ŞEMSÎ, Şemseddîn Sivasî

(d. 1520/926 - ö. 1597/1006)
divan ve tekke şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 16. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Tokat‘ın Zile kasabasında 926/1520 yılında doğdu. Adı Ahmet, lakabı Şemseddin, şiirde kullandığı mahlası Şemsî’dir (Muhammed Nazmî, vr. 32a). Esmer olduğu için Kara Şems diye meşhur oldu. Tanınmış bir Halvetî şeyhi ve velut bir müellif olarak hayatının en verimli çağlarını geçirdiği Sivas’ta Şems-i Azîz lakabıyla da anılır. Babası Muhammed Ebü’l-Berekât, Halvetî şeyhlerinden Amasyalı Hacı Hızır’ın halifelerindendir. Muharrem, İbrahim ve İsmail adında üç kardeşi vardır. Bunlardan Muharrem ve İbrahim kendisinden büyüktür. Âlim olmaları sebebiyle bu iki ağabeyin onun yetişmesinde büyük emekleri geçmiştir. Şemseddin Sivasî yedi yaşında Zile’de ilk tahsiline başladı. Bilahare Tokat’a ağabeyleri Muharrem ve İbrahim Efendilerin yanını gönderilerek orada devrin büyük âlimlerinden Arakiyecizâde Mevlana Şemseddin Efendi’nin derslerine devam etti. Kısa zamanda naklî ve aklî ilimlerde büyük başarılar kazandı. Daha sonra İstanbul’a giderek tahsilinin tamamlayıp Sahn medreselerinden birine müderris oldu (Müstakimzâde, vr. 11a-12a, Bursalı 1318: 7-8). Şemseddin Sivasî’nin müderrisliği çok kısa sürmüştür. Bir gün kazaskeri ziyarete gittiğinde mevki ve makam isteyenlerin bu isteği dile getirirken nasıl küçüldüklerini görüp tiksinmiş ve bunun üzerine görevinden istifa etmiştir. İstanbul’dan ayrılıp hac vazifesini yerine getirmek üzere Hicaz’a gitmiş, hac dönüşü Zile’ye yerleşerek halka vaaz vermeye başlamıştır. Şöhreti yavaş yavaş çevreye yayılan Şemseddin Sivasî, Cumapazarı köyüne giderek babasının şeyhi Amasyalı Hacı Hızır’ın halifelerinden Muslihuddin Efendi’ye bağlandı. Şeyhinin vefatı üzerine önce Tokat’a, bilahare Zile’ye dönerek öğrenci yetiştirmeye devam etti. Bir müddet sonra Tokat’a gelen Halvetî büyüklerinden Şeyh Mecdüddin Şirvanî’ye intisap etti. Sivas valisi Hasan Paşa (?-974/1567) tarafından 972/1564 yılında yaptırılan ve bugün Meydan Camii diye anılan camiye vaiz olmak üzere davet edilen Şemseddin Sivasî, ailesi ve bir kısım talebesi ile birlikte Sivas’a göçtü. Kendisi için yaptırılan dergâha yerleşerek orada zahirî ve batınî ilimleri öğretmek suretiyle pek çok talebe ve mürid yetiştirdi. Şemseddin Sivasî, Şems-i Tebrizî ve Ak Şemseddin ile birlikte Türk tasavvuf tarihindeki üç Şems’ten biridir. Sivas’ta yaşamasına ve eserlerin çoğunu o şehirde vermesine rağmen şöhreti İstanbul'a kadar ulaşmıştır. Sultan III. Mehmet ile 1005/1596 yılında Eğri Seferi ve devamında yapılan Haçova Meydan Muhaberesi'ne katıldı. Peçevî tarihi hariç Şemseddin Sivasî ile ilgili bilgi veren tarih kitapları ve onun hakkında yazılan menakıbnâmelerin hemen hemen hepsi savaştan önce padişaha zaferi müjdelediğini, bunun üzerine sultanın arzusu ile savaşa katıldığını, bir ara harbin en şiddetli anında ordunun bozulma ihtimali baş gösterince, duası ve üstün gayretleri sonucunda savaşın kazanıldığını kaydederler (Muhammed Nazmî, vr. 58a-61b, Müstakimzade,vr. 20a-21b, Peçevî 1283: II/200, 290, Naîmâ 1281: I/372, Hammer 1333: VIII/40-41, Uzunçarşılı 1983: III-I/78). Şemseddin Sivasî, Haçova Zaferi’nden sonra İstanbul’da biraz istirahat edip Sivas’a döndü. Kısa bir müddet sonra 1006/1597’de orada vefat etti. Naaşı Meydan Camii’nin haziresine defnedildi. Vefatı için pek çok tarih manzumesi kaleme alınmıştır. İkinci mısraı ebcedle 1006 yılını veren “Kadriyâ târîh-i fevtini didüm/Nüh felek Şemsi tolındı nûr ile” (1006/1597) beyti kaynaklarda yer alan bu tarih manzumelerinin en yaygın olanlarından biridir.

