Rıza Tevfik Bölükbaşı

(d. 1869 / ö. 30 Aralık 1949)
Şair, edebiyatçı, felsefeci ve politikacı.
(Yeni Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)
ISBN: 978-9944-237-86-4

Asıl adı Ali Rıza'dır. Babasının kaymakamlık yaptığı Edirne vilâyetine bağlı Cisr-i Mustafa Paşa’da doğdu. Babası Arnavutluk’tan Debre-i Bâlâlı Hoca Mehmed Tevfik Efendi, annesi Kafkasya’dan kaçırılmış bir Çerkez kızı olan Münire Hanım’dır. Tahsiline babasının hocalık yaptığı Dağhamamı’ndaki Sion mektebinde başladı. Yine babasıyla birlikte bir süre Beylerbeyi ve Davutpaşa rüştiyelerine devam etti. Babasının İzmit’e tayini üzerine tahsili yarım kaldı. Bir sıtma salgını sonucu annesi İzmit’te vefat edince, çocukluk ve ilk gençlik yılları ailenin göç ettiği Gelibolu’da geçti. 1884 yılında girdiği Galatasaray Sultanîsi’ne ancak bir yıl devam edebildi. 1887’de Mekteb-i Mülkiye’ye kaydolduysa da bir talebe hareketine katılınca okuldan uzaklaştırıldı (1890). Daha sonra bir hocasının tavsiyesiyle Mekteb-i Tıbbiye’ye girdi. Burada da zaman zaman bazı talebe hareketlerine karıştı, bu yüzden birkaç defa hapsedildi. Hayatı bir düzene kavuşacağı düşüncesiyle 1895’te Dârülmuallimât müdîresi Ayşe Sıdıka Hanım’la evlendirildi. Tıbbiye’nin son sınıfında iken II. Abdülhamid’in iradesiyle 1897 Türk-Yunan Muharebesi’nde yaralı askerleri Manastır’dan İstanbul’a nakleden seyyar bir hastanede Fahri Paşa’nın yanında çalıştı.

Tıbbiye’den ancak 1889 yılında mezun olabildi ve Cenab Şahabeddin’in tavassutuyla Karantina İdaresi’ne doktor tayin edildi. Ayrıca Ecza-yı Tıbbiye müfettişliği verildi, Cemiyet-i Mülkiye-i Tıbbiye’ye âzâ seçildi. Bu görevleri 1908 yılına kadar sürdü. 1903’te karısının ölümü üzerine Nazlı Hanım’la evlendi. 1907 yılında girdiği İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nde üst kademelerde görev aldı. II. Meşrutiyet’in ilân edildiği günlerde at üstünde Selim Sırrı (Tarcan) ile İstanbul sokaklarında hürriyet ve meşrutiyet üzerine nutuklar verdi. Aynı yıl yapılan seçimlerde Edirne mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a girdi. Ancak bazı konularda parti yöneticileriyle ters düşünce, 1911’de kurulan Hürriyet ve İtilâf Fırkası’na geçti. 1912’de, Büyükada’da yaptığı bir konuşma dolayısıyla bir ay kadar hapsedildi. Hapisten çıkınca seçim konuşması yapmak üzere gittiği Gümülcine’de İttihatçılar’ın tuttuğu adamlar tarafından dövüldü. 1913-1918 yılları arasında politikadan uzaklaşarak Rehber-i İttihad-ı Osmanî Mektebi’nde dersler verdi, Istılahat-ı İlmiye Encümeni’nde çalıştı.

1918 yılında, Ahmed Tevfik Paşa kabinesinde Maarif nâzırı olarak tekrar politikaya döndü; aynı zamanda Dârülfünun’da felsefe ve estetik dersleri vermeye başladı. Damat Ferid Paşa kabinesinde iki defa Şûrâ-yı Devlet reisliği yaptı (1919-1920). 1919’da Osmanlı delegesi olarak Paris Barış Konferansı’na katıldı; daha sonra Sevr Antlaşması’nı imzalayan heyette yer aldı (10 Ağustos 1920). Gerek Sevr Antlaşması’nı imzalaması, gerekse o sırada Anadolu’da başlayan Millî Mücadele’ye karşı bir tutum sergilemesi dolayısıyla yapılan protestolar sonucu, bazı arkadaşlarıyla birlikte Dârülfünun’daki görevinden istifa etmek zorunda kaldı (8 Nisan 1922). Yakın arkadaşı Ali Kemal’in İzmit’te linç edilmesi üzerine, aynı âkıbete uğrama korkusuyla 8 Kasım 1922’de bazı arkadaşlarıyla Mısır’a gitti. Daha sonra, Sevr’i imzalaması yüzünden, T. B. M. M. tarafından 150’liklere dahil edildi. Kahire’de karşılaştığı eski dostu Ürdün kralı Emîr Abdullah’ın daveti üzerine Amman’a gitti ve orada kralın divan tercümanı oldu; ayrıca Âsâr-ı Atîka Müzesi müdürlüğü yaptı. 1934’te buradan emekliye ayrılarak Lübnan sahilinde Cünye kasabasına yerleşti. 1936 yılında eşiyle birlikte çıktığı Avrupa seyahatinde bir yıl kadar Fransa ve İngiltere'de, bir süre de Amerika’da kaldı. 150’likleri affeden kanunun yürürlüğe girmesinden ancak beş yıl sonra İstanbul’a döndü (1943). Bazı gazetelerde edebiyat, sanat ve estetikle ilgili yazılar yazdı. 30 Aralık 1949’da vefat etti, Zincirlikuyu’da Asrî Mezarlığa defnedildi.

