HAKKÎ, Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi

(d. ?/1862 - ö. ?/1913)
divan-tekke şairi, Duyûn-ı Umûmiye muhasebe müdürü, şeyh
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Aslen Silistre doğumludur. XIX. yüzyıl tezkirelerinde ve diğer biyografi kitaplarında bu mutasavvıf şairden bahsedilmemiştir. Ancak bizzat soyağacını veren İsmail Hakkı Zühdi Efendi, Macaristan’dan Silistre’ye göçen Türklerdendir (Alvan 2018: 21-22). Tekirdağ’da ikamet eden şair, ömrünün sonuna kadar Trakya’da Duyûn-ı Umûmiyye müdürü ve başkâtipliği vazifesini yapmıştır. Şiirleri ve mektuplarına göre Eceâbâd, Dedeağaç, İnöz (Enez) gibi bölgelerde Duyûn-ı Umûmiyye adına vergi toplamak için dolaşmıştır. 1911’de Makedonya ve Trakya’yı coğrafi ve demografik olarak tanıtan Yunanca bir turist rehberinde, “Dedeağaç Duyûn-ı Umûmiyye Müdürü İbrahim Hakkı Bey ve Muhasebe Müdürü İsmail Hakkı Efendi” kaydı da bunu desteklemektedir (Berber 2005: 114-115).

Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi ayrıca Halvetiyye şubelerinden olan Cerrahiyye müntesibidir. Kendisi, ilk mürşidi Fatih Hacegi Tekkesi postnişini Sertarik Şeyh Mehmed Muhterem el-Cerrahî (ö.1891) vefat edince onun halifesi olan Tekirdağ Kolsuz Baba Tekkesi postnişini Mehmed Nureddin Efendi’ye (ö.1893) intisap etti. Onun vefatından sonra Tekirdağ’a ziyaret eden İstanbul’daki Cerrahî Âsitânesi 16. postnişini Şeyh Yahya Gâlib Efendi’ye biat etti. Şeyh Yahya Gâlib, 44 yıllık meşihatinin ardından, 6 Rebiülâhir 1315’te (4 Eylül 1897) vefat edince bunu günlük gazetelerden öğrenen şair, müteveffa şeyhine bir tarih şiiri yazdı. İsmail Hakkı Zühdi Efendi, kısa süre önce etvâr-ı seb‘ayı tamamlayıp aynı tarihte İstanbul’daki Cerrahî Âsitânesi’nde Mirâc Kandili’ndeki icazet töreninde Şeyh Yahya Gâlib Efendi’nin yerine geçen Şeyh Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi’den hilâfet aldı. Daha sonra Mürefte’deki evini tekke hâline getirdi. Daha sonra mürşidi Şeyh Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi, oğlu Fahreddin Şevkî (Erenden) ile Mürefte’de kendisini bir iki defa ziyaret etti (Alvan 2018: 26-27).

Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi, Mürefte Cerrahî Tekkesi’nde post-nişin olarak halkı irşadla meşgulken pek çok dervişin yetişmesini sağlamıştır. Tabakât-ı Cerrahiyye’ye göre, Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi’nin iki halifesi vardır. Bunlardan Şeyh Hasan Basri Efendi (ö.?) memuriyet vazifesindeyken vefat ettiği Çorlu’da meftundur. Diğer halifesi Şeyh Hasan Fehmi Efendi (ö.?) ise ahir ömründe tedavi gördüğü Heybeliada’da vefat edince buraya defnedilmiştir (Dal 2006: 484).

Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi’nin Ahmed Salâhaddin, Ali Rıza, Mehmed Nureddin, Mustafa Rızaeddin, Mehmed Muhterem adlı beş erkek evladı olmuş; Ali Rıza iki yaşındayken Mehmed Muhterem ise iki günlükken vefat etmiştiri. İsmail Hakkı Zühdi Efendi, Yâdigâr-ı İhvân’da kendi hattıyla Hz. Peygamber’in hürmetine, uzun ömürlü olmaları için dua ettiği çocuklarının doğum tarihlerini not etmiştir.

Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi, 9 Aralık 1913’te, 10 Muharrem gecesi mide humması sebebiyle 52 yaşında ibadet ederken vefat etmiştir. İnöz’de (Enez), Müsellim Mahallesi İncirlik Kabristanı’nda medfundur. Şeyh İsmail Hakkı Zühdi Efendi’nin vefatına büyük oğlu Ahmed Salâhaddin imzasıyla bir not yazmıştır (Alvan 2018: 28-30). Hâsılı Mürefte Tekkesi şeyhi İsmail Hakkı Zühdi Efendi tekke hayatını, kültürünü şiirlerine yansıtan nâdir şeyhlerdendir.