Şemseddin Sivasî, önemli bir şeyh olup Halvetî tarikati içerisinde Şemsiyye kolunun kurucusudur. Sivas ve çevresinde yaygın olan Şemsiye şubesi, yeğenleri Abdülmecid Sivasî ve Abdülahad Nurî vasıtasıyla Sivasî adını alarak İstanbul’da da yayılmıştır.

Şemseddin Sivasî, çoğu dinî, tasavvufî sahada olmak üzere manzum ve mensur yirmi iki eser vermiştir. Bu eserlerden on biri manzum, on biri mensurdur. Manzum eserlerinin tamamı Türkçe olup mensur eserlerinden iki tanesi Arapça, diğerleri Türkçedir.

Manzum eserleri şunlardır:

1. Dîvân: Dîvân-ı Ârifâne, Dîvân-ı İlâhiyât, Dîvân-ı İlâhiyât ve Gazeliyât adları ile de anılan bu eser bir divandan ziyade divançe mahiyetindedir. Dört yazma nüshaya dayanılarak yayımlanmıştır (Toparlı 1984). Bu yayında murabba şeklinde bir tevhid, gazel tarzında beş naat, doksan dokuz gazel, dört murabba, iki muhammes, bir kıta ve sekiz müfred vardır. Dört manzume hece vezniyle, diğerleri aruz vezniyle kaleme alınmıştır. Dîvân’daki şiirlerin hemen hemen tamamı dinî-tasavvufî mahiyettedir.

2. Süleymâniyye: Süleyman Peygamber ile Sebe Melikesi Belkıs arasında geçen kıssayı Kur’ân-ı Kerîm’deki anlatımıyla işleyen 1684 beyitlik mesnevidir.Eser Türk edebiyatında SüleymanPeygamber ile Sebe Melikesi Belkıs’ın kıssasını müstakil olarak işleyen yegane mesnevidir. Süleymaniyyeyayımlanmıştır (Akkaya 1997).

3. İbret-nümâ: İranlı meşhur mutasavvıf şair Feridüddin Attar’ın (?-618/1221) İlâhînâme isimli mesnevisinin serbest tercümesi mahiyetinde 4890 beyitlik bir mesnevidir (Çöm 2010). Eser peygamber kıssaları, evliya menkabeleri ve İslam tarihinden seçilmiş 100 hikâye ve bu hikâyelerden sonra “İbret” başlığı altında kıssadan hisse özelliğindeki öğütleri içeren bölümlerden oluşmaktadır.

4. Mevlid:Hz. Muhammed’in doğumundan vefatına kadar hayatının önemli safhalarını, faziletlerini, mucizelerini konu alan 1217 beyitlik mesnevidir (Aksoy 1980).

5. Gülşen-âbâd: Şemseddin Sivasî’nin en dikkate değer eserlerinden biri olup 557 beyitlik küçük bir mesnevidir (Aksoy 1986). Temsilî mahiyyette bir eserdir. Gül şeyhi, değer çiçekler de müritleri temsil etmektedir. Vahdet-i vücud ve daha başka tasavvufî meseleler çiçekler arasında geçen konuşmalarla anlatılmıştır. Şemseddin Sivasî’nin didaktik ifadeden kurtularak şiiriyyeti yakaladığı mesnevilerinden biridir.

