KADI BURHÂNEDDÎN, Ahmed

(d. 1345/745 - ö. 1398/800)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / Başlangıç-15. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

XIV. asrın ikinci yarısında Anadolu’da yaşayan Kadı Burhâneddîn kadılık, vezirlik ve hükümdarlık yapmış âlim ve şair bir devlet adamıdır. Diğer bir ifadeyle seyf ve kalem sahibi bir kişidir. 745/1345 tarihinde doğan Kadı Burhâneddîn’in asıl adı Ahmed’dir. Ailesi, Harezm’den gelerek Anadolu’ya yerleşmiş olup Oğuz asıllıdır. Kadı Burhâneddîn, annesi öldüğü için Kayseri kadısı olan babası Şemseddîn Muhammed tarafından yetiştirilmiştir. Çok zeki olan Kadı Burhâneddîn; henüz on iki yaşında iken sarf, nahiv, lügat, mantık, hesap, aruz gibi ilimleri tahsil etmeye başlamış, siyakat yazısı meşk etmiş, Arapça ve Farsça divanlar okumuştur. Kayseri’de çıkan karışıklıklar yüzünden babası ile Şam’a gitmek zorunda kalan Kadı Burhâneddîn, dört ay sonra Kayseri’ye dönmüş ve tahsiline kaldığı yerden devam etmiştir. 759/1358 yılında henüz on dört yaşında iken babasıyla birlikte Mısır’a gidip orada tahsilini ilerleterek dönemin önemli âlimlerinden fıkıh, usûl-i fıkıh, feraiz, hadis, tefsir, heyet ve tıp gibi dersler okumuştur. Özellikle dört amelî mezhep üzerine derinleşmiş, sonra devrinin meşhur âlimlerinden Kutbuddîn Râzî (öl. 766/1365)’nin Şam’da olduğunu öğrenince Şam’a gidip onun ders halkasına katılmıştır. Kutbuddîn Râzî’den Keşşâf Haşiyesi, Metâli’ Şerhi, Miftâh ve Pezdevî gibi kitapları okumuştur. Şam’da bir buçuk yıl kaldıktan sonra, 19 yaşındayken babasıyla birlikte hacca giderek hac farizasını yerine getirmiş; ancak Anadolu’ya dönerken babası yolda vefat etmiştir. Bunun üzerine Kadı Burhâneddîn, hemen hemen bir yıl kadar kaldığı Halep’te ilmî çalışmalarına devam etmiştir. Kayseri’ye döndüğünde, 766/1365 yılında 21 yaşında iken babasının yerine Kayseri kadısı olmuştur. Bu vazifeyi üzerine alır almaz yetkinliğini ve liyakatini göstererek hemen vakıf işlerini yoluna koymuştur. Kadılık görevinde yakınlığa önem vermeden ve kimseye iltimas göstermeden işinin gereğini yapması sayesinde, kısa zamanda memleketin her tarafında namı duyulmuştur. Olumlu tavırlarından dolayı onu takdir eden Anadolu halkı kendisine sevgi ve güven duymaya başlamıştır. Bu sırada Eratna hükümdarı Mehmed Bey’in öldürülmesi, ülkedeki huzuru yok edip ülkeyi iç karışıklıklara sürükleyerek istikrarsızlığa sebep olmuştur. Durumdan rahatsızlık duyan Kadı Burhâneddîn, bir müddet Kayseri’de bulunan çiftliğine çekilerek olayları uzaktan takip etmeye başlamıştır. Çıkan karışıklığın ortadan kaldırılıp asayişin yeniden temini için Eratna hükümdarı Alî Bey Kadı Burhâneddîn’den yardım istemiş, Alî Bey’in arzusunu yerine getiren Kadı Burhâneddîn, yardımlarına karşılık olarak Eretna hükümdarı Alî Bey tarafından 780/1378’de vezirliğe getirilmiştir. Kadı Burhâneddîn dört yıl süren vezirliği sırasında ülkede karışıklıklara yol açan iç ve dış güçlerle uğraşmıştır. Bir sefer sırasında Alî Bey’in taundan ölmesi üzerine ülke karışınca emirlerden Kılıç Arslan, Kadı Burhâneddîn’i öldürmek istemiş; fakat Kadı ondan önce davranarak onu bizzat öldürmüş ve halk kendisini 782/1380’de naip ilan etmiştir. Bir müddet sonra çocuk yaştaki hükümdarı bertaraf ederek 782/1381’de kendini hükümdar ilan etmiştir. 37 yaşında hükümdar olan Kadı Burhâneddîn, kendi adına hutbe okutup, para bastırmıştır. Kadı Burhâneddîn; doğuda Timur, batıda Osmanlı, güneyde ise Mısır Memlukluları olmak üzere irili ufaklı birçok boy beyi ile mücadele etmiş, çok zor şartlar altında kalmasına rağmen; mahareti ve cesareti sayesinde hâkimiyetini devam ettirmiştir. Bu arada uğradığı birkaç suikasttan kurtulmuş, ancak düzenlenen bir suikastta tedbirsiz davrandığı için Akkoyunlu beylerinden Kara Yölük Osman Bey tarafından 800/1398’de öldürülmüştür. Hoca Sadeddîn Efendi, Kadı Burhâneddîn’in 798/1395-96 yılında Yıldırım Bâyezîd ile giriştiği mücadeleyi kaybedince Harput yakınlarındaki sarp dağlara çekildiğini, durumu fırsat bilen Kara Yölük Osmân Bey’in de küçük bir birlikle baskın yapıp Kadı Burhâneddîn’i öldürdüğünü belirtmiştir (1979: 204-206).