Türk edebiyat ve kültür tarihinde “Feylesof” lâkabıyla tanınan Rıza Tevfik, 1895 yılından itibaren devrin çeşitli yayın organlarında Abdülhak Hâmid ile V. Hugo ve Lamartine gibi romantik şairlerin etkisi altında aruz vezniyle kaleme aldığı şiirlerle adını duyurmakla beraber asıl şöhretini 1913’ten sonra hece vezniyle yazdığı şiirlerle yapar. Türk edebiyatında Millî Edebiyat hareketinin teşekkül ettiği yıllara rastlayan bu tarihlerde hece vezni ve sade Türkçe ile o günkü Türk şiirinin en çok takdir edilen örneklerini ortaya koyarken, daha önce Mehmed Emin’in (Yurdakul) başlatmış olduğu “parmak hesabı” şiiri de asıl vadisine oturtur. Küçük yaştan itibaren halk kültürü ve geleneği içinde yetişen sanatkâr kişiliğiyle gelenekten ustaca faydalanırken, bu konuda kaleme aldığı makaleleriyle de şiir estetiğine bu doğrultuda sağlam bir zemin hazırlar.

Rıza Tevfik, felsefî ve dinî anlamda gerçeği öğrenmek üzere başladığı araştırmaları sonunda Türk milletinin öz malı dediği tekke ve halk edebiyatı örneklerini keşfeder. 1914-1922 yılları arasında konuyla ilgili elli kadar makale yayımlayan Rıza Tevfik’in bu yazıları, Millî Edebiyat hareketini fikrî planda hazırlayan ve bir kamuoyu oluşmasını sağlayan unsurlar arasında değerlendirilmiştir. Bütün bu hazırlığın arkasında onun bir devre damgasını vuran asıl sanatkâr şahsiyeti tekke şairleri ve halk âşıklarının musiki eşliğinde okudukları divan, nefes ve ilâhi gibi örneklerden hareket ederek kaleme aldığı divan, koşma ve nefesleriyle ortaya çıkar. II. Meşrutiyet’ten sonraki yıllarda sonra onun bu tarz şiirler yazmak suretiyle Türk edebiyatının asıl kaynağına yönelmesi dönemin birçok genç şairi ve aydını için yol açıcı bir rol oynar. Bu sırada hece vezni ve sade Türkçeyle yazdığı ve çeşitli antolojilere de alınan “Selma, Sen de Unut Yavrum”, “Harap Mâbed”, “Fikret’in Necib Ruhuna” ve “Uçun Kuşlar” gibi lirik divan ve koşmalarında sübjektif bir sanat anlayışını benimsediği görülür.

Doğu ve Batı dünyasına ait oldukça geniş bir felsefî birikime sahip olan Rıza Tevfik, felsefede yeni bir ekol kurmaktan ziyade mevcut felsefî bilgileri ele almak suretiyle dikkate değer yorumlar yapmıştır.

Bütün bu faaliyetleri yanında Mehmed Emin’in Türkçe Şiirler’i dolayısıyla 1905’te dilde sadeleşme ve hece vezni üzerine Ömer Naci ile, Zerdüşt’ün Türk asıllı olup olmadığı konusunda 1918’de Sâmih Rifat’la, yine aynı yıl Tevfik Fikret’in dinî anlayışı konusunda Ahmed Naim’le fikir tartışmalarına girmiş; bu tartışmalar sırasında bütün bilgi birikimini ortaya koyduğu önemli makaleler yazmıştır.

Kaynakça

(Ertaylan), İsmail Hikmet (1925), Türk Edebiyatı Tarihi, C. III, Bakü, s. 798-812.

Kandemir (1943), Kendi Ağzından Rıza Tevfik, İstanbul.

Kaplan, Mehmet (1969), Şiir Tahlilleri, C. I, İstanbul 1969, s. 175-181.
Th. Zarcone (1993), Mystiques, philosophes et francs-maçons en İslam: Rıza Tevfik, penseur otoman, Paris.

Uçman, Abdullah (2004), Rıza Tevfik’in Şiirleri ve Edebî Makaleleri Üzerinde Bir Araştırma, İstanbul.

Ülken, Hilmi Ziya (1966), Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi, Konya, s. 406-424.

(Ünaydın), Ruşen Eşref (1334), Diyorlar ki, İstanbul, s. 152-160.