6. Heşt-Bihişt: Dört makam ve her makamı ikişer ravzaya ayrılarak tertip edilen 2882 beyitlik mesnevidir (Buluz 1997). Birinci makam âdil devlet başkanlarına, ikinci makam ilmi ile âmil âlimlere, üçüncü makam cömert zenginlere, dördüncü makam ise fakirlere ayrılmıştır. Zaman zaman ele alınan konu ile ilgili hikâyelere de yer verilmektedir.

7. Mir'âtü'l-Ahlâk:Nasîhatnâme türünde 4520 beyitlik dinî, tasavvufî bir mesnevidir (Toker 2010). Eser güzel ahlakın anlatıldığı on bab ve kötü ahlakın işlendiği on fasıldan meydana gelmektedir.

8. Menâkıb-ı İmâm-ı A'zam:Hanefî mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebû Hanife’nin (80/699-150/767) hayatını, menkabelerini anlatan bir mesnevidir. İlk baskısı 1291/1874’te İstanbul’da yapılan bu matbu nüshaya göre 3638 beyittir. Bu mesnevinin kaynaklarda geçen diğer adı Kitâbü’l-Hiyâz min-Savbi Gamâmi’l-Feyyâz’dır (Kâtip Çelebi 1972: II/1839; Bağdatlı 1951: I/150; Gölpınarlı 1979: XI/423).

9. İrşâdü'l-Avâm: Dinî, tasavvufî nasihatname türünde 255 beyitlik küçük bir mesnevidir (Akkaya 2003a).

10.Umdetü’l-Huccâc: Hac farizasını yerine getirmek isteyenler için yazılmış, içerisinde gazel ve murabba nazım şekilleri ile kaleme alınan manzumelerin de bulunduğu 757 beyitlik bir mesnevidir. İsmi kaynaklarda Menâsik-i Hac, Menâsikü’l-Hac, yazma nüshasının başında Kitâbü Menâsiki’l-Huccâc şeklinde kaydedilmiş ise de eserde geçen “Umdetü’l-Huccâc urdum buna nâm” mısraında da görüldüğü gibi (Toker 2009: 996) Şemseddin Sivasî bu mesneviyeUmdetü’l-Huccâc adını verdiğini söylemektedir. Eserde haccın umdeleri, nasıl yapılacağı mesnevi nazım şeklinin imkânları içerisinde anlatılır.

11. Terceme-i Kasîde-i Bürde: İmam Busûrî’nin (?-694/1295) Hz. Muhammed ve sahabelerini konu alan meşhur Kasîde-i Bürde isimli eserinin manzum tercümesidir. Eser kaside nazım şekli ile kaleme alınmış olup 161 beyittir (Albayrak Sak 2014).

Mensur eserleri şunlardır:

1. Menâkıb-ı Çehâr-yâr-i Güzîn: Eser kaynaklarda Menâkıbü’l-Hulefâ (Kâtip Çelebi 1972: II/1841), Riyâzu’l-Hulefâi’r-Râşidîn (Bağdatlı 1951: I/150) adlarıyla da geçmektedir. Başta dört halife olmak üzere sahabelerin ve ehl-i beytin menkabelerini anlatan hacimli bir eserdir.Menâkıb-ı Çehâr-yâr-i Güzînçok sevilmiş ve okunmuştur. Bu sebeple ilk baskısı 1258 [1842] olmak üzere İstanbul’da defalarca basılmıştır.

2. Menâzilü'l-Ârifîn: Dört bölüm hâlinde Allah, nefs, dünya ve ahiret konularını anlatan bir eserdir. Yer yer konularla ilgili rübailer de vardır

3. Umdetü'l-Edîb fi't-Ta'allümi ve't-Te'dîb: Farsça’daki edat ve harflerin görevlerini açıklayan gramerle alakalı küçük bir eserdir. Umdetün fî-Lügati’l-Fürs(Kâtip Çelebi 1972: II/1171, Bursalı 1318: 12, Hocazâde 1325: 92), Umdetü’d-Dîni fî-Kavâ’id (Bağdatlı 1951: I/150) adlarıyla da anılmaktadır.

