adlı şiiri düşüncelerini ortaya koymaktadır: "Televizyonda âşık olan olana/ Aşk buysa ben âşık değilim/ Her gün birbirini soyan soyana/ Aşk buysa ben âşık değilim" (Polat 2010: 423-425).

Şiirlerinin şekil ve tür özelliklerine dair bilgisi olmadığını vurgulayan şair, yazdığı sevda yüklü şiirlerindeki etki, taşlama ve hiciv şiirlerinde gösterdiği başarıyla dikkat çekmektedir. Âşık meclisine katılan ve kendi yöresi olan İç Anadolu âşıklık geleneğine mensup olan şair, âşık atışmalarına katılmamaktadır. Bu konuda şair, İç Anadolu âşıklarının atışma bilmediğini, atışma geleneğinin Kuzey Anadolu’ya ait bir âşıklık geleneği içinde süregeldiğini belirtmektedir. Şair, âşık kahvehanelerinin kendileri için önemli bir mekân olduğunu, âşık kahvehaneleri sayesinde daha birçok şair arkadaşlarını tanıdıklarını ve buralarda kafalarında küçük bir soru işareti doğuran ince detaylara kadar birbirleriyle istişare edip çözebildiklerini vurgulamaktadır. Buralarda ve derneklerde bir araya gelip şiirlerini icra ettiklerini ve bu geleneği yaşatmaya çalıştıklarını belirtmektedir. Âşık, günümüz âşıklık geleneği içinde eserler veren şairler için de şunları düşünmektedir: “Neşet Ertaş hocamız bizim üstadımızdır. Derneğimize kayıtlı Sevdayî, Emirî, Düştî ve Çoban Hüseyin gibi 26 şair arkadaşımız var ve hepimiz bu yolda hizmet veriyoruz. Amacımız bu geleneği sürdürmek ve gençlerimize aşılamak. İşte bizim tek amacımız bu. Bizler okumamış olabiliriz; ama devletten, üniversitelerden beklediğimiz bu geleneği yaşatmalarıdır.” (Polat 2010: 426-427).

Kaynakça

Polat, Sema (2010). “Necmi Dal (Âşık Türkmenî)”. Sazın ve Sözün Sultanları Yaşayan Halk Şairleri-II. Ed. Fatma Ahsen Turan, Başak Uysal, Kadir Gökhan Uğur, Ayfer Sarıyıldız. Ankara: Gazi Kitabevi Yay. 423-429.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: ARAŞ. GÖR. GÖZDE TEKİN
Yayın Tarihi: 05.03.2019
Güncelleme Tarihi: 12.12.2020

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1FATMA HASGÜLd. 1952 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2AHMET KAYAd. 1896 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MUSTAFA DEMİRd. 1957 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Şükran Yüceld. 1952 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Haşim Şahind. 9 Şubat 1952 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6FİRİDUN HELİLOV, Firudin Bayram oğlu Helilovd. 1952 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7ADİL, Adil Ahmedovd. 1928 - ö. ?MeslekGörüntüle
8MEHMED, Mehmet Gökçed. 1957 - ö. ?MeslekGörüntüle
9YETİMÎ, Ahmet Yetimd. 1947 - ö. 2016MeslekGörüntüle
10İSMAİL COŞARd. 1903 - ö. 1965Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11ŞAŞKIN VELİ, Veli Namlıd. 1935 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12DERTLİ MAHMUT/MAHMUT, Mahmut Anıland. 1933 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13ABDULLAHd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
14KERİM (NİHALÎ, NİHAL)d. 1834 - ö. 1905Madde AdıGörüntüle
15SAMED BEHRENGÎd. 1938 - ö. 1968Madde AdıGörüntüle