Kadı Burhâneddîn’in eserleri şunlardır:

1. Dîvân: Şair henüz hayatta iken 796/1393-94 yılında istinsah edilen eserin tek nüshası “British Library’de Or. 4126”da kayıtlıdır. Dîvân’da “1268 tam gazel, 45 eksik gazel, 3 beyit, 20 rubaî, 116 tuyug” vardır. Klasik divan tertibine göre tanzim edilmemiş olan, gazellerin elifba sırasına göre düzenlenmediği eserde gazellerden sonra rubaîler ve tuyuglar sıralanmıştır. Şiirlerinde mahlas kullanmamıştır. Godsel Dîvân’daki şiirlerin bir kısmını (1338), Türk Dil Kurumu yazmanın tıpkıbasımını (Kadı Burhâneddîn 1943), Ergin ise metnin çevriyazısını yaparak yayımlamıştır (Ergin 1980). Ayrıca Bakü’de de neşredilen (Seferli 1988) Dîvân üzerinde Yontar, tahlilî bir doktora çalışması yapmış (1995), Sütçü şiirlerde yer alan maddî kültür konulu yüksek lisans tezi hazırlamış (1986) Çokol Kömürcü ise Kadı Burhâneddîn Dîvânı’nda yer alan sevgili portresi üzerine bir yüksek lisans tezi yazmıştır (2000). Demirbağ, Kadı Burhâneddîn’in bazı gazellerini, tuyuglarını ve rubailerini şerh etmiştir (2011). Ayrıca Alparslan Dîvân’dan seçtiği bazı şiirleri yayımlamıştır (1977). Köksal, Kadı Burhâneddîn Dîvânı’nda bilinenlerin dışında üç yeni nazım şekli tespit ederek bunları tanıtmıştır (2001). Şairin bu şiirler aruzla, bent ve beyitler hâlinde kaleme aldığı görülmektedir. Bazı araştırmacıların Anadolulu şairler arasında gösterdiği şairin dilinde Azerî Türkçesinin özellikleri de görülmektedir. Bu sebeple onu, Azerî Türkçesiyle yazan şairlerden biri kabul edenler de mevcuttur. Esasen Kadı Burhâneddîn, Develi’nin de belirttiği gibi şiirlerini Batı ve Memluk Kıpçak Türkçesi ile kaleme almıştır. Bunlardan Batı Türkçesi aslî ve ana dil konumunda, Memluk Kıpçak Türkçesi ise stilistik amaçla kullanılmış bir yan şive olarak kendini göstermektedir. Dolayısıyla Kadı Burhâneddîn’in dilinin fonolojik ve morfolojik seviyedeki ayırıcı özellikler bakımından Azerbaycan Türkçesinden ayrıldığı görülmektedir. Bu sebeple şairin Dîvân’ını Eski Anadolu Türkçesiyle yazılmış metinler içerisinde değerlendirmek gerekmektedir (Develi 2004).