4. Emr-i İlâhî ve Hüccet-i İlâhî: Emr-i bi’l-ma’rûf konusunu tasavvufî açıdan ele alan küçük bir eserdir. Kaynaklarda Hüccet-i İlâhiyye (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95), El-Hüccetü’l-İlâhiyye (Bağdatlı 1951: I/150) adlarıyla da geçmektedir.

5. Es-Safâyıh fî-Tercemeti'l-Levâyıh: Molla Câmî’nin (?-898/1492) tevhid ve vahdet-i vücûd’la alakalı Levâyih isimli Farsça mensur eserinin tercümesidir. Bu eser kaynaklarda Es-Safâyıhu fi’t-Tevhîd (Kâtip Çelebi 1972: I/1079, Hocazâde 1325: 92), Safâ’ihu’n-Nevâ’ihi fi’t-Tevhîd (Bağdatlı 1951: I/150), El-Fesâyih fî-Tercemeti'l-Levâyıh (Bursalı 1333: I/95), El-Fesâyih fi’t-Tevhîd (Bursalı 1318: 12) olarak da geçer.

Bu eser, Bursalı Mehmet Tâhir’inMeşâyih-i Osmâniyeden Sekiz Zâtın Terâcim-i Ahvâli’nde manzum veya mensur olduğu belirtilmeden El-Fesâyih fi’t-Tevhîd adıyla kaydedilmiş, yine aynı yazarın Osmanlı Müellifleri isimli eserinde El-Fesâyih fî-Tercemeti'l-Levâyıh başlığıyla manzum eserler arasına alınmıştır. Katip Çelebi ve Hocazâde Hilmi Es-Safâyıhu fi’t-Tevhîd adıyla, Bağdatlı İsmail Paşa ise Safâ’ihu’n-Nevâ’ihi fi’t-Tevhîd adıyla manzum veya mensur olduğuna dair bir görüş belirtmeden zikretmişlerdir. Eser manzum değil mensurdur.

6. Şerh-i Gazeliyyât-ı Sultân Murâd-ı Sâlis: Sultan III. Murad’ın (953/1546-1003/1595) Farsça bazı gazellerinin şerhidir.

7. Nakdü'l-Hâtır: Musa Peygamber ile Hızır’ın Kehf suresinde geçen kıssasının tasavvufî açıdan tefsiridir. Eserde mevzu ile alakalı beyit, mesnevi ve rübailer de bulunmaktadır. Bu eserin adı kaynaklarda Kıssa-i Mûsâ ve Hızır olarak da geçmektedir (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Hocazâde 1325: 92, Bağdatlı 1951: I/150).

8. Şerh-i Terceme-i Ecvibe Ali bin Ebî Tâlib li-Es'ileti Kümeyl bin Ziyâd: Bu eser Mahmud bin Ali bin el-Kâşî’nin (öl. 735/1335) Şerhu Su’âli Kümeyl bin Ziyâd isimli iki yapraklık Arapça eserinin genişletilmiş tercümesidir. Da’leb-i Yemânî ile Kümeyl bin Ziyâd’ın sorularına Hz. Ali’nin tasavvufî ve kelamî açılardan verdiği cevaplardan oluşan kısa bir eserdir (Akkaya 2003b: 27-1/47-58). Kaynaklarda Şerh-i Kelimât-ı Kümeyl bin Ziyâd adıyla da anılmaktadır (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Gölpınarlı 1979: XI/423).

9. Dâiretü'l-Usûl: İlm-i usûle dair bir eserdir. Şemseddin Sivasî ilm-i usûl konusunda bir eser yazdığını bizzat kendisi haber vermektedir (Şemseddin Sivasî 1278: 163). Bu adla bir eser kaynaklarda da zikredilmektedir. Günümüze kadar bu eserin yazma nüshası tespit edilememiştir.

Arapça eserleri şunlardır:

1. Hallü Ma’âkıdi’l-Kavâ’id: İbn Hişam’ın (?-762/1360) Arapça nahiv (sentaks) kaidelerine dair Kavâ’idü’l-İ’râb isimli eserinin şerhidir.