Yücebaş, Hilmi (1950), Bütün Cepheleriyle Rıza Tevfik, İstanbul.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. ABDULLAH UÇMAN
Yayın Tarihi: 13.09.2018
Güncelleme Tarihi: 19.12.2020

Eser AdıYayın eviBasım yılıEser türü
Textes Houroûfis (Clément Huart’la birlikte)Brill Yayınevi / Leiden1909İnceleme
Felsefe DersleriKader Matbaası / İstanbul1330İnceleme
Mufassal Kāmus-ı FelsefeMatbaa-i Âmire / İstanbulC. I 1330; C.II 1336Diğer
Abdülhak Hâmid ve Mülâhazât-ı FelsefiyesiKanaat Matbaası / Dersaadet1334İnceleme
Mâba’de’t-tabiiyât Derslerine Ait VesâikDârülfünun Matbaası / İstanbul1335İnceleme
Ontoloji MebâhisiDârülfünun Matbaası / İstanbul1336İnceleme
EstetikDârülfünun Matbaası / İstanbul1336İnceleme
Bergson HakkındaDârülfünun Matbaası / İstanbul1337İnceleme
Rubâiyyât-ı Ömer Hayyam (Hüseyin Dâniş ile birlikte)İkbal Kütüphanesi / İstanbul1338İnceleme
Serâb-ı ÖmrümM. Fikri Matbaası / Lefkoşe1934Şiir
Tevfik Fikret-Hayatı, Sanatı, Şahsiyetiİnkılâp Kitabevi / İstanbul1945Hatıra
Ömer Hayyam ve RubâileriAhmet Halit Kitabevi / İstanbul1945İnceleme
Serâb-ı ÖmrümKenan Matbaası / İstanbul1949Şiir
Rıza Tevfik’in Tekke ve Halk Edebiyatı İle İlgili MakaleleriMilli Eğitim Bakanlığı Yayınları / Ankara1982İnceleme
Biraz da Ben Konuşayımİletişim Yayınları / İstanbul1993Hatıra
Şiiri ve Sanat Anlayışı Üzerine Rıza Tevfik’ten Ali İlmî Fânî’ye Bir MektupKitabevi Yayınları / İstanbul1996Mektup
Rıza Tevfik’in Sanat ve Estetikle İlgili YazılarıKitabevi Yayınları / İstanbul2000Derleme
Serâb-ı Ömrüm ve Diğer ŞiirleriKitabevi Yayınları / İstanbul2005Şiir
Rıza Tevfik’ten Eşi Nazlı Hanım’a MektuplarKubbealtı Yayınları / İstanbul2012Mektup
Rıza Tevfik’ten Kızı Mûnise Hanım’a MektuplarKubbealtı Yayınları / İstanbul2015Mektup
Rıza Tevfik’in MektuplarıAtatürk Kültür Merkezi Yayınları / Ankara2016Mektup
İki 150’liğin Mektupları-Refî Cevad’dan Rıza Tevfik’e Rıza Tevfik’ten Refî Cevad’a MektuplarKitabevi Yayınları / İstanbul2017Mektup

İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1BÂDÎ, RÂCİH, Ahmedd. 1839 - ö. 1908Doğum YeriGörüntüle
2SAFHÎ, Tavlabaşı-zâde Mustafad. ? - ö. 1723-24Doğum YeriGörüntüle
3TÂ'İB, Hattat-zâde Hacı Mehmed Efendid. ? - ö. 1778/79Doğum YeriGörüntüle
4Abdullah Cevdetd. 9 Eylül 1869 - ö. 29 Kasım 1932Doğum YılıGörüntüle
5VAHDETÎ, Derviş Vahdetî, Lefkoşalıd. 1869 - ö. 1909Doğum YılıGörüntüle
6MEHMED HİLMÎ, Gümülcinelid. 1869 - ö. 1918Doğum YılıGörüntüle
7HALİL, Silsüpüroğlu Halil Beyd. 1857/1858? - ö. 1949Ölüm YılıGörüntüle
8Celal Sıtkı Gürlerd. 1905 - ö. 27 Ekim 1949Ölüm YılıGörüntüle
9Enis Behiç Koryürekd. 27 Mart 1893 - ö. 18 Ekim 1949Ölüm YılıGörüntüle
10Seçkin Gündüzd. 1949 - ö. ?MeslekGörüntüle
11Salih Zeki Aktayd. 1896 - ö. 21 Mart 1971MeslekGörüntüle
12Nezihe Arazd. 11 Mayıs 1922 - ö. 25 Temmuz 2009MeslekGörüntüle
13Menemenlizade Tahird. 1863 - ö. 12 Mart 1903Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14Celal Esat Arsevend. 1875 - ö. 13 Kasım 1971Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15Güzide Sabri Aygünd. 1886 - ö. 1946Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16Rıza Zelyutd. 13 Nisan 1948 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17Semih Sait Umard. 1923 - ö. 13 Aralık 2009Madde AdıGörüntüle
18SARRÂF, Rıza Tebrizîd. 1854-55 - ö. 1907Madde AdıGörüntüle