2. İksîrü’s-Sa’âdât fî-Esrâri’l-İbâdât: 798/1395-6 yılında yirmi gün içinde kaleme alındığı belirtilen dinî mahiyette Arapça bir eserdir (İz vd. 1985: 305-306).

3. Tercîhu’t-Tavzîh: Yazımına 798/1395-6’da başlanan bu Arapça risale de dinî muhtevalıdır. Kitap, Abdullâh bin Mes’ûd’un Tavzîh adlı eserini savunmak için yazılmıştır (Apaydın 1995). Tercîhu’t-Tavzîh üzerine bir doktora tezi yapılmıştır (Dinç 2009).

Kadı Burhâneddîn’in Arapça ve Farsça şiirler yazdığı bilinmekteyse de sadece İksîrü’s-Sa’âdât’ının sonunda kayıtlı Arapça üç şiiri günümüze ulaşmıştır. Kadı Burhâneddîn’in edebî şahsiyeti hakkında eski kaynaklarda fazla bir bilgi bulunmayıp şairliği genellikle alışılmış ifadelerle geçiştirilmiştir. Onu devrinin orijinal bir sanatkârı yapan tarafı, şiirlerinde sevgilinin güzellik unsurlarını dile getirmesi, edebiyatımıza yeni teşbih ve mecazlar katması ve Türk nazmını kendine has bir estetik anlayışıyla işlemesidir (Alparslan 1977: XLIII). Yegâne nüshası bugün elimizde bulunan büyük Türkçe Dîvân’ı (Godsell 1338; Kadı Burhâneddîn 1943; Ergin 1980; Seferli 1988; Yontar 1995; Alparslan 1977) mücadelelerle geçen hayatına rağmen onun ince bir ruha ve şair tabiatına sahip olduğunu gösterir. Kadı Burhâneddîn için şiir, her şeyden önce sanatını, zekâsını ve ustalığını gösterebileceği bir sahadır. Onun selefleriyle kendisi arasındaki en önemli fark, bildiği zarafet ve hayal unsurlarıyla şiirini süslemekten zevk almasıdır. Sanatına samimî bir sevgiyle bağlı olan şair (Gibb 1999: 143-44), XIV. asırda Anadolu’da bir sanat abidesi gibi yükselmiş ve Batı Türkçesinin müşterek edebî dili ile güçlü şiir örnekleri vermiştir. Şiirlerinde mahallî unsurlara yer veren Kadı Burhâneddîn, Türk dilinin kıvraklığından, zenginliğinden ve anlam farklarından ustalıkla yararlanmıştır. İhtiraslı ruhunun feveranlarını taşıyan şiirlerinde, tasavvufî aşk muvacehesindeki ruhî buhranlarını aksettirdiği görülür. Bu fikir unsurunu o devrin henüz tam gelişmemiş dili ile ifade etmeye çalıştığı için nazım tekniğinde ister istemez bazı eksiklikler ile aksaklıklar oluşmuştur. Ancak bu durum onun büyüklüğüne hiçbir zaman halel getirmez (Tarlan 1958). Kadı Burhâneddîn kendine has lirizm içinde söylediği âşıkane şiirlerinde doğal bir şekilde dile getirdiği duygu, acı, ıstırap ve yanıp yakılmalarında psikoloji ve his bakımından Fuzûlî’ye yaklaşırken, özellikle şiirlerinde görülen ahenk, renk, pırıltı ve samimiyet yönünden de Bâkî’yi hatırlatır. Ancak onu, ruh ve duygu yönünden bu iki şairin ortasında görmek gerekir. Hemen bütün gazellerinde sevgilinin güzellik unsurlarını işleyerek adeta onun neye benzediğini anlatan şair, kimi şiirlerinde Anadolu’nun bazı şehir ve kasabalarından da bahsetmiştir. Bunlarda özellikle mücadelelerle geçen hayatının realist ifadesini görmek mümkündür. Sanat yapmak için değil, bizzat yaşanmış olayların etkisiyle kaleme aldığı bu şiirlerde, Kadı Burhâneddîn’in realist olduğu kadar harpçi, cesur ve haşin ruhu kendini gösterir. O; kahraman ve cengâver ruhunu, yerine göre sert, yerine göre mert ve tok ifadesini şiirine aksettirmeyi başarmıştır. Tabiat tasvirlerinde realist bir ressam gibi davranmış ve bahardan ziyade sonbahar tasvirlerine yer vermiştir. Sonbahardan bahseden şiirleri, okuyucuya güz mevsiminde tabiata hâkim olan sarı rengi, hüznü ve mahzunluğu gösterir ve duyurur (Alparslan 1987: XXXI-XLII). Sade dille yazdığı ve Türk halk şiirlerinde görülen cinaslı kafiyelere fazlaca yer verdiği tuyugları önemlidir. Çağatay edebiyatı şairlerinden Alî Şîr Nevâî, Lutfî, Bâbur Şâh ve diğerlerinin tuyugları esasen cinaslı olmasına rağmen Kadı Burhâneddîn’in cinassız olarak kaleme aldığı tuyugları da vardır (Caferli 1982: 182). Bütün Türk şiirinin en lirik şairlerinden ve klasik Türk şiirinin banilerinden olup beynelmilel şöhrete sahip Kadı Burhâneddîn, aslında hükümdarlık, şairlik ve âlimlik gibi üç değerli vasfı hakkıyla temsil etmektedir (Köksal 2001a: I/466).