 

Şairin eserleri şunlardır:

1. Dîvân-ı Yâdigâr-ı İhvân: Kısmen mürettep olan eserdeki toplam 362 şiirin içinde; hece vezniyle yazılan 13 şiiri hariç tutarsak 1 kaside, 1 mesnevi, 316 gazel, 8 murabba, 2 muhammes, 1 müseddes, 18 kıta, 1 tuyuğ, 1 müstezâd nazım şekli vardır. Dîvân’daki tek kaside, II. Abdülhamîd Hân’a yazılan 14 beyitten ibaret bir medhiyedir. Dîvân’da ebced hesabıyla düşürülmüş şiir yoktur, ancak bazı şiirlerin sonuna tarih ve mekân not edilmiştir. Tasavvuf neşesiyle yazılan eserde şûhâne veya rindâne gazel yoktur. Çoğu şiirinde vahdet-kesret dengesinin gözetilmesi; nefsle mücadele, edebe riayet; ibadetlere ve zikrullaha düşkün olma gibi tavsiyeler bulunur. Dîvân, mektuplarıyla birlikte  Türkan Alvan tarafından yayımlanmıştır (2018).

 

2. Mektûbât-ı Yâdigâr-ı İhvân: Mürefte Cerrâhî Tekkesi şeyhi İsmâil Hakkî Zühdî Efendi’ye ait 18 mektubu içerir. Bu mektuplar son dönemdeki mürşid-mürid ilişkisini yakınen gösteren önemli birer belgedir. Şeyh İsmâil Hakkî Zühdî Efendi bu mektupları, çoğu bürokrat dervişlerine ve dostlarına yazmıştır. Bu mektuplar Şeyh İsmâil Hakkî Zühdî Efendi’nin halîfeleriyle olan münasebetlerini, vahdet-i vücûd, kesret-vahdet ilişkisi, seyr ü sülûk hâlleri, sahte mutasavvıflar ve gurbet melâli gibi konulardan bahsetmektedir. Mektuplarda ayrıca dervişlerin devlet hizmetinde kusur etmemeleri, dervişlerin tasavvufî kimliklerini insanlarla ilişkilerinde öne çıkarmamaları, şeriat dışına çıkmamaları hususunda öğütler vardır.

Kaynakça

Alvan, Türkan (hzl.) (2018). İsmâil Hakkî Zühdî Efendi Yâdigâr-ı İhvân Şiirleri ve Mektupları. İstanbul: H Yay.

Azamat, Nihat (1995) “Fahreddîn Efendi”. İslam Ansiklopedisi. C.12. İstanbul: TDV Yay. 83-84.

Berber, Engin (2005) “Yunanca Bir Kaynaktan Balkan Savaşları Öncesinde Makedonya ve Trakya”, Karadeniz Araştırmaları Dergisi. (7): 97-130.

Dal, Fahreddin (2006). Fahreddin Erenden’in Tasavvufî Görüşleri ve Eserleri: Envâr-ı Hazret-i Pîr Nûreddîn-i Cerrâhî ve Tabakât-ı Cerrâhiyye. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Marmara Üniversitesi.

İbrahim Fahreddîn Efendi (Erenden). Envâr-ı Hazret-i Pîr Nûreddîn-i Cerrahî ve Tabakât-ı Cerrâhiyye. İstanbul: İSAM Kütüphanesi. Dm no:3893.

İsmâil Hakkî Zühdî Efendi (1317). Yâdigâr-ı İhvân. İstanbul: Türk Tasavvuf Musikisini ve Folklorünü Araştırma ve Yaşatma Vakfı Kütüphanesi. no:2272, İstanbul.

Öztürk, Mehmet Cemal (2004). Cerrâhîlik Hz. Pîr Nûreddîn Cerrâhî ve Cerrâhî Tarîkatı.  İstanbul: Gelenek Yay.

Tanman, Baha (2007) “Nûreddin Cerrâhî Tekkesi”. İslam Ansiklopedisi. C.33. İstanbul: TDV Yay. 253-256.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: DOÇ. DR. TÜRKAN ALVAN
Yayın Tarihi:
Güncelleme Tarihi: 30.09.2022

Eserlerinden Örnekler

Dîvân

Muhammes

Hakk-perestiz der cihânda nefsimize taparız

Hızr’ı bulsak yalınız baştan külâhın kaparız

Doğruluk ne işe yarar egriliğe saparız

Lokma uğruna mesâcid tekkede yer kaparız

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız

 

Tavr-ı ümmet oldu tebdîl zikrimiz fikr-i Fireng

Bele zünnârı takındık sîneye haç u çeleng

Moda-ülfet kisvemiz alafıranga reng reng

Bizi taʿn eyler riyâ-kâr aslı nâ-dân tarzı leng

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız

 

Zühd ü takvâya taʿassub nâmını giydirdiler

Ehl-i Hakk’ı cümleye ahmak diye bildirdiler

Putları zînet diye hânelere doldurdular

Mü’min ü müşrik berabermiş sözün uydurdular

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız

 

İçmeyen menfûr-ı ʿâlem konyağı iç kefere

Genc ü pîr olmuş sebük-dil hamra san tatlı şire

Merkez-i ʿilm ü maʿârif ya Paris ya Pierre

Müslümânlık böyle mi tevbe edem yüz bin kere

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız     

 

