ALİ, Göyçeli

(d. ?/1801 - ö. ?/1911)
Âşık
(Âşık / 19. Yüzyıl / Azeri)
ISBN: 978-9944-237-86-4

 

Asıl adı Ali olan âşık, kesin olmamakla birlikte 1801 yılında Göyçe ilinin Kızılveng Köyü'nde doğdu (İsmayılov 2002: 194; Veliyev 1985: 204). Âşık "Mahalım Göyçedi, öz adım Ali / veyahut /Mahalım Göyçedi, kendim Kızılveng " mısraları ile bu bilgiyi teyit eder. Bazı kayıtlarda doğum tarihi 1800 (Elesger 2000: 197), bazılarında ise 1808 yılı olarak ((Nebiyev 2004: 212) gösterilir. Babasının adı Mirza, anasının adı Fatma'dır. Çiftçilikle uğraşan, oldukça fakir bir ailenin çocuğudur. (Namazov 2004: 41; İsmayılov 2002: 194; İsmayılov 2006: 6). Âşık hakkında yazılı kaynaklarda yeterli malumat bulunmamakla birlikte hayatı ile ilgili bilinenler sözlü belleklerden toplanmış kısıtlı bilgilerden ibarettir. İki metreden uca boylu, geniş omuzlu, sarışın tenli, kumral gözlü, utangaç, az konuşan, oldukça hassas birisi olduğu bildirilir (Hekimov 1986: 58; İsmayılov 2006: 11-15). İlk eğitimini medresede aldı. Âşık sanatına merakından dolayı babası onu komşu köy Kerkibaş'taki Ak Âşık mahlası ile şiirler söyleyen Âşık Allahverdi'ye (1780-1832) çırak olarak verdi (İsmayılov 2002: 194). "Rüya motifi" tespit edilmemiştir. Bazı kayıtlarda iki yıl, bazılarında on bir yıl çıraklık yaptığı bildirilir. Saz çalan, atışma yapan, gezgin bir sanatçı olduğu bilinir. Gezdiği yerler hakkındaki çeşitli rivayetler var. "Yolum düşdü Al Osmana deyinen/, /Ne kadar dolandım Turan elini/, /Âşık Alı gezir İrannan Turan" vb. mısralardan Türkiye'de, İran'da bulunduğunu, Derbent'e gittiğini öğreniyoruz. Sanatçının seferlere üstadı Ak Âşık'la beraber gittiği yönünde verilen bilgilere rağmen (Namazov 2004:42), şiirlerinden bu ülkelerde yalnız bulunduğunu tahmin etmek mümkündür. Al-i Osman'a yaptığı seferin amacı çalışarak para kazanmaktır. Ali, komşu Çamırlı Köyü'nde sevdiği Besti Hanım'a kavuşmak için ondan istenen başlık parasını karşılamak amacıyla uzun bir süre gurbet acısı çeker (İsmayılov 2002:213; İsmayılov 2006: 8-17). Kayıtlarda iki yıl içerisinde döneceğini söyleyen âşığın uzun bir süre istenen parayı denkleştiremediği, yıllarca ailesinin ondan haber alamadığı, öldüğü yönündeki haberler üzerine Niftali'nin kızı Besti'yi başkası ile evlendirmek istediği bilgisi bulunmaktadır. Ali'nin "nişanlısının düğünü"ne yetiştiği bildirilir. Gurbet ilde karşılaştığı hemşehrisine istenilen parayı denkleştiremediği, yurduna geç döneceği konusunda nişanlısına iletmek için söylediği haberin yerine ulaşmadığını öğrenince çok üzülür (İsmayılov 2002: 214). Tahminen 30-35 yaşlarında Besti Hanım'la evlenen âşığın evladı olmaz (İsmayılov 2006: 8-18; Nebiyev 2004: 212). Bir koşmasında başlık parasından bahseder. 1895 yılında ailesini alarak Kızılveng'den Kelbecer'in Milli Köyü'ne taşınır. Vefatına bir kaç gün kala babasının mezarını ziyaret etmek için doğduğu köye gider. 110 yaşındaki âşığın bu ziyaret sırasında (1911 yılı) doğduğu köyde vefat ettiği rivayet olunur. Mezarı Kızılveng Köy Mezarlığı'ndadır (Hekimov 1986: 59). 1988 yılında Ermeniler Kızılveng Köyü dahil olmakla Revan ve etrafındaki bütün Türkleri yurtlarından sürdüler. 15 yıl kadar Milli Köyü'nde yaşadığından bazı araştırmalarda yanlışlıkla Kelbecer'li olduğu yazılır. Ömrünün son 17 yılını kör olarak yaşayan âşık (Veliyev 1985: 201; İsmayılov 2006: 6) çektiği acıları şiirlerine de yansıtır: "Bir zaman âkildim başda eyleşen / İndi de ayakda kor Âşık Ali". Ölüm tarihini 1910 yılı olarak gösterilen araştırmalar da var (Nebiyev 2004: 212).