Kaynakça

Akar, Metin (1998). “Bizi yanıltanlar: 1. Kâtipler”. Folkloristik - Prof. Dr. Dursun Yıldırım Armağanı. Ankara: 7-9.

Alpaslan, Ali (1977). Kadı Burhaneddin Divanından Seçmeler. Ankara: KB Yay.

Apaydın, Yunus (1995). “Kadı Burhaneddin’in Tercîhu’t-Tavzîh Adlı Eseri”. Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (6): 33-45.

Aziz b. Erdeşir-i Esterâbâdî (1990). Bezm ü Rezm. çev. M. Öztürk. Ankara: KB Yay.

Caferli, Elyar, H. Yusufov (1982). Kadim ve Orta Asrlar Azerbaycan Edebiyatı. Bakı.

Çokol (Kömürcü), Z. Serap (2000). Kadı Burhaneddin Dîvânı’nda Sevgili Portresi. Yüksek Lisans Tezi. Kayseri: Erciyes Üniversitesi.

Demirbağ, Ömer (2011). Kadı Burhânettin ve Şiiri. Ankara: Gazi Kitabevi Yay.

Develi, Hayati (2004). “Kadı Burhaneddin’in Dili Azerbaycan Türkçesi midir?”. I. Kırşehir Kültür Araştırmaları Bilgi Şöleni (8-10 Ekim 2003) Bildiriler. hzl. A. Günşen. Kırşehir. 133-143.

Dinç, Emine Nurefşan (2009). Kadı Burhâneddîn’in Tercîhu’t- Tavzîh İsimli Eserinin Tahkîki ve Değerlendirilmesi. Doktora Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.
Ergin, Muharrem (1951). “Kadı Burhaned-din Divanı Üzerinde Bir Gramer Denemesi”. TDED IV (3): 287-327.

Ergin, Muharrem (hzl.) (1980). Kadı Burhaneddin Divanı. İstanbul: İÜEF Yay.

Esterâbâdî (1928). Bezm ü Rezm. nşr. Kilisli Muallim Rifat. İstanbul.

Gibb, E. J. Wilkinson (1999). Osmanlı Şiir Tarihi I-II. çev. A. Çavuşoğlu. Ankara: Akçağ Yay.