2. Zübdetü’l-Esrâr fî-Şerhi Muhtasari’l-Menâr: Nesefî’nin (?-710/1310) usûl-i fıkha dair Menârü’l-Envâr isimli eserinin Halebî (?-956/1549) tarafından Muhtasarü’l-Menâr adıyla yapılan muhtasarına yazılmış bir şerhtir.

Kaynaklarda Şemseddin Sivasî’nin manzum eserleri arasında zikredilen Terceme-i İlâhînâme-i Şeyh Attâr, Terceme-i Pendnâme-i Şeyh Attâr, Terceme-i Mantıku’t-Tayr-i Şeyh Attâr adları ile geçen eserler (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Hocazâde 1325: 92, Bağdatlı 1951: I/150, Gölpınarlı 1979: XI/423) ayrı ayrı eserler olmayıp onun Feridüddin Attar’ın İlâhînâme’sinin manzum serbest tercümesi olan İbretnümâ isimli eserinin farklı farklı adlandırılmasıdır. Yine Bursalı Mehmet Tâhir’in Mir’âtü’l-Eşvâk adıyla manzum olarak kabul ettiğieser (Bursalı 1333: I/95) aslındaMir’atü’l-Ahlâk’ın yanlış adlandırılması ile ortaya çıkmış bir eserdir. Bağdatlı İsmail Paşa, Risâletü’t-Te’vîl adıyla manzum mensur karışık olarak kaleme alınmış bir eserini daha zikretmektedir (Bağdatlı 1951: I/150).Günümüze kadar kütüphanelerde Şemsettin Sivâsî’ye ait bu adla bir eser görülmemiştir. Şemseddin Sivasî’nin yukarıda zikredilen mensur eserlerine ilaveten kaynaklarda müteakip eserler de zikredilmektedir: Cilâu Uyûni’l-Arâ’isi’l-Muhaddara (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Bağdatlı 1951: I/150), İlcâmü’n-Nüfûs (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Gölpınarlı 1979: XI/423), Letâifü’l-Âyât ve Nükûşu’l-Beyyinât (Bursalı 1318: 12, 1333: I/95, Bağdatlı 1951: I/150), Meclis (Bursalı 1333: I/95), Dürerü’l-Akâid (Gölpınarlı 1979: XI/423), Esrârnâme Şerhi (Uzunçarşılı 1983: III-I/114). Bu eserlerden Dürerü’l-Akâid Şemseddin Sivasî’ye değil yeğeni Abdülmecid Sivasî’ye (971/1563-1049/1639) aittir (Gündoğdu 2000: 222). Diğerlerinin yazma nüshaları günümüze kadar kütüphanelerde tespit edilememiştir.

Şemseddin Sivasî’yi divan edebiyatından ziyade tekke edebiyatına mensup şairler arasında değerlendirmek daha doğru olur. O Halvetî tarikati içerisinde Şemsiyye kolunu kurmuş, şöhreti İstanbul’a kadar yayılmış bir mutasavvıftır. Şemseddin Sivasî’nin şiirleri musikişinaslar arasında da rağbet bulmuş, divanından seçilen bazı eserleri başta Neyzen Derviş Mehmed (XVII. asır), Ali Şirugânî Dede (ö. 1126/1714) vb. gibi meşhur bestekarlar tarafından bestelenmiştir. Bir güfte şairi olarak Şemseddin Sivasî’nin etkisi hala devam etmektedir (Akkaya 1997: I/134). Pek çok mutasavvıf müellifte de görüldüğü gibi onun gayesi edebi eser vermekten ziyade fikirlerini geniş halk kitlelerine ulaştırmak olduğu için eserlerinde didaktik taraf ağır basmaktadır. Tasavvuf onun eserlerinde bir süs değil, adeta o eserlerinin varlık sebebidir. Dili açık, yapmacıksız ve pürüzsüzdür. Didaktik yönü fazla olmakla birlikte içten içe tasavvufî tarafı ağır basan bir lirizim görülür. Saf şiir açısından değerlendirildiğinde devrin Fuzulî (888/1483-963/1556), Bakî (933/1526-1008/1600) gibi birinci sınıf şairlerinin yanı sıra ikinci sınıf bir şair sayılabilir. Bir sanatkar olarak Şemseddin Sivasî’nin dikkate değer tarafı mesneviciliğidir. Bu husus günümüze kadar tezkirecilerin ve edebiyat araştırmacılarını dikkatlerinden kaçmıştır. İlk olarak Hüseyin Akkaya onun bu yönünü dile getirmiştir (1997: I/133). Tespit edilebildiği kadarıyla muhtelif kütüphanelerde bulunan on bir manzum eserinden dokuz tanesi mesnevidir. Manzum eserlerinden Divan ve Terceme-i Kasîde-i Bürde haricindeki Süleymâniyye, İbret-nümâ, Mevlid, Gülşen-âbâd, Heşt-Bihişt, Mir'âtü'l-Ahlâk, Menâkıb-ı İmâm-ı A'zam, İrşâdü'l-Avâm,Umdetü’l-Huccâc isimli mesnevileri nazarı dikkate alınınca onun hamse sahibi bir şair olduğu görülür. Hatta bu dokuz mesneviye Dîvân’ı da eklendiğinde onu iki hamse sahibi şair olarak kabul etmek gerekir. Türk edebiyatında sayıları sınırlı olan Ali Şir Nevâî (845/1441-907/1501), Hamdullah Hamdî (853/1449-909/1503), Taşlıcalı Yahyâ (ö. 990/1582) vb. gibi şairlerin yanında Şemseddin Sivasî’yi de hamse sahibi bir şair saymak lazımdır.