Âşık Ali'nın yirmiden fazla çırak yetiştirdiği onlardan Âşık Mehdi'nin, Âşık Mehemmed'in, Âşık Hümmet'in, Âşık Alışan'ın, Âşık Meherrem'in, Âşık Kulu'nun, Âşık İsa'nın, Âşık Meydan'ın ün kazandığı bilinir (İsmayılov 2002: 194). Ali'nin yetiştirdiği çıraklardan en meşhuru Göyçeli Âşık Ali Asker'dir (Elesger). Bazı kayıtlarda Elesger'le üstadı Ali arasında geçen hadisenin gerçek olduğu bildirilirken (Efendiyev 1981: 213-214; Veliyev 1985: 218; İsmayılov 2006: 6), bazılarında usta çırak arasında rivayet olunan hadisenin yaşanmadığı, bahsi geçen atışmanın yapılmadığı, söylenenlerin hayal mahsulü, düzmece olduğu yönünde bilgiler bulunur (Hekimov 1986: 60). Araştırmalarda Elesger'le arasında geçen karşılaşmadan sonra Ali'nin Elesger'e kızarak Milli Köyü'ne taşındığı yönünde verilen bilgiye rağmen Hekimov (1986: 59) Elesger'in üstadını yanından yıllarca ayrılmadığını, üstadının gözlerinin tutulduğu yıllarda ona sahip çıktığını, beraberinde düğünlere götürdüğünü, baş köşede oturttuğunu, kazandığı paraya ortak ettiğini söyler.

"Şeyh (Şıh) Ali", "Dede Ali", "Lokman Ali" gibi adlarla (Hekimov 1986: 59) ünlenen sanatçının eserlerinin oldukça az bir kısmı elde bulunur. Âşık Ali'nin 'eser' ölçütünde bir çalışması yoktur. Şiirlerini üç kitap halinde topladığı, bu yazmaların 1938 yılına kadar arşivlerde korunduğu, fakat anlaşmazlık yüzünden onların belirtilen tarihte yakıldığı bilgisi verilir. Elde bulunan eserlerinin ekseriyeti ihtiyarlık dönemine aittir (Hekimov 1986: 59). Koşma, geraylı, mani, muhammes, divanî söyleyen âşık tecnisleri ile meşhurdur (Ahundov 1983: 287; Hekimov 1986: 58). Sözlü kaynaklardan elde edilen bilgilere esasen hoş edâya sahip âşık düğün derneklerde tecnis ve divanîye üstünlük verir, özellikle tecnislerinde şâhidi olduğu belli hadiseleri konu edinir. Memmedli (1998: 130) âşık şiirinde geraylı tecnisin ilk örneklerinin Âşık Ali'nın olduğunu bildirir. Bundan dolayı âşığa "Tecnis Ali" adı verilir.

Şiirleri 20. yüzyılın başlarından itibaren cönk, mecmua ve sözlü kaynaklardan yararlanılarak yayımlanmıştır. Şiirlerini ilk kez Himmet Alizade yayımlar (Alizade 1935). Edebi kişiliği, sanatı ve eserleri hakkında kapsamlı çalışmalar esasen 1960'lı yıllardan itibaren yapılmış, şiirleri sözlü kaynaklardan derlenerek yayımlanmıştır. Bu bağlamda Hüseyin Hüseyinzade'nin (Hüseyin Ârif), İslam Elesger'in, Ehliman Ahundov'un, Mürsel Hekimov'un, Kara Namazov'un, Vâkıf Veliyev'in, Elhan Memmedli'nin, Hüseyin İsmayılov'un önemli hizmetleri var. Şiirlerinin zaman zaman diğer sanatçıların adına yayımlandığı görülür (Hekimov 1986: 58-59; İsmayılov 2006: 11-12).

