AHMET MUSTAFEVÎ

(d. 1976 / ö. -)
âşık
(Âşık / 20. Yüzyıl / Azeri)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Âşık Ahmet Mustafevî, 1355/1976 yılında Hemedan vilayetine bağlı Dergezin ilçesinin Süzen köyünde dünyaya gelir. Günümüzde de icrasını sürdüren bir âşık olarak yalnızca bireysel sanat faaliyeti yürütmekle kalmaz, çok kuşaklı bir âşık ailesinin ferdi sıfatıyla geleneğin devamını da omuzlarında taşır. Ümit, Hamit ve Emir Muhammed adlarını taşıyan üç çocuğunun bulunduğu aile ortamı; çöğür, tar, balaban, davul ve zurna gibi geleneksel Türk halk müziği çalgılarının gündelik hayatın doğal bir parçası hâline geldiği bir kültürel iklimdir. Bu atmosfer hem çocukların estetik ve işitsel algısını biçimlendirmiş hem de sözlü kültürün müzik yoluyla aktarılması için canlı bir zemin oluşturmuştur.

Mustafevî, âşıklık mesleğine fiilen 1370/1991 yılında çöğürle icraya başlayarak adım atar ve yirmi iki yaşından itibaren profesyonel bir sanatkâr kimliğiyle geleneğin içinde etkin olur. Onun sanat eğitiminde başta babası Âşık Şaban’ın belirgin etkisi göze çarpar, bunun yanı sıra dayısı Âşık Növbet ve eniştesi Âşık Muhammed Hesenî gibi aile üyeleri de sanatsal yönelişinde yönlendirici rol üstlenir. Bu yönüyle Mustafevî ailesi, âşıklığın yalnızca bireysel bir kabiliyet değil, kültürel aidiyet ve kuşaklararası aktarım biçimi olarak yaşatıldığı bir sosyal yapı örneği sunar. Aile içi sanatsal ilginin tek bir bireyde toplanmaması, kardeşi Mahmud Mustafevî’nin tef ve dümbek çalgılarında ustalaşmış olmasıyla da somutlaşır.

Âşık Ahmet’in hikâye repertuvarı, ağırlıklı olarak babası Âşık Şaban ile birlikte Âşık Mesiyollah, Âşık Muhammed Hesenî, Âşık Növbet ve Âşık Hesen Süleymanî gibi usta isimlerden meşk yoluyla öğrenilen anlatılarla şekillenir. Bunun yanı sıra yazılı metinlerden de istifade ettiği, bu metinlerden derlediği hikâyeleri kayda geçirerek kişisel bir arşiv oluşturduğu anlaşılır. Bu tutum onun sırf icracı değil, aynı zamanda derleyici ve muhafaza edici bir kimlik taşıdığını ortaya koyar. Müzikal formasyonu da çok katmanlıdır, tef ve davul gibi vurmalı çalgıları Âşık Hesen Süleymanî’den; balaban ve zurnayı Âşık Mesiyollah’tan; çöğürü ise Âşık Şaban, Âşık Muhammed Hesenî ve Âşık Növbet’ten bire bir öğrenmiştir.

Sanatını yirmi bir yıldır aralıksız sürdüren Mustafevî, bu sürenin on iki yılını babasıyla aynı meclislerde geçirerek âşıklık geleneğinde temel kabul edilen usta-çırak ilişkisinin uygulamaya dayalı yönünü yakından deneyimleme fırsatı bulmuştur. Geleneğe özgü edep ve erkânı, söyleyiş biçimlerini ve meclis içi davranış kodlarını doğrudan gözlemleyerek içselleştirmesi, onu yalnızca teknik manada bir icracı olmaktan çıkarıp geleneksel normların taşıyıcısı ve aktarıcısı konumuna yerleştirir. Bu süreçte balaban icracısı olarak İskender Mecidî’nin de meclislerde bulunduğu bilinmektedir ki bu durum, geleneksel âşık meclislerinin yalnızca söz ve müzikten ibaret olmayıp çok katmanlı bir kültürel temsil alanı olduğunu gösterir.