Kaynakça

Akkaya, Hüseyin (1997). The Prophet Solomon in Turkish Literature and the Süleymâniyye of Şemseddin Sivâsî (Osmanlı Türk Edebiyatında Süleyman Peygamber ve Şemseddin Sivâsî'nin Süleymâniyyesi). V. II. Harvard.

Akkaya, Hüseyin (2003a). “Şemseddin Sivasî'nin İrşâdü'l-Avâm İsimli Eseri”. Cumhuriyet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi VII (II): 1-30.

Akkaya, Hüseyin (2003b). “Şemseddin Sivasî'nin Terceme-i Ecvibe-i Alî bin Ebî Tâlib İsimli Eseri”. Journal of Turkish Studies, Günay Kut Armağanı  27 (1): 47-58.

Aksoy, Hasan (1980). Şemseddin Sivâsî, Hayatı, Eserleri ve Mevlidi. İstanbul: İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü Yay.

Aksoy, Hasan (1986). “Şemsî’nin Gülşenâbâd Mesnevîsi”. Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi 3.

İnal. İ. M. K. ve Kilisli Rifat Bilge (1951). Bağdatlı İsmail Paşa, Hediyyetü’l-Ârifîn. C. I. İstanbul: MEB Yay.

Bursalı Mehmed Tâhir (1318/1900). Meşâyih-i Osmâniyeden Sekiz Zâtın Terâcim-i Ahvâli. İstanbul: A[rtin] Asaduryan Şirket-i Mürettebiye Mat.

Bursalı Mehmed Tâhir (1333/1915). Osmanlı Müellifleri. C. I-II. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Buluz, Nermin (1997). Şemseddin Sivâsî’nin Heşt-Bihişt Mesnevisi (İnceleme-Karşılaştırmalı Metin). Yüksek Lisans Tezi. Sivas: Cumhuriyet Üniversitesi.

Çöm, Erol (2010). Şemseddîn-i Sivâsî’nin İbret-Nümâ Adlı Mesnevisi (İnceleme-Metin). Ankara: TDV Yay.

Gölpınarlı, Abdülbâki (1979). “Şemsîye”. İslam Ansiklopedisi. C. XI. İstanbul: MEB Yay.

Gündoğdu, Cengiz (2000). Bir Türk Mutasavvıfı Abdülmecîd Sivâsî. Ankara: KB Yay.

Hammer [-Purgstall, Joseph von] (1333/1917). Devlet-i Osmâniyye Târîhi. C. VIII. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Hocazâde Hilmi (1325/1907). Ziyâret-i Evliyâ. İstanbul: Cihân Kütüphanesi Mat.

Muhammed Nazmî. Hediyyetü’l-İhvân. Millet Ktp. Ali Emîrî Efendi Şer’iyye Bl. nr. 1128.