Hece ölçüsüne üstünlük veren sanatçının her konuda şiirler yazmasının yanında eserlerinin asıl teması aşktır. Sevda şiirlerinde vefalı, sözüne sâdık sevgiliyi överken ahte vefâ etmeyeni kargar. Ustatnamelerinde nasihat telkin edici konulara; sadakate, adalete yer verir, insanın manevî ve ahlaki ve terbiyevi yönünü ele alır (Nebiyev 2004: 214; İsmayılov 2006: 12). Dünya nimetlerine bağlanmamayı tavsiye eder. Âşığın gurbet temalı şiirlerinde sıla hasreti, gurbetin kahrı vatana, sevgiliye duyduğu özlem ile birlikte sunulur. "Süsenli, sünbüllü, ter benövşeli / Yaylak, bizim yaylaklara benzersen / İçen ölmez senin kövser suyundan / Bulak, bizim bulaklara benzersen" vb. mısralarda doğduğu bölgenin tabiat unsurlarını canlı tasvirlerle anlatır. "Bu ayrılık meni saldı amana / Görüm viran kalsın çerh-î zamana" vb. dizelerinde sanatçı felekten şikâyetini geleneksel kalıplar içerisinde aktarır. Ölümü emr-î hâk olarak kabul eder. Şiirlerinde başından geçen veyahut duyduğu haksızlıkları eleştirir, zaman zaman adaletsizliklere isyankar tavırla karşı çıkar. Hz. Ali âşığı olan sanatçı Şîî akidesine sahiptir. Eserlerinde yer yer tasavvufa ait kavramlar kullandıysa da Göyçe Âşık Muhiti içerisinde şiiri tarikat etkisinden ozanlık geleneğine yaklaştıran, lâdiniliği şiirin temel konularından biri olarak yansıtan sanatçı olarak kabul edilir (Nebiyev 2004: 214).

Söyleminde Arapça, Farsça kelime ve izâfeler bulunsa da ağdalı üslup kullanmaz. Dili sade ve akıcıdır. "Bir nişân istedim gül üzlü yârdan / Dirseyin gösterdi alısan- dedi" vb. mısralardan halk söyleyişlerine, atasözü ve deyimlere sıklıkla baş vurduğu görülür (İsmayılov 2006: 12). Mecaz ve benzetmelerden bolca yararlanan sanatçı telmih, teşbih, istiare, kinaye, mübalağa gibi söz sanatlarından istifade eder, sesteş, anlamdaş, zıt anlamlı kelimeleri aynı mısrada maharetle kullanır. Azerbaycan Türkçesinin kök sözleri ile eklerinden istifade ederek meydana getirdiği cinaslar âşığın ana dilini derinden bildiğini, dilin imkanlarından yüksek derecede faydalandığını gösterir. Şiirlerinde Tebriz, Anadolu, Şirvan âşıklık mektebinin tesiri var (Nebiyev 2004: 214).

Hikâye anlatımında başarılıdır (Hekimov 1986: 58). Köroğlu Hikâyesi'ni güzel sunumundan dolayı "Köroğluhan" unvanı ile fasıllarının aranan sanatçısı olmuştur. Köroğlu'nun klasik ifa tarzının ondan kaldığı söylenir (İsmayılov 2002: 205). Ali'nin hayatı etrafında biri "Âşık Ali'nin Türkiye Seferi", diğeri ise "Âşık Ali ve Esmer Hanım" adlı iki hikâye tasnif edilmiştir (Ahundov 1983: 287). Bazı kayıtlarda Ali'nin hayatı hakkındaki bu iki metnin aslında aynı metin, "Âşık Ali ve Esmer Hanım" adlı hikâyenin "Âşık Ali'nin Türkiye Seferi" hikâyesinin varyantı olduğu bildirilir (Ahundov 1993 : 210-230; Hekimov 1986: 322-369; İsmayılov 2002: 214). Hikâyeleşme sürecini tamamlamayan bu metinler "âşık rivayeti" özelliği göstermekle beraber daha çok âşığın biyografısı olma niteliği gösterir (İsmayılov 2002: 197-198). Hikâyede anlatılanların âşığın hayatı ile ilişkisi olmadığı yönünde bilgiler de mevcuttur (Nebiyev 2004: 212). Kayıtlarda güçlü bir irticala sahip olduğu bilinen Ali'nin gezdiği yerlerde "karşılaşma"larda bulunduğu, Âşık Durahan, Âşık Yığbal, Âşık Esmer'le atıştığı, onları yendiği bilgisi verilir. Ali "Göyçe Şerili", "Göyçegülü", "Ağır Şerili", "Göyçe Gaytağı", "Kahramanî", "El Bayatısı" (Köç Bayatı), "Gilenar" vb. âşık makamının müellifidir (Hekimov 1983: 218-230; İsmayılov 2006: 12).

