PERTEV PAŞA, Seyyid Mehmed Said

(d. 1785/1200 - ö. 1837/1253)
divan şairi, devlet adamı
(Divan/Yazılı Edebiyat / 19. Yüzyıl / Anadolu-Osmanlı-Türkiye)

Asıl adı Mehmed Saîd’dir. 1200/1785’te İstanbul’da doğdu. Hi­caz’dan Anadolu’ya, sonra Kırım’a, Kırım’dan da İs­tanbul’a göç eden bir seyyid ailesine mensuptur. Babası dönemin bilginlerinden Koca İmam ismiyle meşhur İbrahim Efendi, annesi Çer­kez Halil Efendi’nin kızı Hatice Hanım’dır. Babası İbrahim Efendi, gençliğinde Sultan Abdülhamid döneminde Kütahya’dan İstanbul’a gelip bazı önemli isimlerle irtibat kurmuş, kadılık mesleğine girmiştir. Daha sonra İstanbul civarındaki Darıca Kasabası'na yerleşmiş, orada vefat etmiştir. Küçük yaşta babasını kaybeden Mehmed Saîd, annesi ve dayısının destekleriyle tahsilini sürdürdü, sıbyan mektebini bitirdi. Devrin ileri gelenlerinden Ataullah Efendi’den icazet aldı. 1219/1804’te dîvân-ı hümâyûn rüûs kalemine girdi, bir süre sonra dîvân kalemine geçti. Geleneğe uyularak kendisine burada Pertev mahlası verildi. Daha sonra da hep bu adla anıldı. Dîvân kaleminden sadaret mektubî odasına geçen Pertev, reisülküttaplık yapan Gâlib Efendi’nin takdirlerini ka­zandı ve onun himayesine girdi. Gâlib Efendi, Rusya ile yapılacak sulh için 1808’de (1223 yılının sonlarında) Yaş’a ve 1811 yılının sonunda Bükreş’e giderken onu da kâtip sıfatıyla yanına aldı. Pertev Efendi, daha sonra âmedî odasına girerek âmedciliğe 1236/1820 yükseldi. 1240/1824’te dîvân-ı hümâyûn beylikçiliğine, 1242/1827’de reisülküttaplığa atandı. 1830 Nisan'ı sonlarında siyasi nedenlerle II. Mahmûd tarafından reisülküttaplıktan azledildi. Buna rağmen aynı yıl Girit isyanı sebebiyle Mehmed Ali Pa­şa ile İstanbul arasındaki anlaşmazlıkların gideril­mesi için Mısır’a gönderildi. Başarıyla tamamladığı bu iş üzerine II. Mahmud tarafından taltif gördü, sadaret kethüdalığına atandı. 1251/1836’da sadaret kethüdalığı, umur-ı mülkiye nezaretine dönüştürülünce Pertev Efendi, vezaret ve müşirlik mertebesi ile nazır oldu. Daha sonra kendisine paşa unvanı verildi. Padişah nezdindeki konumu ve nüfuzundan dolayı halk arasında “tuğsuz padişah” lakabıyla anılmaya başlandı. Rakipleri ve kendisini çekemeyenler tarafından iftiralara uğradı, bunların başında gelen Âkif Paşa’nın, Tabsıra’sı Pertev Paşa’yı gözden düşürmek amacıyla yazılmıştır. Devletin uğradığı sıkıntıların sorumlusu olarak gösterilmek istenen Pertev Paşa, iddialar üzerine II. Mahmûd tarafından 1253/1837’de azledilerek Edirne'ye sürüldü. Yine başta Akif Paşa olmak üzere Pertev Paşa’nın ortadan kaldırılması yönünde önemli girişimlerde bulunuldu. II. Mahmûd’un izniyle Edirne valisi Emin Paşa tarafından hükümet konağına davet edilerek orada boğduruldu (1253/1837). Nükseden hastalığı nedeniyle öldüğü ilan edildi, törenle Edirne’de Seyyid Celaleddin Türbesi civarında defnedildi.

II. Mahmûd’un Pertev Paşa’yı haksız yere katlettirdiği için sonradan pişmanlık duyduğu rivayet edilir. Lebîb Efendi, “Beyt-i firdevs ola menzil-i Pertev Paşa” mısraını vefatına tarih düşmüştür. Osmanlının son döneminde yetişmiş önemli devlet adamlarından biri olan Pertev Paşa; Reşid Paşa, Sârim Paşa, Şekib Paşa gibi pek çok devlet adamının yetişmesinde ve yükselmesinde önemli rol oynamıştır. Şairliğinden ziyade devlet adamlığıyla tanınan Pertev Paşa, aynı zamanda dönemin önde gelen şairleri arasında gösterilir. Önce “Meşreb” mahlasını kullanmış­tır. Devrin geleneğine uyarak Mevle­vîlik tarikatına intisap etmiş olan Pertev Paşa’nın şiirlerinde Mevleviliğin etkisi görülür.