Godsell, Fred Fild (1338). Dîvân-ı Kâdî Burhâneddîn Gazel ve Rubâ’iyyâtının Bir Kısmı Tuyugları. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Hoca Sadeddîn Efendi (1979). Tâcü’t-Tevârih. C. 1. Sad. İsmet Parmaksızoğlu. Ankara: KB Yay. 204-207.,

İz, Fahir, G. Kut (1985). “Kadı Burhâneddîn”. Büyük Türk Klâsikleri. C. 1. İstanbul: Ötüken-Söğüt Yay. 305-307.

Kadı Burhâneddîn (1943). Kâdî Burhâneddîn Dîvânı I (Tıpkı Basım). Ankara: TDK Yay.

Kartal, Ahmet (2006). “Klasik Öncesi Dönem: Anadolu’da Türk Edebiyatı’nın Gelişimi”. Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: KTB Yay. 467-524.

Kartal, Ahmet (2006a). “Kadı Burhaneddin”. Berceste (54): 17-20.

Kocatürk, Vasfi Mahir (1970). Türk Edebiyatı Tarihi, Başlangıçtan Bugüne Kadar Türk Edebiyatının Tarihi, Tahlili ve Tenkidi. Ankara: Edebiyat Yayınevi.

Köksal, M. Fatih (1998). Kayserili Divan Şairleri. Kayseri: Geçit Yay.

Köksal, M. Fatih (2001), “Kadı Burhaneddin Divanı’nda Nazım Şekilleri ile İlgili Bazı Tespitler”. I. Kayseri ve Yöresi Kültür ve Sanat Bilgi Şöleni (11-12 Nisan 2001) Bildiriler. 2 C. Kayseri: Erciyes Üniversitesi Yay. 465-472.

Mecdî Mehmed Efendi (1269). Tercüme-i Şakâyık-ı Nu‘mâniyye. İstanbul: Matbaa-i Âmire.

Melioransky, P. M. (1895). “Otrivki iz divana Achmeda Burhaneddina Sirasskogo”. Voctocnyja Zametki. Petersburg. 131-152.

Mirza Bala (1977). “Kadı Bürhaneddin”. İslâm Ansiklopedisi C. 6. İstanbul: MEB Yay. 46-48.

Özaydın, Abdülkerim (2001). “Kadı Burhâneddin; Kadı Burhâneddin Devleti”. İslâm Ansiklopedisi. C. 24. İstanbul: TDV Yay. 74-75; 76-77.

Seferli, Eljar (hzl.) (1988). Kadı Burhaneddin, Divan. Baku.

Sütçü, Mustafa (1986). Kadı Burhaneddin Dîvânı’nda Maddî Kültür. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

Şentürk, Ahmed Atillâ, A. Kartal (2010). Eski Türk Edebiyatı Tarihi. İstanbul: Dergâh Yay.

Tarlan, Ali Nihat (1958). “Kadı Burhaneddin’de Tasavvuf (Bir Gazelinin Şerhi)”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 8 (1): 8-15.

Tarlan, Ali Nihat (1959). “Kadı Burhaneddin’de Tasavvuf (İkinci Gazelinin Şerhi)”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 9 (1): 27-32.

Tarlan, Ali Nihat (1960). “Kadı Burhaneddin’de Tasavvuf III (Bir Gazelinin Şerhi)”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 10 (1): 1-4.

Tarlan, Ali Nihat (1961). “Kadı Burhaneddin’de Tasavvuf IV”. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi 11 (1): 19-24.

Tören, Hatice (2000). “Kadı Burhaneddin Divanı’nda Bazı Yeni Okuyuşlar”. İlmî Araştırmalar (9): 209-219.

Tören, Hatice (2001). “Kadı Burhâneddin, Edebî ve Tasavvufî Şahsiyeti”. İslâm Ansiklopedisi. C. 24. İstanbul: TDV Yay. 75-76.

Üçer, Müjgan (1985). “Kadı Burhaneddin Ahmed’in Ölümü ve Türbesiyle İlgili Menkıbe ve İnanışlar”. Türk Kültürü XXIV (265): 343-352.