 

Kaynakça

Ahundov, Ehliman (hzl). (1983). Azerbaycan Âşıkları ve El Şairleri. I. C. Bakı: Elm Neşriyatı.

Ahundov, Ehliman (hzl). (1993). Dastanlar. Bakı: Azerbaycan Devlet Neşriyatı.

Alptekin, Ali Berat (1986). "Azerbaycan Âşıkları. Âşık Ali", Erciyes.  Kayseri Şubat. 9 (98): 12-13.

Alptekin, Ali Berat (1986). "Azerbaycan Âşıkları. (II) Âşık Ali", Erciyes, 9, (103). Kayseri Temmuz. 33-34.

Alizade, Himmet (hzl). (1935). Âşıklar. Bakı: Azerneşr.

Efendiyеv, Paşa (1981). Azerbaycan Şifahi Halk Edebiyatı. Bakı: Maarif Neşriyatı.

Elesger, İslam (2000). Sazlı- Sözlü Göyçe. Bakı: Azerneşr.

Hekimov, Mürsel. (hzl). (1986). Halkımızın Deyilmeri ve Duyumları. Bakı: Maarif Neşriyatı.

Hüseyin, Hüseyinzade (1975). Âşık Alı. Şerler. Bakı:Azerneşr Neşriyatı.

İsmayılov, Hüseyn (2002). Göyçe Âşık Mühiti: Teşekkülü ve İnkişaf Yolları. Bakı: Elm Neşriyatı.

İsmayılov, Hüseyn. (hzl) (2006). Âşık Alı. Eserleri. Bakı: Avrasiya press.

Memmedli, Еlhan (1998). Tecnis Senetkarlığı. Bakı: Nafta-press.

Namazov Kara (2004). Âşıklar. Bakı: Seda Neşriyatı.

Nebiyev, Azad (2004). Azerbaycan Âşık Mektebleri. Bakı: Nurlan Neşriyatı.

Onk, Nizamettin (1976). "Araş Boyu Ozanlarımız, Âşık Ali," Türk Folklor Araştırmaları. İstanbul Haziran. 16 (323): 7683-7684.

Oğuz, M. Öcal (1998). “Azerbaycan ve Türkiye Sahasında Âşık Edebiyatının XIX. Yüzyılı”, Pertev Naili Boratav’a Armağan. Ankara: Kültür Bakanlığı Yay. 425-446.

Veliyеv, Vagif (1985). Azerbaycan Fоlklоru. Bakı: Maarif Neşriyatı.

 

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DR. SEYRAN QAYIBOV
Yayın Tarihi: 06.07.2014
Güncelleme Tarihi: 05.12.2020

Eserlerinden Örnekler

Geraylı

BİRİSİN

Biri nân- û nemek tapmaz,

Gezer kaymak bal birisin.

Gah növresti növrest tapar,

Gah da tapar çal birisin.

 

Tuş olanda âkl-î keme,

Bil, düşersen derd-î geme;

Özünü zinhâr eleme,

Boşa onu, al birisin.

 

Bir yahşını yaman tapdı,

Bir nadanı kanan tapdı,

Bir kananı cavân tapdı,

Tapdı ehl-î hâl birisin.

 

Biri yedi, giryân gezdi,

Biri tapmaz, her yan gezdi,

Biri daim üryân gezdi,

Kucar tirme-şal birisin.

 

Birini mürvet ucaltdı,

Birini geyret ucaltdı,

Birini senet ucaltdı,

Hoşhâl etdi mal birisin.

 

Şâdnak gördüm, sonu vaydı,

Ömür gördüm, kışı yaydı,

Gözel gördüm, hüsn- û zâydı,

Gördüm mâh-camâl birisin.

 

Âşık Alı bele yazdı:

Şân-şöhreti telli sazdı.

Bir rekîb çok, yüz dost azdı, 

Deme gözden sal birisin.

 

İsmayılov, Hüseyn (hzl) (2006). Âşık Alı. Eserleri. Bakı: Avrasiya press. 29.

 


İSTEREM

Elçi beyler, hetrin menden kalmasın,

Bu âdetle elin işin isterem.

Ebrûdan, atlasdan, ipekden, şaldan,

Hârâ parçaların başın isterem.

 

Getir başlığına üçce min manat,

Üç kızıl bilerzik, bir kızıl saat.

Birce "he" sözüne iki köhlen at,

İpek heybe, yeher kaşın isterem.

 

İki deve getir yanında köşek,

Gelen töhfeler de oldukça geşeng.

