FÂ'İZ, Abdülkâdir Fâ'iz Tâlebânî

(d. 1834/1250 - ö. 1897/1315)
divan şairi
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Fâ'iz, 1250/1834 yılında Kerkük'te doğdu. Asıl adı Abdülkadir Fâ'iz'dir, şiirlerinde Fâ'iz mahlasını kullandı. Meşhur şair ve şeyhlerden Şeyh Abdurrahmân Hâlis'in ortanca oğludur. Kendisi de önemli bir şair olan kardeşi Şeyh Rızâ'dan dört yaş büyüktür. Medrese tahsilini Kerkük'te yaptı. Diğer bilimlerin yanında Türkçe, Kürtçe, Farsça ve Arapça dillerini edebiyatlarıyla beraber öğrendi. Günlerini sade bir şekilde tekkedeki odasında geçiren Fâ'iz, bir ara müderrislik de yaptı, meşhur şair Gulâmî'ye Kitâb-ı Perîşân'dan ders okuttu. Babasının yerine tekkede şeyhlik de yapan Fâ'iz, Kerkük'ün ünlü ailelerinden Avcı ailesinin kızı olan Güllü Hanım'la evlendi ve İzzeddîn, Mehmed Nûrî, Feyzullah adlarında üç erkek çocuğu dünyaya geldi. Bütün hayatını Kerkük'te geçiren Fâ'iz, 1315/1897 yılında yine Kerkük'te vefat etti.

Sade ve pürüssüz bir hayat geçiren Fâ'iz, her gün beş vakit namazını cemaatla kıldıktan sonra tekkedeki odasına çekilir, tek başına kalarak vaktini ibadetle ve fırsat buldukça da edebiyatla, şiirle uğraşarak geçirirdi. Fâ'iz'in menkıbeleşmiş birtakım hikâyeleri ve edebî fıkraları halk arasında hâlâ dilden dile dolaşmaktadır. Kerkük'ün birinci sınıf şairlerinden sayılan Fâ'iz, daha pek genç yaşında iken şiir söylemeye başlamıştır. Çok sayıda şiiri vardır ve şiirleri lekesiz ve tekellüfsüzdür. Fâ'iz'in bütün şiirleri her zaman içine aldığı yerli kelime ve deyişlerle halkın zevkini okşamıştır. Özellikle küçük parçalar hâlindeki manileri (hoyratları) büyük önem taşımaktadır. Fâ'iz sadece Türkçe ve Farsça şiir söylemiştir, bölgesinde yaygın olduğu hâlde Kürtçe veya Arapça şiirleri yoktur. Çağdaşı bulunan ve devrin önemli şairlerinden kabul edilen şair Sâfî ile aralarında bir güzel bahane edilerek söyledikleri karşılıklı şiirler (müşâ'areler) zevkle okunan şiirler arasında yer almıştır. Nef'î'nin meşhur Bahâriyye'sine nazire olarak yazdığı 48 beyitlik kaside onun şöhretinin artmasını sağlamıştır. Kendisinden sonra gelen birçok Kerküklü şair üzerinde önemli etkisi bulunduğu gibi Türk kültürünü benimsemiş Kürt şairleri üzerinde de derin etkiler bırakmıştır. Hayatı boyunca söylediği çok sayıdaki Türkçe ve Farsça şiirleri bir Dîvân teşkil edecek kadar çoksa da bugün elimizde onun ancak mahdut ölçüde şiirleri bulunmaktadır (Öbek 2013: 262).

Kaynakça

Öbek, Ali İhsan, Ayşe Taşralı (haz.) (2013). Atâ Terzibaşı - Kerkük Şairleri. C. I. İstanbul: Ötüken Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. MEHMET ARSLAN
Yayın Tarihi: 28.08.2014