Mustafa Naîm (1281(1864-65)). Târîh-i Naîmâ. C. I. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Müstakimzâde Sadeddin Süleyman. Hülâsatü’l-Hediyye. Millet Ktp. Ali Emîrî Efendi Şer’iyye Bl. nr. 1082.

Peçevî İbrahim Efendi (1283/1866). Târîh-i Peçevî. C. II. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Sak, Vesile Albayrak (2014). “Şemseddin Sivâsî’nin Kaside-i Bürde Tercümesi”. Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish of Turkic 9 (3).

Şemseddin Sivasî (1278/1861). Menâkıb-ı İmâm-ı A’zam. Tevfik Efendi Mat.

Şemseddin Sivasî . Dîvân-ı Şemsî. Süleymaniye Ktp. Uşşâkî Tekkesi Bl. Nr. 95.

Şemseddîn Sivasî. Dîvân-ı Şemsî. Süleymaniye Ktp. H. Şemsi F. Güneren Bl. Nr. 22.

Şemseddîn Sivasî. Dîvân-ı Şemsî. Süleymaniye Ktp. H. Şemsi F. Güneren Bl. Nr. 30.

Toker, Birgül (2010). Şemseddîn-i Sivasî, Mir'âtü'l-Ahlâk (inceleme-Tenkitli Metin). Ankara: TDV Yay.

Toker, Mustafa (2009). “Şemseddin-i Sivasî’nin Menâsikü’l-Huccâc veya Umdetü’l-Huccâc Adlı Eseri”. Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish of Turkic 4/2.

Toparlı, Recep (1984). Şemseddin Sivâsî Divanı. Sivas: Gurbet Yay.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (1983). Osmanlı Tarihi. C. III/I. Ankara: TTK Yay.

Yaltkaya, Şerafettin ve Kilisli Rıfat Bilge (hzl.) (1971). Kâtip Çelebi, Keşf-el-Zunûn. İstanbul: MEB Yay. 

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. HÜSEYİN AKKAYA
Yayın Tarihi: 05.02.2015

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Vâsıl olmaz kimse Hakk’a cümleden dûr olmadan

Kenz açılmaz şol gönülde tâ ki pür-nûr olmadan

Sür çıkar gayrı gönülden tâ tecellî kıla Hakk

Pâdişâh konmaz saraya hâne ma'mûr olmadan

Mest olan mestâne geldi tâ ezelden tâ ebed

İçdiler aşkun şarâbın âb-ı engûr olmadan

Mest olanlarun kelâmı kendiden gelmez velî

Pes “Ene’l-Hak” nice söyler kişi Mansûr olmadan

"Mûtû kable en-temûtû" sırrına mazhar olan

Bunda gördi haşr [ü] neşri nefha-i sûr olmadan

Hak cemâlin Ka'be'sini kıldı âşıklar tavâf

Yerde Ka'be gökyüzinde Beyt-i ma'mûr olmadan

Bir aceb sevdâya düşmiş tutuşur Şemsî müdâm

Hakk'a makbûl olmak ister halka menfûr olmadan

Şemseddîn Sivasî. Dîvân-ı Şemsî. Süleymaniye Ktp. Uşşâkî Tekkesi Bl. Nr. 95. vr. 79b; Süleymaniye Ktp. H. Şemsi F. Güneren Bl. Nr. 30. vr. 12b.

Gazel 

Cümle âlem âşinâ ben arada bîgâneyem

Her işüm ağyâr ile gör kim aceb dîvâneyem

Bilmeyüp ta’mîr-i cism itdüm velî kalbüm harâb

Hay meded mi’mâr-ı âlem kıl nazar vîrâneyem

Teşneyem zulmetde kaldum âb-ı hayvân isterem

Girmedin deryâ-yı aşka tâlib-i dürdâneyem

Zât-ı mutlak çünki yüz gösterdi kaydı n’eylerem

Kayda ger dil kayd idem hükm eyle kim puthâneyem

Mey-furûş oldum salâdur ehl-i aşka Şemsiyâ

Bendedür hamr-ı ezel gelsün gelen meyhâneyem

Şemseddîn Sivasî. Dîvân-ı Şemsî. Süleymaniye Ktp. Uşşâkî Tekkesi Bl. Nr. 95. vr. 72b.; Süleymaniye Ktp. H. Şemsi F. Güneren Bl. Nr. 22. 20.