Üçer, Müjgan (1998). “Kadı Burhaneddin Ahmed Üzerine Bir Bibliyografya Denemesi”. Bilge (18): 34-39.

Yaltkaya, Şerefeddin, Kilisli R. Bilge (hzl.) (1971). Kâtip Çelebi, Keşfü’z-Zünûn An Esâmi’l-Kütübi ve’l-Fünûn. C. 1. İstanbul: MEB Yay.

Yontar, Hanefi (1995). Kadı Burhaneddin Divanı’nın Tahlili. Doktora Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. AHMET KARTAL
Yayın Tarihi: 31.12.2014

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Nâm (u) nengün varise geç nâmile nâmûsdan

Zevkı cân hissine bağla geç kamu mahsûsdan

Nefsüni İslâma getür kılma şeytândan gile

Yagı uş mülkün içinde ne kayu câsûsdan

Pâdişehsin memleket vîrân u düşmendür kavî

Niçe bir kıssa sorarsın Hüsrev ü Kâvûsdan

Dîn sorarsan togrulıhdur togrulıh sorgıl anı

Müslim ü müşrik Fireng ü Hind ü Türk ü Rusdan

Cevheri balçıga basurdun giderdün revnakın

Âb-ı Hayvân mı umarsın şimdi bir mahbûsdan

Aç bu şehbâzun gözüni ki göresin uçmagı

Billah uçmah mı umarsın hizmet-i tâvûsdan

Ger yüzün suyı varısa dökme yüzün suyunı

Fark id âhır şol imâm-ı dîni Fâsilyûsdan

Alpaslan, Ali (1977). Kadı Burhaneddin Divanından Seçmeler. Ankara: KB Yay. 153.

Gazel

Bilürsin ki günâhum çok İlâhî

Ümîdüm senden ayruh yok İlâhî

Bini fi’lüm ile hem sen yaratdun

Eger eksük ü ger artuh İlâhî

Kader ohın kazâ yayında çekdün

Ne oh kim atarısan oh İlâhî

Nefes kimse urımaz dilegünsüz

Nefes nefes anı sayduh İlâhî

Cânumuz esrügidi ışkunile

Velî nefs ayılduh İlâhî

Seni bizde yitürdüh bulımazuz

Bizi ger korısah bulduh İlâhî

Şehâ lutfun cihâna top toludur

Biz andan niçe uyulduh İlâhî

Alpaslan, Ali (1977). Kadı Burhaneddin Divanından Seçmeler. Ankara: KB Yay. 56.

Tuyug

Dilberün işi itâb u u nâz olur

Çeşmi câdû gamzesi gammâz olur

İy gönül sabr it tahammül kıl ana

Yâre irişmek işi az az olur

Alpaslan, Ali (1977). Kadı Burhaneddin Divanından Seçmeler. Ankara: KB Yay. 298.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1REVÂÎ, Mustafad. 1805 - ö. 1863Doğum YeriGörüntüle
2Emir Kalkand. 31 Aralık 1948 - ö. 31 Temmuz 2015Doğum YeriGörüntüle
3ALİd. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4ZEYNEDDÎN, Zeyneddîn Çelebi, Zeyneddîn Efendid. _? - ö. 1398 veya 1424Ölüm YılıGörüntüle
5İSMETÎ, Mehmed İsmetî Çelebid. ? - ö. 1638-39'dan sonraMeslekGörüntüle
6HAKKI, İsmâil Hakkı Efendi, Silivrilid. 1819 - ö. 1845MeslekGörüntüle
7BAHŞÎ, Bahşî Halîfed. ? - ö. ?MeslekGörüntüle
8REZMÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
9MAHVÎ, Mahvî Çelebid. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
10KASTAMONULU ŞÂZÎd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11HIZIR, Hacı Hızır, Kürd Hızır, Güranlıd. ? - ö. 1845Madde AdıGörüntüle
12FÜRÛGÎ, Ahmed Fürûgî Çelebid. ? - ö. 1613Madde AdıGörüntüle
13TÂHİR EFENDİ, Kadı-zâded. 1751 - ö. 1838Madde AdıGörüntüle