Etliyine getir 25 şişek,

Kabab çekmek üçün leşin isterem.

 

Put yarım çay getir, iki pût şeker

Samavar kaynasın her akşam, seher.

On beş gün kef çekek burda serâser,

Kısır inek senden beşin isterem.

 

Men Alı'yam budur sözümün yeyi,

Çağırram toyuma reyyeti, beyi.

On beş pût yağ getir, kırk beş pût düyü,

El yemeye eppek, aşın isterem.

 

İsmayılov, Hüseyn (hzl) (2006). Âşık Alı. Eserleri. Bakı: Avrasiya press. 49-50.

 

Tecnis

AĞ DAMAR-DAMAR

Dört çahâr feslinde ovum ovladım,

Tor geldi gözüme ağ damar-damar.

 

Men âşikem yağ damar,

Pilte yanar, yağ damar,

Üreyime od düşer,

Sînem başı sızıldar.

 

Dedim könül mühennetden kenar gez,

Katar çöreyine ağ damar-damar.

 

Çeşmin cellad, kâşın almaz olubdu,

Heyva teki saralıbdı, solubdu,

 

Men âşikem solubdu,

Saralıbdı, solubdu

Yârı yârdan ayırmak,

Mühennetden olubdu.

 

Men çekdiyim cehennemin odudu,

Yanar üreyimde yağ damar-damar.

 

Alı'yam, sînemi çarpaz dağlaram,

Loğman olub yaraların bağlaram.

 

Men âşikem yâra men,

Yetirmedim yara men

Derde dermân olmadı,

Eylemedim çara men.

 

Bahar buluduyam coşub ağlaram,

Bağban da besleyir bağ damar-damar.

 

İsmayılov, Hüseyn (hzl) (2006). Âşık Alı. Eserleri. Bakı: Avrasiya press. 109-110.

 

YALVARIRAM

Sidkinen sığınmışam

Sübhâna yalvarıram,

Mehemmed'e tâbe olub

Kur'âna yalvarıram.

Mezhebimdi Cefer Sâdik,

Kiblemdi Kebem menim,

İlgârımda çok möhkemem,

İmama yalvarıram.

 

Atdı şehâdet barmağın

Zebûn etdi Heyberî,

Çekende Allah- Ekber'î

Kırdı yüz min leşkeri,

Âlimlerin ümidgâhı,

Möminlerin penâhı,

Şâh -î Merdân, Şîr-î Yezdân

Men ona yalvarıram.

 

Dar günümdü dâda yetiş,

Edalet şahım menim,

Ey böyük ümidgâhım,

Sensen penahım menim,

İsmimdi Âşık Alı,

Çokdur günahım menim,

Günahkarı sen aparma

Divana yalvarıram.

İsmayılov, Hüseyn (hzl) (2006). Âşık Alı. Eserleri. Bakı: Avrasiya press. 121.

 


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1SEYYİD, Azim Şirvânîd. 1835 - ö. 1888Doğum YeriGörüntüle
2YOLÇU MAHARRAMOVd. 1943 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3TAĞI VELİYEVd. 1888 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4HÂFIZ HIZIR İLYÂS, Enderunlud. 1801 - ö. 1864Doğum YılıGörüntüle
5MÜNÎB, Kâlâyî-zâde Münîb Ahmed Efendid. 1801 - ö. 1875Doğum YılıGörüntüle
6İZZET, Kazasker Hâcı Mustafâ İzzet Efendid. 1801-02 - ö. 1877Doğum YılıGörüntüle
7FATMA, Fatma Hanım, Tekirdağlıd. 1850 - ö. 1911Ölüm YılıGörüntüle
8SÂBİR, Mirza Ali Ekber Tahirzaded. 30.05.1862 - ö. 12.07.1911Ölüm YılıGörüntüle
9EMÎN, Hacı Mehmed Emîn, Ortaköylüd. ? - ö. 1911 ds.Ölüm YılıGörüntüle
10MEFTUN, Abdürrezzâk Dünbülîd. 1762/63 - ö. 1827/28Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11DOLLU ABUZER, Abuzerd. 1856 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12MUSA, Musa Seferoğlud. 1830 - ö. 1912Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Ali Mümtaz Arolatd. 23 Temmuz 1897 - ö. 4 Eylül 1967Madde AdıGörüntüle
14ZAL HALİL OĞLU CABBARLId. 1913 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
15ALİ, Nattâ'-zâde Seyyid Ali Efendid. ? - ö. 1534/35Madde AdıGörüntüle