Pertev Paşa’nın tek eseri Dîvân'ıdır. Dîvân'ı ölümünden üç yıl sonra İstanbul ve Bulak’ta basıldı (1256/1840). Edirne’de sürgünde iken Kuru Kafa adında yaşadıklarını kaleme aldığı bir küçük eserden bahsedilse de böyle bir eseri bulunamamıştır.

Arapça ve Farsça şiirleri de bulunan Pertev Paşa’nın pek çok tarih manzumesi, tahmis, tazmin ve nazireleri bulunmaktadır. Dîvân'daki tarih manzumeleri, şairin dönemin olaylarına bakış açısını ve ilgilendiği çevreyi yansıtma açısından önem taşımaktadır. Özellikle II. Mahmûd’un yaptırdığı camiler, çeşmeler, kışlalara tarih düşülmüştür. Gazellerde ve şar­kılarda mahalli unsurlara sıkça rastlanır. Şarkıları bestelenmiştir. Gazellerini Nâbî ve Râgıb Paşa’nın tarzlarının devamı olarak görür. Yer yer Vâsıf ve Fehîm tarzının da hissedildiğini söyler. Pertev’in düzgün ve kudretli bir dile sahip olduğunu, klasik mazmunları başarıyla kullanıldığını ifade eden Kocatürk, gazellerini lirizm açısından zayıf bulur (1970: 597).

Kaynakça

Akbayar, Nuri (hzl.) (1996). Mehmed Süreyyâ, Sicill-i Osmânî. C. 4. İstanbul: Tarih Vakfı Yay.

Çiftçi, Ömer (hzl.) (yty.) Fatîn Davud-Hâtimetü’l-Eş‘âr, http://ekitap.kulturturizm.gov.tr/belge/1-83500/tezkireler.html (E.T. 30.05.2013).

Dîvân-ı Pertev (1253/1837). İstanbul.

Findley, Carter Vaughn (2007). “Pertev Mehmed Said Paşa”. TDV İslam Ansiklopedisi. C.6. İstanbul: TDV Yay.

İnal, İbnü’l-Emin Mahmud Kemal (1930). Son Asır Türk Şairleri, 4 C. Orhaniye Basımevi.

Kapıcı, Özhan (2006). Tanzimat Yolunda Bir Osmanlı: Mehmet Sâid Pertev Paşa (1785-1837). Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi.

Kocatürk, Vasfi Mahir (1970). Türk Edebiyatı Tarihi. Ankara: Edebiyat Yayınevi.

Kurnaz, Cemal vd. (hzl.) (2001). Mehmet Nâil Tuman, Tuhfe-i Nailî. C. I. Ankara: Bizim Büro Yay.

Kutlar Oğuz, F. Sabiha vd. (hzl.) (2012). Mehmed Tevfik Kâfile-i Şu’arâ. İstanbul: Doğu Kütüphanesi.

Şemseddin Sâmî (1996). Kamûsu’l-A’lâm. C. 2. Ankara: Kaşgar Neşriyat.

Turan, Şerafettin (1997). “Pertev Paşa, Mehmed Saîd”. MEB İslam Ansiklopedisi. C.9. Eskişehir. 554-556.

Ünver, İsmail (1988). “Pertev Paşa”. Büyük Türk Klasikleri. C.8. Ankara: Ötüken-Söğüt Yay. 133-136.

Yavuz, A. Fikri, Özen, İsmail (hzl.) (1972). Bursalı Mehmed Tahir, Osmanlı Müellifleri. C. 2. İstanbul: Meral Yay.

Madde Yazım Bilgileri

Yazar: PROF. DR. BAHİR SELÇUK
Yayın Tarihi: 24.07.2013

Eserlerinden Örnekler

Târîh Berây-ı Kışla der-Bâb-ı ‘Asker

Nâzım-ı devlet ü dîn hazret-i Sultân Mahmûd

Şeref-i rûy-ı zemîn sâye-i Rabb-i ma’bûd

 

Çekilir mevkib-i ikbâline râyât-ı fütûh

Görünür cünd-i melâ’ik bu alaydan ma’dûd

 

Bâb-ı ser-‘askere bu kışlayı yapdırdı o şâh

‘Askerin râhatıdır bunda esâs-ı maksûd

 

‘İllet-i gâ’iyesi emr-i Hudâ emr-i cihân

Bu nizâmâta sebebsiz mi bu bezl-i mechûd

 

Eyleyip ‘asker-i mansûr ile kevni imlâ

Rub’-ı meskûna ola zıll-ı livâsı memdûd

 

Yakışır yanına târîh-i mu’allâ Pertev

Kışla yapdırdı bu ‘Alî yere Sultân Mahmûd (H. 1248)

 