Süleymâniyye’den:

Kıssadan Hıssa Tarîkiyle Hazret-i Süleymân Aleyhi’s-selâm’un Zikr Olan Kıssasın Enfüse Tatbîkdür

Gel berü iy mürg-ı cân ol nükte-dân

Zâhirün çün kıssanun kıldun beyân

Gir ma’ârif kişverine kıl sefer

Hoş getür andan metâ’-ı mu’teber

Ehl-i ‘irfâna ulaşdur râyegân

Gerçi zahmetle bulupdur hâcegân

Enfüse âfâkı tatbîk eylegil

Tâkatun yitdükçe tahkîk eylegil

Taşra bakma kıssayı nefsünde bul

Şehrüni seyr it uzak olmaya yol

Rûh-ı insândur Süleymân’a misâl

Hüdhüde benzer bu ‘aklun bâ-kemâl

Nefs dahı Belkîs’a benzer fi’l-mesel

Gayrıyı ma’bûd idinmiş pür-halel

‘Akla vâcibdür ki pes âgâh ola

Nefs-i Belkîs’un fesâdâtın bile

Şâh-ı rûha pes anı i’lâm ide

Hüsnini vü kubhını ifhâm ide

Aç gözün iy vâkıf-ı ahvâl-i nefs

Anladun çünki nedür âmâl-i nefs

Nâme-i tevhîdi yaz iy ‘âlî-şân

Hüdhüd-i âklun eline vir hemân

Sal anı Belkîs’i nefsün iline

Kıl hazer aldanma mekr ü âline

Çünki nefs emmâredür gayra tapar

Emre uymaz niçe bir yoldan sapar

Da’vet it anı Hudâ’nun emrine

Mevt irişmedin bu fânî ‘ömrine

Akkaya, Hüseyin (1997). The Prophet Solomon in Turkish Literature and the Süleymâniyye of Şemseddin Sivâsî (Osmanlı Türk Edebiyatında Süleyman Peygamber ve Şemseddin Sivâsî'nin Süleymâniyyesi). V. II. Harvard. 308-309.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1DERMANÎd. 1966 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2GÜLAM HAYDAR (SEFİL HAYDAR)d. 1851 - ö. 1914Doğum YeriGörüntüle
3SELMANİ, Hasan Selmand. 1934 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4BÂLÎ ÇELEBİ, Edirnelid. 1512-1520 yılları arasında - ö. 1594'ten önceDoğum YılıGörüntüle
5ÂŞIK ÇELEBİ, Seyyid Pir Mehemmed b. Alid. 1520 - ö. 1572Doğum YılıGörüntüle
6Celîlî, Abdü’l-celîl Efendid. 1520 - ö. 1566Doğum YılıGörüntüle
7BEYÂNÎ, Mustafâd. ? - ö. ö.1597-98Ölüm YılıGörüntüle
8SÂFÎ, Karaca Ahmedzâde Ahmed Sâfî Efendid. ? - ö. 1597-98Ölüm YılıGörüntüle
9MEDHÎ, Kara Kadı-zâde Mahmud Medhî Efendid. ? - ö. 1597-98Ölüm YılıGörüntüle
10SÜLEYMÂN, Şeyh Süleyman Fâdıld. Mart 1650 - ö. 11 Şubat 1722MeslekGörüntüle
11ÂCİZÎ, Aziz Mahmûd Urmevîd. ? - ö. 1639MeslekGörüntüle
12HAMÎD, Neylîzâde Mehmed Hamîd Efendid. ? - ö. 1767 sonlarıMeslekGörüntüle
13ZÂDÎ, Hallaç Zâdîd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14YAHYÂ, Çukadâr Yahyâ Beyd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15GURBÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16GAYIBI, Mahmutd. 1734-35 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17İBÂDÎ, Kadrî-zâde Yusufd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
18NİHÂLÎ, Zâ'im İbrahim Ağad. ? - ö. 1778-79Madde AdıGörüntüle