Mustafevî, özellikle Hemedan ve Save havzasındaki köy ve ilçelerde düzenlenen sünnet törenleri, doğum günleri ve resmî âşık toplantılarında aktif biçimde görev almakta, bu programlarda çoğu zaman hem büyük oğlu hem de çırağı olan Ümit ile birlikte sahneye çıkmaktadır. Ümit, aile içinde yer alan enstrümantal birikimden faydalanarak tar, tef, davul ve dümbek çalmayı öğrenmiş; böylece babasının sanatsal çizgisini sürdürebilecek nitelikte bir icracı profilini haiz olmuştur. Mustafevî’nin yetiştirdiği diğer çıraklar arasında Âşık Muhammed Hüseyin ve Âşık Behruz da yer alır. Bu durum sanatçının geleneğin geleceğini güvence altına almaya dönük bilinçli bir çaba yürüttüğünü göstermektedir.

Âşığın anlatı repertuvarı, halk hikâyeciliği geleneğine ait çeşitli örnekleri içerir. Garip ile Şahsenem, Hemrah ile Selvinaz, Keçel Hamza, Kerem ile Aslı, Köroğlu ile Ayvaz Han/Köroğlu’nun Ayvaz Hanı Getirmesi, Köroğlu ile Demircioğlu, Köroğlu ile Nigar, Köroğlu’nun Erzurum Seferi, Köroğlu’nun Tokat Seferi, Şah İsmail, Tahir ile Zöhre ve Tilim Han onun başlıca anlattığı hikâyeler arasında sayılabilir.

Müzikal perspektiften bakıldığında Ahmet Mustafevî’nin icra ettiği makamların da geleneğin çeşitliliğini yansıttığı görülür. Repertuvarında yer alan temel makamlar şunlardır: Döyme Kerem, Dübeytî, Elyatı, Gurbetî, Hal Mihri, Kelekü, Kelle Geraylı, Kesme Geraylı, Koba, Köroğlu, Maran, Mehterhânî, Nim Koba, Rudbar, Şikeste, Usta Feyzeli, Yetim Zergerî, Yorgun Kerem ve Zergerî.

Kaynakça

Gün, Faruk (2017). Ahmet Mustafevî, 1976 Süzen doğumlu, âşık. [12.09.2017 tarihinde Faruk Gün tarafından Ahmet Mustafevî ile Kürican köyünde yapılan görüşme].

Gün, Faruk (2021). Sosyo-Kültürel Değişmeler Bağlamında Hemedan (İran)’da Türk Âşıklık Geleneği. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi.

Gün, Faruk (2025). İran’da Türk Âşıklık Geleneği (Hemedan Bölgesi). Ankara: Akçağ Yayınları.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: Doç. Dr. Faruk Gün
Yayın Tarihi:
Güncelleme Tarihi: 19.02.2026

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ESEDULLAH FERECÎd. 1967 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
2AĞAMELİ VERMEZYARd. 1947 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3MECİD HOŞBAHTd. 1984 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4Fırat Canerd. 08 Eylül 1976 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
5Nil Karaibrahimgild. 17 Ekim 1976 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
6Evren Birdal Sharmad. 1976 - ö. ?Doğum YılıGörüntüle
7MİHMANÎ/YÜZBAŞIOĞLU, Hasan Yıldırımd. 1914 - ö. 1986MeslekGörüntüle
8PERİHAN KARADAĞd. 1945 - ö. ?MeslekGörüntüle
9KUL KÜÇÜK/KÜÇÜK MEHMET, Mehmet Küçükd. 1928 - ö. 2009MeslekGörüntüle
10İBRAHİM KADİRNİYAd. 1973 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
11EBÜLFEZİ ZOĞİd. 1968 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
12HESEN DEHKANd. 1979 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
13Raşit Duranoğlud. 1879 - ö. 12 Aralık 1963Madde AdıGörüntüle
14Ahmet Şevket Bohçad. 1920 - ö. 26 Şubat 1988Madde AdıGörüntüle
15AHMET, Ahmet Bozkurtd. 1926 - ö. 04.11.1991Madde AdıGörüntüle