Eserlerinden Örnekler

Gazel

Eylemiş hat bir kaş iki gamze-i hûnhâr üç

Aklımı âşüfte bir mecrûh iki bîmâr üç

Perçem ü ebrû vü dü zülf-i siyâhında müdâm

Muzmer olmuş mâr bir akreb iki cerrâr üç

Âhû vü tâvûs u tîhûdan harâc u bâc alır

Gerdenin bir nâzın iki şîve-i reftâr üç

Akl u hûş u sabrımı yağmâ vü târâc etdiler

Püskülün bir çefyen iki cebken-i zerkâr üç

Sahn-ı gülşende benim tek kadd-i mûy-ı dâline

Âşık olmuş serv bir tûbâ iki gülnâr üç

Kâkül ü hâl ü hatın vasfıyla san hükmündedir

Mülk-i Çîn bir hıtta-i Mâçîn iki Tâtâr üç

Ârız u ebrû-yı rûyundan demâdem aks alır

Ka'be bir mihrâb iki büt-hâne-i Ferhâr üç

Fâ'iz'i rencûr u bîmâr u perîşân etdiler

Aşk bir cevr-i rakîb iki firâk-ı yâr üç

Bahâriyye'den

Nevrûz-ı sultânî yine cem' etdi güllerden haşem

Çekdi serâser âleme sultân-sıfat ceyş ü alem

Sermâyı katl etdi tamâm aldı şitâdan intikâm

Rûy-ı zemîni etdi râm çeyş-i hazâna verdi rem

Ârâste oldu hep çemen sepdi sabâ müşk-i Huten

Dükdü bulut dürr-i Aden her yerde şükren-li'l-kadem

Serdi zemîn ahzar bisât oldu zamâne pür-neşât

Dünyâda her vîrân ribât oldu hased-bahş-ı İrem

Çekdi şükûfe bâğa raht âvîzeler açdı dıraht

Gül gülbün üzre kurdu taht mânend-i şâh-ı muhteşem

Sâkî Hudâ'nın aşkına Âl-i Abâ'nın aşkına

Bu hoş hevânın aşkına miskinlere kıl bir kerem

Öbek, Ali İhsan - Ayşe Taşralı (haz.) (2013). Atâ Terzibaşı - Kerkük Şairleri. C. I. İstanbul: Ötüken Yay. 267, 264.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1ES‘AD, Kerküklü Mehmed Es‘add. ? - ö. 1832Doğum YeriGörüntüle
2KÂBİL, Muhittînd. 1834-35? - ö. 1909-10Doğum YeriGörüntüle
3Esin, Necmettin Necipd. 1912 - ö. 12 Ağustos 1987Doğum YeriGörüntüle
4MEHMED RÜŞDÎ, Ketenci-zâded. 1834 - ö. 1916Doğum YılıGörüntüle
5SERDARÎd. 1834-5 - ö. 1922Doğum YılıGörüntüle
6RE'FET, İbrâhîm Re'fet Efendid. 1834 - ö. 1903Doğum YılıGörüntüle
7BEDRÎ, Niksarlıd. 1845 - ö. 1897Ölüm YılıGörüntüle
8NÂTAVÂN, Hûrşîd Bânû Nâtavând. 1830 - ö. 1897Ölüm YılıGörüntüle
9ABDÜLKÂDİR KEMÂLEDDÎN, Erbillid. ? - ö. 1897Ölüm YılıGörüntüle
10HÜSÂMÎ, Gümüşlüoğlu Şeyh Abdurrahmân Hüsâmî Çelebid. 1387 ? - ö. ?MeslekGörüntüle
11HÂLİS, Ahmed Hâlis Efendid. ? - ö. 1777-78MeslekGörüntüle
12ŞEMSÎ, Şemseddîn Sivasîd. 1520 - ö. 1597MeslekGörüntüle
13ÂTIF, Mehmedd. ? - ö. 1908Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14NÛRÎ, Mustafa Nûrî Bey, Maraşlıd. 1844 - ö. 1906Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15MES’ÛD, Sa’deddîn-i Mar’aşîd. ? - ö. 19. yüzyılAlan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16FEYZÎ, Mustafa Feyzî Efendid. 1826-27 - ö. ?Madde AdıGörüntüle
17BELÎĞ, Örekezâde Mustafa Belîğ Efendid. 1675-76 - ö. 12 Ocak 1706Madde AdıGörüntüle
18KÂTİBÎ, Mustafad. ? - ö. 1667-1668Madde AdıGörüntüle