Bekleriz Mâdâm Firenk’den terbiye evlâdımız

Gayb eder olduk bu yüzden nice bin ihvânımız

Bu gidişle ne olacak bilmeyiz ber-bâdımız

Görse hayrette kalır bi’llâh bizi ecdâdımız

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız

 

Hakk’ı koyup bâtıla rağbetle hep gafletteyiz

Bî-hayâ vü evşeni ehl-i kemâl görmekteyiz

Fâl-zen bir fâcire ʿâlim diye hürmetteyiz

Nâmıdır İslâmiyet bilmem nasıl cinnetteyiz

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız

 

Hˋâcelerimizde yalnız kisve destârdır kalan

Sâlikân lokma gözetir bana mahbûb nev-civân

Mürtekib olanlara şimdi cihân dârü’l-emân

İhtiyâr eyle sükûtı Hakkî’yâ nâzik zemân

Sözümüz uymazsa yevme biz zamâna uyarız (26 Mayıs 1318. Dedeağaç) (Alvan 2018: 294-295) 

 

 

Gazel

Haylice gezdim memâlik bu İnöz-vâr görmedim

Şöhretiyle nâ-münâsib şehr-i vîrân görmedim

 

Bom! Bom! Urur nevbetin mûzîka dâ’im ʿasr u şâm

Beççe-gân cümbüşüne hîç hadd ü pâyân görmedim

 

Perde çekmiş cümle ebvâb-ı büyûta ʿankebût

Mâr u mûr cevlânına mâniʿ bir imkân görmedim

 

Ser-te-ser olmuş mezâbil rast gidene ʿaşk olsun!

Oturacak kahve-hâne yatacak hân görmedim

 

Hân mıdır âhûr mudur görmeye şâyân bir hotel

Var-ısa da pire bitten uyumuş cân görmedim

 

Ger kazârâ gelse seyyâh şâh-râh bulmak muhal

Taş u toprakla kapanmış şôse meydân görmedim

 

Var dekâkîn bulmaya reh-ber ara ki bulasın

Yortî pâzâr günleri açmaya dükkân görmedim

 

Kalʿayı feth eyleyenler merkadi gözden nihân

Bir bakın taş içre kalmış bir duʿâ-ḫ̀ân görmedim

 

Nice âsâr-ı ʿatîk toplar zemînde pây-mâl

Bir mahalle vazʿına hîç çâre-cûyân görmedim

 

Koca bir merkez kazânın mektebi yok ve’s-selâm

Şân-ı millet devlete lâyık bir mekân görmedim

 

Öldüler mi bu ahâli! Zinde-dil kıl Rabbenâ

Hem-civârdan ʿibret almaz böyle insân görmedim

 

Nazmıma varsa hilâf diyen hakîkat ortada

Kûyuna eyvallahım var gayrı ermân görmedim

 

Ehl-i Hakk mestûr olur lîk böyle olmaz Hakkîyâ

Münkirânı menʿ eden bir ehl-i vicdân görmedim (Alvan 2018: 376-377)


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ŞÎRÎ, Alîd. ? - ö. 1592Doğum YeriGörüntüle
2Kemal Bunarcıevd. 1923 - ö. 2000Doğum YeriGörüntüle
3Ali Bayramovd. 1935 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4BÂNÛ, Cevheriye Banud. 1862-1864? - ö. 1914-1916?Doğum YılıGörüntüle
5ZEYNELÂBİDÎNd. 1862-63 - ö. 1913-14?Doğum YılıGörüntüle
6Nigar Hanımd. 1862 - ö. 1 Nisan 1918Doğum YılıGörüntüle
7CEMÂLÎ, Ahmedd. 1858? - ö. 1913-1914?Ölüm YılıGörüntüle
8HIFZÎ, Mehmetd. 1860 - ö. 1913Ölüm YılıGörüntüle
9SÂBİT, Abdülkerîm Sâbit Bey, İstanbullud. 1863 - ö. 1913Ölüm YılıGörüntüle
10ŞEYHÎ, Molla-zâde Şeyh Süleymân Şeyhî Efendid. 1749-1750 - ö. 1819-1820MeslekGörüntüle
11MUHİDDİN-DOLU, Mehmedd. ? - ö. 1494MeslekGörüntüle
12RÜŞDÎ, Hasand. 1834 - ö. 09.01.1917MeslekGörüntüle
13HAMDÎ, Mustafâ Hamdî Efendid. 1825 - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14NÂZIM/HÜSNÎ, Hüseyin Nâzım Efendi, İstanbullud. 1828 - ö. 1881?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15MEHMED KEMÂLEDDÎN, Harîrî-zâded. 1850 - ö. 1881Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16ŞİKÂRÎ, Hazînedar-zâde Mustafa Şikârî Çelebid. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17VAK’Î, Okçu-zâde Ahmed Vak’î Efendid. ? - ö. 1650Madde AdıGörüntüle
18HASÎB DEDE, Neyzend. 1800 - ö. 1870Madde AdıGörüntüle