Şarkı

Sevdi gönlüm ey melek-sîmâ seni

Ben kadar var mı seven âyâ seni

İsterim bir lahzacık tenhâ seni

Kaç gün oldu görmedim zîrâ seni

Hasretinle oldu kârım âh ü zâr

Kalmadı sabr u karâra iktidâr

Pek güç oldu intizâr âh intizâr

Kaç gün oldu görmedim zîrâ seni

Bendeki derd-i dile dûş eyledin

Zevk edip ellerle mi nûş eyledin

Etdigin va’di ferâmûş eyledin

Kaç gün oldu görmedim zîrâ seni

Âşık-ı zârın sezâdır kat-be-kat

Gayrılar lâyık mı olmak mültefit

Gel efendim merhamet kıl merhamet

Kaç gün oldu görmedim zîrâ seni

Müstezad

Hasretle bu şeb gâh uyudum gâh uyandım

Hep ol mehi andım

Eğlence edip hâb u hayâlin oyalandım

Tâ subha dayandım

Kan ağladım içdikçe mey-i bezm-i firâkı

Bî-minnet-i sâkî

Peymâne gibi gâh dolup gâh boşandım

Her renge boyandım

Verdim bu gece şem’ ile pervâneye hayret

Pür-sûziş-i hasret

Yanıp yakılıp gâh durup gâh dolandım

Âteşlere yandım

Derd-i elemin çekmeğe yok tâb u tüvânım

Ey rûh-ı revânım

Dil verdim ise ben seni insâf edesandım

Cânımdan usandım

Nakdîne-i cân elde gezip dehri dolaşdım

Çok şûha sataşdım

Pertev dil-i bî-çâreye bir çâre arandım

Bin derd kazandım

Gazel

Nigâh-ı bâğ-ı fenâ hâr-ı çeşm-i cânımdır

Gubâr-ı şûru nemek-pâş-ı zahm-ı cânımdır

Sabâh-ı haşre sürer bendeki bu sûz u güdâz

Şeb-i gamında yanan şem’-i bezm-i cânımdır

O söz ki mâ’ide-i ‘Îsî-i dehânındır

Çü zehr olursa da helvâ-yı hazm-ı cânımdır

Hayâta neş’e verir derd-i hicrine nisbet

Ecel çü şerbet-i iksîr-i bezm-i cânımdır

Musavvir etmiş o kadd-i kıyâmeti tasvîr

Yanınca sâyesi bî-fark resm-i cânımdır

İlâhi tîğ-ı kazâya havâle etdim anı

Rakîb-i rûh-ı revânım ki hasm-ı cânımdır

Huzûr-ı pîrde Pertev durup da haşr olmak

Behiş-i kurbete şeh-râh-ı ‘azm-i cânımdır

Dîvân-ı Pertev (1253/1837). İstanbul. 70, 122-123, 98-99, 30.


İlişkili Maddeler

Sn.Madde AdıD.Tarihi / Ö.TarihiBenzerlikİncele
1VAHYÎ, Seyyid Mustafa, İstanbullud. ? - ö. 1878Doğum YeriGörüntüle
2Ender Macund. 28 Eylül 1965 - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
3İZZET, Ahmed Efendid. ? - ö. ?Doğum YeriGörüntüle
4KÜRŞADÎ, Süleymand. 1785-1786? - ö. 1839-1840?Doğum YılıGörüntüle
5ADLÎ, II. Mahmudd. 20 Temmuz 1785 - ö. 1 Temmuz 1839Doğum YılıGörüntüle
6SA'DÎ, Sâlih Efendid. 1785-1786 - ö. 1829Doğum YılıGörüntüle
7SAFVET, Nesîbe Hanımd. ? - ö. 1837Ölüm YılıGörüntüle
8HÂLİS, Mirza Abdüssettâr Hâlisd. ? - ö. 1837Ölüm YılıGörüntüle
9SIDKÎ, Hasırî-zâde Şeyh Süleymân Sıdkî Efendid. 1796 - ö. 1837Ölüm YılıGörüntüle
10RÂŞİD, İbrahim Râşidd. 1812 - ö. 1892MeslekGörüntüle
11NÂMIK MEHMED PAŞA, Darendelid. 1731-32 - ö. 26 Ağustos 1783MeslekGörüntüle
12MUSTAFA, Telhisîzâde Mustafa Efendid. ? - ö. 1683MeslekGörüntüle
13KARÂRÎ, Ankaralıd. ? - ö. 1827Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
14HÜSEYİN KÂZIM, Kavalalıd. ? - ö. ?Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
15HAKKI, Kıbrısî-zâde Şeyh İsmâil Hakkı Efendid. 1785 - ö. 1862Alan/Yüzyıl/SahaGörüntüle
16GENCÎd. ? - ö. 1648-49Madde AdıGörüntüle
17FECRÎd. ? - ö. 1905-06’da hayattaMadde AdıGörüntüle
18KEMÎNÎd. ? - ö. ?Madde AdıGörüntüle